16 Oca 2009

15 Günlük Olduk...

Zaman hızla akıp gidiyor. Gözlerimizin önünde büyüyor yavru. Emzirme maratonumuz devam ediyor. Gece seansına kalkmışken iki satır yazayım dedim. Blog yazmak hastalıkmış, nedense şu anda çok mantıklı geliyor. Gidip yatağına yatsana saat sabahın 6sı. İki saate kız gene kalkacak...

Neler yapıyoruz? Hayatımız emzirme çevresinde planlı. Uykular, evde yapılacak bir iş var ise, dışarı çıkılacaksa hepsi emzirmeye göre. İki akşamdır sevgili ile dışarı çıkıyoruz. 1.5 saat vaktimiz var. Dün gece sahile yürüdük, dolandık. Önceki gece Divan'a gittik başbaşa. Ama hani kaçak kaçak buluşursun için huzursuz olur ya da gerçekten vaktin yoktur, kaşla göz arası sevgiliyi görmeye gidersin... Tam öyleyiz. Aklım sürekli evde. Ya uyanırsa, ya ağlarsa. Neyse geçecek herhalde bir süre sonra. Kafamda sadece sütler, memeler, meme uçları (bir de Tuncay Güney) var. Adana çık aradan. Sevgiliyle başbaşa dolanmak hem tuhaf, hem güzel. Görüşemiyoruz, görüştüğümüzde de sadece Eloş'dan bahsediyoruz. Ne kitap okuyabildiğim var, ne de ilgilenebildiğim bir konu. Okuduğum en entellektüel şey "bebeğinizin ilk yılında sizi ne bekler?" adlı kitap. Okuduğum yerleri tekrar tekrar okuyorum da arada bir şey kaçırdım mı diye. Ne bileyim, herkes ayrı bir deli.

Banyo yaptırdık dün akşam yine. Tam bir komedi halindeyiz. Annemin alıştığı bir tarz var, önce sıcak su konur, sonra soğuk su eklenerek yavaş yavaş ılıklaştırılır. Dün ben kovanın dibine soğuk su koydum, sonra üstüne ısıtılmış su ekleyeceğim, "ay olur muuu". Ordan termodinamiğe girdik biraz. Kaynayan su yüz derece, musluktan akan 20. Aynı miktarda su koyarsan 120/2 yaparsın ısıyı. Tamamını videoya da kaydettik çok matrak. Neticede suyu tam istenilen sıcaklığa getirdik. Bir termometre, iki dirsek(bir anneanne, bir anne) ölçüsü kullanarak suyun sıcaklığından emin olduk. Yanmasın yavruş, çok hassas olurmuş yeni doğan cildi. Aman diyim. Ben termometre seven bir insanım. Termometreler olsun, cetveller olsun. Yani ölçüm yapabilmek güzel bir şey. Annem daha "fuzzy logic" ve semantik takılıyor. Sıcak, soğuk ve ideal olarak. Netice itibariyle olaysız bir şekilde yıkadık yavruyu. Çok rahatladı, huzurlu bir şekilde uyudu. (Maşallah diyoruz bu noktada. )

Dün ilk kez D vitaminimizi de verdik. Bize sağlık ocağından ücretsiz verdiler vitamini. Aşılar filan da ücretsizmiş. Anne ve çocuk kısımları çok güzel sağlık ocağının. Hiç sıra da olmuyor, ilgi tam yerinde.

Bebişe özel sağlık sigortası yaptıracağız. İki konuda yardıma ihtiyacımız var,
  • hangi sigortayı yaptırmalı?
  • bize anadolu yakasında iyi bir çocuk doktoru lazım.
Bu konuda yorum yazıp, yardımcı olabilecek arkadaşlar varsa çooook makbule geçer. Şu ana kadar hastaneye ve sağlık ocağına gittik. Hızlıca iyi bir doktor bulmalıyız ki hem sorularımı sorabileyim, hem telefon numarası elimin altında olsun. Aramaya çekinmeyeceğim bir doktora ihtiyacım var. Güvenilir ve sıcak. Bebişleri seven, sıcakkanlı.

Yardımlarınızı bekliyorum! İyi sabahlar...

15 yorum:

Defnenin Annesi dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Defnenin Annesi dedi ki...

Merhaba, bizde bir kac aydir istanbuldayiz, cocuk doktoru bulmak gercekten cok büyük bi sorun. Biz Sahilyolundaki Amerikan Hastanesine gidiyoruz. Beril hanim cok iyi bi doktor, uzun zaman (10yil) Amerikada kalmis oda bizim gibi bir kac ay önce gelmis türkiyeye. Bide Berna hanim var oda cok iyi, ama cok hastasi oldugundan baya yogun. Biz ikisinede gittik, ikisindende memnun kaldik...

kirazsevdasi dedi ki...

çocuk doktoru bizim de acilen çözüm bulmamız gereken bir konu.
Bir de bizim sünnet olayımız var, gerçi hastanenin çocuk cerrahisi bölümü kuvvetli imiş, ondan biraz daha rahatım.
Aslında aklıma Amerikan Hastanesinden iki isim var doktor olarak ama, çocuğu buralardan taa nişantaşına götürmek çok efektif olmayacak, kararsızız...

yeliz dedi ki...

annemle benzer olaylar yaşayacağımıza o kadar eminim ki, yazıyı okurken biz geldik aklıma:)

yasemin dedi ki...

bizimki caddebostan'da mustafa bakır. chibo'nun karşısındaki apartmanın katlarından biriydi galiba yeri. epeydir gitmedik, apartmanın altında çarşı cadde mi, ne, öyle bir züccaciye (? tabak çanakçı var) avrupa yakasında önerebileceğim doktor sayısı daha fazla (2) ama geçmek cidden zor oluyor, biz denedik, olmadı.

özgür bugün caddede yürürken bi bankta anne, bebek, anane gördüm. bebek kanguruda, anane mavi gözlü, anne genç :) caddebostan dolaylarında. siz olabilir misiniz hatta kesin sizsiniz diye düşündüm ama ya değilseniz ne diyeceğimi bilemem diye baka baka pas geçtim valla. ela'nın başında sarı bir bere vardı ;))

yok ki dedi ki...

blog yazmak kadar okumak da bir cesit bagimlilik yapiyor. o kadar isin gucun arasindan arada gelip bakmasam icim rahat etmiyor :) benim de kafamda is gucun haricinde tuncay guney, ergenekon, ergenekonun yaratacagi 'derin' boslugu illa ki birilerinin dolduracagi (keske aksi olsa, demokrasi, ozgurluk, mutluluk ile dolsa o bosluk) endisesi var.
neyse...
etrafimdaki bebeklerden edindigim tecrubelere gore ilk 3 ay bebegin guzelligine, mucizevi buyumesine tanik olmakla geciyor. 3. aylara dogru seni tanimaya, senle iletisim kurmaya basliyor ki 'agu'lar, cilveler aklini basindan aliyor bebek. daha sonra ise "ye beni" kivamina geliyorlar.
anne degilim ama bir anne gibi hissettigim 14 yas kucuk kardesimden bildigim duygu ne kadar cok hizli buyudukleri. bebekligiyle ilgili her sey dun gibi gelirken bugun 17 yasinda boyumu coktan gecmis asi bir delikanli duruyor karsimda (web-kamerada demeli. cok huzunlu ondan ayri olmak).

bu arada yasemin'in yorumunu okuyunca bir an 'yok canim' dedim. nedense ben seni hep koyu kumrak bir kadin gibi hayal etmisim (bir de ses tonunu sanki hemen tanirmisim gibi geliyor. ilginc...), simdi fark ettim.

cok uzun bir yorum oldu yine :)
saglicakla kalin!

yok ki dedi ki...

imla hatalari yapmisim. affola!

Ayse dedi ki...

diyosun "olsa olsa methodu" yani. :P

maalesef her konuda az cok fikir sahibi olan ben bebek doktoru konusunda bir yardimda bulunamiicam. Insallah ikiniz de sevecegi iyi bir doktor teyze/abla bulursunuz.
Ama bence (aha fikrim varmis) yakin bir yerler olsun, Medamerikan Poliklinigi'ne bir bak istersen.

Annene, sana ve Elos'a bol bol sevgiler.

Ozgur dedi ki...

Çok teşekkürler Defnenin Annesi, sanırım biz de amerikan hastanesini deneyebiliriz. Hayırlısı olsun....

Ozgur dedi ki...

Sevgili kirazsevdası,
Doktor çok önemli cidden. Sünneti de isterseniz baştan konuşun hastaneyle, içiniz rahat etsin canım... Haydi bakalım...

Ozgur dedi ki...

Sevgili yeliz,
Hayat böyle keyifli değil mi?

Ozgur dedi ki...

Sevgili yasemin,
Çook teşekkürler tavsiyelerin için. Biliyorum bahsettiğin yeri. Benim yogacımın yanı oluyor. Bakalım bi amerikanı deneyelim, olmazsa sizin doktora bakarız. Neden dersen, içimden bir ses bayan doktor diyor. Ayrımcılık bir çeşit ama his işte. Bakalım.

Ozgur dedi ki...

Sevgili yasemin, bu arada yazmayı unutmuşum. Henüz pek gezmelere çıkmıyoruz bizim kızla:) Ama tarif vermek gerekirse, ben beyaz ten, koyu saç, kahverengi göz. Annem yeşil göz, açık-buğday ten, yavru pempiş yanak, küçük dudak, küçük burun, lacivert gözlerr diyim. Çirkiniz hepimiz. Allah nazarlardan saklasın. tüü tüü tüüü.

Ozgur dedi ki...

Sevgili yok ki,
Sanki her gün büyüyor. Gözlerinin önünde mucize. Benim de kardeşimle aramda seninki kadar olmasa da yaş farkı var. İnsan daha farklı sahipleniyor. Fakat bu minik de ayrı bişi. Bambaşka bişi...
Vallahi konuşalım da, görüşelim de. İnsan blog arkadaşını daha yakın mı tanıyor nedir. Farklı bir his, bu kadar içerden dinlemek.

Ozgur dedi ki...

Sevgili Ayşe,
Olsa olsa şu kadar değil mi. SÖzlükte var dı bir başlık: Denizin altında nerden baksan yirmibin fersah diye. Hep aklıma o gelir.
Sevgiler oralara. Olsa olsa buz gibidir şimdi, çek yorganı kafaya!