22 Ara 2008

Sessiz ve Sakin Beklemekte...

Evde oturuyoruz. Bekliyoruz, dinleniyoruz. Ayaklarım iyiden iyiye şiş. Kocaman olmuşlar, yeti gibi bişiyim. Örgü filan mı örsem, ne yapsam. Kitaplara devam mı etsem. Aslında fırsat bu fırsatken emzirme yeni doğan bakımı filan okumak lazım. Canım istemiyor pek.

Doğum, emzirme, anne babalık dışındaki konularda düşünebilmek güzel. İnsan yedi yirmi dört konuda kalınca endişe miktarı artıyor. Öyle bir sakinlik hakim. Haftasonu telaşesinden sonra sessiz. Hava da kapalı. Beyaz karlar içinde mi gelecek acaba bizim kız? Karlar Kraliçesi diye bir masal vardı eskileden. Çok severdim ben...

Bugünlerde Kemal Kılıçdaroğlu'na bakıyorum. Sinirlendiğinde bazen gözü dünyayı görmeyen bir insan olarak ondan feyz almaya karar verdim. O nasıl bir iç dinginliğidir, o nasıl sağlam bir duruştur. Ezmeden ve ezdirmeden durmak nasıl bir şeydir öyle. Hayatımda bu tarz bir sakinliği hiç yaşayamamış, fazla enerjik ve dışa dönük biri olarak gıpta ettim. Düşündüm, geçmişimde yaşadığım tartışmalarda birazcık daha dingin kalabilseydim, sonuna kadar oturabilseydim diye. Tabi yılların deneyimi inkar edilemez. Doğum sonrası hedeflerimde daha sakin, daha dingin ama kararlılığından taviz vermeyen bir insana doğru evrilmek var.

Bugün Pazartesi, Salı, Çarşamba vee Perşembe. Kızım tam tahmin edilen günde doğar mı acaba? Göreceğiz, var mı bahisler?

14 yorum:

Adsız dedi ki...

Hmm, bana sanki Cuma gibi geliyor, Persembeyi Cuma'ya baglayan gecenin sabahi. Acaba nesine bahse girsem? Bir kutu cikolatasina diyelim... Saglikli dogumlar.

yok ki dedi ki...

Benim de son bir kac yildir ilk hedeflerimden biri sakin olabilmek. Ne tartismalarda sakin olabiliyorum ne de onemli addettigim herhangi bir olayda. Belki diyorum biraz daha buyuyunce, olgunlastikca. Ama hala beklemedeyim :)

Carsamba benim icin onemli bir gun (yildonumu), sirf bu yuzden bahsimi carsambadan yana kullaniyorum :)
Saglicakla

Ozgur dedi ki...

Sevgili adsız ve yok ki,
Vallahi artık gelsin bu haftaaa:)
İster çarşamba, ister perşembe, ister cuma...

Sakin olmaya gelince. İç dengeyi sağlamak lazım heralde. Eskiye göre gelişme var bende, daha az fevriyim ama. Belki yapı meselesi? Bilmiyorum ki...

k.i.s.d. dedi ki...

En güzel vakitte gelsin, tahminde bulunamıyorum. Bir perşembe sahabı belki... kar zorluk çıkaracaksa yağmasın, herşey kolay olsun dileğim. Annem doğumdan sonraki 12 saatin çok farklı bir boyutta yaşandığını söylemişti, sonra anneannem o zaman edilen duaların kabul olduğuyla alakalı bişeyler hatırladığını ima etti. Ben tabi henüz yaşamadığım için bilemiyorum ama doğumu yakın olanlara söylemeyi ihmal etmiyorum :)

Kemal Kılıçdaroğlu tam bir mavi. O yüzden sakin ve dingin. İletişim tarzlarıyla alakalı bişey bu, zamanla kazanılan alışkanlık... Diğer insanlarla iletişim kurarken tercih ettiğimiz bir renk var ve zamanla bu renk bizim bir özelliğimiz haline geliyor. Muhtemelen sen de kırmızısın. O yüzden sakin sakin dinlemek mümkün olmuyor.

k.i.s.d. dedi ki...

Kabaca iletişim renklerini anlatan bir yazı: http://www.oguzsaygin.com/Pages/Basinda/SonKirmizi.aspx

Ozlem dedi ki...

Ben aynı zamanda doğum günüm olan cumartesi diyorum:) Önemli olan günü değil aslında sağlıklı, kolay bir şekilde gelmesi :)Bir oğlak daha kazanıyoruz! :)

yeliz dedi ki...

ben de Kemal Kılıçdaroğlu nun sakinliğine hayranım, öyle olamadığım için herhalde. zamanla kazanılan birşey olması için dua ediyorum, belki annelikle kazanılır.
sanki tam gününde olacakmış gibi geliyor bana, nedense?? herşeyden önce sağlıklı olmasını dilerim.

Ozgur dedi ki...

Sevgili k.i.s.d,
Tam isabet. Kırmızı bir panterim ben:) Zaman zaman diğer tonlara da çalmaya çalışıyorum. Zaten ideali bünyede bütün renkleri toplayıp duruma göre, karşındakinin haline göre hareket edebilmek. Yalnız insan bunu yapmakta zorlanıyor. Bakalım, belki biraz daha çaba ve deneyimle içimdeki maviyi de güçlendirir ve ağzından köpürükler saçarak konuşan kişiler karşısında sukünetimi koruyarak tartışmayı sürdürebilirim. İş hayatımla ilgili gördüğüm en önemli eksikliğim bu. Yerinde göre biraz daha insan odaklı ve sakin olmak, daha sabırlı olmak, daha az kontrol manyağı olup daha çok güvenmek, söz kesmemek, beklemek gerek. Normal koşullar altında yapabiliyoruz da kriz anlarında yapmak bunu asıl mesele. O içsel güçten geliyor. Belki zamanla ve deneyimle.

Linkini verdiğin yazıya baktım, çok ilginçmiş o da. Bize verdkleri eğitimlerde genelde iş/insan odaklı olma, dışa dönük/içe dönük olma noktasında ayrımlara gitmiştik.

Dualara gelince... Ben de duydum, bakalım inşallah hayırlısıyla bir doğuma girsek, çıksak. Yavruşu alsak... Sizin için de dua ederim, tüm hamiloş arkadaşlarım da hayırlısıyla alsınlar bebişleri kucağa derim. Zaman su gibi akıyor.

Sevgiler kucak dolusu!
özgür

Ozgur dedi ki...

Sevgili Özlem,
Cumartesi de olur, ah ah gelsin, bu arada mutlu yıllar dilerim şimdiden. NAsıldır oğlaklar, çok inatçı mıdırlar? Ultrasonda hep derin düşünceli çıktı benim kızım, minik entel bişey olacak gibi:) Bakalım nasıl olacak bıcırık....

Ozgur dedi ki...

Sevgili Yeliz,
Vallahi belki annelikle bir sabır, bir tevekkül, bir sadelik gelir? İyice kaplan kesilmeyelim de:)))

Umarım öğreniliyordur.
Bakalım ne zaman olacak!

Sevgiler.

Ayse dedi ki...

ozgur ne durumdasınız? ona gore bahis vericem. :P

Ozgur dedi ki...

Sevgili Ayse, yıkılmadık ayaktayız hala. Bir işaret yok henüz...:)

kuzunun annesi dedi ki...

Bence gününde dogacak , yani yarın :)
25 inde ....

Ozgur dedi ki...

Haydi hayırlısı. Gelsin iyice sabırsızlandık...
Babasıyla beraber konuşuyoruz, dışarısı daha güzel diyoruz. Bakalım:)