2 Nis 2009

Bunu BANA nasıl yaparsınız? Yaprak Dökümü

Yaprak dökümünün zaten çok hastası değildim ama artık hiç seyretmeyeceğim. Daha önceleri annemler izlerken deli misiniz, izlemeyin diyordum. Bir geldiklerinde onlar izlerken alıştım ben de. Artık bilinçaltımıza gizli mesaj mı yazıyorlar ne yapıyorlar bilmiyorum. Benim gibi, annesi geldikten sonra Asi'ye alışmış 35 yaşının üzerinde bekar erkek bir arkadaşım var mesela:)

Yaprak Dökümü'nün romanıyla isimler dışında bir ilgisi kalmadı. Ben dizideki konular üzerine konuşacağım. Bir kere senaristler eski bölümleri izleyip konuları bağlamaktan vazgeçtiler. Üzerlerinde çabuk iyice kötü felaketler olsun da dizi bitsin baskısı mı oldu bilmiyorum. Necla neden bir anda kokoş oldu? Fikret kaynanası ne güzel gitmişken deli mi gelsin diye ısrar etti? Ferhunde'nin eski yakışıklı nişanlısı her boka dayandı da bi Oğuz mevzuunda mı terketti? Hadi terketti, nasıl Aslı'yla evlendi. Ferhunde nasıl bir anda geçmiş olsun Ali Rıza beye diyen sevgi kelebeğine döndü? (Ferhunde ile Şevket beraber olsa tam olacaktı bence. Gitmişken olsalardı. Giden gidene nasılsa.) Cem herşeye vardı vardı da ne oldu birden eyhtere mi oldu. Askerde kafasına mı vurdular.

Neyse, bunları başkaları düşünsün. Dizide doğru olan bir kaç noktadan bahsetmek istiyorum. O da şu. Anne ve babalarda, (aslında benmerkezcil herkeste) görülen bir durum var. Bunu bana nasıl yaparsın sendromu. Yani kocandan ayrılırsın, anan bunu bana nasıl yaparsın der? İşi bırakırsın baban bunu bana nasıl yaparsın der. Okuldan atılırsın filan. Birinin bu kişilere dünya üzerinde olan olayların kendi çevrelerinde dönmediğini anlatması gerekir. Yani kadın aslında kocasına bayılıyordu da sırf anasını kıl etmek için boşanmadı herhalde. Ya da çocuk sırf babaya inat okuldan atılmak için numaralar çevirmedi, istifa etmedi. Burada aşırı özdeşleşme durumu var. Çoluk çocuğun ya da söz konusu kişinin senden bağımsız, seni aşan bir varlık olduğunu kabul edememe. Allah aşkına. Eşşek kadar kızın Oğuz'la gitmiş. Bunu seni öldürmek için bilerek yapmıyor. Çok baydı Ali Rıza tripleri. Aman babanız duymasaydı usturuplu söyleseydik. Aman babanızın şekeri, tansiyonu, kalbi. Bir gurur, bir gurur. Ev sahibi süper bi adam bence. Evi almışsın, yani ailenin derdi tasası çok da satmasaydınız kardeşim. Önce ev bulup sonra satsaydınız. Kahveciye söyleseydiniz belki o alırdı, yabancıya gitmezdi. Yok. Tutturmuşlar gurur da gurur. Dizide doğru olan nokta Ali Rıza'nın bencil ve benmerkezcil ağlamaları. Böyle insan çok. Aileden kopamama yaygın. Bir sürü çocuk. Hepsi de sorunlu. Hepsi de çözümü babadan anadan bekliyor. Olmazsa da kocadan. Yani Oğuz'u bulduğun dakika o kadar zor bulduğu işi nasıl bıraktı Leyla. Yuh diyorum. Hadi bir gün gitmedin. Hastaydım der ertesi gün git. Şevket ne güzel taksicisin. Burası İstanbul. Vızırvızır. Kendine bir hayat kurabilirsin. Ama yook. Baba kaymakammış ya, sıfırdan başlama yemez Şevket'e illa büyük oynayacak.

Neyse, konuyu dağıtmayalım. Dünyanın sürekli kendi çevresinde döndüğü Ali Rıza karakteri titreyip kendine gelmelidir. Çocukların zayıf ve karaktersiz. Kabullen, hayatını yaşa. Sen onların her bişeyine koşup karakter sahibi olmalarına yardım etmemişsin. Ana babalık çocuk her düştüğünde kaldırmak değil ki. Bırak biraz da kendi kalksın. Şevket'in borcunu ödeme. Bırak o ödesin. Leyla Oğuz'la mı olacakmış, denesin görsün. Ama tabi çok geç, böyle şeylere daha erken başlamak lazım. Bir de bağımsızlığı öğretebilmek için bağımsız olmak lazım. Ali Rıza bey o gururuna herşeyden daha çok değer veriyor. Bir olay olduğunda bir kez neden, niye diye sordu mu. Ay rezil olduk. Bunu bana nasıl yaparsın filan.

Öyle işte. Sinir oldum:)
Bir yandan da toplumda var böyle karakterler. Özelliklei Ali Rıza, Fikret ve Leyla çok gerçekçi.

Yavaş yavaş kurtulacağım bende. Kendilerini düzeltmeyip dram haline devam ederlerse Canım Ailemi de bırakacağım. Onlar da bi yaprak dökümünü izlesinler, Seyhan alt tarafı evlenmekten vazgeçti. Kızkardeşinin sevgilisi olan, sonra kendisiyle evliyken kardeşiyle kaçıp, karısıyla beraber olduğu eski patronunu dolandırdığı için hapse girip yengesini döven adamla kaçmadı:P
Abartmayalım ortada trajedi yok. Ayrıca kız taraflığınızı bilin ve kızınıza sahip çıkın.

Bir lost kalsın bana yeter. Onu bırakmam.

7 yorum:

funda dedi ki...

hiç bu kadar keyifli bir yazı olkumamıştım çok yerde kahkaha attım :)
aynen düşüncelerimi dile getirmişsin :)
şahaneydi :)))

İlknur dedi ki...

Yazıya bayıldım. Süper analiz. Ellerine sağlık.

Diziyi izlemeyi 3. sezon başında romandan tamamen ayrıldıkları anda kesmiştim. Olaylar bu boyuta geldiyse de iyi etmişim.

Dijle Bahtiyar Durgunlu dedi ki...

bu yazının altına imza atarım.siziDEXTER'A ALALIM CİCİM:))))

Anne ve Bebisi dedi ki...

haha al benden de o kadar :) O aileyi Ali Rıza beyle Hayiryaanım çökertti :)

k.i.s.d. dedi ki...

Çocuklar kendi kendilerine suda büyümedilerse şayet sahip oldukları özelliklere bakarak sağlıksız bir ailede yetiştikleri hemen anlaşlıyor. Hayriye hanım tipik bir yetişkin çocuk, Ali Rıza bey de yarı yetişkin çocuk. Onun arızasız bir-iki yönü var. Analizine bayıldım. Ben Hayriye hanımın Pride and Prejudice teki ane figürüne çok benzediğini düşünüyorum, eredeyse aynılar. Aynı aman eller ne der, aman havamız olsun tripleri...
Sevgiler.

k.i.s.d. dedi ki...

Çocuklar kendi kendilerine suda büyümedilerse şayet sahip oldukları özelliklere bakarak sağlıksız bir ailede yetiştikleri hemen anlaşlıyor. Hayriye hanım tipik bir yetişkin çocuk, Ali Rıza bey de yarı yetişkin çocuk. Onun arızasız bir-iki yönü var. Analizine bayıldım. Ben Hayriye hanımın Pride and Prejudice teki ane figürüne çok benzediğini düşünüyorum, eredeyse aynılar. Aynı aman eller ne der, aman havamız olsun tripleri...
Sevgiler.

Ozgur dedi ki...

Sevgili Funda, İlknur, Dijle, Anne ve Bebişi, k.i.s.d çok sevindim beğenmenize:) Çok teşekkür ederim.

K.i.s.d, evet p&pdeki anneye benzettim ben de sen diyince.