17 May 2008

Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar...


NİKBİNLİK

“Güzel günler göreceğiz çocuklar,
güneşli günler
…………….göre-
…………………-ceğiz…
Motorları maviliklere süreceğiz çocuklar
Işıklı maviliklere
………………..süre-
……………………-ceğiz…
Açtık mıydı hele bir
………………..son vitesi,
adedi devir.
………….Motorun sesi.
Uuuuuuuy! Çocuklar kim bilir
………………………………..ne harikuladedir
…………….160 kilometre giderken öpüşmesi…

…”

Nazım Hikmet (http://nazimhikmet.fisek.com.tr/siir/nikbinlik.htm‘den alıntılanmıştır)

Bugün güzel bir gün. Gece saat 2:42. Sanırım başetmeyi öğreniyorum. İkincisi ve daha önemlisi yalnız değilim.

Dün gece uykusuz kaldığım için sabah uyanamadım. Biraz daha uyudum. Otobüs beni almadı, güç bela işe gittim. İşte aksilikler birbirini kovaladı. Büyük bir projenin sonundayız ve yorgunum. Sorumluluk çok fazla, yetki orantılı değil. Bir başlasam anlatmaya ohooo. Ama öte yandan, işimiz gücümüz var. Evimiz var. Sağlıklıyız ve yaşıyoruz. Ayaktayız. Ve daha da güzeli çok yakında üç kişi olacağız. Salı günü kalp atışlarını duymaya gideceğiz.

İçimde bir kalp daha olduğuna inanamıyorum. Benimki tık tık diye atarken yavruşunki de tıktıktıktık diye atıyor olmalı.

Dün akşam annemle konuştum uzun uzun. Biraz kendimi kasıyormuşum anlaşılan. Hani insan kendini tuhaf bulur durur, sonra başkasına anlatınca biraz daha normal hisseder ya.

Daha sonra bugün yakın arkadaşlarımdan oluşan gruba anlattım. Geçen sene doğurmuş bir arkadaşıma ultrasonla ilgili bir konu sorarken konular açıldı. Dedi ki özetle, her hamilelikten hamileliğe değişiyormuş mod. Birinde laylay, birinde endişe kumkuması olabiliyormuşsun. Birinde miden altüst olabiliyormuş, ötekinde aslan kesiliyormuşsun. Bunlar kitaplarda yazıyor ama insanın arkadaşından duyması başka. Sonra sonra asıl önemli kısma geliyorum. Tam benim ihtiyacım olan kısma. Bilgelik desem, sufilik desem: deneyimin gücü. Dedi ki:

” Daha önceki hamilelikte acayip midem bulanıyordu, hiç birşey yiyemiyordum. Öyle işte hem kadından kadına, hem hamilelikten hamileliğe değişiyomuş bu. Ve çok ezik hissediyodum kendimi, hırslanıyordum onu hatirliyorum. Geçmişteki olaylar fır fır dönüyordu kafamda, “bana o yapılır mıydı laaan” diye ağlıyordum falan :). O yuzden sinirlenme, negatif düşünme olumlu düşün diye bastıramıyorum insanın elinde diil, mantıklı geliyordu o hissettigim.”

Bu sözleri duyunca bana bir sakinlik geldi. Bir huzur geldi.

Sonra bu kadarla kalsa iyi devamı var:

“Simdi sen benim tee aylar hatta yıllar önce ettiğim salak lafları bile hatırlayıp kizabilirsin bana yani o derece bişey. Ozur dilerim Ozgurrrr, ne dediysem ne yaptıysam :) ”

Bu mailin arkasından diğer arkadaşlar da “biz de biz de, bak bana sarıyorsan ben de özür dilerim” diye mail attılar. Bunun üzerinde anladım ki sadece ben deli değilim. Biz hepimis böyleyiz. Bu olayın üzerine o kadar duygulandım ki (tabii kiii doğal olarak) bi fasıl da buna ağladım. Ama bu iç temizleyen, zehir akıtan türden bir ağlamaydı. Birden anladım ki dünyadaki en şanslı insan benim. Beni gerçekten seven ve daha önemlisi anlayan, içinde hisseden üstelik zeki, duyarlı ve de çok komik arkadaşlara sahibim. (Ya zaten biliyodum da, böyle bi daha şükreder ya insan. Hani ıssız bir yoldan geçerken, hani yılları sayar da insan, hani gözleri dolar ya birden… işte öyle bir şey… ) O yüzden artık resmi olarak olumsuz düşünmeme, tuhaf hırslanmalarıma, kindar duygularıma ve sarmalarıma izin çıkmış gibi hissediyorum. Özgürce saydırabilirim. Yapılır mı yahu benim gibi insana? Bundan böyle canımın çektiğince olumsuz olacağım ve somurtacağım.

Ve tabi tek derdim buymuş. Bu izin çıkınca sanırım olumsuz düşünmenin keyfi kaçtı. Yasadışıydı bir anda yasallaşınca şaşaladı garip. Tamam dedim yahu düşüncem. Salı günü de işte istifa edicem. Ohh mis. Böyle diyince bütün negatifler üfff sıkıcı dediler ve üzerimden başımdan akarak toprağa karıştılar. Ben de rahatladım. Gerçi gece gene uykumdan uyandım ama, buna sinirimin bozulması bir yana, “isabet, ben de güzel güzel yazımı yazarım” şeklinde davrandım. Bundan böyle uykumun kaçması tatsız bir konu değil. Keyfimin kahyası mıyım, kim demiş hergün aynı saatte yatılacak, kalkılacak diye. Özgür anne diye isim koymak iyi oldu bloga. Belki sonuç iyibariyle teoride ve pratikte de bir özgürleşme yaşarız. Olur mu kız? Neden olmasın…

Hiç yorum yok: