1 Nis 2009

Günler Geçiyor...

Kesintili zamanlarda blog yazmak ne zormuş. Dün bir yazıya başladım, gümbür gümbür giderken kalktım başından. Dönünce de gündemi kaçırmıştım çoktan.

Daha kısa kısa yazmalı belki.
Havalar harika. Bahar geldi İstanbula. Kazakla çıktım ve terledim. Eloşla bir tur atıp geldik. Başta güldük, eğlendik, sonlara doğru huzursuzlandık. Gelince de uyudu tatlı tavşan.

Sabahları kahvaltı yapar olduk, yumurtalı filan. İşe gidecekler gitmeden kalkıp hazırlıyoruz, çay bile var. Düşünün artık:) Biz genelde koştur koştur çıkar işte kahvaltı ederdik. Ben yalnızken daha geç kahvaltı eder çay da içmezdim. Şimdi yeni düzene geçtik. Ben de akşam saati uygulamasına geçtim. "Ela uyuduğunda sen de uyu" yöntemini bıraktım. Gündüz hiç uyumuyorum. Gece kesintisiz ne kadar uyursam ki, Allah nazarlardan saklasın tü tü maşallah fena değiliz.

Üçüncü ay su gibi aktı gitti. Nisan 1 olmuş. Kızımız 31 Aralıkta doğru. Koca üç ay. Destekle oturabiliyoruz, kafamızı dik tutabiliyoruz. Çevreye daha da dikkatli gözlerle bakıyoruz. Dönenceler favori oyuncağımız. İki tane var bizde. Biri yatağa asılıp dönen mothercareden. Öbürü capcanlı renkleriyle ikeadan. İkisini de seviyoruz. Ana kucağına oturup baba ile "üzerimde binlerce gezinen parmak adam var" isimli oyunu oynuyoruz. Anneyle uzaylı hayvanlar, ali babanın çiftliğindeki hayvanlar ve yaklaşıp uzaklaşıp elayı öpen hayvanlar isimli oyunları oynuyoruz. Bir de ses çıkaran kelebek var. Ses çıkaran şeyleri kafamızla takip edebiliyoruz 180 derece. Sabah şarkılarımız var. Uyanınca anne baba uyurken şarkı söylüyoruz, ses açma çalışmaları yapıyoruz. Çıkaramdığımız yeni sesler ve kombinasyonlar deniyoruz. Tahminimce bizim kız sabah erken kalkıp ders çalışanlardan olacak. Süt saati gelmeden önce uyanıp kendi kendie konuşuyor, gülüyor, şarkı söylüyor. Mırıl mırıl. Ben de çoktan uyanmış bir halde beni çağırmasını bekliyorum. Bugün gizlice içeri gidip kamerayı getirdim. Tam çekecekken sustu:P Zaten bu kamerada bir bahtsızlık hakim. Ne zaman bişey çekecek olsam ya poz değiştiriyor, ya susuyor, kameraya dikkat kesiliyor. Efendiler, uzmanlar. derhal minicik dikkat çekmeyen kameralar yapınız.

Hayat güzel anların uçuca eklenmesi. Kamera fotoğraf makinesi boş. Yakalarsan şansına. Ama en güzel anlar kayıda gelmeyenler. İstiyorum ki hafızama kazınsın. Oysa her yeni gün başka bir şey olup öncekini unutturuyor.

Annelikle ilgili bir kaç özlü söz var. Dün emzirirken aklıma geldi, bu laflardan faydalandım, unutmadan yazmalı.

1- Tekrarlayamayacağını yapma. (Tracy hoggdan) : Gerçekten iki kere yaptığın herşey kural oluyor. Sanırım bu hayatta da geçerli...

2- Size akıl veren doktorlar, hocalar, akrabalar gecenin üçünde sizin bebeğiniz ağlarken sizin yanınızda olmayacaklar.

3- Anne babalar çocuk yetiştirirken yanlışlar yaparlar ama pek çok da doğru yaparlar. (Yankı Yazgan mıydı acaba?)

Özellikle 2. söz çok önemli. İnsan önce kendine güvenecek. Kendi sınırlarını bilecek. Hayatta da öyle. Güvenmek önemli, güvenilir doktor hemşire seçmek önemli ama aşırı güven iyi değil. Herşeyi özellikle çocuk söz konusu olduğunda bir de sen kontrol edecen. Ya da nasıl desem. Sorumluluk sende. Asıl sorumluluk. O , bu, şu değil. Kaynanan çocuğu yıkarken çeteleye çeteleye lifle dedi. Kendini onun dediğine bırakamazsın. Çocuk senin çocuğun. Onun canı yandığında sen yanacaksın.

Ki yine, hayatta da böyle. Fikir almak iyi de, en iyisini sen bilecen. Öğrene öğrene, okuya okuya bilecen tabi cahil cesaretiyle değil.

Bu arada ben şu baby whisperer kitabının gerçekten çok faydasını gördüm. Muhteşem bir tavsiye. Minnettarım.

Ha bir de hayat dersi: Almadığın her ders önüne defalarca gelecek. Bu sene kaldın mı, seneye alacaksın. Gene mi kaldın, bir daha. Kolay yol yok, kestirme yok.

5 yorum:

funda dedi ki...

Allah nazarlardan saklasın ben bu kuzuya bayılıyorum şansı bahtı açık olsun lokum gibi maşallah :)
bu arada annelik var ya ilerleyen günlerde öğreniliyor her zaman onu derim...

yeliz dedi ki...

tracy hogg bizlere de çok şey öğretti, sağolsun varolsun. ela da tam bir yavrucan, öp bnim için de. ben de uzaklaşıp yaklaşıp öpen bir hayvanım:)

Ayşe dedi ki...

bu yavru tam yemelik kivama geliyor ya Ozgur. masallah kucuk hanima... nazar degmesin...

bu arada ben bu tracy hogg'u sevdim ya, sanirim bir gun bir cocugum olursa onun ayak izlerini takip edecegim.:)

Ozlem dedi ki...

Tracy Hogg'un kitabından biz de çok şey öğrendik. 2.özlü söze bayıldım:) bende öyle düşünüyorum. :) Yeni yeni olaylar...ilk kez karşılaşınca zorlansakta alışılıyor herşeye!

kirazsevdasi dedi ki...

3 ayı bitirmek... ne uzun bir yol Özgür.
kimi insan icin ne kısa zaman, bizler icin hayatin en onemli guyzamanları, zorluguyla, guzelligiyle...
tatli kıza nice mutlu aylar diliyorum.