6 Kas 2008

Doktor Randevusu - 2 Kilo Olduk...

Bugün doktor kontrolümüz vardı. Babanla beraber gittik. Ben evden çıktım taksiyle, babanı işten aldım berabercene doktora gittik. Seni görmek dünyanın en güzel şeyi. Dudakların, burnun pek güzel. Doktor anneye benziyor diyor, bence babana da benziyorsun. Aslında ikimize de benzemiyorsun yer yer. Çok kendine özgü bir duruşun var. Şimdiden derin düşünceler içinde gibisin. Seninle tanışmak için sabırsızlanıyoruz.

Bir kere çok hareketlisin. Ne zaman oynamaya başlayacağını az çok tahmin edebiliyorum. Ne zaman tatlı bir şey yesem bayılıyorsun. Yemeklerden sonra enerjin artıyor, oyunların başlıyor. Senin vurduğun yerleri okşuyorum, bir çeşit yakala beni oyunu oluyor. Baban ve teyzen de katılıyor zaman zaman. Doktorda çok usluydun ama. Güzel güzel poz verdin, eskiden yüzünü saklardın. Şimdi o güzel ifadenle duruyorsun. Şu an yüzün dışarı dönük, sırtın geride. Doğuma az kaldığında sırtın bizden yana olacak. Çok çalışıyorsun. Sürekli büyüyorsun. İki kilo olmuşsun bile...

Kilomuz normal, tansiyonumuz iyi. Suyumuz yerli yerinde. 27 Aralık gibi bekliyoruz seni. Karışmak gibi olmasın. O civarda istediğin tarihte gelebilirsin. Doktorumuz da bayılıyor sana. Hadi bize dünya güzeli gözüküyorsun, ona ne demeli. İçi gidiyor onun da, ne güzel bir şeysin sen taş bebek gibi. Bazen eller geliyor, minik eller. Hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur. Bir adın da yağmur olsun diyorum. Baban çok istemiyor. İkinci adını bulamadık henüz. Hiç bir ismi beğenemiyoruz sana.

Bizi çok mutlu ettin. İyi ki bizi seçtin. Umarım sana layık anne babalar olabiliriz. İnsan kendinden korkuyor. Jung amca demiş ki, çocuğunuza yapabileceğiniz en iyi iyilik kendi gölgenizle kendiniz hesaplaşıp bunu ona yansıtmamaktır. Yapabildik mi? Belki. Kendi kaderini tayin etmeni istiyoruz. Ama bir yandan da bu imkansız. Düşünsene daha anne karnında Beatles dinlediğin için doğunca otomatik olarak onu tercih edecekmişsin... Ya da en çok benim yaptığım yemekleri beğeneceksin. Eğer makarnayı kıymalı yapıyorsam öyle seveceksin, peynirli yaparsam öyle. Anne yemeği olacak senin için.

Babanla çok fazla ortak kitabımız var sevdiğimiz. Genelde ikişer tane duruyorlar yanyana. Mülksüzler var mesela. Odo der ki "Bütün olmak parça olmaktır. Gerçek yolculuk geri dönüştür." Anarşist sosyalist bir toplumu anlatıyor kitap, bir yanıyla da dünyamıza benzer bir başka dünyayı. İki dünya birbirinin adı. Babanın eski isimlerinden biri Shevek. Ona benziyor da. İdealist, çalışkan ve zeki. Bilimadamı. Adanıyor, kendini bütünüyle veriyor sevdiği konuya. Sana hamileyken bölüm bölüm baştan okudum kitabı. Keşke ben de kendi ütopyamızı yazabilsem. Ursula teyzeyi seversin umarım. Teyzen de çok sever. Onun ismi de Ursula'nın kitaplarından birinden geliyor. Acaba ananeyi bilim kurguya başlatabilir miyiz? Neden bu daha önce aklıma gelmedi acaba? Mülksüzleri o da severdi. Aslında dedene de çok hitap eder o. Bakalım. Bir gelsinler okuturuz olmadı. Okuduğum bir başka kitap Öfke - Salman Rushdie'den. Bir türlü ilerleyemedim. Yeni kitap okumak zor. Okuduklarımı tekrar okumak, izlediklerimi tekrar izlemek daha kolay geliyor. Zihnim de bedenim gibi hızlı yoruluyor...

İşte haberler böyle. Doktordan sonra alışverişe gittik. Sana yatak ve ana kucağı baktık. Bir de hastane çıkışı giyebileceğin kıyafetlere baktık. Sana daha hiç kıyafet alamadık, önce teyzen sonra anneannen ve babanen aldılar hepsini. Bir tane de biz alalım. Hepsine bayıldık ama, özenle seçilmiş, öyle güzeller ki. Sanırım bir süre kirletmesen bile sürekli üzerini değiştirip hepsini giydireceğiz. Bir de kamera almaya karar verdik. Bakalım...

Heyecanla bekliyoruz. Zaman daralıyor. Umarım keyfin yerindedir içerde.
Öperiz seni koskocaman.

Hiç yorum yok: