5 Kas 2008

Sevdiğimiz Müzikler

hey jude, don't make it bad
take a sad song and make it better
remember to let it into your heart
when you can start to make it better
beatles

Klasik müzik zekaya iyi gelirmiş filan. Kanıtı yok. Ancak anne karnında dinlenen müzikleri bebekler doğduktan sonra da seviyorlarmış. İçimden Beatles ve Abba dinlemek geliyor hep. Bir de caz, Miles Davis ve Coltrane dinliyorum bol bol. Kendimi zorlayarak biraz Mozart, biraz Bach da dinledim. Bana hitap etmiyor napiyim? Hem Beatles ve Abba dinlerken kendim de söylüyorum, böylece bir taşla iki kuş vurmuş oluyoruz. Nasılsa Türkçe de bilmediğinden, sözlerin önemi yok!

Sevdiğimiz filmler... Olumsuz hiçbir şey duymak istemiyorum. İçinde intihar, uyuşturucu, ölümler, karamsar öyküler olan hiç bir şey görmek istemiyorum. Sıcak aile filmleri modundayız. Normal zamanlarda eyk klişe diye aşağıladığım filmleri onar kez izlemek istiyorum. Gerçekten de eskiden beğenmediğim filmler sırf olumlu bir havadalar diye hoşuma gidiyor.

Sokakta duygu var. İyi anlamda değil. Şehrin uğultusu bunaltıcı. Yığınlar öfkeli, duygusal, patlamaya hazır. Sokakta yürürken koca karnıma baka baka çarpıyorlar bana, birbirlerine. İstanbul istanbul olalı gördü mü böyle çarpışmalar? Gerginliği hissediyorum, geniş caddelerde yürümek istiyorum, tercihen geç saatlerde. Artık işe gitmediğim için saat özgürlüğüm var. İşe giden, işten dönen stresli kalabalıktan kaçmak istiyorum.

Türk çocukların yabancı çocuklara göre daha huysuz, daha şımarık ve yüksek sesle olmasının nedenlerinden birinin çevrelerinden aldıkları negatif elektrik olabileceğini okumuştum. Entropi gibi birşey. Bir yerden bir yere akıyori bulaşıyor olumsuzluk. Dil bilmeye de gerek yok. Aktarılarak gidiyor, duyguları algılıyoruz. Sokaklar duygularla kirlenmiş. ABDde sokakta yürürken düşüncelerimde kaybolabilirdim, burda imkansız. Çocukların huysuzluğunun bir sebebi anne ve babaların manik depresif davranışları da olabilir. Bir azar / bir sevgi gösterisi. Bunu çok gözlemliyorum, her alanda. Dengeli insanlar az, çocuklarına belirli bir bilinçle davranabilecek ve kendi tepkilerini ve duygularını kontrol altında tutabilecek insanlar sanki bizim toplumda daha az. Boca ediyoruz duygularımızı ilk bulduğumuz insana, ister taksici, ister iş arkadaşı, ister sokaktaki adam olsun.

İsterim ki kızım çevresel duygulardan daha az etkilensin. Bulaştırmasın kendine.

we can go dancing, we can go walking, as long as we're together
listen to some music, maybe just talking, get to know you better
'cos you know i've got
so much that i wanna do, when i dream i'm alone with you
it's magic
you want me to leave it there, afraid of a love affair
but i think you know
that i can't let go

Hiç yorum yok: