12 Tem 2008

Gelişmeler

İş yerinde yöneticime ve insan kaynaklarına söyledim. Diğerlerine söylemek konusunda ise kararsızım. Hamilelik kamusal bir durum sanki, bir anda herkes size karışma konusunda kendini haklı görmeye başlıyor. Şunu yap, bunu yapma. Bunu ye. Otur. Fazla oturma, yürü. Normalde istenmeyen tavsiyeler konusunda hassas bir insansanız yandınız. Hamileyken bu tarz önerilerin sonu yok. Üstelik normal koşullar altında çok rahat “sanane kardeşim keyfimin kahyası mısın?” şeklinde efelenebileceğiniz durumlarda garip bir hamilelik bilinciyle “susayım, iyiliğimi istiyordur” (başımıza ne geldiyse kibarlıktan zaren) diyerek bi cevap veremiyorsunuz. Ya da ben veremiyorum. İçin için sinir olmaya devam ediyorum. Size neeee alo, size ne:)

Ben size diyor muyum, kırmızı et yeme, spor yap, sigara içme, yoğurt ye, terli terli su içme diye. Demiyorum. Neden? Çünkü bunların hiçbirini ben dedim diye yapmaya başlamazsınız biir. İkincisi de beni ilgilendirmez. Bu sizin hayatınız. Yani dünya üstünde sigaranın zararlı olduğunu bilmeyen kaldı mı. İşin ilginç yanı olayla yoldan geçen insanların bile kendilerini bu konuda haklı görmesi. Hani annenizdir söyler, bunca yıllık hukukunuz var. İş yerindeki arkadaşınız? Sana ne evladım sana neee. Sen de çocuğuna bağırma. Anlatabiliyor muyum? Ne zamanki hamilesiniz, kişilik sınırlarınızı korumak için ekstra bir mücadeleye ihtiyacınız var. Ben de cool hamile olmaya karar verdim. Öyle fazla samimiyet göstermiyorum. Soğuk bulsunlar daha iyi.

Öte yandan bu karışma tarzının arkasında ne var merak ediyorum. Kendimi de gözlüyorum, benzer şeyler yapıyor muyum, ne durumda yapıyorum gibi. Sevdiğiniz arkadaşlarınız da yapıyor bunu. Durduk yerde sen en iyisi şöyle yap. Neden ama nedennn. Sonra hayır diyince de bozuluyorlar üstelik. Bu sanırım bir kişilik türü. Başkalarına tavsiye vermeye alışmış, tavsiyesi dinlenmediğinde bozulan bir yapı. Malesef ben bununla geçinemiyorum. Tavsiyelerle aram hiç hoş değil. Ben sormadan söylenmesin istiyorum. Kendi sahama tecavüz gibi geliyor.

Bir diğer mesele diğer kadınlar. Hayatım boyu diğer kadınlarla çok anlaştığım söylenemez. Ama zaten erkekler de çok anlaşamıyorum. (Huysuzum tekiyim ancak kendim gibi huysuzlarla çokkk iyi anlaşıyorum, iyiki varlar canım arkadaşlarım benim be.) Mesela şu anda kabuklarıyla beraber bir limon yedim, üstüne tuz döküp. Neyse. Geçen gece kötü bir kabus gördüm. Rahatsız bir gecede beş kere uyandım. Belki izlediğim bir korku filminin etkisi, belki havalardan, yorgun uyandım. Ertesi gün işte yorgunum, esniyorum, bir yandan da deli danalar gibi çalışmaya devam ediyorum. Su alırken bir iş arkadaşım yorgun gözüküyorsun dedi, dedim evet gece kötü rüyalar gördüm, uykumu alamadım. “Ahh bundan sonra hep göreceksin” dedi. Efendim artık anne olmakta olduğum için hayatım endişeler ve kabuslar içinde geçecekmiş. O sürekli oğluyla ilgili kabuslar görüp dururmuş vs. Kısacası son derece ilgisiz bir konu gene benim hamileliğime geldi. Çevremdeki kadınlarda obsesif bir şekilde bundan bahsetme ihtiyacı var. Söylediğim bir iş arkadaşı işyerindeki diğer insanlara söylemek için tutuşuyor resmen. Ben böyle hissetmiyorum. Yıllar boyu iş yerinde kadın olma sebebiyle bir ayrıcalık görmedim. Neden şimdi göreyim ki diye düşünüyorum. Zor hamilelik geçirenler var, onların durumu başka.

Neticede bana yaranılmıyor diyebilirim. İnsanlar sırf hamileyim diye bana iyi davranacaklarına dürüst olsunlar canımı yesinler diye düşünüyorum. İçimden şimdilik böyle geliyor. Umarım kimse sormadan onlara bir sürü şey anlatıp durmaksızın tavsiye veren bir insan olmam. Evet.

Hiç yorum yok: