14 Ara 2008

A.R.O.G ve Sinefekt

Neler oldu neler...

Dün gece A.R.O.G a gittik. Oldukça eğlendim, özellikle 1. yarısı iyiydi. 2.yarıda bebiş hareketlendi, biraz kasıldım, koltukta rahat edemedim. Sonlara doğru içim geçmiş. Geç bir saatte gitmiştik. Ancak çok keyif aldım. rrrrr diye bir film vardı Fransız yapımı. Ona benzediğini söyleyenler var, ben konu dışında benzetmedim. Çıkışta da şunu düşündüm. Senaryo, içerik filan bir yana, başından sonuna hiçbir inandırıcılık problemi olmadan, tek bir görsele irite olmadan izlemişim. Hollywood kalitesi derler ya. Bence olmuş. Efektleri ve post işlerini yapan Sinefekt çok muhteşem bir iş başarmış. Sonra eve gelince baktık, ekibin AROG VFX Supervisorı Erdem Taylan'mış. Uzaktan takip edebildiğimiz kadarıyla çalışan bütün arkadaşlar işlerinin piri. G.O.R.A'dan iyi. Çok başarılı ve Türk Sineması açısından umut vadedici olmuş. Umarım ülkemiz önümüzdeki on yılda bu tarz yapımların artacağı, yetenekli tasarımcıların akacak mecra bulabileceği, dışarıyla boy ölçülebilir efekt ve 3D görsellerin oluşturulacağı bir merkeze dönüşür...

Yeni trend Stereoskopik Üç Boyutlu filmler ya, aslında A.R.O.G da buna müsaitmiş. Cem Yılmaz bir sonraki filmini 3D gözlüklülere göre yapar artık. Gelen dinazor kulağımızı ısırsın, yakışır.

Onun dışında da eğlenceli çook ince esprili bi filmdi. Kaçırdığım çok şey olduğuna eminim. Bir de kalabalıkla senkronu tutturamadım. Ben güldüm, onlar gülmedi. Onlar güldü, ben gülemedim. Hollywood filmlerine çok gönderme var. Her yere sürekli gönder gönder dur. Görevimiz tehlike göndermesine çok güldüm ben. Öyle dağda asılı kalan, ordan orada atlayan Tom Amca halleri.

Caddebostan AFM Budak'ta gittik filme. Güzelmiş salonları, ancak reklam seansı o kadar uzun sürdü ki... Hem başlangıçta, hem arada çok uzun tutulmuş içime fenalıklar geldi. Bu arada, reklamların çoğu içki reklamıydı. Bira, Kahve Likörü, Viski, rakı vs. Issız Adam izlerken herkes kendince bir moddayken benim uff şaraplarrr diye takılmam gibi, bu defa da rakıya takıldım. Diğer içkiler ve reklamları çok fason söyliyim. Fakat Yeni Rakı bir reklam yapmış... Anlatamam adamı baştan çıkarır. Çok tehlikeli bir reklam. İçki içmeyeli bir yıl oldu, sigarayı bırakalı iki yıl. Ben bundan böyle içki de pek içmem diye düşünüyordum şahsen ama o reklam. Fonda müzik,

kur masayı madam despina
kirli beyaz muşamba örtüleri ser
çek sediri asmanın altına
yanında bir ince müzeyyen abla

yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
hamdolsun
taze mi bitti topik
canın sağolsun
amanın yine mi güzeliz, yine mi çiçek?
hamdolsun
altınbaş kadehe yağ gibi dolsun

Meral Okyay yazmış, Sezen Aksu söylemiş. Duvara Karşı filminde, (onun gibi bir film gelmedi, gelemez!) Sibel Kekili'nin (ben bu filmi en az üç kere sinemada izledim buna rağmen başrol kadın oyuncusunun filmdeki adını unuttum!) Birol Güven'e etli biber dolması yaptığı, karşılıklı yedikleri ve rakı içtikleri bir sahne vardır. Arkada bu şarkı çalar. Sanki uzakta da olsa, "buralı" olmanın esansını yakalamış ve o yemeğe, o içkiye, o şarkıya hapsetmiş gibidir film. Her sahnesi şiir gibi zaten ama bu şarkıyı duyunca o yemek, o sözsüz, anlatılmaz ortaklık, en tuhaf ve uzak adamda bile dile gelmeyen bağ açığa çıkar. Yeni rakı reklamı hem şarkısıyla, hem gösterdiği (teknede çay bardağıyla rakı içen adamlar) binlerce resim-durumla gönlümüzü fethetti. Hamile olmasam koşa koşa çıkıp bir meyhane arıyabilirdim, o derece.

Bu arada durup durup da hamileliğin son ayında iki kere sinemaya gitmiş bulunuyorum:) Çıkışta şakır şakır yağmur yağıyordu.




Hiç yorum yok: