14 Eyl 2008

Bütün Kızlar Toplandık…

Bütün kızlar toplandık ve karın tekmelemece oynuyoruz. Bu satırları kızımın attığı kafalar eşliğinde yazıyorum. Bazen o kadar seri ki, sanırım hıçkırıyor. Ya da belirli bir ritmde karın yüzeyime tosluyor. Sevgiloş ve kardeş de hareketleri elleriyle tespit edip heyecanlandılar. Bi anda ne kadar faliyet varsa evde duruyor. Aman kızımız hareket ediyor koşun alarmıyla geliyorlar. Şu anda herkes uyuyor ama kızım ve ben ayaktayız. Gözüken o ki aileye bir gece kuşu daha geliyor, saat 23:53 ancak kafa atışlarına devam.

Henüz ters duruyoruz baş havada. Dönmek için vakti varmış bol bol. Yarın doktora gidiyoruz bakalım neler göreceğiz. Bugün kum dökme sebebiyle ciddi ağrılarım oldu. Şu anda da uyuyamadım. Ama hatunun içerden desteği iyi geldi, beni güldürdü. Sanırım aman annecik iki ağrının lafı mı olur mealinde bişiler diyor. Ya da ilgi çekmek istedi. Belki de hıçkırdı ben üstüme alındım. Zor bir gün geçirdik ama şimdi keyfimiz gelmeye başladı bile. Herkesi uyutup oynadıktan sonra niye gelmesin ki.

Hamilelik garip bir süreç, hem çok yalnızsın, başına gelenler çok sana özgü. Bir yandan da asla yalnız değilsin, içinde biri var. İçinde olan kişinin bir parçasının da insanın kendi dışındaki birine ait olması ne tuhaf. Baba denilen kişiden bahsediyoruz. Baba adayının bir parçası ve senin parçan birleşiyor ikinize de ait olmayan başka bir birey oluyor. Bu arada pek çok ülkede artık yavrunun hakları var. Devlet önünde de bireyden sayılır oldu.

İnsan sürekli neler yapacağını, nasıl yetiştireceğini düşünüyor. Nasıl biri olacak acaba. Çevredeki çocuklara ve ailelere bakmak insana pek umut vermiyor. Gözlemlediğimiz bir kaç tutum var.

1 - Zeka takıntısı

Bu anne babalar kendilerinin hiper zeki, çocuklarının da en az kendileri kadar zeki olduğuna şartlanmış insanlar. Çocuğa sürekli sen farklısın, sen diğerlerinden üstünsün mesajı verip, delirtiyorlar.

2 - Aşırı güvenlik saplantısı

Kendi güvensizliklerinin bir yansıması olarak aman evladım dışarı çıkma, konuşma, etme eyleme türünde kısıtlamalarla nerdeyse liseye gidecek çocuğu bakkala yollayamıyorlar.

3 - Kral çocuk sendromu

Ne yaparsa yapsın azarlanmayan, sınırsız özgürlük çocukları. Geleceğin ve şimdinin şirretleri. (Allah çevresindekilere yardımcı olsun)

Çocuklar gerçekten asosyal, iki kelimeyi bir araya getiremiyorlar. Ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Gerçi bir çift hariç çocuk sahibi olan yakın arkadaşımız yok. Bunlar bize daha uzak örnekler. Çocuk yetiştirmek hata affetmeyen bir süreç sanırım. Üç yaşındayken yapmış olduğun hatayı yirmi üç yaşında yüzüne vurabilirler. İnsan bunları bile bile neden çocuk yapar ki? Merak eden varsa söyleyeyim. Hiç de çocuk için değil. Hiç de düşünerek planlayarak değil. Denizde yüzerken bir dalganın çıkıp seni kıyıya atması kadar kendiliğinden. Olacağı varmış, doğacağı varmış. Yiyecek rızkı varmış ki geliyor.

Nerden nereye geldim gene. Anne baba olmak büyük sorumluluk. En zor yanı kendinle hesaplaşmak. Ne demiş Jung, çocuğunuza verebileceğiniz en muhteşem hediye kendi karanlığınızla yüzleşmeniz ve gölgenizi onun üzerine yıkmamanızdır. Anne ve babanın günahlarının çocuklara kuşaklar boyu geçmesi gibi bir şey. Bir yerde o yüzleşmeleri yaşayıp, gölgenin gözünün içine bakıp, çocuğu serbest bırakmak lazım. Onun gölgesi kendine ait olsun tamamen. Zor işler.

Hiç yorum yok: