22 Şub 2009

Annelik - Başarı Kriterleri...

İnsan iyi bir anne olmak istiyor bu kesin. Kadınların durmadan birbirine karışmalarının ardında da böyle bir rekabet var. Kadınlar kadınları annelik konusundaki detaylarda acımasızca kınıyorlar, yerden yere vuruyorlar. Bir benim tarzım doğrudurculuk var ki sorma gitsin. Öte yandan insan cidden en iyisini yapmak istiyor. Ya da herkes adına konuşmayayım. Ben iyi bir anne olmak istiyorum. Ama nedir ki iyi bir anne? İyi annelik nedir?

Yani anne sütü vermek midir, hergün oynamak mıdır, her gün günün nasıl geçti demek midir, çok sevmek midir, üstüne gitmemek midir? Zor iş. Sonra diyelim annelik yaptınız çocuk büyüdü. Başarı kriteri nedir? Çocuğum seri katil olmadı, kimseye zarar vermedi, evlendi, okulunu bitirdi gibi bir şey mi? Ya da mutlu olması mı? Toplumda kabul görmesimi? Eğitimi mi? Düşünceleri mi? Derinliği mi? Kültürü mü? Hayırlı evlat olması mı? Bütün bunlar ne derecede anneye bağlı ki?

Örnek, çocuk hıçkırıyor. Kayınvalide ısrarla limon suyu vermek istiyor, ben vermek istemiyorum. Hıçkırık bence o kadar rahatsız etmiyor yavruyu, hem normaldir demişler. Kayınvalide ama çok rahatsız. Bir gün dayanamıyor vericem diye tutturuyor, sevgiliyle ben tam itiraz edecekken Allah'tan Ela hıçkırığı kesiyor ve bir kriz önlenmiş oluyor. Mutlu son. Bu bu kadar ciddi bir konu mu? Limon vermek ya da vermemek işte bütün mesele bu mu? İnsana buymuş gibi geliyor. Ya da anne sütü vermek ya da vermemek? Ya da işe gitmek ya da gitmemek. Ne bileyim, bakıyorsun bir anneye çocukla ilgilenmiş, kendini harab etmiş. Çocuk bunalımlarda. Bir diğeri hiç sallamamış, hatta çocuk yetiştirmede yapılabilecek hataların çoğunu yapmış, ama onun çocuğu da sen de aynı okula gitmişsin. Aynı kişilerle takılmışsın. Benzer bir hayat yaşıyorsun. E, ne oldu şimdi? Yani o çocuk onca yanlışa rağmen nasıl ayakta? Nasıl mutlu? Demek istediğim bu, başarı kriteri nedir? Mutluluk mu?

Bence mutluluk değil, çünkü çocuk örneğin fazlaca zekiyse klasik anlamda çok mutlu olamayacak demektir, anne ne yaparsa yapsın. Ya da yapı itibariyle içine kapalı derin düşünen bir çocuksa, anne ne yapabilir? Ya da kapasite fazla değilse istediğin kadar uğraş. Bilmiyorum. İş hayatında, okul hayatında hedeflerin bellidir ya hep. Şu olsa kendimi başarılı sayıcam dersin. Annelik bunun tam dışında. İstediğini yap sonucu sen belirleyemezsin. Çünkü çocuk senden çıktığı andan itibaren artık senin kontrolünde değil. Ancak elinden gelenin en iyisini, içinin sesini dinlediğin, okuduğun oranda yapmaya çalışabilirsin, sonuçtan asla emin olmayarak... Zar atıyorsun kadere, geleceğe doğru, dua ediyorsun. Ama kontrol edemiyorsun. Taht yapıyorsun belki baht yapamıyorsun. Bir açıdan rahatlatıcı, bir açıdan tuhaf.

Öte yandan olumsuz anne örneklerinde olumlu başka figürler görülüyor. Bir öğretmen, anneanne ya da dede varlığı. Bir arkadaşım vardı, anne baba boşanmış, o yaz teyzeye yollamışlar. tüm okuma sevgisini ondan almış ve hayatı radikal olarak değişmiş. Şansına. Çocuklar affediciymiş. Sen yanlış yapsan da tahammül sınırları genişmiş. Bloglarda okuyorum, anneler canlarını dişlerine takmış durumdalar. Ben o kadar enerjik olabilir miyim bilmiyorum. Yarın ücretsiz izin için dilekçemi vereceğim. Ama sonra işe dönmek zorundayım bir vakit... Bebeği bakıcı ile bırakmak zorunda kalacağım. Onu nasıl bırakırım? İçim parça parça. Alternatif yok değil, alırsın kariyeri askıya. Biraz evden çalış, hayat standıardını düşür, idare edilmez mi, herkes nasıl geçiniyor? Geçinirsin evet. Peki bunun Ela'ya faydası/zararı? Bütün gün evde olmak çocukla çok ilgilenmek değil ki. Yoruluyorsun, sıkılıyorsun bazen. Kimliğin kalmamış gibi oluyor...

Bugün Pazar, bugün beni ilk defa bakkala yolladılar. Bakkala gitmekten nefret ederim. Evden çıkmış olayım diye çıktım, Eloş babada. Gittim canım ne istiyorsa aldım. Havalar soğuk olmasa bu kadar Eloşla çıkacaktık. Gavur ellerinde çıkıyorlar da. Aşırı pimpirikliyiz biz. Ne bileyim ben hiç fanile giymem hasta da olmam mesela. Ne olacak çıksak. Ama işte insan korkuyor. Ya da ben korkuyorum. Çünkü korkutuyoruz sürekli birbirimizi. Ne bileyim. Daha rahat olmak isterdim. Neyse, bakkala gittim, kahvaltılık aldım bir sürü. Geldim kahvaltı yaptık. Sonra bir emzirme seansında film koyduk dvdye. Finding Neverland. Fena film değil. Dün gece bir film izleyecektik: Kim 500 milyar ister gibi bir yarışmada büyük ikramiye kazanan bir hintliyi anlatan bir film: "Slumdog millionaire" Filmde sokaklarda koşturan çocuklar filan izleyemedim ben. Azıcık üzücü bir şey olsun yüreğim nasıl eziliyor. Ela'dan sonra ben çok değiştim. Aşırı hassaslaştım, sankim empati denilen duygu yüz katına çıktı. Gördüğüm her yavru benim sanki. Her olay Ela'nın başına geliyor sanki. Deliriyorum, lohusalık mı yoksa bundan böyle böyle mi gidecek bilmiyorum. Hayat bu kadar hassas geçer mi?

Neyse, filmi izlerken Ela'yı ana kucağına oturttuk. Uzaktan işaretler yapıyorum nasıl gülüyor. Çok eğlendik karşılıklı. Sonra teyzesi başladı hareketlere. Ona da kahkahalar, gülücükler. Ellerimi soldan sağa oynatmalar. Gözleriyle takipte. Şu cee ceee ye de başladık. Fena değil. Bütün bir öğleden sonra çok eğlendik.

Yavrunun bir sıkıntısı memede ağlaması. O durumda çok üzülüyorum çünkü meme kutsal mekan. Tüm ağlamaların bittiği, tüm sıkıntıların geçtiği, en imkansız uykuların geldiği yüce saray. Orda da ağlamak insanı çaresiz bırakıyor. Ancak sebep yüzde yüz gaz. İçerken yavrum, kaçıyor havalar. Ağlayınca hemen kapıyorum sert ve seri bir gaz çıkarma. Gaaark diye büyük insan gibi (ilerde buna anne sen ne biçim bir insanmışsın, insan azıcık utanır filan diyecek eminim) çıkarıyor. Sonra memede devam. Sonra diğer meme. Zaten zamanımın çoğu emzirme köşkünde geçiyor. Emzirme koltuğu diye bir şey var, ondan almadık biz. Normal koltuğa çok büyük bir minder koyarsın sırta. Ayağın altına ikea merdivenini dayarsın. Kucakta da yastık. Sorun şu ki iki el de meşgul, emzirmek de uzun sürüyor. Geçen mesela TVde haber türk kalmış, Tayyib Erdoğan'ın konuşması. Ay dinlemek zorunda kaldım, hiç keyfim yok aaa. Ama kanalı değiştiremiyorum, kapıyı açamıyorum, telefonlara bakamıyorum, su içemiyorum. Şimdi Ela'nın sırtındaki elimin altına kumandayı sıkıştırmayı deniyorum, henüz çok başaramadım. Öyle bir yardıma muhtaç durumlar bazı bazı.

Bugün banyo da yaptırdık, artık iyiyiz. ABD'den gelme bir küvet şezlongumuz vardı, amazondan söylemiştim. Faydalı bir şeymiş. Üzerinde durduk, sorun olmadı.

Bu hafta iki büyük hedefimiz var. Birincisi gece 1 uyanmalarını ortadan kaldırmak. Tracy ablaya sorsak EASY yönteminde, 23de bir gece beslemesi var. Ben onu yapamıyorum. Denedim uyanmadı. Çok da ısrar edemiyor insan. Bu hafta 23ü bir zorlamayı düşünüyorum. 23de yese sonra sabah 7de kalksa... Ohoo o uykuyla insan Everest'e bile tırmanır. İkinci istediğimiz kucağımızdaki şşş-pat yönteminden yatakta şşşş-pata geçebilmek. Bugün ilk deneme başarılı geçti. Nazar değmesin. Lütfen maşallah diyin okurken. Bu hafta bunu deneyeceğiz. Yalnız şöyle bir sorunumuz var. Gündüz uykularımız beşer dakikayı geçmiyor. Uykusu geliyor, uyuyor. Hatta kendi kendine uyuyuveriyor. Sonra beş dakika sonra üveeeaaa. Tekrar uyutuyorum beş dakika tekrar üveaa. Gaz mı diye gaz çıkarmaya çalış, hayır değil. Bilemedim, bulamadım. Dalamama sorunu mu desem, uzunca tutuyorum kucakta yine aynı sonuç. Gündüz uyumuyoruz gibi bir şey kısacası. Neysem, belkim bizin kızın keyfi öyledir?

"Gün Ortasında Karanlık" bitti. Çok güzel bir romanmış. Kesinlikle tavsiye ediyorum. İşkence yöntemlerinin en esaslısı adamı bir uyumaya koymamak. İnsan tamam her itirafı imzalarım yeter ki beş dakika uyuyayım noktasına geliyor. Bir yandan tanıdık geldi. Özellikle şu uykusuz günlerde. Nasıl bir nimetmiş kesintisiz uyku. Değerini bilmek lazım.

Ücretsiz izin konusunda bilgisi olan var mı? Mesela 3 ay istesem, 3 ay sonra 3 ay daha istesem oluyor mu? Yoksa baştan altı ay dedin dedin, demedin nanay mı? Burayı okuyan bir avukat annemiz yok mu acaba? Bize bir yardım ne oluuur. Yarın şirketin İKsına da sorucam ama nedense onlar pek habersiz mevzuattan.

Bir yandan büyüyor seviniyorsun. Bir yandan zaman öyle hızlı akıyor ki kaçırmak istemiyorsun. Becerebilirsem video koyacağım yakında.

Herkese iyi geceler... Görüşmek üzere!

24 yorum:

havvanur dedi ki...

selam özgür anne kızma ama eskiden traysc teyzemi vardı yaa gece gündüz ayrımı ögretmek lazım bn valla kendi yöntemlerimi kullanıyorum gündüz hiç kendi yatagına koymuyorum gece yatagını kulanıoz yatırınca gece gece lambasını açııyorum hiç konuşmuyorum besleme alt açma her ne olursa olsunn birde bn hiç sallamıyorum ayakta ve ya yatakta ama bnm yardımcım anne vs yok belkide ondan neyse post gibi oldu umarım kızmıyorsum yorumlarıma sevgilerr

Ozgur dedi ki...

Sevgili havvanur, neden kızayım. Her zaman beklerim yorumlarını.

Bizde durum şöyle. Katiyen ayakta sallamak filan yok. Pışş pışş derken omuzda uyuyor. Geceleri daha düzenli. 1de ve 6de emmemiz var. Eğer altını açmam gerekirse ben de sessizce karanlıkta yatak odasından çıkarmadan hallediyorum. Genelde uyanmıyor. Gece lambası var aynı şekilde. Zaten (Allah bozmasın!!! Maşallah maşallah) gece uykularımız iyi. Gece 1 uyanmasını kaldırmak istiyorum, 1deki beslemeyi 11e çekmeye çalışıcam. Sallama bizde de yok. Ama omuzda uyumayı seviyoruz. Yatağa koyunca uyusa daha iyi. Ağırlaşıyor bunlar:) Gündüz biz de salonda yatırıyoruz.

Tracy sağolsun. Onun dedikleri kural değil tabi de, bize uydu biraz. Bence anneliğin teorisine değil de pratiğine ilişkin daha çok kitap olmalı.
Selamlar.

huysuz dedi ki...

sevgili özgür,
seni yani blogunu okurken 1 yıl öncesine dönüyorum, o kadar benzer ki duygular, olaylar...
neyse, ben 1 senede şunu anladım ki bir tek doğru yok. hayatın genelinde de böyledir ya zaten, annelik mevzusunda da böyle. içinden gelen, vicdanını rahat ettiren, seni ve bebeğini mutlu eden ne ise o doğrudur bence. iyi annelik odur.
son bir yıldır deli gibi kitap okudum ferber'inden tracy'sine. mesela hiçbiri uymadı bize. denedim, olmadı. zorlamamaya karar verdim, daha doğrusu kabullenmeye karar verdim desem daha doğru :)
bu şekilde çok daha mutluyuz ailecek.
dediğin gibi herkes iyi anne olmak ister ama neye göre, kime göre?
sanırım ben kendi içsesime ve vicdanıma göre iyi bir anne olmaya çalışıyorum kendimce...

Esra Günüşen Ertuğrul dedi ki...

merhaba,
annelik gerçekten kutsal.(ben anne de değilim bu arada, teyzeyim sadece)ama anneliğin doğrusu yanlışı yok. en doğru senin doğrundur. büyüklerimizin herşey hakkında, özellikle hayatta en değer verdiğimiz bebekler hakkında, mutlaka bize saçma gelen fikirleri vardır. bu durumda yapılacak şey,hiç taviz vermeden ve kırmadan tavrını koymaktır. yoksa başa çıkman biraz olacaktır.
kitaplarda okuduklarımız da her bebek için mutlaka olmayacaktır. her bebek beli bir karakterle doğar, anneler de ona göre taktikler geliştirir. burada yapılacak şey, bebeğimizin ne istediğini keşfetmek. bunu da kitaplarla, kurslarla bulabiliriz.sevgilerrr

esra dedi ki...

20 günlük anne olarak henüz bu humanalı ve hummalı günlerimizi ananemizle geçiyoruz annemle sohbet ederken ben dedi sizi hep bembeyaz giydirerek büyüttüm azıcık kussanız hemen değiştirdim eee anne dedim yukarıda bi kevser vardı hep koyu koyu giydirdi kızını bi kussa 3 gün tuttu dedi ben yapmadım onun yaptıkarını dedi ee neydi anne kevserin kızının adı dedim ezgi dedi ne oldu ezgiye dedim okudu evlendi dedi ee dedim bak ne oldu büyümedi mi o da dedim ben de büyüdüm sen daha çok beyazlılar yıkadın onun annesinin kıçı daha çok minder gördü dedim.annemden dedi ki ee ne oldu ben eksilmedim ki ama yaşlandım çok dimi dedi.üzüldüm hayır dedim yıllandın annem dedim ne diyim annelik ah ahh çok klişe ama yine,yeni,yeniden annelik işte...

Özlem Eren dedi ki...

Merhaba Özgür,
Önce avukat değilim ama işin mali işler kısmını bilen biri olarak şunu söyleyeyim ücretsiz iznini, işverenle sıkıntı yaşamadığın sürece 6 aya tamamlamanın bir sakıncası yok. SSK'ya ücretsiz izinde olduğun bildirilirken bir de eksik gün bildirim raporu gönderiliyor. Ekine de senin dilekçen. İlk dilekçenin bitim tarihi itibari ile bir dilekçe daha verebilirsin.

Gelelim bana göre başarılı annelik kriterlerine. Bence bunun kiriteri ne kişilik, ne de eğitim olmamalı çünkü bu başarı ya da başarısızlığın arkasında, baba, çevre, sosyo-ekonomik koşullar gibi ıvır zıvır bir sürü etken var.

Bence başarılı annelik kriteri çocuğun ile aranda kurduğun iletişimde. Ne derece başarılı olduğunuz da ikinizin yüreğinde. Birçoğu karşılıklı dile getirilmez bile. Fakat iki taraf da gayet iyi bilir.

Çalışan anne, çalışmayan anne'nin çocukta bıraktığı etki tamamen aralarındaki iletişimin ürünü bence. Takdir edeni de var, annesinin çalışmasından nefret edip niçin çocuk sahibi olduklarını sorgulayanı da.

Fakat anne öncelikle çocuğun hangi koşullarda mutlu olacağından çok, kendi hangi koşullarda mutlu bunu sorgulamak lazım. Anneliğini tutkulu yaşayarak, uzaktan gözlemleyerek, ikisinin arasında bir yol seçerek yaşayan da var. Bunda da yine kişinin mizacı, öncelikleri, içinde bulunduğu koşullar etken bence. Herkes nasıl mutlu ise mutluluğun yolu onun için o. Zaten kendi içine sinmeyen büyütme şeklinle hem kendine, çok daha fazla bebeğine zarar verirsin.

Fakat bizim toplumumuzda çalışmayıp, çocuğuna bakmayı tercih eden kadına da üretmeyen kadın imajı yapıştırmak gibi bir sorun var. Bir çocuğun bakım ya da eğitiminin bu derece hafife alınması şaşırtıyor beni. Sanıyorum bu düşünce ortadan kalkıp, çalışan annenin çalışma koşulları iyileştirilse, avrupalı anneler gibi doğurmaktan da, doğurduğumuz çocuğa okul öncesi döneme kadar bakmaktan da, daha büyük keyif alacağız. Önümüzde yadsınamayacak oranlar var çünkü.

kirazsevdasi dedi ki...

Özgür gene muhteşem bir post olmuş.
Bi kere çocuk mizacıyla, huyuyla, karakteri ile geliyor. Biz ne yaparsak yapalim. Aynen yazında bahsettiğin gibi, kendi default özellikleri var anne ortadan ikiye çatlasa değişmeyecek. O yüzden özellikle default olarak sakin ve iyi huylu gelmesini talep ediyorum ben :) gelmezse de başımızın üstüne o ayrı...
Çocuk yetiştirmek boş kağıda yazı yazmak ya hani, ama kağıdın cinsini de, kalemin cinsini de seçemiyoruz. A4 te olabilir, saman kağıdıda. Uzar bu konu.
Aynen, ben kendi çocukluğumu, kendi annemin bizi yetiştime tarzını filan düşünüyorum(eleştirmiyorum, sadece düşünüyorum) bizler bile adam olmuşuz işte, 30 yıl önceki şartlarda.
Anane / babanne ile fikir ayriliklari benim de kabusum, kırmadan kırılmadan nasil halledecegiz bakalim.
Video dedin, agzima bir parmak bal çaldın, beklerim ben şimdi :)
Cokuzun yazdım kusura bakma.
Sevgiler.

kuzunun annesi dedi ki...

1. Limonu kızın cok rahatsız oldugu bir zaman denedim . İşin garibi Ela cok sevdi sanki . Degişik tadlara acık olacak galiba : Yalandı durdu , ama hıckırık kesilmedi . Basarısız ..
2.Benimkide gündüz uyumamaya basladı . Dün babasıyla canımız cıktı ögleden sonra . 4-5 saat uyumaz mı insan . Sanki büyük adam. Geceleride 1.5 saatte bir uyanıyor emmeye . Sen yat kalk dua et , fena degil durumlar yani , maşallah ...
3. Bence 6 aylık olana kadar iş konusunda idare etsen iyi olur , ilk 6 ay emzirebilme acısında . Sonrasında duruma göre davranırsın nasılolsa . hem hepimiz eninde sonunda dönmek zorundayız işimize . Bende dönecegim izinlerden sonra . zaten bu hayat sartlarında tek maaş mümkün degil :(((
4. Eloşun resmini görme şansımız olmayacak mı hakkaten ?
5. Sevgiyle kalın öperim ikinizide .

kuzunun annesi dedi ki...

6. Bu arada anneleri kırmadan püskürtmek harbiden zorlu bir durum . En iyisi kendinizi iyi hissettiğiniz anda cekirdek aile hayatına geri dönmek . Hem kendinize güveniniz artıyor , hemde anneler el eteği cekince eşler bakım ve bebekle vakit gecirme konusunda olaya daha bir dahil oluyorlar sanki , ki kanımca olması gerekende bu . En azından bizde böyle oldu . zaten benim huyumda kötü , bana karışana çok çemkiriyorum :)))Hem de kocayı küstürmüşüm valla . Hiç bana ihtiyacınız yok gibiydiniz demişti bana 10 günde . Kocamı ignore etmişim farkında olmadan yani :))) Neysem ....

Ozlem dedi ki...

Süt dedin, yarama parmak bastın Özgürüm:)Aynen omuzda uyuyor bizimki de. 3ten ya da 5 ten sonra gaz sancısı duruma bağlı olarak hiç uyumayada biliyor:( Annelik kriterlerine gelince, ben kendi gözlemlerim sonucunda kendi doğrularımla iyi bir anne olmaya çabalıyorum-çabalayacağım-.Biri yazmıştı 'kimse mükemmel bir anne değildir, ben sadece 'iyi' bir anne olmaya çalışıyorum diye'. Benimki de o hesap.:) Sevgiler!

Ozgur dedi ki...

Sevgili huysuz, cok haklisin... Bakalim her annenin baska bir yogurt yiyisi var. Her yavrunun da.
selamlar:)

Ozgur dedi ki...

Sevgili Esra, çok teşekkürler yorumların için...

Ozgur dedi ki...

Sevgili Esra (20 günlük anne:)
Tam onu kastetmiştim ben de. Hani biraz, rakı içen öldü de su içen ölmedi mi derler ya o hesap. Bir şekilde büyüyoruz. Allah huzur ve sağlık versin, yavrulara ve bizlere...

Ozgur dedi ki...

Sevgili Özlem Eren,
Çok teşekkür ederim bilgiler için. Az önce şirketin insan kaynaklarını aradım. Önce raporunu kapattırman gerek dediler. Bir de yöneticinden onay alman gerek dediler ücretsiz izin için. Benim okuduğum kadarıyla yasada işyeri ücretsiz izni isterse verir demiyor, vermek zorunda. Bakalım yarın yüzyüze konuşup, dilekçeyi vereceğim. Bu konuda bir bilgi var mı?

Raporu kapattırmak için de hastaneye gitmek gerekiyormuş. Eloşu da kapıp gitmem gerekecek. İstanbul koşullarında şu işleri evden halledemez miyiz? Ya da işte gün belli, tarih belli. Biri kapatsın raporu olmuyor mu. cık. İşyerinden vizite kağıdı alıp kapatmaya gidecekmişiz hastaneye. Orda kapatacaklarmış. İşyeri dilekçemi sskya gönderdikten sonra da ücretsiz izin başlamış oluyor sanırım.

Dört ay yazıp, dört ay sonra gerekirse uzatsam mı? Direk altı ay mı yazsam kararsız kaldım.

Bildiğim kadarıyla işyeri sana ayrıl derse, kıdem + ihbar tazminatını vermek durumunda kalıyor. Ayrıca ceza ödemek durumunda. Bir de işe geri dönüş davası açma şansın oluyor. Şu Türk adalet sistemi ne fena. Bir an önce süreçleri hızlandırabilseler. Dava açsan da en az 2-3 yıl sürüyor. Ondan sonra işe dönsen ne... Nasıl döneceksin ki hem. Neyse dağıldım ben:)

Özlem Eren dedi ki...

Özgür,
Kapatma işini eşin de yapabilir. Doğum parasını alır.Fakat bağlı bulunduğun ssk müdürlüğüne bir telefon açmanda fayda var. Bazıları vekalet diye de tutturabiliyor.
Evrakların için de şu yazıyı bir oku sen. Hastane konusundaki yazını anlamadım. Doğum öncesi rapor almadın sanıyorum. Aksi durumda doğum belgen yeterli olmalı.

http://www.ikizdunyasi.com/v2/mali-gundem-/sosyal-sigortalar-kurumuna-bagli-anne-adaylarinin-dogum-izni-s.html

Dediğin doğru 6 aylık ücretsiz izin senin hakkın. Çıkarırlarsa kıdem, ihbar öneli vermek zorundalar. Bu neden işten çıkarma nedeni olmadığı için dava da açabilirsin. Sen zaten iş yerindeki insan kaynakları stratejisini, dengeleri biliyorsundur. Yöneticinle konuşunca da işin rengi çıkar ortaya.
Bence 6 aylık ver dilekçeni. Çünkü zor yer, 4 ay beyanı verdi işe dönmedi, işveren zor durumda kaldı gibi şeyleri işten çıkarma nedeni olarak göstermek isteyebilir. 4. ayında döndüğünde kimsenin hayır diyeceğini sanmam.
Kolay gelsin.

bitanemiz bebegimiz dedi ki...

dalamama sorunu bizde de var ne kadar kucakta tutarsam tutayım yerıne yatırıyorum gözler acılıyyor faltaşı gibi ne yapıcaz bilmem..doktoruma danıştım giysilerine sar yatır kokunu alsın dedı ama denemedim ..

bitanemiz bebegimiz dedi ki...

dalamama sorunu bizde de var ne kadar kucakta tutarsam tutayım yerıne yatırıyorum gözler acılıyyor faltaşı gibi ne yapıcaz bilmem..doktoruma danıştım giysilerine sar yatır kokunu alsın dedı ama denemedim ..

yok ki dedi ki...

Ozgur,
Cok guzel bir yazi bu. Iyi anne nasil olunur sahi?
Benim annem dunyanin en iyi annesi bana sorarsan. Neydi onu iyi yapan? Dort cocugunu bir gun bile pis giydirmeyisi, hasta etmeden buyutmeyisi, sevgisini/sutunu/zamanini/emegini eksik etmeyisi mi? Peki bu 4 cocugun her biri neden boylesine farkli karakterlerde, mutlu/mutsuz, ozguveni yuksek/dusuk, hayatiyla barisik/kuskun, yuksek egitimli/egitimini yarida birakmis?
Bilemiyor insan. Annem de bilemiyor. O hala tum temiz dusunceleriyle bunlarin derdinde. Senin bahsettigin Ela'dan sonraki hisleri bizler 30larimiza dayandigimiz (gectik bile :))halde anlatmaya calisiyor annem.
Peki cocuk olarak bizi benim annem en superi diye dusundurten nedir? Sevgisi bence. Karsiliksiz, her zaman affeden, her zaman siginabildigimiz sevgisi. Cocuklarina bakarken gozlerinde gordugun isilti hissettiriyor insan bunu.

Diger taraftan, calismak konusunda bence hic cekinmemelisin Ozgur. Boyle kulagina fisildayip desteklemis olayim :)

Sevgiler,

Ozgur dedi ki...

Sevgili Özlem Eren,
Bilgiler için çook çok teşekkürler.

Doğumdan önce iş göremezlik belgesi aldım. O sırada sskda iş göremezlik durumu açılıyor anladığım kadarıyla. Doğum bildirilince ikinci sekiz hafta açılıyor. Bana söylenen bu raporu kapattırman gerek dediler. Yanlış anlamış olabilirim ama vizite kağıdıyla hastaneye gidip işe başlayabilir gibi bir rapor almam gerekmiyor mu? Bu esnada rapor kapanmıyor mu? (Çok yabancı terminoloji. Bana çince konuşuyormuşuz gibi geliyor bazen.) Hastaneye değil de SSKya mı gitmem gerek acaba? Bugüne kadar tüm rapor işlemleri hastanede yapıldı da.

Yani ücretli izin durumumun sonlandırılması için.

Para konusu öncelikli değil. Onu bir ara SSKdan alıp şirkete geri ödemem gerekiyor ama aciliyeti yüksek değil. Öncelikle ücretsiz izin işini halletmek istiyorum. İk raporunu kapatman gerek dedi. Bizim 56.gün çarşamba. Yarın ücretsiz izin dilekçemi 6 aylık olarak vermeye karar verdim. Uzatmak kısaltmaktan zor dediğin gibi:)

Umarım bir sorun olmaz. Bilgili birinden yardım almak gibisi yok. Zor geliyor anlaması. Bu arada yeni SGKda ücretsiz izin hakkı 12 aya çıktı diye duymuştum, doğruluk payı var mı? Bilen var mı?

Çok sevgiler.

Ozgur dedi ki...

Sevgili kirazsevdası, boş kağıt ama kalem farklı, kağıdın türü farklı metaforunu çok sevdim. Minicik bişi ama kişiliği, huyu suyu var şimdiden miniğin. Umarım iyi anneler oluruz. Artık kriterler her neyse:))))

Ozgur dedi ki...

Sevgili kuzunun annesi,
Ne güzel vakit bulup da yazabilmen:) Sen beceriklisin tabi, kimselere bırakmamışındır Eloş'u:) Vallahi bizde nasıl oldu. Babamız olaya dahil. Ama anneler olunca daha yavaş bir süreç oluyor haklısın. Aslında şu an düşünüyorum da kararsızım.

Belki o konuda bir yazı yazabilirim. Babaları katmak lazım fakat. Herşeye atlamamak lazım:) Karışanlara çemkirmek çok feci. Ben de çemkirengillerdenim. Annem hadi çekti sabırtaşı, peygamber soyundan kendisi.Kayınvalide ile de bir kaç çatışma ile idare ettik. Zorrr zor. Ama avantajları var. Dur bununla ilgili de yazayım. :)

Ozgur dedi ki...

Sevgili Özlem, her yiğidin yoğurt yiyişi farklı. Süt konusuna da üzülme lütfen. En azında süt mafyası peşinde değil, biraz daha moralin yüksek, belki biraz daha dinleniyorsun. Ne bileyim:) Elimizden geleni yapmaya çalışacağız kendi imkanlarımızca... sevgiler, kolay gelsin.

Ozgur dedi ki...

birtanemiz bebeğimiz,
Ne yapıcaz bilemiyorum. Biraz yavrunun keyfine göre. Bazen canı yatağa gitmek istemiyormuş gibi geliyor. Ne bileyim... Pratik anne, gözler açıksa elinizle alından geri doğru hareketler yapın demiş, ben denemedim henüz...

Ozgur dedi ki...

Sevgili yok ki,
Sanırım en doğrusu senin de dediğin gibi sevgi. O sevginin hissedilmesi, koşulsuzluğu. Çok hak verdim....