23 Şub 2009

Olmalı mı Olmamalı mı, Yoksa Hiç Yardım Almamalı mı?

Ne olacak bu büyükbaş hayvanların lahana yeme sorunsalı? Ne zamana kadar yenecek o lahanalar? Bostancı arkadaş bu konuda ne düşünüyor. Danalara lahana mı dokunuyor?

Bir dakika ben bu konuda yazmayacaktım. Ben doğum sonrası aldığımız yardımlardan bahsedecektim. Eloş bugün geç uyudu. Gözler kapandı kapandı ama bir türlü uyuyası gelmedi. Gündüz uyudu diye mi? Şimdi kaçta kalkacak acaba. Düzende değişiklik olunca ben de çok huzursuzlanıyorum. Bakalım yarın nasıl bir gün olacak... Çekirdek aile düzenimiz devam etmekte.

İnsanoğlu konfora çok rahat alışıyor. Ben henüz doğurmadan annem geldi, Eloşun kırkı çıkana kadar da kaldı. Sayesinde pek rahat ettik. Yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda, evimizin düzeni belli. Öte yandan uzunca bir süre tabi. Evde sigara içilmiyor. Annem balkonda üşüye üşüye içiyor. Hem içimize sinmiyor, hem o keyif almıyor. Bir yandan da iş çok. Bebiş yeni, ağlar ağlar. Bir uyur, bir uyumaz. Ama en güzel yanı insanın gözünün hiç arkada kalmaması. Yani annen varken biliyorsun ki yavruya çok iyi bakılıyor. Maddi manevi. Rahatı iyi, oyunu iyi, şarkısı türküsü eksik değil. İyiydik yani. Sonra kayınvalide geldi. O da elinden geldiğince yemektir, evin düzenidir, temizliktir uğraştı. Ben özünde ev işinden hiç hazetmeyen bir miktar pasaklı sayılabilecek bir insanım. İnsandım demek daha doğru olacak herhalde. Şimdi ortalık dağılınca kaşınmaya başlıyorum. Durmak bilmeden toplayan insana dönüştüm, ama başarılı olduğum söylenemez. Toplanıyor ve dağılıyor. Bir döngü hali. Şimdi yalnız kaldık yavruyla.

Haftasonları sevgiloş/baba ve kardeş/teyze evde oluyor. İş bölümü pek güzel, biri kahvaltıyı hazırlar, biri bebişle ilgilenir, emzirme bende zaten. Güzel geçiyor. Bugün ilk tam gün yalnız geçirdik. Bloglardan ve arkadaşlardan takip ettiğim kadarıyla kiminin anne/kayınvalide kalıyor, kiminde hızlıca gidiyor. Bana göre avantaj ve dezavantajları şunlar. Kuzunun annesi sağolsun aklımıza getirdi bunları.

Doğum sonrası anne/kayınvalidenin yanında olmasının avantajları.

1- Doğum sonrası beden çok yorgun düşmüş oluyor, bebek kadar annenin de bakıma ihtiyacı oluyor
2- Deneyimli annelerin varlığıyla bebeğe daha iyi bakılıyor. Hem sevgi şefkat, hem fiziksel bakım (banyo vs)
3- Güç bölünüyor, anneye uyuyacak zaman kalıyor.
4- Daha az yorucu oluyor, anne fiziksel olarak daha güçlü oluyor.
5- Anne (benim gibi tembelse biraz:) daha iyi besleniyor, evde sürekli sen lohusasın şunları yemen lazım diyen biri oluyor. (Annem varken sürekli sütlaçtır, kompostodur, börektir, sebzedir, meyvedir, salatadır eksik olmadı. Kayınvalide de zorla meyve yedirdi, sen bir şey yemiyorsuunn diye gezindi durdu.)
6- Şaşırtıcı bir şey olduğunda, en azında iki kişi oluyorsun evde. Öksürdü mü, aksırdı mı, rengi sarı mı gibi soruların varsa iki kişi akıl yürütüyorsun.
7- Lohusa anne düşünülüyor. "Sen bunaldın biraz çıkın gezin" deniyor mesela.
8- Bebişle ilgilenecek daha fazla sayıda insan oluyor. Oyun, şarkı, türkü çeşitliliği oluyor.
9- Destek...

Dezavantajları.
1- Alışıyorsun. Gittiklerinde sudan çıkmış balık modeli oluyorsun biraz. Ben mutfağa öyle bir girmemişim ki, ne neredeydi unutmuşum resmen.
2- Alışıyorsun, bedenin belirli bir konfora alışmış. Nerde o uykular... Uykudan ölsen de kalkıp başında duracaksın yavrunun.
3- Karışma durumları. Özellikle kayınvalideyle daha zor. Çünkü ona bir şey demek insanın kendi annesine demesinden biraz daha zor. Gerçi ben dedim ama gerildim de. Yöntemler çok değişmiş. Eskiden bebeklere şekerli su verilirmiş, artık verilmiyor mesela. Söylüyorsun. Sonra acaba kilo alıyor mu meselesi var. Süt yetiyor mu. Biz nihayetinde eve bir tartı aldık ve kurtulduk. Artık bakıyoruz iki üç günde bir Ela kaç kilo. Sonra yöntem farklılıkları, kakadan sonra lavaboda yıkamalı mı, yoksa ıslak pamukla silsek yetmez mi? Bu karışma meselesi kötü. Mesela bir ara geldim ki Ela ters yatıyor, yüzü aşağıda. Eskiden bunu öğütlerlermiş, oysa ani bebek ölümü sendromu denen bişey var. Artık yüz havada ya da yan yatılacak. Allahtan izah edince ikna oldu kayınvalide. Kısacası bin tane konuda sürekli bilgiler de değiştiği için yöntemler farklı. Ben evle ilgili her konuda siz bilirsiniz diyip hiç karışmadım. Zaten gerek yemek, gerek evin düzeni konusunda öyle pek iddam da yoktur. Bebek konusunda kitapları referans gösterme, yüksek sesle okuma, internetten araştırma vb yöntemleri uyguladık. Aslında burada dikkat edilmesi gereken nokta şu. Anneanne de babaanne de eğer psikolojik sorunları yoksa (gizli rekabet, aşırı ego vs gibi) neticede öncelikle bebeğin iyiliğini istiyor. Söyledikleri herşey bebek için. Bütün kaygılar, endişeler, öneriler. Kendi içgüdü ve deneyimlerinden gelen bilgiler. 10 yıl öncenin bilgileri bugün geçersiz. 10 yıl sonra da bizimkiler geçersiz olacak. Belki 10 yıl sonra biliyo musun o zamanlar su verilmezmiş bebeklere diye dehşet içinde söyleyecekler. Bu beslenme konusunda bilimadamlarının feci çuvalladığını düşünüyorum ben. Yani daha fazla hoşgörülü olmak lazım. Bir de kriz anlarından sonra gönül alabilmek lazım. Bebek ağlarken, streslisin, hassasın lohusasın. Duygular şahta. İnsan çok kırıcı olabilir, bağırabiliyor. KArşı tarafa bunu da anlatmak gerekiyor. Normal zamanlar değil.Lohusa dediğinin beyni bir tuhaf çalışıyor.
4- Kendine güven... Çok karışılınca insanın kendine güveni tam oturmuyor. Ya da banyoyu hep biriyle yaptıysan kendin kaldığında insan bir beceriksiz hissediyor kendini. Normalde gayet rahat da olsan bir acemilik hissi çöküyor. Oysa en başından itibaren sen yapsan daha pro hisseder daha emin olursun.
5- Psikoloji. Farkında olmadan, alt anlamlarda verilen mesajlar insanı çok hırpalayabiliyor. Sana güvenmemeleri mesela, "acaba yapabilir mi?" endişesi. Ya da gizlice "sen bunu beceremezsin" iması. Bunlar çok yıpratıcı, insan ilk anda anlamayabiliyor da. Halbuki ne var yapamayacak.
6- Geçmiş kötü deneyimler ve izleri. Her annenin kendi çocuklarına dair anıları var. O anılar doğrultusunda kendi fobileri ya da travmaları var. Onlar torunda açığa çıkıyor. Mesela çocuk küçükken üşütmüş diyelim. Aman üşümesin diye sürekli giydirmek istiyor. Bizde şey oldu, kayınvalidenin evladı bebekken ishal olmuş çok kötü. Bu bizim yeşil kaka meselesinde sabaha kadar uyuyamamış, fena halde panikledi. Annem de bebek ağlarken çok panikledi, çünkü kardeşim ağlardı küçükken. Yani bu tarz eski deneyimler nedeniyle herkesin daha çok taktığı bir konu oluyor. Eğer kişi dikkat etmezse bunlar anneye de bulaşıyor. Durduk yerde panikler ediniyorsun. Gereği yok. Yeni başlangıç, yeni bebek.
7- Yalnız yaşamaya alışmışsan, kör kendi işini kendin gör türü bir insansan, bir de huysuzsan sürekli birileriyle olmak zor gelebilir. Gerçi çocuğun olduktan sonra bütüün bunları geride bırakmak zorundasın.
8- Baba kadınlar varken biraz geride durabilir. Bir sürü anne var ortalıkta, en uzman becerikli halleriyle geziyorlar. Baba kucağına alsa, ay dur şöyle, altını açsa böyle yap filan diyen oluyor. Baba resmin dışında kalabiliyor, o durumda. O fena. Çünkü babacık işin içinde olmayı çok istiyor. Yavru da babayı istiyor. Biraz fırsat vermek lazım.


İlk anda aklıma gelenler bunlar... Neticede anne giderken illa eksik kalıyorsun. Yalnız kalıyorsun. İlla adapte olmak zor geliyor. Fakat ben annem ilk kırk gün yanımda olduğu için mutluyum. Kayınvalide geldiği için de mutluyum. Bu sayede ilk günler gerçekten kolay ve keyifli geçti. En önemlisi ise anneanne ve bebiş, babaanne ve bebiş arasında kurulan derin sevgi ve muhabbet. Onların şarkılarını izlemek, o güzelliklere şahit olmak, bağı görmek. Pek çok güzelliğin yanında benim açımdan en güzel yanı buydu. Neticede ne zaman giderlerse git zorlanacaksın, bunun kolay bir yolu yok. Kişisel seçimler bunlar. Herkesin doğrusu farklı. Bizim için doğrusu böyle oldu. Artık yalnız kalmamız lazım ama ki düzenimizi oturtalım.

Sevgiler çok...

5 yorum:

kirazsevdasi dedi ki...

şu 7 numaralı madde var ya özgür, yalnız yaşamaya alışmışsan, kör işini kendin gör tipi bir insansan ve de huysuzsan... işte bu tam benim :)
bu yuzdendir ki, gecen hafta annemlerin bende kaldigi 5 gunluk zaman diliminden sonra, sık sık bu dogum zamani evdeki kalabalik ile ilgili dusunur oldum.
Ustelik ben de pasakli sayılabilecek bir kişi oldugum halde, o pasaklilik icinde bile kendi mutfak duzenimden cikilmasini istemem.
Off yani tuz biber ekti kaygılarıma bu post benim :(
Neyse neyse Doruk dogsun da saglikla...

gunebakan dedi ki...

bana sorarsan, vucudun gercekten bitkin oldugu ilk haftalarda destek sart. ama 1 ayi gecmemeli. 1 aydan sonra iyi kotu bir duzen tutuyor ve bebege alisiyorsun. evde surekli bir yardimci bulundurabilme luksun varsa ne ala. ama yoksa, bir an once ipleri devralmakta fayda var diye dusunuyorum. cunku uzadikca sen de kendini geri plana itmeye basliyorsun. evin lideri konumuna, anne-kayinvalide gecmeye basliyor. sen sadece bebege sut veren ve temel ihtiyaclarini karsilayan kisi olarak kaliyorsun. bu da insanda kendine guvensizlik duygusuna yol aciyor. surec uzadikca yalniz kalmaktan daha da korkuyorsun. tek basima nasil yaparim diye daha da feci acmaza giriyorsun. oysa tek basina da oyle bir yapar ki insan isterse...tek basina daha erken kalan arkadaslarim su lohusalik bunalimini hemen atlattilar. ee is basa dustu cunku. amazonvari bir edayla goreve koyuldular. ama ben nasilsa yardimci cok diye, kendimi koseye itip, ziril ziril aglamakla mesguldum ayni donemlerde. eger ben de yalniz kalabilmis olsaydim, rutin olusturma cabalarina girecek, dertlenmeye de vakit bulamayacaktim. neyse gecti sukur.

Ozgur dedi ki...

Sevgili kirazsevdası,
Vallahi zor işler ama doğum sonrası gerçekten annenin de, bebişin de bakıma ihtiyacı var. Ama zaten öyle bir hayhuy durumları ki... Ah ah. Hayırlı doğumlar olsun. Doruk sağlıkla çıksın gelsin. Arada tatsızlık olabilir ama hepsi unutuluyor. Sevgi kalıyor geriye...

Ozgur dedi ki...

gunebakan, çok haklısın. hem yardıma alışıyorsun, hem bir beceriksiz hissediyorsun. Hem de insanın şımaracak mecrası oluyor. Şikayet etmek istiyor. Yalnız kalınca kendine acıyacak halin filan kalmıyor. İşte hendek, işte deve durumları. Laf aramızda perşembe misafirliğe davet edildik Ela ile. gidicez kendi başımıza, ilk misafirliğimiz, çok heyecanlıyız...

gunebakan dedi ki...

ayyy iste sana bahsettigim guzel gunler basladi.
giyin suslen once.
sonra kuzuyu giydir susle.
gidin misafirlige, ohhh mis gibi sohbet, yiyin, icin. arada emzir, elosu da unutma :)))
belki sansin yaver gider, uyur...
moraliniz artmis, daha da keyiflenmis olarak donun evinize. daha coook guzel gunler bekliyor seni onunde...hepsi yoluna girecek. hem bebek bakip, hem calisip, hem de evde yemekli misafir agirlayabileceksiniz. oyle bir duzen olacak ki, sen bile sasacaksin...