2 Ara 2008

2008e veda ederken...

Biraz erken bir yazı olacak, ama ne yapalım. O aralar yazacak vaktimiz olmayabilir. Kızımız gelecek o vakitler.

2008 benim için bir tamamlanma yılı oldu. Ursula K. Le Guin ben büyüme işini 31 yaşında bitirdim demiş. Sanırım benim için de benzer bir şey söz konusu oldu.

Kariyerim açısından düşünürsek, bu yıl en olmayacak, en zor projelerden birinin altından kalktım ve başarıyla teslim ettim. İçimdeki sabırın, dirayetin ve azmin, kısacası iç gücümün ortaya çıkışını yaşadım. Kükremiş sel gibiyim, bendimi yıkar aşarım durumları kısacası. Yırtarım dağları. Bu çalışma deliliği sırasında, çok yoruldum, önemli bir kısmında da hamileydim. Kötü kokular ve bitmeyen yolculuklar yaptım. Stres bir yandan vurdu, çok çalışmak bir yandan. Ama yaptığımız işe inancım tamdı. Arkadaşlarıma güvenim tamdı. Zorlandık, test edildik, yıpratıldık ve başardık. Kendi başarımızı satamadık çok, çünkü başarısızların ve üretemeyenlerin satışa daha fazla vakti oluyor. Biz hep istedik ki, işte hendek, işte deve, işte ürün kardeşim diyelim, birileri de aferin, elinize sağlık desin. Müşteri dedi, sağıolsun. Yöneticilerim demedi. Ya da yeterince demedi. Biz şikayet etmedikçe sandılar ki, bu işler çok kolay, sandılar ki bu işler tıkır tıkır yürüyor. Şu hayatta ne kaybettiysem (ve kazandıysam) ağlayamamaktan, sızlanamamaktan kaybettiğimi düşünüyorum. Bana mazlumluk geni geçmemiş. Acındırmak, vahvahlamak filan yok. Ne yapalım. Türk halkı olarak da mazlumu oynayana bayılıyoruz. Ah ezik, vah ezik. Sonuç itibariyle bu yıl, iş ve üretim anlamında son derece güzel bir yıldı. Satış, kendini anlatmak, derdini anlatmak, adalet talep etmek, hakların için mücadele etmek, kifayetsiz yöneticilerle başetmek vs gibi konularda ise sınıfta kaldık. Anlamasına anlıyorlar da çok geç oluyor. Yazık.

Özel hayatımıza gelelim. Hiç olmadığımız kadar enerjik ve mutlu bir yıldı. Sevgiloşla beraberliğimizin her anını kutladığımız gibi, bir de miniğin gelişine sevindik. Öylesine doğal geldi ki böylesi bir aşktan bir bebiş olması gerektiği, karar verdikten sonraki ikinci ayda kapıyı çalmıştı bile Ela Hanım. Bizi bekletmedi, üzmedi. Bazen annesi çok yorulduğunda yeter artık tekmeleri attı, ama haklıydı. Onun gelişini en çok istediğimiz zamanda, en hazır olduğumuz anda geldi. Minnettarız bizi seçtiği için. Layık olmaya çalışacağız.

Sonra sevgiliyle öğretinin yıkılışına bir kez daha şahit olmak güzeldi. Bilinen kadınlık ve erkeklik rollerinin çok ötesinde, uzağında, kendimize ait bir düzlemde, tam olarak istediğimiz hayatı kurduk. Kitaplarımızla, şarabımızla, yazdıklarımızdan duyduğumuz heyecanla geçti günler. Sonra o orta sınıf hayatının dayattığı evlerden olmadık, site içinde oturmadık, salonumuza vitrin almadık, evimizde büyük yemekler vermedik, idare edilecek boş konuşmalara girmedik. Otomatik olmadık, ne birbirimize ne başkalarına karşı. Klişeleri sorgulamaya çalıştık elimizden geldiğince. Hayatımıza karışmaya çalışanları uzaklaştırdık. Olumsuzlukları, endişeleri, felaket tellalarını kapıdan sokmadık. Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür olmaya gayret ettik. Aşk sevgiye dönüşür, evlenenler şöyle böyle olur geyiğine hiç inanmadık. Dinlemeye inandık biz. Kalp gözüyle duymaya, gönül kulağıyla görmeye alıştık. Geçiştirmedik, en ufak kavgada seslerimizi yükselttik, bağırdık, çağırdık. İyi ki de öyle yapmışız. Boş soru bırakmadık hayatımızda. Yalnışlarımız doğruları götürmedi, getirdi. Aşkın mümkün olduğunu, ilk günkünden beter bir şiddetle artarak ve baş döndürerek yükselebileceğini gördük bu yıl.

Hamilelikten hep korkmuştum. Hiç çocuk istememiştim hayatımda. Oysa insan bir kez istedi mi herşey nasıl da yolunda gidiyormuş. Korku ve endişelerden arınınca sağlık, mutluluk, keyif hepsi beraber geliyor. Daha önce üç kadın doğumcu bana sen hamile kalamazsın, kalsan da düşürürsün ameliyat lazım demişti. Ben neden doğuramayacakmışsın canım diyen doktorumu buldum. Sevgili akıllı, vesvesesiz, bir tanecik doktorum. Korka korka ama myomlarla normal doğuramam heralde dememe, nedenmiş diyen doktorum. Myomlarla konuşa konuşa fazla büyümemeye ikna eden ben. 37. haftamız bitmek üzere ve gerçekten sızlanmadan, ağlamadan, hiçbir major sıkıntı yaşamadan (kum döktüm o bile fena değildi. hatta zamanlaması iyiydi.) geçti gitti. Şimdi ne kadar çabuk geçtiğine hayret ediyorum. Hop diye geçiverdi zaman.

2009 için isteklerim ve planlarım neler...

Birincisi bu şekilde devam etmeyi düşünüyorum. Aynı kaygısızlık ve sakinlikle bebişi yetiştirmeyi, sevmeyi ama abartmamayı, delirmemeyi, ilgilenmeyi ama boğmamayı, hep olumlu olmayı, sigortalara ve back-up planlarına değil, iyi beslenmeye, önlemeye, spora ve mutluluğa odaklanmayı istiyorum. Sokağın huzursuzluğu ve stresi, olumsuz kehanetleri evimin kapısından giremesin istiyorum.

İş konusunda ne yapacağıma bebekten sonra karar vereceğim. Bir süre ücretsiz izin kullandıktan sonra belki, yeni bir iş, yeni bir ben, yeni bir sektör... deneyebilirim. Kendi işimin başına geçebilirim. Ya da tamamen evden çalışabilirim. Belki bambaşka bir yola çıkarım. Ne yaparsam yapayım, önceki hatalarımı tekrarlamak istemiyorum. İlkeli bir insanım, onlardan vazgeçmem. Fakat bu ilkelerin aktarılış şeklinde belki biraz daha politik, biraz daha sakin olabilirim.

2009 hayatımızı değiştirecek. Aile olacağız. Neler olacağını kestiremiyoruz, ama heyecanla bekliyoruz kızım seni. Kızımızın yılı olacak 2009.

Hoşgelmiş şimdiden.

9 yorum:

gunebakan dedi ki...

bundan sonraki hayatının öncekinden epeyce farklı olacağını söylemek zorundayım :)
başlarda uykusuzluk ve emzir, gazını çıkar, uyut, alt değiştir döngüsü biraz zorlasa da çabuk adapte oluyorsun. ben uyku delisi bir insandım. ilk hafta resmen balyoz yemiş gibi oldum. sonra uykuya taktım kafamı. sürekli uyuduğum saati hesaplıyor, küçük eşit 8 çıkarsa bunalıma giriyordum. kaldı ki ne 8' i, ilk günler 3 saati bulursam şanslıydım. ama her bebek böyle olmuyor. benim kızım saat başı, bilemedin 2 saatte bir uyanıp emiyordu. ama bir arkadaşınki 4-5 saat uyanmadan uyuyordu.
sokakta gördüğüm insanları şöyle kategorize ediyordum:
"bu kesin dün gece en az 8 saat uyumuş. ne kadar dingin görünüyor, şu süse püse bak. aaa şuna bak, gözlerinin altında mor halkalar var, bu da kesin uyumamış benim gibi..."
şeklinde iyi uyumuşlar ve uyuyamamışlar olarak ayırıyordum. sonra yavaş yavaş az uykuya da, kızım uyuduğu gibi uyuyabilmeye de alıştım. kendimi daha iyi hissetmeye başladım. sonra güzelim bahar günleri geldi.
ben de düştüğüm diplerden yukarılara doğru tırmanmaya başladım.
lohusalığım zor geçti ama uzun sürmedi depresyonum.
şu gün bile hala, kızımı emzirdiğim o günleri özlerim. aklıma geldiğinde de tıpkı süt verdiğim zamanlardaki gibi göğüslerim sızlar.
önce bir bebeğin gelsin sağlıkla, bebekli hayatınızı düzenleyin, iş meselesini ondan sonra düşünürsün. hayat bir şekilde senin için iyisi neyse seni o yola doğru yönlendirecektir zaten...
sağlıkla, mutlulukla ela kızını kucaklamanı dilerim.

Ozgur dedi ki...

Sevgili Günebakan,
Çok teşekkürler yorumun için. Hayat bir macera, önümüzdeki günler nelere gebe yaşayarak öğreneceğiz.

Şimdilik en çok merak var, huyu suyu nasıl olacak, nasıl bir insan olacak?

"Mevlâ görelim neyler / Neylerse güzel eyler"

sevgiler
özgür

Ozgur dedi ki...

Uykusuzluk nasıl olacak merak ediyorum. Üniversitedeyken çok uykusuz kalırdık. Sabahla sabahla sabahla. Ama sınav bitince bi uyurduk yirmi saat:)

Anladığım kadarıyla öyle bir süreç değil, bir varsın, bir yoksun. Belki göğüs pompası, biberon ve biraz da babası versin yapabilirim? Olur mu acaba öyle?

sevgiler çokkk:)

Parpali dedi ki...

Evliliklerle ilgi güzel cümleler okumak ne kadar mutluluk verici. Dilerim 2009 istediklerinizin gerçekleşeceği ve mutlulukla, sağlıkla bebeğinizi büyüteceğiniz bir yıl olur.
Sevgiler.

Ozgur dedi ki...

Sevgili Parpali,
Önce aşk olacak. Sonra niyet. Aşkı sürdürmeye niyet. Tüketmemeye, geçiştirmemeye, dinlemeye, karşındakini el bilmemeye. Sonra zaman tutacak, dalgalanasın varsa, dalgalanıp duracaksın. Bal arısı gibiysen, pervaneye döneceğin anı bulacaksın.

Ama zaten sen de, o da aynı anda doğru olduğunuzda oluyor. Evlilik filan hikaye. Kişiler var, ilişkiler var. Evlilik diye soyut bir şey yok bende:)

2009 bütün mutlulukları ve güzellikleri getirsin sana. Kucak dolusu sevgiler...
özgür

k.i.s.d. dedi ki...

Yazın çok güzel, düşündürdü beni epeyce... Aşkın ne olduğuna dair şüpheler içinde bir adamaı terkedişimi, hayatta evlenmem-hayatta kimseye güvenmem derken yeşil gözlü bir melekle tanıştığım günü, bebeğe dair binbir korkumu-isteksizliğimi ve sonrasında hayatın bir şekilde gül yaprakları gibi açılıp içindeki güzellikleri gösterdiğini...

Merak ve korku ve bilinmezlik... Konfor alanımdan çıkıp hiç bilmediğim bir ormana dalıyorum.

Senin daha da az kaldı.

Umarım ve dilerim ki 2009 sizin için güzel ve hayırlı bir sene olsun.

Ozgur dedi ki...

sevgili k.i.s.d,

Ah o konfor alanı yok mu o! Hele ben nasıl da keyfine düşkün bir insanım. Başkaları için öyle çok kolumu kaldırmam. Birisi bir işi yapmaya çok atılırsa aman duur ben yapayım türü bir insan olmadım hiç:)

Ne hamaratlıktan anlarım, ne cefakarım, ne fekadar. Çok da burnumun dikineyim.

Diğerleri neyse de burun meselesi önemli. Ela da bana çekip inatçı olursa hayat geçmez:)

Dün akşam sevgiliyle ilk kez ya biz nası bakıcaz, ne yapıcaz diye düşündük. Bebeğin yatağı odamızda duruyor. Bir ay sonra orada biri vızıldıyor olacak. İnanılır gibi değil. Allah insan kaldıramayacağı yükü yüklemezmiş ya hani, annelik konusunda da böyle bir yavaş yavaş algılama durumu oluyor sanki. Önce hamileliğe odaklanıyorsun, gerisini düşünmüyorsun. Sonra doğuma. Doğunca işte süte. Sonra dişe, sonra mamaya filan. Hepisini beraber düşünsen iptalsin çünkü:)

Bundan böyle hayat bir daha aynı olmayacak. Olmasın yahu!

Bu kadar adam yapıyor, biz mi yapamıycaz. Gerçi ben baba adayını sen daha duuurr oğlanlarla gezip gezip gelsin o zamanlar diyerek ürkütüyorum. En büyük eğlencem!

2009 hepimize sağlıklı bebekler, mutlu günler getirsin.

huysuz ve tatlı dedi ki...

uykusuzluk nasıl olacak, merak ediyorum demişsin ya... öyle öğrenciliktekilere pek benzemiyor, baştan söyleyeyim :)
ben mimarım, uykusuz kaldığım zamanlar olmuştur çok, ama bu öyle böyle bişey değil. özellikle ilk zamanlar beden yorgun, ruhsal durumlar bir garip, ama bebek sürekli emmek isteyecek. gerçi o zamanlar atlatılıyor bir şekilde, ama 3 aydan sonra umarım geceleri iyi uyuyan bir bebeğin olur.
bunu uygulamak için de elinden geleni ardına koyma derim...

sevgiler.

Ozgur dedi ki...

Sevgili Huysuz ve Tatli,

Çok teşekkür ederim güzel dileklerin için. Uykusuzluğu yaşayıp göreceğiz, bakalım nasıl olacak. Umarım 3. aydan sonra filan bir düzen olur. Yoksa işimiz zor.

sevgiler,
özgür