30 Haz 2008

14 Hafta. Zaman ilerliyor

Doktora gittik. Ultrasonda bebegimiz kıpır kıpır, hareketli. Henüz cinsiyetini bilmiyoruz. İnsan merak ediyor.

Sonra insan düşünüyor. Yeni bir bebek, yeni bir umut. Dünya için bir güzellik. Bir insan daha. En çok ne istiyoruz onun için diye konuşuyoruz sevgilimle. En çok şunu istiyoruz. Tamamen özgür olmasını. Ne koşulların, ne diğer insanların, ne bizim, ne de içseslerinin kısıtlamayacağı bir hayat sürsün. Güçlü olsun, istediklerinin peşinden gelsin. Sınırları sorgulasın. Düşüncesine ve yaratıcılığına hiç sınır koymasın. Ve korkmasın. Korksa bile bu onu durdurmasın.

Bahanelere sığınmasın asla. Hayatını kendisi yaratsın. Yapamazsın, edemezsinlere gülsün, geçsin. Ruhu hiç kırılmasın. Ne olursa olsun espri anlayışını kaybetmesin.

Hepimiz özgür ve sınırsız potansiyele sahip doğuyoruz ve yolda bir yerlerde kaybediyoruz. Tökezliyoruz, iyi köpek eğitimleri alıp uslu uslu oturmayı öğreniyoruz. Tekrarlanan yenilgiler, bitmeyen bahaneler filan.

İstiyoruz ki gerçekçilik denen şeyin bir masal olduğunu bilsin, diğer masallar gibi. Kendi gerçekliğini kendi tanımlasın. Ve yürüsün.

Böyleyken böyle.

Ve aşık olsun.

Hiç yorum yok: