28 Ara 2008

Hastane Çıkışı ve Unuttuklarımız.

Not. Hastane Çıkışı, bebeği hastaneden çıkarırken üstüne giydirmeyi düşündüğünz kıyafetler bütünüdür. Set halinde satılır. İçinde eldiven, şapka, tulum, önlük, zıbın herşey vardır. Gider alırsınız hastaneden çıkarken bunları giydirirsiniz. Mothercarede filan set halinde satılır.

Bugün vakitlice yattık, uyuduk. Gece tuvalete kalkmıştım ki gene geldim bir internete baktım, TVde de disko kralı var. Bana denk geldi, Esra Ceyhan Okan Bayülgen'e hastane çıkışı hediye etti, pembiş. Okan Bayülgen tabi telefonda duyunca nasıl, hastane çıkışında mı buluşacaz diye bir fena olmuş. Ben de bir an hastane çıkışı gibi terimleri duysam nedir diye merak edeceğim günleri hatırladım.

İnsanın çabuk unutuyor. Bir şeyi öğrenene kadar çok zor, öğrendikten sonra "aa, ne var canım" oluyor. Bundan on ay önce bilmediğim terimleri alt alta yazsam burdan köye yol olur. İnsan evlenirken de öyle oluyor. Berjer diye bir şey olduğunu duyuyorsun, sonra gelinliğin içine giyilen şey var, şarlatan, tarlatan. Başta terimler de vardı, unuttuk şimdi onları.

Eskiden Avrupa yakasında otururken Anadolu yakasıyla ilgili hiç bir şeyi bilmiyordum. Bir gün Anadolu tarafında bir arkadaşla buluşmamız gerekti, aman Allah'ım ne zor tarif. Eğer mihenk taşı noktaları bilmiyorsan. "Ya hani var ya Caddebostan Migros", "Boğanın orada diyorum", "Cadde üzerinde Erenköy CafeCrownun orası", "Capitol'ün oradan beş dakika" Bunların hiçbirini bilmeyince karşı taraf anlatacak mecal bulamıyor. Üstelik Anadolu yakasında oturanların bir kusuru var, senin bu noktaları bilmeyebileceğini akılları almıyor. Bilmiyorum dersen de kızıyorlar. Neyse, sonuç olarak biz sevgiliyle evlenip iş nedeniyle Anadolu'ya geçtik, çılgın bekar hayatına son verdik. Öğrenmeye çalıştık buraları. Karşıdan gelenlere de, ya Caddebostan'ı nasıl bilmezsin? tarzı şeyler söylerken yakaladım kendimi geçen.

Sonra, eskiden ben yürürken sigara içmeyi çok severdim. Takside içmeyi de severdim, özel zevk alırdım. Şimdi tahammül edemiyorum. Yürürken biri sigara içerse, o duman beni yalarsa fena oluyorum. Kokusuna dayanamıyorum, sinirleniyorum. Özür dilemek istiyorum, ben yollarda kendince serseri serseri yürürken yanımdan yöremden geçenlerden.

Sürekli bebeklerinden bahsedenlere de sinir olurduk. Bir arkadaşımız vardı, öğle yemeği akşam yemeği demez, ama sürekli. Dayanılmaz. Bunu yedi bugün, bunu içti, bugün kakası yeşildi. (Erkekti) Biz kalanlar bekar, bebekten anlamaz tipler. Kibarlıktan bir şey de diyemezdik, öyle dinlerdik. Buna dönüşmekten korkuyorum mesela. Hem ben sadece başkası değil, kendim de sürekli doğumdu, bebekti konuşunca sıkılıyorum. Aslında konu önemli değil, insan tek boyutlu olduğunda sıkıcı oluyor. Sürekli işinden bahseden bir arkadaş da vardı mesela o dönem. Azapmış resmen.

Hergün uyanıp da kızım bugün gelicek mi diye aklımdan geçiyor. Biraz endişelenmişim ben. Üstelik endişelenirken de anlamıyorum, öyle kendinden gizli stres oluyorum. Yavruşun hareketler azalmıştı, NST de çok iyi değildi. İki gündür rahatladım biraz, o da zıppıdı moduna geri döndü. Ohh ne güzel şey o hareketleri hissetmek. Tabi gelse kucakta oynasa azıcık da! Yalnız gerçekten sabrım kalmadı, sıkıldım ben. Kendime derhal bir meşgale bulmam gerek. Kafamı adayabileceğim bir kitap, roman, fikir.

Bu arada Show TV jeneriğinde christmas carollardan bir şeyler Türk enstrümanlarıyla çalınmış. Dikkat ettiniz mi? İsa Bey saygı duyduğumuz bir büyüğümüz ama hıristiyan da değiliz ki. Çok yadırgadım. HaberTürk'te de hava nagaela eşliğinde bir haber verdiler, alakasız bir şeydi. Gazze olayları da gündemdeyken şaka gibi geldi bana. Fazla mı hassasım?

Bu arada laf aramızda gerçekten hassasım da. 9. ayda normalmiş, insan fazlaca duyarlı ve sinirli olurmuş. Evet, aynen öyle. Dokuz ay laylay gez sen, sondaki iki hafta delir. TVde bir hanım kızımız keman çalıyor, çalışına mı, o incecik uzun topuklar üzerinde sekişine mi hayran kalsam bilemedim. Benim de topuklu günlerim gelsin artık...

Çok daldan dala oldum. İnsan gece uyanmışken gider su içer, yazı mı yazar di mi ama?
iyi geceler tüm blogger kardeşlere, bacılara.

21 yorum:

esra dedi ki...

adsızdım yorum yazarken artık şimdi adım var:)ben de gece izlerken hastane çıkışı mevzunda aynı şeyi düşündüm ne tuhaf...bir de meşguliyet demişsiniz ya okunacak tüm kitaplarım duruyor,izlenmemiş tam 4 bölüm(eskiden bölüm çıksın diye bekler beklerdim)prison break,ertelenmiş bir yığın şey...ve diyorum ki 34 haftalık hamile olarak;kafam yalnızca bebek,doğum,hamilelik,bebek bekımı,annelik mevzularına takılı aylardır ben pek zorlamak istemiyorum bu kafayı:)organize işler filminde diyor ya ''abi senin bu kafaya ulaşamak için ne kullanmak lazım'' diye,bizim bu kafaya ulaşmak için hamile olmak lazım...bence günlerin kaldı ne mutlu sana benim ise 1 ayım var daha...godot demiyorum artk senin kıza şimdilik, gel artık ben bile beklemekten usanadım,bekletme anneni diyorum...

Ozgur dedi ki...

Sevgili Esra, hoşgeldin tekrar.
İlk "hastane çıkışı" sözünü duyunca çok şaşırmıştım ben. Ama konunun içinde olunca yadıgamıyorsun.

Benim günlerim kaldı ya... Kitapları okudum. Ev temiz. Eşyalar hazır. Valiz kapıda. Blogları takip ediyorum. Bütün gün evdeyim. Yani bir boşluğa düştüm. Hani bir sınava çalışırsın çalışırsın sonra o sınav ertelenince ortada kalırsın ya bir süre. Öyle bişey oldum sanırım:) Biraz daha çalışıp kafamı karıştırmak istemiyorum.

Bir ay öyle çabuk geçiyor ki... 34. haftalar civarı ne güzeldir, ne güzeldir. Allah yavrularımıza kavuştursun sağlıkla inşallah...

sevgiler, özgür

kirazsevdasi dedi ki...

Özgür;
sürekli cocugundan bahseden bir arkadasindan bahsetmissin ya, aynı seyleri bende yasadim. Cok yakın bi arkadasim anne olucan eskisi gibi olamadik. Nedir bu şımarıklık demiştim kendi kendime, non stop bebek muhabbeti.
Veeeee
evet ben de buna dönüşmekten çokk ama çok korkuyorum :( .

Ozgur dedi ki...

Sevgili kirazsevdası,
Vallahi korkutucu bir durum. Bir de şöyle bir durum var. Ben hamilelik öncesi ve sonrası olmak üzere sanki iki kişi oldum. İnsanın paradigması değişiyor. Bir ara çevremdeki herkes iş yeri de dahil, benim hamileliğimle benden on kat ilgiliydi, beni gören bu konuda konuşuyordu. Afakanlar basmıştı. Şimdi, bazen bir arkadaşla buluşuyoruz ve hiç hamilelikten bahsetmiyoruz. Çok iyi geliyor ama neden bahsetmedik ki biz diye düşünüyorum sonrasında.

Hamilelik günün büyük kısmını dolduruyor, işe de gitmiyorum. (Meğer ne çok işten bahsedermişim ben eskiden!!) Okuduğum kitaplardan zaten çok fazla bahsedemiyorum, özel alanım. Çocuk olunca herhalde bir süre hayat onun çevresinde dönecek. Bilmiyorum, kimliğin sanki akıyormuş gibi. Gerçi normal hayatında sürekli kendinden bahsedenler belki sonrasında çocuklarından da bahsediyorlardır öyle. Benim arkadaş çocuktan önce de çok hoşsohbet sayılmazdı:)

Ayse dedi ki...

bugun cok sessiziniz, yoksa artik 3 kisi misiniz? sevgiler. :)

yok ki dedi ki...

yoksa?
haberlerini bekleriz :)
sevgiler

esra dedi ki...

bence artık 3 kişisiniz ...eğer öyleyse aman ne güzel,ne güzel bekliyoruz iyi haberlerini...

Ozlem dedi ki...

Merak ettim bak:)

aysema dedi ki...

"Düşün, uzay çağında bir ayağımız,
Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri
Düşün, olasılık,atom fiziği
Ve bizi biz eden amansız sevda,
Atıp bir kıyıya iki zamanı

Yarının çocukları,gülleri için
Herbirinin ayvatüyü, çilleri için,
Koymuş postasını,
Görmüş restini.
He canım,
Sen getir üstünü." Ahmed Arif

Yeni yılda mutlulukların en güzelini kucağınıza alarak şen kahkahalar atmanızı diliyorum.

Sevgiler...

gunebakan dedi ki...

ozguuuur
2 gundur sesin cikmadigina gore, kizina kavustun sanirim...
yeni yila kucaginda bebisinle gireceksin bak hep istedigin gibi...
hadi bakalim iyi haberlerini sabirsizlikla bekliyoruz.

kuzunun annesi dedi ki...

2 gündür post atmamıssın , Ela kız dogdu kesin ... Bebekli yazını en kısa zamanda bekliyoruz

Ozgur dedi ki...

Selam arkadaşlar,
Yazamadım, çünkü hem erken uyudum, hem depressed hissediyorum biraz. Kız doğmadı. Daha bekleme durumları ama benim sabrım tükendi... Sezeryana gidiyor gibiyiz. Bakalım:(((

yeliz dedi ki...

nasıl heyecanlandım, birkaç gündür yazmamışsın, yorumlarda hep bir merak, geldi mi ela acaba oluyor insan? ama son yorumun senden geldiğini görünce tüh dedim. Belki 1 Ocak ın ilk bebeği olur ve televizyonda çıkarsın:) gönlünü ferah tut. o sürekli bebek veya iş, daha doğrusu tek konudan konuşan insanlardan öyle çok ki, sen bahsedince hemen aklıma birkaç isim geldi:)

esra dedi ki...

bence sakın moralini bozma herşeyin hayırlısı... ama ben bu kadar güçlü ve bu kadar sabırlı bekleyişin için seni gönülden tebrik ederim...bazen hayat böyle uğraşıyorsun herşey hazır pat onun istediği oluyor aman nasıl gelirse gelsin eli eline değsin de ve umarım sabrının karşılığını alırsın...herşey gönlünce olsun iyi yıllar!

Ayse dedi ki...

sakın moralini bozma- sen demistin ocagin ilk haftasina kadar yolu var diye... hepimiz dua ediyoruz sizin icin- merak etme sen... sakın depresif falan da olma.... Kızikonu dusun, gelir o merak etme sen.. cok cok sevgiler.

Adsız dedi ki...

Sevgili Ozgur, bebeklerin sadece %5'i due date'lerinde dogar:))

gunebakan dedi ki...

canim anne olmayla ilgili benim en onemli tecrubem sudur:
bebeklerin kendi zamanlamasi vardir. her bebek, kendi icin dogru zamanlamayi bilir, uygular, uygulatir.
soyle ornek vereyim: her bebek uyuyor, benim kizim niye uykusuz diye kafaya takardim, zamani gelince uykulari duzene girdi.
her bebek dis cikardi benim kizimin niye hala cikmiyor dedim, ilk disini yasinda cikardi. daha da iyi oldu.
puturlu yemiyor diye dertlendim, bir gun pat diye putur yiyebilmeye basladi.
tuvalet egitimini nasil verecegiz eyvah diye dusundum. 1 haftada hallettik.
kendi basina uyuyamiyor diye uzuldum, 1 gunde kendi uyumaya basladi.
ozetle, her bebegin, timer'i farkli. her konuda, kendi zamanlamalarini kendileri ayarliyor bebisler. annenin uzulmesi yersiz. ama ben bunu kizim 6 yasina gelene kadar yavas yavas kesfettim.
kizin bunu sana daha dogmadan ogretecek gibi. sabir sabir sabir...kendisi icin en saglikli ve uygun zamani bekliyor bence. bunu ileride de goreceksin. sakin depresif olma.

Adsız dedi ki...

Selam Ozgur ben beklenenden 10 gun sonra hem de normal dogumla dogmusum, hic endiselenme, zaten doktorun seni daha iyi yonlendirecektir, cok sevgiler.

Adsız dedi ki...

Haa bir de dogurmadan hemen once kendi kosesine cekilirmis kadin, hic birsey yapmak istemezmis, yani anneannemden geliyor bu bilgi, bence sen kesin doguracaksin, kizinla beraber yeni yilin ilk bebegi dogdu diye Hurriyet'e kapak bilem olursunuz. Moraller bozulmasin :))

yok ki dedi ki...

biz de gereksiz stres yaptiriyoruz sana. "dogdu mu? dogdu mu?" ben olsam sinir olurdum :)

bebisin bir bildigi var elbet, hep orda durmayacak, yakinda gelecek her halukarda.
sezaryanla olur, normal olur orasini dert etme sen. muhim olan gelecek olmasi; kolayca olsun, seni cok yormasin da nasil olursa olsun derim ben.

aslina bakarsan ben sezaryan taraftariyimdir (bir suru anne bana "ne biliyorsun ki sen?" diyecek simdi). universitede, tip fakultesinin dekanligini da yapmis olan bir hocamin koca anfiye orneklerle anlatip tavsiye ettigi bir seydi sezaryan, kafama kazinmistir.

sezaryan ya da normal dogum, her ikisinin de avantajlari var; onlara odaklanmaya calis.

bir de simdiden alismaya baslamak lazim herhalde. cocuklar her zaman ailenin istedigi/bekledigi gibi hareket etmezler. benim gozume simdiden girdi bu kucuk yavru ;)

missy dedi ki...

özgür anne,
yoksa yeni yıla gercekten anne olarak mı giriyorsun?
yeni yıl surprizi geldi mi yoksa?
mutlu seneler:)