21 Kas 2008

35w1d - 36. Hafta

Doktora gittik çarşamba günü. Aslında haftasonu gidecektik de baba adayımız dayanamadı, çok özledim görmeye gidelim diyince öne aldık bir kaç gün, hile yaptık:) Önümüzdeki haftadan itibaren her hafta gitmeye başlayacağız. NST non-stres test yapıldı bir de. Karınıza iki prob bağlanıyor. Biri bebeğin kalp atışını, diğeri rahim kasılmalarını izliyor. Elinize de bir buton veriliyor. Bebek her hareket ettiğinde basacaksınız. Bizim kız test sırasında formundaydı. Bol bol ayaklarını dayadı, gerindi, dönendi. Ben de düğmeye bastım durdum. Ama insan emin olamıyor, bebek hareketi subjektif geliyor. Sonra sordum hemşireye, ayaklarını dayaması hareket sayılır mı? Sayılırmış. Mesela dayıyor ayağı ya da popoyu ve ittiriyor yavru. Bu süregen bir hareket (kesik kesik/discreet değil). Sevgiliyle konuştuk, bi başında bir de sonunda basmak mantıklı geldi. Ne zaman değişiklik o zaman bum.

Sonra çıkan sonuçları incelediler, gerçekten de bizimki hareket ettikçe kalp atışları değişiyormuş. Bu çok iyi bir şeymiş çünkü beyinde kalp atımını düzenleyen bölge güzel çalışıyor demekmiş. Bu kadar hareketli olması da harikaymış. Nazar değmesin tü tü tü maşallah. Öğrendik ki, bebek hareketliyse bu iyiye işaretmiş. Bebek hareketsizse, bu kötü olduğu anlamına gelmezmiş ama dikkat etmek gerekliymiş. Hareketlerde azalma olur olmaz doktoru arayacakmışız. Ben de sordum, azalmanın anlamı nedir? Bazen uyuyor çünkü. Doktor dedi ki normalde alıştığın neyse ondan daha az olduğunda kıllanacaksın. Biraz yemek, tatlı bir şey yiyip, sol yanına uzanacaksın ve saymaya başlayacaksın. Eğer çok hareketlenmezse derhal doktor aranacak.

Bunun dışında ultrasona girdik ve birbirinden güzel pozlar verdi kızımız. İnsan hem gelsin istiyor bir an önce, sabırsızlanıyor. Hem de vakitli olsun diye dua ediyor. Normal olsun istiyorum, normalde korkmuyorum da. Ancak geçen gece biraz kasılır gibi olunca bir an korktum. Daha hazır değiliz. Zamanı var. Son yoga seansını da ekmiştim. Meğer onlar bana cidden iyi geliyormuş.

Kötü haber, kilo almışım. 1.5 haftada 5 kilo gibi birşey. Ama inanamadık, bende hiçbir değişiklik yok. Kızımız 2500 olmuş. Son derece normal kilosu. Hadi o 500gr almış. Suyla filan 1 kilo desek, kalan 4 kilo nereye gitti. Yüzüm aynı, bacaklar aynı, memişler aynı. Ödem olabilir diye şüphelendik, hafif şişlikler var gibi. Belki tartı yanlıştır? Neyse ben yediklerime dikkat etmeye başladım. Ama insana kilo aldın diyince aniden canı tatlı istiyor. Normalde yemediğim şeyleri istiyor. Bakalım. Yarın itibariyle balık-tavuk-et ve zeytinyağlılara dönüş. İtiraf ediyorum bu hafta hiç doğru dürüst yemek yapmadım.

Doktor artık yürüyebilirsin dedi. Biz de iki gündür yollara vurduk sevgiliyle. Çarşamba günü alışveriş merkezinde dolanıp bebişimizin şiltesini aldık. Yaylı yatak daha iyiymiş arkadaşlar. Hem nefes alan yüzeyi anti alerjik, hem de daha uzun süre kullanılabiliyor. İngiltere'deki arkadaşım sağolsun. Sayesinde bu çilemiz de bitti. Hem yatak aldık, hem yatak kenarlarına kafasını vurmasın diye cicili bicili şeylerden aldık(mothercare), elimiz değimişken nevresim aldık, aynı renkten dönence aldık. Bir anda fiyatlar çoştu tabi. Aslında kenar korumalar ve nevresimler İKEA da da var ve çok daha hesaplı. Onlardan da almıştık. Bir daha aldık. Bunlar anne, baba olarak kendimizi şımarttığımız tek ürün seti oldu. Kirlenir değiştiririz filan diyerek kendimizi ikna ettik.

Bugünde caddeye gittik. Uzun uzun yürüdük, ama biraz yorucu oluyor. Yürüyoruz, sonra bankta dinlenmem gerekiyor. Biraz dinleniyoruz tekrar. Bağdat caddesine bu kadar bank koyanlardan Allah razı olsun. Tam benim gibi hamiloşları düşünmüşler. Sonra bir arkadaşımızla buluşup sohbet ettik. Dönüşte tekrar yürüdük eve dura dura. Arada remzi kitabevinde mola verip niyetlenmediğimiz kitaplardan aldık. Bir de scrabble aldık. Evde arada oynarız artık. Sonra eve geldik, çok yorulmuşuz. Ben hemen koltuğa yayıldım. Sevgiloş de ne enerjiyse gidip mutfağı pırıl pırıl yaptı, inanamadım. Aşırı tembelim bu aralar. Ev işlerini yapamıyorum. Zaten ben bu gecelerin adamıyım, gündüzleri uykuya teslim. Değişiyor. Doktorum gerçi ev hanımlığı çok yaramış diyor, iş beni harap etmiş. Doktorum bayan ve kendisi de süper çalışkan, aklı başında bir insan. Daha az yorucu ve stressiz bir iş olsa belki çalışırdım biraz daha ama evde olduğum için çok mutluyum.

Gündüzleri sevgili işteyken de çıkıp dolaşayım kendim diyorum. Kafam boşalır biraz hem yürümüş olurum. Bir yerlerde oturup notlar alırım, kitapçı gezerim. Keyfim çok yerinde, bir de daha uzun uyuyabilsem... Bir saatten sonra su içmeyi kesin diyorlar ama onu yapamıyorum. Sonra da tuvalete kalkıyorum, kalkmışken mail bakıyorum filan filan. Dedim ya ben bu gecelerin adamıyımmm.

Günün en önemli haberi, nihayet prima yeni doğan bezlerden alabildik. Daha önce 2 numara bulabilmiştim. Bunu bulunca sevindirik oldum. Artık eksik bir şey kalmadı sanırım. Ya da eksikler opsiyonel. Bir oto koltuğu gibi bir şey lazım, bir ana kucağı, bebek arabası, bir de kamera. Onun dışında iyiyiz. Bunların hiçbiri de aşırı acil değil. Yaşasın.

Tek sorunum bitmek bilmeyen kaşıntı. Çıldırtan kaşıntı. Deliriyorum. Kremlenmekten bir hal oldum. Duşa girip sıcak/soğuk su tutmak iyi geliyor. Bir süreliğine. Sonra tekrar kremlenme. Bu kadar kötü olduğunu bilmiyordum. Kaşıdıkça kaşıyası geliyor insanın. Bunu bilip kaşımamalıyım diyorsun ama dayanmak mümkün değil. Kakao özlü kremim bitti, yarın gidip yeni krem alacağım. Offf kaşınmak çok fena!

Hiç yorum yok: