Aralık 05, 2009

Mutlu Haber...

Çok sevdiğim bir tanecik arkadaşımın hamile olduğu haberi geldi. Kendileri de inanamıyorlar. Çok ama çok sevindik. Bugün aklımdan geçmişti, ne oldu acaba diye. Öyle güzel bir haber ki... Kızımıza arkadaş geliyor, yaşasın...


Bu arada blogda çok kendimden bahseder oldum sanırım. Asıl Ela haberlerini atlıyoruz. Daha doğrusu o kadar çok haber var ki yazmaya yetişemiyorum.

Geçen hafta yürüdü Ela. Elini sehpadan bırakıp 4-5 adım. Daha önce 1-2-3 adım atıyordu. Sonra baktık hızlı hızlı geliyor. Ayakta durabiliyor. Sallanıyor, dans ediyor. Müzikle beraber ritmik hareketleri var. El sallaması ve çırpması zaten çok uzun zamandır devam ediyor. Top atma tutma oyununu epeydir oynuyoruz. En güldüğümüz nokta, anneanne Ela'ya yataktan ve koltuktan arkasını dönerek inmeyi öğretmiş. Genelde öyle iniyor ama arada yüzünü dönüyor. O durumda anneanne hıııı diyor, hatta bunu Ela'nın oyuncak bebeği üzerinde onu manken olarak kullanarak göstermiş. Şimdi son durumda, Ela koltuktan kendi ineceği zaman önce yüzü önde geliyor, sonra elini kaldırıp kızgın bakmaya çalışarak aaaaaa diyor, sonra popoyu dönüp iniyor. O kadar komik ki o aaaa ifadesi anlatamam.

İstediği her şeyi ifade ediyor. Anne, baba, mama meme, abba, mü, bu, diyor. Bazen uzun cümleler kurarak konuşuyor. Yemek yerken yoğurdu işaret ediyor mesela, üstüne ekmekten istiyor. Su istediğini belli ediyor. Almak istediği bir şey olduğıunda işaret parmağıyla gösterip müü diyor. Biz de evde bişey istediğimizde parmağımızı uzatıp müü demeye başladık.

Bir süredir avucun içinde tavşancık, bu tutmuş, bu pişirmiş oynuyoruz. Bir süredir, kendi kendine yapıp parmakları kapatıyor. Çadırına girip kitaplarını açarak kendi kendine bakıyor. Uzunca bir süre oyalanıyor. Çadırda cee oyununu ciddi oynuyor. Unutturacak kadar saklanıp sonra cee yapabiliyor.

Anneanne ile meyveleri sebzeleri öğrenmişler.

Şu anda akşamları tahıl vermiyoruz. Bizim yemeklerden severek yiyor. Bu akşam 4 adet dolma içi yedi mesela. Çorba da içti, yoğurt da yedi. Maşallah...

Şarkı söylüyor, çalan şarkıya kendince eşlik ediyor. Çok matrak.

Acıkınca mama diyor.

Tek sefer emziriyorum, ondan asla feragat etmiyor. O sırada aramıza giren bir şey olursa sinirleniyor. Geceleri uyurken genelde (Ayşe senin tulum) tulum giyiyor. Onu giyince uyku zamanı geldiğini anlıyor.

Kaka yapacağı zamanı anlıyoruz. Kaka yapınca eliyle gösteriyor.

Çok akıllı bu çocuklar. Sadece Ela değil, hepsi.

Kitap okumaya devam ediyoruz. Hatta bu ritüele bindi. Ben işten geldikten sonra kitabı alıp gelip bacaklarımın ortasına oturuyor. Beraber sayfaları çeviriyoruz. Bazen Ela çeviriyor ve denk geldiği sayfayı okuyorum. Dubaiden arkadaşım bize hem ingilizce, hem türkçe cdli masal kitabı yollamış. Ela delirdi ona. Kadifemsi bir yeri de var. Onu açıyoruz, denk gelen sayfayı okuyorum. İngilizce ya da Türkçe, hangisi denk gelirse.

Kitaplardan ve arkadaşlardan yana şanslıyız. Damla bize Giddar'ı verdi, hem de imzalı. Daha başlayamadım. Anne ve Bebişi taaa nerelerden The Idle Parent'i yollamış. Ne kadar ince, ne kadar... özel insanlar tanıdık bu blog sayesinde. The Idle Parent bitti bitiyor. Geçenlerde yazdığım mim de biraz o kitaptan çıktı. Yeliz'cim yanıtlayacağım tez zamanda. Oturamadım bi türlü.

Bugün yolda sevgiliyle Bostancı'dan Taksime giden dolmuşta uzun uzun Ela'nın eğitimi nasıl olmalı diye konuştuk. Öss birincisi yetiştirmek gibi bi derdimiz yok. Ama bazı şeyleri temelden ve güzelliği içinde öğrenmesini çok isterdik. Test için değil de, matematik sevgisi için matematik gibi. Matematiği çok severim ben, sevgili de öyle. Ama sorular çözmek gibi değil, daha çok Tübitak olimpiyatları tadında. O bile değil. Nasıl desem, öze dair. Bizim bilmediğimiz şeylere dair. Bu konu derin, daha sonra ayrıca yazarım. Yani özetle, öss, sınav, başarı gibi değil de öğrenmenin kendisi, düşünce yapısı, ezberci olmayan zihin, yaratıcılık (belki felsefede anahtar?) gibi şeyler.

Neyse delirmeyelim şimdiden. Tüm konu günebakan kızıyla ders çalışamamıştan çıktı aslında. Kendi çocukluğumuza gittik, bizimle çalışan olmamış. (İyi ki.) Benimle biraz fazla ilgilenildiğinden ben ilgiden sıkılan kendi başımaaaa olmalıyım, yapmalıyım türü bir insan olmuşum. Çocuklara yaranılmaz azizim.

Sadece hamileliğini kutlayacaktım arkadaşımın ne kadar yazdım. Ay daha anlatacaklarım var durun gitmeyin dedim.

Read more...

Aralık 04, 2009

H1N1 - Domuz Gribi Aşısını Olduk...

Bugün Ela domuz gribi aşısının ilk dozunu oldu.


Sancılı bir karar verme sürecinden geçtik. Aşının olası yan etkileri, yeterince test edilmemişliği, geçmişte olanlar derken hepimizin kafası karıştı bol bol. En son olarak okuduğum bir kaç yazı, newyork timesda çıkan bir yazı derken, düşüncelerim değişti.

Kimseye doğrusu budur, şudur diyecek kadar kesin bilgim yok, zaten tıp uzmanı da değilim.

Kararımız oluştuktan sonra doktorunu aradık Ela'nın aşıyı önerdiklerini söyledi.
Hastalık halinde alacağımız ilaçların riskinin aşının riskinden yüksek olduğunu düşünerek aldık bu kararı.

Zaten iyimser bir insanımdır ben. Aslan kızım benim. Kahraman yavrum.

Kimsenin çocuğu hasta olmasın hiç.

Sağlıklı, neşeli günler!

Read more...
Blog Widget by LinkWithin

Blog Archive

Gelen Giden...

Son Yazılardan

  © Blogger template Coozie by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP