7 Kas 2008

Level Sonu Canavarı : Doğum

Bilgisayar oyunlarında bir çok badire atlattıktan sonra bir sonraki seviyeye geçmek için yenmeniz gereken canavara, level sonu canavarı denir. O zamana kadar geçtiklerinizden daha güçlüdür. Ama bir kere yenerseniz, bir sonraki aşamaya geçmeye hak kazanırsınız.

Evleneli bir yıl olmadı henüz. Hamilelik ve doğum olayının gündemimize girmesi Şubat 2008. Aralıkta evlendik, balayında yedik içtik. Şubat ayında doktorumuza gittik ve doğuralım mı dedik. O da "durduğunuz hata" diyince sevinçle gelmeni bekler olduk. Sonrası biraz engelli koşu gibi geldi bana. Doğum hakkında bildiğim hiçbir şey yokmuş. Kadınlık bilgisi denen şey bana çok yabancı. Erkeklerle dolu yerlerde okudum ve çalıştım. Ondan öncesinde pek evcilik heveslisi olmadım. Millet öğretmeninin çocuğunun peşinde ay canım diye koştururken ben hayretle izledim. Kendimi bu konularda hep çok ruhsuz hissettim. Hala da gördüğüm her çocuğa bayılmıyorum aslında. İş yerinde bana çocuklarının fotoğraflarını gösterirlerse tepki veriyorum ama öyle çok bi hislendiğim söylenemez. Arkadaşlarımın çocuklarına ise deliriyorum. Bireysel ilişkimiz olduğu için heralde. Ya da anne babasını sevince çocuk da bir başka seviliyor. Olabilir mi?

Neyse, ne diyordum. Hamilelik ve doğum hakkında sıfır bilgi ile başladık işe. Önce folik asitler içtik daha hamile olmadan. Pkos canavarıyla aramız nasıl olacak acaba derken kendisi bize hiç engel çıkarmadı. İkinci ayda geliverdin. Zaten bir maceraydı testler. Baban hergün eve iki testle gelmeye başladı. Delirmişiz heralde. Her markayı denedik. O uçuk pembe ikinci çizgi yok mu... Sonra yapıyoruz, çizgi yok. Ertesi gün yapıyoruz var. Bizi oynattı bu testler. Sonra kan tahlili konuyu kapattı. Evet hamilesiniz. Doktora koşturduk, en erken gidenlerden mişiz, daha 4 haftalıktın. Yani aslında rahme düşeli 2 hafta olmuştu. (Hafta hesabında ilk iki hafta yumurta büyüyor. Henüz döllenme yok, yani fıs. Ama yine de haftaya sayılıyor kolaylık olsun diye) Sonra kitaplar aldık. Hem Pkos var, hem myom var, hem anne tombul (pkos sağolsun). Neler olacak derken...

İlk üç ay çok endişelendik, çünkü pkoslularda düşük ihtimali diğer kadınların iki katı. Kilo almamamız lazım, ama bir mucize oldu ve annenin iştahı kaf dağının arkasına kaçtı. (Şu an itibariyle sekiz kilo almış durumdayım mesela.) İlk üç ay, nasıl uykum var, ve yöneticisi olduğum projenin en zor zamanları. Sürekli çalışıyorum, sürekli yorgunum. Öğle yemeklerinden sonra koltukta sızıyorum, sonra çalışıyorum tekrar. Kabus gibiydi. Bir yandan endişeler. Sonra ilk üç ay geçti ve ohhh rahata erdik.

Kan tahlilleri yapıldı. Sonra ikili, üçlü test naneleri çıktı. Kromozom anomalileri için yapılan testler. Onları da geçtik. Sonra gebelik şekeri var mı diye baktık, o da normal çıktı. Kilomuz normal arttı, sen normal büyüdün. Çok önemli bir toplantının ortasında, proje kabullerinde ilk hareketini yaptın bana. Aç kalmıştım, öğleni geçmeye başlamıştı toplantı. Tepkini koyverdin ve beni sarstın. Anlayamadım hareketlendiğini, ödüm patladı. Neyse çıkardılar beni dışarı, bir şeyler yedim ve rahatladım. Sonra da durmadın zaten. Her an oynayarak, vurarak, biraz geç kahvaltı yapsam tepki vererek bizi çok mutlu ettin. Sonra neler oldu? Annenin ağrıları başladı. Çok korktuk, myomlardan sandık. Meğer kum dökermişiz. Kum döktük, sancılandık. Sonra o geçti, sırtta bir ağrı, safra kesesi taşı mı dedik, öyle bişey çıkmadı. Sonra myomlar bir yamuk yapacak mı diye baktık, onlar da uslu durdular. Sonra baktık gelmişiz 32. haftaya ama sen hala ters duruyorsun.

Dönecek vaktin vardı tabi ama annen pimpirikli. İlla normal doğurmak istiyoruz, hem senin hem benim için en iyisi olsun diye. Doğururken baban da yanımızda olsun, kordonunu kessin diye. Hayırlısı. Sonra baban seninle konuşup seni dönmeye ikna etti. Ben de faydası olur mu acaba diye, emekleme pozisyonunda zaman geçirdim biraz. Sonra bir sabah uyandım ki karnımda inanılmaz bir faliyet. Hiç ummadığım yerlere dokunuyorsun, bir kıvranış durumu. Uslu uslu yattım, işini bitirmeni bekledim. Teyzene ve babana söyledim, sanırım kızımız döndü diye. Ama insan emin olamıyor. Doktora gittik bi de ne görelim. Dönmüşsün, aferim sana! Şimdi bir de sırtını dönmen lazım bize ama olsun. Zor kısmı bitti. Sana güveniyorum kızım.

Demek istediğim dün doktor, bundan böyle bir tansiyona bakalım, bir de kilo almamaya devam edelim, onun dışında çok rahatız diyince içime sular serpildi. Şu süreçte zorlanmadım, nankörlük etmeyeyim. Başka kadınların yaşadığı sıkıntıları hiiç yaşamadım, çok kolay ve keyifli bir hamilelik geçirdim. Çok sevildiğimi hissettim. Ailem ve yakın arkadaşlarım benim huyuma suyuma saygı ve özen gösterip üzerime gelmeden, ilgiye boğmadan, çok çaktırmadan ilgilendiler benimle. Baban ne anlatsam, dünyanın en saçma şeyi de olsa çok ilginç şeyler söylüyormuşum gibi heyecanla dinledi. Bütün kuruntularımı ve garip düşüncelerimi anlatabildim, anlattığım için de hepsi sır oldu, uçtu. Hiç bir şeye aş ermedim, fırsatım olmadı. Baban daha istemeden en sevdiğim meyveleri aldı. Çok sevdiğimi bildiği için teyzen profiterol aldı geldi kaç kez.

Ya sana ne demeli? Teyzen çıldırmış bir şekilde ilk kıyafetlerini aldı. Allahım neler var içlerinde. Ne güzel şeyler, ne tatlı ayakkabılar, çoraplar. Anneannen neler almış, çeşit çeşit, hepsini bir bir severek, öperek. Deden çok mutlu. Büyük babaannesi ve büyük dedesi kızıma bilezik almışlar, düşünmüşler. Kızımın babanesi bir sürü şey dikti elleriyle. Mutlulukla. Hepsini seve seve. Resimlerin yollandı anne babalarımıza. Resimlerini öptüler.

Demek istediğim, gelmene iki aydan az zaman kaldı. Annen hareket ettikçe yorulmaya başladı. Eşyalarının bir kısmını aldık, eksiklerimiz var ama en iyisi olsun diye araştırmadan alamıyoruz. (Yatak yaylı mı olmalı dolgu mu çıldıracağım mesela. Yabancı sitelerden baktım, markasına bakın, kalitelisi olduktan sonra farketmez diyor. Elinizle bastırın sert olsun diyor) Ama sanki büyük engeller geride kaldı. Kilomuz iyi, tansiyonumuz iyi, bebeğimiz maşallah. Level sonu canavarımız doğum. Onu da atlattıktan sonra yeni bir hayat başlayacak önümüzde. Sen dünyaya gelişini tamamlamış olacaksın, biz de artık çocuk olmayı bırakıp anne ve baba olacağız. O zaman yeni engeller, yeni maceralar, yeni level sonu canavarlarımız olacak. Oyun devam edecek...

Başka yazarların bloglarına bakıyorum da asıl macera doğumdan sonrası gibi. Dikilen kıyafetler, gidilen okullar. İlk cümleler, masallar. Sana yerdeniz büyücüsünü anlatacağız, dün teyzen evet onun da Ged'le tanışması lazım diyerek noktayı koydu. Baban masal aramaya başladı bile.

Bakalım daha aklımıza gelmeyen neler yaşayacağız...

2 yorum:

kuzunun annesi dedi ki...

Bize anneanneden İşbir bebe yatagı geldi hediye . Park yatagımıza uyan ölcülerde oldu ve ürün cok kaliteli . Aslında yaylı yatakların mini versiyonu denilebilir . Kullanmadan öneride bulunmak ne kadar dogru bilmiyorum ama annemler bir ara bu markanın bayiisi idi ve cok sattılar bu üründen . Geri dönen olmadı bildiğim kadarıyla . Biraz pahalıcadır fiyatı yalnız sünger yataklara göre . Ama bebiş için deger bence .
Biz ana kucagı- tasıma koltugunu baby to go dan aldık . Orta sınıfta fena degil bence . Sitede görmüşsündür resmini belki . ben pusetlede kullanmak istedim , o yüzden bu tür birsey aldım . Ayrıca araba içinde lazım tabi . Ama ev tipi birsey arasaydım tercihim fisher price -yagmur ormanı olurdu sanırım .http://www.nar-bebe.com/index.php?do=catalog/product&pid=3127.. Amazondaki yorumlara göre kilolu bebekler için bir süre sonra küçük gelebiliyormus . Ama ses ve titreşimlerden bir cok bebegin hoşlanıyor olmasıda artı tarafları . Yinde bilmiyorum .hakkaten piyasada cok sey var :))Secim yapmakda keyifli bir süreç , kolay gelsin ..

Ozgur dedi ki...

Merhaba Kuzunun annesi,
Sanırım biz de yaylı yatak alacağız. Daha uzun süre kullanma imkanı oluyormuş sanırım. Olsun, yatak çok önemli, pahalı olsun, iyisi olsun.

Biz şimdilik puşet almayalım dedik. Biraz zaman geçsin, bakalım nasıl gidecek işler. Ev tipi bişey lazım bize. O dediği yağmur ormanı modelini gördüm, amazondan yorumlarını da okudum. Vallahi keyifli gözüküyor. İnsan bilemiyor. Çok seçenek olunca daralıyor insan bazen. Bi de ne çok yorum var. Mesela 500 iyi yorum 50 kötü yorum.
Bakalım artık seçicez bi şey. Blogdan yazarım kararımızı.

Çok teşekkürler, sevgiler.
Kolay gelsin size de.
Özgür