28 Kas 2008

Annelik ve Çalışmak: Çalışmak Her Zaman Anlamlı Mıdır?

Öncelikle çalışmak nedir onu tanımlamamız lazım. Bir para karşılığı yapılan iş olarak düşünebiliriz bunu. Bu meslek sahibi olarak olabilir, doktorluk, mühendislik, öğretmenlik gibi olabilir... Hizmet sektöründe olabilir garsonluk, manikürcülük gibi. Kol gücüne dayalı olabilir, işçilik olabilir. Tarlada çalışmak olabilir mi? Eğer bu işi yapan emeği karşılığı ücret alıyorsa evet.

Kısacası aslında kadının çalışması derken, kadının para karşılığı çalışmasından bahsediyoruz. Bunun kadınlara tanınan bir hak, bir özgürlük olduğunu düşünüyoruz. Bu aynı zamanda erkeklere de tanınan bir hak ve özgürlük. Bence kapitalizmin en güzel bilmecesi, sabahın 7sinden, akşamın 7sine kadar gün ışığını ve emeğini vermen karşılığı sana para vermesi, verdiği parayı aslında ihtiyaç duymadığın ıvır zıvırı sana geri satarak alması ve bunu bir özgürlük, bir hak olarak yutturmasında gizli. Bazı meslekler daha özel, doktorluk, öğretmenlik gibi manevi tatmini de olan işler diğerlerinden farklı. (bence) Hadi diyelim, sadece para için değil, bir fayda sağlamak için de çalışıyorsunuz. Bunun bir kimliğe dönüşmesini anlıyabiliyorum. Orada söz konusu olan paradan fazla bir şey, bir "tutku".

Ancak herkes bu tutkuyu duymuyor olabilir. Yaptığınız iş, McDonaldsda çalışmaksa mesela. Bütün gün bir takım insanlara köfte yapıyorsunuz, sendikanız yok, üç kuruş ücrete köle gibi çalışmaktasınız, bütün gün ayakta. Tatmin? Kimlik? Böyle bir iş insana ancak para sağlar o da mecbur olduğu için. Ya da bankacısınız, çalışıyorsunuz para lazım. Ama işin bir anlamı var mı? Bilmiyorum. (Bankacılar alınmasın, elbette kimine göre vardır, kimine göre yoktur.) Ya da fabrikada bir vidayı sıkıyorsunuz bütün gün... Fabrikada tütün sarıyorsunuz. (Sanki kendi içer gibi?)

Kadının çalışması, özgürleşmesinden bahsedilirken kullanılan örnekler de büyük oluyor, Sabiha Gökçen. Ama herkes Sabiha Gökçen olamaz değil mi? Ya da herkes uzay fizikçisi olamaz. Bu onları daha kimliksiz mi yapar? Devlet dairelerinde bir işi yüklenenler var, bir de gelip gidenler. O gelip gidenler ne hissediyorlar acaba? İş üretmedikleri halde lafa gelince, çalışıyorum, özgürüm diyorlar mı?

Çalışmanın bir kimlik olduğu, çalışmanın kutsallığı masalı bize Batıdan bulaşmış bir inanış. Teorik arka planı Protestan İş Ahlakına dayanıyor. "Tanrı dünyada çok çalışanı sever" Sonuçları da ortada olunca ne yapalım, biz de bunu alıp uygulamak zorunda kaldık. Oysa batı bu kadar örgütlenip kapitalizmi kurmasaydı belki Buda'lar gibi bütün gün yoga yapıp, ruhumuzu arındıracaktık. Belki de günün yarısında nargilelerimizi tüttürecektik. Çünkü çamaşır makinası almamız gerekmeyecekti, çünkü çamaşırlarımızı konu komşu güle oynaya yıkıyor olacaktık, çünkü vaktimiz olacaktı buna.

Sürekli üreterek dünyanın içine ediyor aslında kapitalizm. Biz de onun gönüllü köleleri olarak, oh çalışıyoruz, özgürüz modunda takılıyoruz.

Çalışmama alternatifimiz yok, para lazım. O nedenle bence bu çalışma işine fazla anlam yüklememek lazım. Eğer bankada ömrümün sonuna yetecek kadar param olsa katiyen çalışmam. Kendimi entellektüel birikime adarım, okurum, düşünürüm, hayal kurarım. Olmadı mı, gider bir STKya gönüllü olurum. Olmadı mı, eğer evde sıkılıyorsam bin bir çaresi var bunun. Kimlik yarasına iş bir çare değil bence.

Yanlış anlaşılmasın, ben isteyen insanların kariyer yapmasına, kendini geliştirmesine hiç karşı değilim. Bundan zevk alanlara sözüm yok. Sadece "çalışmak herkes için anlamlıdır." "çalışmak bir kimliktir" argümanlarını sorgulamak adına yazıyorum.

Çekip Gitme Özgürlüğü

Kadının çalışmasının artı bir yanı vardır bence, o da bir başka insana ekonomik olarak bağımlı olmamak. Bunu anlayabilirim çünkü, koca/baba giderse, kaçarsa, ölürse kadının ortada kalması çok can sıkıcı. Bu anlamda kadınların çalışması onlara kazandıkları para oranında bir güç veriyor. Bu güce ben "Çekip gidebilme özgürlüğü" diyorum. Kadınların çalışma gerekliliği adına sadece bu argüman bana anlamlı geliyor. Ama eğer kadının cebinde para varsa bu gibi durumlarda ortada kalmıyorsa o zaman kendini güvenceye almak adına çalışmasına gerek olmayabilir.

Sonuç

Demek istediğim, kadın ya da erkek farketmez. İnsanın mesleği olması onun kimliklerinden biri olabilir. Ancak bir ücret karşılığı çalışmak aslında bana göre özgürlük değildir. Bağımlılıktır. Eğer kendi işinizi, kendi seçtiğiniz şekilde, kendi sevdiğiniz insanlarla yapıyorsanız... Ya da dilediğiniz araştırma konusunda çalışıyorsanız... Çalışma saatlerinizi siz belirliyorsanız... Kısacası çok mutlu bir azınlığa dahilseniz özgürlük olabilir.

Bu düşünceyi sorgulamak istedim.
İyi geceler...

6 yorum:

yasemin dedi ki...

evet evet

yasemin dedi ki...

yazdıklarına evet demiştim, başlıktaki soruya değil yanlış anlaşılmasın :)

yasemin dedi ki...

özgür, yazına link vermek istiyorum. bu da bu posta yazdığım son commenttir :) sevgiler.

Ozgur dedi ki...

Merhaba yasemin,
Hoş geldin:) Teşekkürler yorumların için:)
özgür

Özgür Turan dedi ki...

çok yerinde bir yazı olmuş.
sevgiler..

Ozgur dedi ki...

Çok teşekkürler, Özgür Turan. Selamlar.