20 Ara 2008

Rol Çalanlar...

Başrolü kimseye bırakmayan insanlar vardır. Sizin düğününüzde sizden çok ortalıkta olan, sizin ameliyatınızda baygınlık geçiren tipler. Öyle anlar vardır ki hayatın ve çevrenizin merkezinde olmanız gerekir. Hamile bir kadın özellikle son günlerinde başroldedir. Doğumdan sonra başrol bir süre bebeğe geçecektir. Düğünde damat ve gelin başroldedir, daha büyük bir çemberde damat ve gelinin annesi babası başroldedir. Eğer ciddi bir sağlık sorununuz varsa önceliklilerden olursunuz, bir süreliğine ilgi sizin üzerinizdedir.

Şimdi bu rol çalan arkadaşlar, bu tarz süreçlerden nefret ederler. Kendileri daime ilgi odağı olmaya alışkın olduklarından, böyle olaylarda ilgiyi kendi üzerlerine çekecekleri, başrolü kapacakları eylemleri iyi bilirler. Bir bahaneyle trip atarlar, sizi sinir ederler mesela. Millet onlarla uğraşmaya başlar. Sizin psikolojinizi korumak gibi bir kaygıları yoktur. Siz hastayken onlar bayılır. Siz doğum yaparken birileri onları teselli eder. Bir rahat zihinle işinize gücünüze konsantre olamazsınız. Bazısının elinde değildir, bazısı çok bilinçlidir. Mesela bir kısmı ilgi manyaklığı konusunda hastalığı pek sever. Durmadan hastalıklarını anlatır da anlatır. Bitmez. Onun burnu kanasa dünya durur, siz kanser olsanız "amaaan onda ne var" durumudur.

Ya çok keyiflisinizdir mesela, rahatsız olur. Bir sorun çıkarır sudan. Yok yere. Amaç sizin zihninizi ve gündeminizi ele geçirmektir. Benim de hayatımda en tilt olduğum şey gündemimi bizim dışımızdaki olayların belirlemesidir. Yani doğal afetler ve gerçek olayları kastetmiyorum. Gündemde doğum ve bağlantılı olaylar varken, bir anda başka birinin hiç de karşılaştırılmayacak sorununun araya girmesi gibi şeyleri kastediyorum. Bu gibi durumlarda, hayatta bir kez yaşanabilecek, hadi bilemedin iki kez yaşanabilecek olaylarda anlatılanın olayın kendisi olmasını istiyorum. Yan yolların değil. Yan oyuncuların değil. Başrolde anne baba bebek ve bağlantılı insanların sevinçle hatırlayacağı günler. Budur.

Ama benmerkezcil ve bencil insanların dayanabileceği şey değildir bu. Özellikle de böyle zamanlarda ilgiyi almak için bir fiştek. Bir çengel. Bir anlamsız trip, Bir telefon, bir abukluk.

İşte güçlü insan bu rol kapmalara izin vermeyen insan. Öyle mi canım, size kolay gelsin diyip, gündemi yapay kaygılara kaptırmadan kontrolü altında tutan insan. Yoksa rüzgarda sallanan yaprağa dönüyorsunuz, önceliklerinizi dış koşullar belirliyor.

"O kadar mutluyum ki sizi sallamıyorum arkadaşım", "O kadar mutluyum ki böyle küçük tavırlarınızı gözümmm görmüyor...", "O kadar önemsizsiniz ki, ister arayın, ister aramayın benim hayatımda hiçbir şey değişmez, gönlüm bir dirhem cızzz etmez, zihnim bir saniye meşşşgul olmazzz". İşte böyle bir şey.

Siz kendi küçük hayatlarınızda önemsiz rollerin kahramıanı olun. Bizim hikayemiz başka.

iyi geceler...

8 yorum:

Ayse dedi ki...

ben de kil olurum bu tip insanlara... Birak anacim biraz biz spotlightta olalim- gun gelir sen de olursun... Insanin empati yapmasi cok onemli aslinda- cok klise olacak ama- kendine yapilmasini istemedigini yapar mi acaba baskasina?

yeliz dedi ki...

bunlardan herkesin başında bir tane var galiba:) herşeyden önce güçlü olmak lazım bunun yolu da dediğin gibi fazla ilgiyi toplamaya çalışan birine ilgi göstermemek hep amacına ulaşmasını engelleyecek hem de arkadaşı daha da kıl edecektir. Kısaca cool takılmak lazım;)

Adsız dedi ki...

Kendi basetme yontemimi paylasayim. Eger super stresliysem genelde bu merhemi kel basima suremiyorum. Ama boyle kendini bilmezlerle karsilasildiginda garantili safdisi yontemi derdini anlamiyormus ayagina bir yigin soru sorup adami saskina cevirmek. Ince ince eglenirken karsimdakinin zekasinin kutlestigini gorup epey egleniyorum. Keskin sirke kupune zarar, hic kendinizi uzmeyin. Saglikli dogumlar.

Ozgur dedi ki...

Sevgili Ayşe, ne güzel demişsin. Bence zaten bu tür insanlarda empati yeteneğinde bir sorun var. Onlar spotlighttayken herşey şahane, olmayınca tufan!

Neyse, çok izin vermemek lazım. Zor da olsa.

Ozgur dedi ki...

Sevgili Yeliz,
Çok haklısın. Ama insan her zaman yapamıyor. Sen yapsan çevre yapmıyor. Özellikle de ilgi mağdurlukla ilgili bir sebeple çekiliyorsa, hastalık, yaşlılık, vs gibi. Toplum bunlara çok zayıf bir anda şikayet eden adama vah vaahhh oluyoruz. Halbuki, şikayet etmeyenin, metanetle göğüs germeye olumlu olmaya çalışanın derdi daha büyük olabilir.

Ahhh yüzeysel olmamalı olmamalı...

Ozgur dedi ki...

Sevgili adsız, evet insanın enerjisi olduğunda denemek gerek:))

Ben huysuzun tekiyim. Sessiz de kalamıyorum. Bir şey yapmalı hey noktasnda bi insanım. Bu soru sorma fikri çok güzel. Özellikle hastalıkla ilgi çekenlere de çok işliyor. Sorun zaten bizim ilgimiz değil, tirübünlere oynuyorlar ah ah:)

Çok teşekkürler yorumlarınız için. İçim rahatladı. İnsan bazen ben mi bir tuhafım diye kıllanabiliyor:))

yasemin dedi ki...

ben de yıllarca kendimdeki bozukluğu anlamaya çalıştım, daha çok yeni farkına vardım olayın iç yüzünün. sebebin benimle bir ilgisi olmadığını artık bilsem de, bu tiplerin sadece benim çevremde olmadığını da bilmek istermişim meğer ;)

Ozgur dedi ki...

"When difficult relatives happen to good people" / "Zor akrabalar iyi insanların başına geldiğinde" diye bir kitap okumuştum zamanında. (Sonra unuttum yazanları:) Anlaşılan bu insanlar heryerdeler, ya küçükken şımartılmaktan ya da yeterince ilgi bulamamaktan, krallıktan ya da prenseslikten gelen bir durumları var. Biz zavallı ölümlüler ise buna mağruz kalıyoruz. Bir de çevrenizdekiler aman idare et modunda olursa, insan bi tuhaf hissediyor. Yok yok yalnız değiliz...

selamlar yasemin'cim.