11 Mar 2009

Hayatta En Zor Olan Bir İnsanı Tanımak...



Hayatta en zor olan bir insanı tanımak,
Kabul etmek huylarını, değişmeden bir olmak...
Özdemir Erdoğan - Sevdim Seni Bir Kere


İnsanları tanımak ne kadar zor. Huylarını kabul etmek daha zor. Aslında kabul etmekten bir adım ötesi gerekiyor. Kendinin haklı olmayabileceğini, tek doğrunun sen olmadığını kabullenmek. Nasıl desem, herşeyi çabuk, hızlıca yapmaktan hoşlanan bir insanım ben mesela. Haydi haydi haydi koşturalım. Halbuki sevgili kişisi çok daha yavaş, hazmederek yaşayan bir insan. Benim bu acele durumlarımı anlamıyor. Ben de neden onun arı gibi vızırdayarak koşturmadığını anlayamıyorum. İşte burada devreye giriyor, hayatı yaşamanın tek yolu olmadığını görmek. Senin hızlı hallerinin tek çare olmadığını, bir sürü insanın hiç de acele etmeden, sakin sakin işlerini halletiğini görmek. Benzer şekilde, çok düzenli bir insanın, yatağını yapmadan evden çıkan bir insanı anlaması mümkün olmayabilir. Pasaklı da diğerini fazla düzenli bulacaktır.

Bu tarz konularda tek doğru, tek yol olmadığı için farklı yaklaşımların birinin diğerine üstünlüğü olmayabileceğini kabullenmek dünyanın en zor işi. İnsan illa "hayııır benim yolum doğruu, herkes düzenli olsun, herkes kendini paralasın, herkes koşuştursunnn" diyor bir şekilde. Olgunluk, bunu söylemeyi bıraktığın ve bir adım öteye geçtiğin noktada geliyor bence. Bir adım ötesi, senin gibi olmasalar da insanların mutlu olabileceğini, var olabileceğini, hatta senin yolunun daha üstün olmayabileceğini kabullenmekten geçiyor. Orada artık insanlara durmadan bir şeyleri savunmayı bırakıyorsun. Karışmayı bırakıyorsun. Sen bütün çamaşırları, nevresimleri, iç çamaşırlarına kadar ütülüyorsun da, ütülemeyenler hastalıktan kırılıyor mu? Yoo.

Yani acaba hayat görünmez kaynaklardan aferin almaya çalışmakla mı geçiyor? Belki de bir iç sesin durmadan onaylaması için. Bizim gibi olmayanları kınıyoruz. Sanki bir dersteyiz, hoca ödev vermiş, ama ödevi yapmadan da sınıfı geçenler var gibi bir durum. Halbuki siz ödev yapmadan duramayan öğrencisiniz. Adalet istiyorsunuz.

Ne kadar çok kez karşımızdaki bizim gibi olmadığı için acı çekiyoruz, ne kadar çok bir başkasını bizim gibi olmaya zorluyoruz ve olmadığı için eleştiriyoruz düşünsenize...

8 yorum:

Adsız dedi ki...

Özellikle son iki paragraf ne kadar da doğru.

Bebeğinizle ve diğer sevdiklerinizle birlikle sağlıklı ve huzur dolu günler dilerim.

Neslihan dedi ki...

Ben de hızlı kadın-yavas erkek mevzusunda daralanlar grubundanım :) Ben tezcanlı, hersey anında olsuncu, kocamm ise, herseyi sindire sindire yapma taraftarı.
Sordugumdaysa 'enerjimi tum gune yayıyorum, boylece aksamları senin gibi pestilim cıkmıyor' diyor.
Haklı mı acaba ?!?!?

esra dedi ki...

Aslında mükemmelliyetçi olmamayı öğrendikden sonra herşey yoluna giriyor gibi...en azından benim için öyle oluyor bir de seninkine benzer değişik bir durum daha yaşıyorum ben herşeyi ben en iyi yaparım düşüncesinden kaynaklanan, bunlar niye böyle yapmıyor fikrini de doğruyorum yanlış.:)özgürcüm ne isterdim biliyor musun?sorgulamadan yaşamayı,düşünmeden konuşmayı kızdıklarım gibi olmayı bile istiyorum bazen:) ne bileyim daldaki üzümleri saymaktansa:)))konuşsam tesiri yok sussam gönül razı değil diyorum bolcana bugünlerde...

Ozgur dedi ki...

Teşekkür ederim adsız yorumcum:)

Ozgur dedi ki...

Sevgili Neslihan, Aslında farklılıklarımız bizi güzel yapıyor. Tamamlıyoruz. Ben yavaşlamaya çalışıyorum yalnız. ÖZellikle de evdeyim ya şimdi. Daha ağır akan zamanın güzelliğini keşfediyorum. Bir sürü ipin ucunu bıraktım. Bakalım neler öğreneceğim...:)

Bir de kadınlara genelde fişek gibi ol, kalk çay koy, koş, gel, şunu getir filan yapılıyor büyütülürken. Ondan bir otururken bile tedirgin kalıyor insan. Yaptığımız bir sürü işi yapmasak da olur aslında.

Yani bence biraz haklılar...:)

Ozgur dedi ki...

Sevgili Esra,
Bence zaten problem "bunlar niye böyle yapmıyor" noktasında. Ömrümüz geçiyor. Bize öğretilenler ille de mutlak doğrular değil. Biz de değiliz.

"Bunlar neden böyle yapmıyor"dan kaynaklanan iki çok kötü durum var.

1. Değiştirmeye çalışmak. Karışmak. Konuşmak. Durmadan kendi doğrunu dayatmak.

2. Söylememek ama içten içe içlenmek. Seni göre göre sana benzeyeceğini ummak. O bulsun diye beklemeeek, beklemek ve beklemek.

İkisini de yapmamalı bence. İnsan sadece kendini değiştirebilir. Ki o bile ne kadar zor...

O nedenle sabır, anlayış ve bol bol empati. Ve evet mükemmeliletçiliği askıya asmalı, sandıklara kaldırmalı. Ben nasılsa daha çabuk, daha iyi yaparım diye her işe atlamamalı. Fırsat vermeli.

aysarayı dedi ki...

çok sevdiğim bir şarkı ve şarkıcı...doğru olduğu kadar da harika dizeler..

tavsan dedi ki...

Aynen katiliyorum yazdiklarina. Son zamanlarda tekrar ama ozellikle son iki senedir ben de bunlari dusunmekteyim. Uygulamasi zor, cunku ozellikle farketmesi zor bu yargilama ve mudaheleyi yaptigini insanin kendisinin, ama zaman icerisinde ilerleniyor.