17 Kas 2008

Kız mı, Erkek mi? Adı ne? Kaç Aylık?

Huysuz mu huysuz dünya tatlısı bir arkadaşım var. Kendi arkadaşlarına melek. Ama caddede, sokakta tanımadığı insanlar gelip gelip onun en sevmediği soruları ısrarla soruyorlar. Bazıları çok masum. Bebeğiyle yürüyorlar mesela, biri durduruyor onları.
  • Kız mı Erkek mi?
  • Adı ne?
  • Kaç aylık?
  • Benimki de ... bla bla.
Arkadaşım da çıldırmış. Yani diyor, memleketimizde bir takım insanlar var ki, ellerinde bir liste, bugün 101 tane bebek gördüm, bunlardan 51si kız, kalanları erkekti, kız olanların 11in adı ayşe, 9u Fatma... dolaşıp duruyorlar. İstatistik kurumu mübarek! Ben de onun bu şikayetlerine çok gülüyorum. Sakınan göze çöp batar ya bu soru insanları da özellikle onu buluyor.

Ben bana dokunulmasından aşırı rahatsız oluyorum. Hamileliğimin başından beri alışveriş merkezlerinde, cadde ortalarında, işyerinin yemekhanesinde insanlar bana küüüt diye çarpıyorlar. Belki önceden de çarpıyorlardı ama hamileyken insan daha bir dikkat kesiliyor. Zaten dengesizim düşerim. Önlerine bakmadan yürüyen zombi insanlar. İllaki geçecek, geçerken de çarpacak. Anne hamileyken içki içerse çocuklarda bazı bozukluklar oluyor, sakarlık, elini kolunu nereye koyacağını bilememe filan. Bana çarpanların hepsi mi bundan rahatsız? Ne olur dikkat edelim, birbirimize çarpmadan, vurmadan yürüyelim normal insanlar gibi.

Hamileyken de çok soruyorlar. Adı ne olacak? Yakınları söylemiyorum. Starbucksta kahve aldığın adam da soruyor. Sonra şöyle diyor: "Nisa bence çok güzel bi isim" Aferim. Sen çocuğun olduğunda koy o zaman:) Bu memleketimdeki yorum hastalığı nereye kadar gidecek? Sorunun asıl sebebi kendi yorumunu yapmak aslında. Birisi çocuğuna isim seçtiğinde de hemen yorumlar geliyor. En hafifi "hımmm". Bu şu demek, "aslında bu isimden nefret ettim, ama seni seviyorum, o nedenle tepkimi saklayacağım". Bunun dışında açıkça bu nasıl isim filan diyenler de oluyor.

En çatışmalı iktidar alanlarından biriymiş isim. Üzerinde savaşların döndüğü. Vallahi bilmiyordum. Herkesin ne çok fikri varmış meğer...

Bir diğer olay, artık karar verdiniz mesela, konu kapandı. "Şu isim de güzel"ciler. Evet güzel. Ama bizim kızın ismi belli artık.

Bir de hamiloş yorumları.
- Kaç aylık?
- yedi aylık
-aaa sizin karnınız da çok büyükmüş.
- (sizin de gtünüz kocaman) (söylenmeyen)

-kaç aylık?
- yedi aylık
- aaa hiç belli değil, heralde küçük sizin ki?
-(sizin de memeleriniz ufak, bişi diyor muyuz?) (söylenmeyen)

Kısacası gereksiz, yersiz ve absürd diyaloglar. Karın büyüklüğü konusunda uzman bir sürü insan olduğunu farkettiniz mi çevrenizde? Dikkatli bakın, ordalar. (X Files müziği çalsın fonda.)

4 yorum:

kuzunun annesi dedi ki...

Etmezmiyim , ah ah ..Birde büyük gögüslü olanlardan yeterince süt gelmezmiş yorumlarıda var mesela , benim en kıl oldugum . Yani durup dururken insanın içine kurt düşürüyorlar yaa. Kardeşim herkesin hamileliği farklı , herkes farklı bir sey yasıyor işte . Ne malum , nerden biliyorsunuz neler olacagını ?
Yaaaa Sabır ..

Ozgur dedi ki...

Büyük göğüs olayını hiç duymamıştım. (İyi ki) Bence küçük göğüslülerin kompleksidir o:)))

Nedir bu yorum yapma ihtiyacı ah ah... Bir de "normal doğumda ısrarcı mısın" soruları var.

Sabırrr huu.

k.i.s.d. dedi ki...

Özgür annecim, fark ettim de biz anlattıklarına benzer sorularla küçüklüğümüzden beri muhatabız:
1- Anneni mi seviyosun babanı mı?
2- Büyüyünce ne olacaksın?
bunlarla başlıyor, sonra ünv. seçiminde devam ediyor.
1- Endüstri mühendisliği mi, tıpa puanın mı yetmedi evladım?
2- Öğretmen olsan daha iyi değil miydi kızım, neyyse sen bilirsin.
Sonra mezun olursun, 3-4 ay tatil yapayım, sevgilimle vakit geçireyim dersin.
1- Bak işte en iyi okulu bitirenler bile işsiz.
2- Evlilik ne zaman?
Sonra evlenirsin
1- Çocuk ne zaman?
Ve evet, o kadar dertliyiz ki bu sorularla muhatap olmaktan. Sanırım akıllıca bir muhabbet kurmaya üşenen insanların kısayolu bu sorular. Öyle çantada duruyor, istediği zaman çıkarıyor, aslında vereceğin cevap önemli değil. Belki de soruyu sırf sana söylemek istediği bir cümle veya vermeyi çok gerekli bulduğu bir öğüt için girizgah mahiyetinde sormuş.
Off, tıhandım!

Ozgur dedi ki...

Sevgili k.i.s.d...
Ne kadar haklisin. Evet bu soru, sorgulama bitmez de bitmez. Üstelik soru sorulur, cevabı da dinlenmez. Soran ennn iyisini bilir zaten. Tıp dururken endüstri ha, zavallıcık:) Sen anlat saatlerce endüstri mühendislerinin yaptığı güzel işleri, neden sana uygun olduğunu vs. Onun kafası çoktan biçimlenmiştir. Dinlemez.

"En iyi üniversiteyi bitirenler bile işsiz" en favorilerimden. Hem biraz dinlenmek istersin, hem işler arasında seçim yapamıyor olabilirsin, master mı, iş mi arasında kalmış olabilirsin. O anda ekonomi ve işler kapına dizilmiş olabilir. Ama yok, insanların kendi ve çevresindekilerin başarısızlıklarını azımsamalarına yarayacak örneklere ihtiyaçları vardır. Şunu bunu bitirdi de ne noooldu ha noldu işsiz hahahhyyt.

Sonra bunun "bu kadar okuma neden, nasıl olsa doğurmayacak mısın" versiyonu da var.

"Evlilik ne zaman", insanların evlenip çoluğa çocuğa karışmasını engellemek üzerine bulunmuş bir formül adeta.

"Çocuk ne zaman" sorusunun dilimizdeki karşılığı şu :"Birşey var mı?" Bu da bana çok komik gelir. Ne gibi? Yani bişey var ama nedir ben de bilmiyorum. Nasıl? Sonra arkanızdan "neden çocukları yok, olmuyor mu?" Doğum kontrol yöntemlerine inanmayan bir toplumun çocuklarıyız.:) Olmuyorsa bi sebebi vardır. Çocuk istememek ne. Çoğalmayacaksanız neden yaşıyorsunuz ki kuzum???

Çok dolmuşum ben de.
Otomatik sorular. Bence en kötüsü, en acımasızı da çocukla ilgili olanlar. Ya karşınızdakinin gerçekten çocuğu olmuyorsa, ya anne ve baba adayının içleri kanıyorsa bu konuda, durmadan üstlerine gitmenin nasıl bir anlamı olabilir.

Alışkanlıklar, düşüncesizlikler, boş konuşma ihtiyacı. "Akıllıca muhabbet kurmaya üşenmek" ne kadar güzel söylemişsin. Belki bir yandan da sessizlikten ürkmektir, kendinde hak görmektir. Yolda geçerken yandakine laf atmak nasıl bir özgüvendir. Hiç anlayamıyorum.

Çok teşekkürler yoruma, sevgiler kucak dolusu.