5 Kas 2008

Hamile Yogası

İtiraf ediyorum ki ilk duyduğumda yok artık demiştim. Hamile yogası da ne ola ki? Belirli bir sınıfa dair annelerin koştura koştura yaptıra aktivitelerin sonu gelmez mi? Mesafeliydim açıkcası.

Sonra sırt ağrılarım başladı. Fizik tedavi yapılamıyor, ilaç içmeye benim hevesim yok. Zaten işe de yaramıyor. Dedim acaba bir yoga denesem ne olur?

Gittim ve denedim.

İlk deneme biraz geyik geldi, evrenle bütünleşelim, ışığa odaklanalım filan. İnsan bütün gün o toplantı senin, bu proje benim didik didik uğraştıktan sonra ışığa mışığa konsantre olamıyor. Stresler sarmış dört bir yanımı. Ancak ikinci seansla yoluna girdi. Kendimi kapıp koyvermeyi öğrendim. Ruh rahatladı önce, beden rahatladı. Esneme ve gerinme hareketleri harika. Özellikle bir kedi hareketi var ki, sanırım hamileler için bulunmuş. Önce popoyu çıkaracak, beli yay yapacak, kafayı kaldıracak şekilde eğiliyorsunuz, sonra düşmanını görmüş kedi gibi sırtı kamburlaştırıyorsunuz. Omurga nihayet beni de hatırladı bu kadın diye bayram ediyor... Kol hareketleri, göğüs açma filan derken, özellikle de her nefesle, aldığım havanın ciğerlerime ordan bebeğime taşınışını hisseder oldum.

Gittiğim zamanlarda araya giren düşüncelerimden neyin ne kadar zihnime sızdığını farkeder oldum. Korktum da. Durmayan bir zihnim var, herşey çok hızlı. Beni hep yormuştur hayatım boyunca. Yalnız yogayla ilk kez bir yavaşlama hissediyorum. Meğer ne çok ihtiyacım varmış yavaşlamaya. Acele etmemeye. Bırak zihin azıcık duru sularda uzanıp keyif yapsın. Her zaman kulaç üstüne kulaç, durmadan kıyıyı arayarak. Bırak, azıcık salınsın. Ve gerçekten de salınmaya başladı. Sanki zamansız bir yerde, havada ya da suda sallanıyoruz, bebek ve ben. Dansediyoruz, oynuyoruz. Konuşuyoruz bazen. Hissediyoruz birbirimizi, aldığımız nefesi. Ellerime bakıyorum, sanki ilk kez görür gibi. Beden başkalaşmış, karın gergin ve oynak.

Kafam yavaşlıyor, garip bir şefkati var hamile yogasının. Gördüğünüz özen güzel. İki kişi yoga yapmanın mutluluğu güzel. Bebek geldikten sonra bebekle de gidiliyormuş yogaya. O nasıl olacak merak ediyorum.

Yorgunluğumu alıyor, düşüncelerimi durduruyor bir süre.

Hamilelik insanın zamanla ilişkisini bozuyor. Bir günde anlıyorsunuz ölümlü olduğunuzu. Kainatta bir nokta, bugün var, yarın yok. Ve tuhaftır bu beni üzmüyor. Hiç ölmeseydik, aşkın ve sevginin ne anlamı olurdu. Şu an varız, tek bir an. Belki hayat tek bir andır, sonsuz anımsamamız ve gelecek umutlarımız arasında.

Zihin defalarca doğum yapıyor. Defalarca giriyor doğumhaneye, kızını kucaklıyor. Üç kişi oluyoruz birden. Zaman geçiyor ve dördüncü de gelecek. Sonra büyüyecekler ve biz yaşlanacağız. Onlar gelecek olacak, onlar dünyayı değiştirecek artık.

Eğer tek bir an bütün varlığıyla mutlu olduysa insan, sanırım artık ölebilir. Kendimi o noktada hissediyorum. Ölmek istediğimden değil ama yaşamla bir alacak verecek hesabım yok. İstediklerimi aldım. Bol bol, doya doya.

Böyle bir sevmek görülmemiştir.

1 yorum:

neslihan can dedi ki...

Merhaba,

Hamile yogası için önerebileceğiniz bir yer var mı?

Neslihan