Kadınlarla ilgili olan bir cümlesini aktarmak istiyorum. Diyor ki 30 yaşına kadar olan kadınlara verdiğimiz mesajla, sonrasında verdiğimiz taban tabana ters. 30 yaşına kadar "kim tutar seni, her şeyi olabilirsin." 30dan sonra işe dönen anneysen, suçlusun. "Otur çocuğuna bak. Herşeyi yapamazsın. Hatta evde otursan bile pek yeterli değilsin bana sorarsan"
"Bizlere her şeyi yapabileceğimiz söyleniyor ama bir kere anne olduktan sonra o her şey "evde" ya da "9dan 5e kadar" yapabileceklerimize dönüşüyor." "Çalışan babalar bir çok konuda yan çizebilirken, çalışan annelere karşı çelişkili duygular besliyoruz."
"Erkek ve kadın eşitttir; yoo durun bakalım çocuklar sizin sorumluluğunuzda" "Yaşayabilmek için iki maaşa ihtiyaç duyuyorsunuz; yoo bi dakika bekleyin, tek maaşla yaşamayı öğrenin" "Çalışmanın size verdiği tatmin ve statüyü elinizde tutmalısınız; yoo bir dakika, evde oturmak daha önemli"
"Hem çalışan hem de evde oturan anneler, başarısız olmak zorunda."
"Araştırmalara göre kreşe giden çocuklar sadece anneleri tarafından büyütülenlere göre daha fazla bilişsel yetenek ve akademik başarı gösteriyor. Ama bu araştırmalar asla ana akım medyada yer almıyor.
The Mommy Myth kitabına çok fazla referans var. Çocuklar daha doğmadan odaları hazırlanıyor. Bireyselliği vurgulayıcı isimleri her yerde. "Bu bizim çocuklar etrafındaki narsistliğimiz... Çocuklarımızın ne kadar doğru, eşsiz ve değerli olduğuna aşırı bireyselleştirilmiş bir önem verip onları diğerlerinden daha özel bir umut pırıltısı olarak görüyoruz"
Bu yazıyı yazarken bazı görüşlerin aslında kuşak olarak hem bizi, hem de Amerikan kadınlarını nasıl şekillendirdiğini anlatmak istedim. Yoksa kesinlikle o mu iyi, bu mu telaşesine ve tartışmasına yol açmak istemiyorum. Gerek nurturiada, gerek bloglarda, gerek sözlükte o kadar çok ve gereksizce tartıştık ki.
Bireyselliği yüceltmekten çok, paylaşımı, ahlakı, düşünceli olmayı, empatiyi özendirebilsek keşke. Belki ben neslinden sonra bir gün sen nesli de gelir diye ummak istiyorum.
İyi geceler...
