17 Kas 2008

Gölgedeki Düşünceler

"Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek…"

Doğumla kardeş olduğundan mı, ölümü bu kadar düşünmek. Düşünmekten ötesi zamansızlığı hissetmek. Evrende bir nokta olmayı hissetmek. Bir püff ve yoksunuz. Bu duygunun inançla, ateizmle ilgisi yok. İsterseniz cennete gidin, isterseniz cehenneme, isterseniz derin bir hiçlik. Farketmez. Yaşamın sonu gelecek. Anılarda, resimlerde ve kağıtlarda kalacağız bir süre. Sonra yok olacağız.

Anahtarın kendisi bu geçicilikte. Sonu olmasa anı nasıl tutacaktık. Hamilelik bitecek, az zamanı kaldı. Bir anne, bir baba, bir insan, bir teyze, bir amca, bir anane, bir dede, bir dede daha, bir babane doğacak. Bir sürü insan bir anda ek bir sıfat ediniverecek.

İnsan ölümü çok düşünür oluyor. Bedenin eskimesi, toprağa girmek değil. Var olmamak. Derin hiçlik. Bir varmış, bir yokmuş masalının kendisi hayat. Tek şarkıyla hüzünlenmeler. Tutunmaya çalıştıkça ellerinden kayan ağaç gövdesi. Ne güzeldir yollarda olmak şimdi.

Sadece iki an var. Biri yaşadığın, şu an. Diğeri varolmadığın ötekisi. Öteki olmadan bunun değeri zayıf. Anı avucunun içinde tutmalı. Aşkla.


Hiç yorum yok: