9 Kas 2008

Düşünce Gücü - Çekim Yasası

Bu arada unutmadan geçemeyeceğim bir olgu var. Doris Lessing'in annesi bir hemşire. Babası bir savaşta sakatlandığı için ona bakıyor. Ve kadının sürekli birilerine bakmaya ihtiyacı var. Doris Lessing'i de aman hastasın dikkat et diye diye yetiştirmeye çalışmış. Bir noktada Doris Teyzemizin inadı tutuyor ve ben sağlıklıyım diye ayak diretiyor. İçtenlikle sağlıklı olduğuna inanıyor ve hayatı boyunca ne bir hastalık, ne ciddi bir sağlık sorunu olmadan yaşayıp gidiyor. 1919 doğumlu ve hala dimdik ayakta. Taş gibi. (Maşallah.)

Bütün bunları biyografisinde okumuştum. Hiç unutmuyorum uçaktaydım ve bana garip gelmişti. Daha çekim yasası filan gibi şeyler yoktu o zamanlar. Neticede diyordum, çoğu hastalık emrini beyin vermiyor mu? Belki de beni hasta et demezsen etmez?

Şimdi anlatması zor ama, inandığımız şey başımıza geliyor. Olacakları belirlemek elimizde aslında. Pek çok blogda da okuyorum. "Bende gebelik şekeri çıkacağına inanıyordum, çıktı da" gibi. Ben bende çıkmayacağına inanıyordum ve çıkmadı. Hastalandığımız zaman bu hastalığa neden ihtiyacım vardı acaba diye düşünmek lazım.

Hamilelik özellikle tehlikeli bir dönem bu açıdan. Kendine güvensiz, yeterince sevilmediğini düşünen, bunu naz niyaz için bir fırsat olarak gören kadınlar oluyor. Hastalık memleketimizde ilgi çekmenin en güvenli yolu. Buna dikkat etmek gerek. Çok pimpirikli olmanın, olmadık şeyleri fazla büyütmenin ve büyüterek anlatmanın gereği yok. "Sancı" kelimesinin şartlanma olduğunu söylüyorlar. Korkup kasılıyormuşuz doğumda ve acıyormuş. En gevşek kadınlar en kolay doğuranlar. Evlerinde aman doğurursun canım ne var onda yaklaşımı gösterenler fırt diye doğuruveriyorlarmış. Abartan, büyütenler de kasıldıkları için gerçekten acı çekiyorlarmış.

Önce zihni hazırlamak gerek, sonra bedeni. Gerekli önlemleri alıp, sonra dalgaya binmek gerek. Teslim olmak gerek. Bakalım nasıl olacak. Ben kolay geçeceğine inanıyorum doğumun. Bir rüya görmüştüm, öyle kolay doğuyor ki bebek, yahu ben anlamadım bi tane daha doğurayım diyorum. Belki öyle olur... Olur ya.

Hiç yorum yok: