29 Nis 2008

PKOS ve Gebelik

PKOS dertlilerinin bildiği gibi polikistik ovary sendromu demek. Hastalık mı, sendrom mu doktorlar kesin karar verememişler. Ancak bilinen o ki, en büyük infertilite nedenlerinden biri.
Neden oluyor kesin bilinmiyor. O mu kiloya yol açıyor, kilo almak mı ona bilinmiyor. Bilinen şu: insülin direnci denen bir şeye yol açıyor. Bu nedenle ne yeseniz yaramaya başlıyor. Yiyorsunuz ama kan şekeriniz düşüyor. Bu nedenle hep yorgun, hep bitkin hissediyorsunuz.

Bütün PKOSlar şişman olmuyor. Her bireyin farklı öyküsü var. Aşırı tüylenme, kilo, erkek tipi kellik bunlar hep PKOS belirtisi ve sonucu olan şeyler. En kesin belirtisi düzensiz adet görme. 30 gün, 35 gün, bunlar çok alışılmadık değil.

Bende olduğu nasıl ortaya çıktı?

Ben ergenlik itibariyle 30-35 gün döngüsünde yaşayan bir insandım. Bazen iki ayda bir, bazen üç. Ama itiraf etmek gerekirse bu hiç de yakındığım bir durum değildi. Zaten nefret etmiştim. (Kadınlığa sağlıksız yaklaşımlar no 1) Herkes yılda 12 kere bu "derdi" çekerken ben 8-9la kurtarıyor ve kendimi ayrıcalıklı hissediyordum. Kilo sorunum yoktu, ancak zaten hemen hemen hiçbir şey yemiyordum. O zamanlar ki diyetim şöyleydi.
Sabah : beyaz peynir, biraz ekmek, çay.
Öğlen: evde ne varsa 1 tabak. sebze, tavuk, et
akşam: evde ne varsa 1 tabak. Genelde bizim evde sebze yemekleri olurdu.

Üstüne günde 1.5 saat yürüyüş ve gençlik tabi. Sonraları kilo almak hep çok kolay, vermek hep çok zor oldu. Taa ki hem iş, hem özel hayatımda stresin doruklarını yaşadığım zamana kadar. Bir ayda 15 kilo aldım. Regl kesildi. Derhal doktora gittim. Doktor hem myom buldu, hem de bu sendromdan adı hiç geçmeden bahsetti. Önce regl görebilmem için bir ilaç verdi, sonra da beni Diane 35 adlı doğum kontrol ilacına başlattı. (Bu arada Diane 35in myomlarımı büyütüp büyütmeyeceğini de kontrol edecekti.) Myomlar için beni derhal laparoskopik ameliyata almak istiyordu. Aynı ziyarette hem myom hem de bazı kistlerden bahsedilmesi fena halde kafamı karıştırmıştı. Doktorum malesef yeterince açıklayıcı değildi. (IQm da Eqm da gayet yerindedir bu arada. Son derece okumuş etmiş bir insanım. Anlatınca anlayabiliyorum.) Ben de kafayı kırdım ve bulduğum herşeyi okumaya başladım. PCOs gruplarına üye oldum. (Bu tabi hemen olmadı. Önce başka bir doktor tavsiyesiyle diyetisyene gidip on iki aylık bir kilo verme, verememe sendromu yaşadım. Ancak ondan sonra Metformin denen ilaçtan bahsedildi bana. ) (Gerçi bu konuda araştırmalar da sürekli ilerliyor.)

Öğrendiklerimi özetlemek gerekirse:

1- Kadın doğum konusunda önüne gelen doktora gidilmez. Yaklaşımlar doktordan doktora, (ve tabi hastadan hastaya) çok değişiyor. Aklınıza ve ruhunuza hitab eden birini bulmak çok önemli. Doktora güvenmeniz gerekiyor.

2- Damdan düşenin halinden damdan düşen anlıyor. Normal insanlara bir türlü neden zayıflayamadığınızı anlatmanız çok zor. Yaşadığınız hayal kırıklıkları, dalgalanımlar. Bunları benzer dertleri olan kadınlarla paylaşmak daha kolay. İkincisi bir topluluğa üye olmak sizi bir anda dünyanın her yerinde yaşayan kadınlarla ve tabi onların doktorlarıyla tanıştırmış oluyor. Yeni bir tedavi deneniyorsa bir yerde hemen haberiniz oluyor. Dil engeli var, ingilizce bilmek çok yardımcı. (Bilmeyenler için de ben duyduklarımı burdan aktarmayı düşünüyorum.) Onun dışında Türkçe forumlar var. İnanın yalnız değilsiniz.

3- Metformin güzel bir ilaç. Mide bulantısı yapıyor. İshal yapıyor. Karın sürekli şiş gezmeye alışır oluyorsunuz. (Bir de kilo problemi varken şiş karın nasıl bir zulmdür...) Ama işe yarıyor. İnsülin direncine iyi geliyor ve artık normal insanlar gibi diyet yaparken kilo verebilir hale geliyorsunuz.

4- Metformin tek başına işe yaramıyor. Ve normal insan diyetleri size uymuyor. Kesinlikle düşük karbonhidrat almak gerekiyor. Düşük karbonhidrat rejimlerinden birini tercih etmelisiniz. Diyetisyene gidiyorsanız en azından denemek için zorlayın. Herkese verilenler size uymaz.

5- Yürüyüş ve yüzme gibisi yok. Yüzme zor iş derseniz, yürümek kolay derim. Yarım saat, bir saat. Hiç yoktan iyidir. (Metformin ve diyetle beraber)

6- Çocuk sahibi olmak zor diyenlere inanmayın. Oluyor. Sanırım. Oluyor gibi gibi... Doktora gidince daha kesin yazabileceğim.

Daha çok işin başındayım ve öğrenecek çok şey var... Fırsat buldukça yazmaya devam edeceğim. Sevgiler. Umudu kesmeyin asla.

3 yorum:

Ayşe Aydın Akkurt dedi ki...

Çok çok iyi yapmışsınız yaşadıklarınızı paylaşarak!şükür ki anlayabilen birileri var hissi iyi geldi!Çoook teşekkürler!!!

yasemin han dedi ki...

Ben birsürü kafamdan alamıyorum ve kimseye söylemedim bugüne kadar 8 aylık evliyim çocuk istiyorum elimde ne kadar dile getirmese de oda istiyor nisanli iken konuşurduk şimdi ne yapacagimi hiç bilmiyorum ama korkuyorum cok

yasemin han dedi ki...

Çok korkuyorum 8 aylık evliyim ve hala gebe kalmadım kimseye anlamadım daha ne yapmam gerektiğini hiç bilmiyorum