7 May 2008

Gebelik Depresyonu ve Doğmamış Çocuğa Mektup

Zaman geçiyor.

16 Haziranda üç aylık olmuş olacak ve görece riskli dönemi kapatmış olacağız. Zaman geçiyor. Yeni yeni farkediyorum bazı şeyleri. Biz biraz körleme daldık bu işlere. Örneğin bundan böyle hiçbir şey aynı olmayacak. İçkiyi unut, sigarayı unut, beslenmene dikkat et.

Çok depressif hissediyorum hala. İçtiğim ilaç yapabilirmiş. Ne kadar sinik düşünce varsa aklımda. Bu çocuk eleştirmen, sosyolog filan olacak... Olaylara pozitif tarafından bakamıyorum, "ama bak iyiye gidenler de var" koca bir yalan. Dünya cennet bahçesi değil, olmayacak da. Aklıma "doğmamış çocuğa mektup" adlı tuhaf kitap geliyor, kendimi suçlu hissediyorum. Ortaokulda okumuştum, sonra tekrar okuduğum da oldu. Orianna Fallaci. Kendisi rahmetli oldu. Humeyniyle röportajları vardı. Ya eskiden Humeyni diye biri vardır. Şimdi Ahmedi Nejat var. İmaj herşeydir, şeriat hiç bir şey.

Doğmamış Çocuğa Mektup gebe bir kadının din ve dünya işleriyle hesaplaşması gibiydi. O günlerde ateisttim ben de çok katılmıştım kendisine. Şimdi bilmiyorum. Kadının depresif masallarını zalim buluyorum. Öte yandan kendim olumlu, kelebekli düşler kuramıyorum. Neden normal olamıyorum? Normal ne? Filmlere lanet olsun. İnsanın keyifle şişmanlayıp, şen şakrak doğurması gerekmiyor mu? Bu denli özlenmiş, istenmiş bir bebek. Babayı seviyoruz. Eee. Noluyor? Sırası mı bilmemne sendromunun. Sırası demek.

Hiç yorum yok: