9 Nis 2009

Hayallerim, Aşkım ve Kızım.

Sanırım üçüncü aydan sonra herşey daha bir güzel. Baharın gelmesiyle bana öyle gelmiş de olabilir ama... Çocuklarına sürekli aşkııım diyenlere sinir olurdum. Şimdi neden öyle dediklerini anlar gibi oldum. Anne sevgisi aşka çok benziyor. Görmeyince özlüyorsun, yüzü aklına gelince için bir tuhaf oluyor. Aklının bir köşesi onda. Gülünce dünyalar senin oluyor filan:) Okuduğum bir kitap diyordu ki, aşk yıldırım gibidir, bir anda 100 milyon volt çarpmış gibi olursunuz. Ancak bu enerji çamaşır makinesini, bilgisayarı çalıştırmaz. Onun için 220 lazım, üstelik sabit. (Sabit derken AC. ) Bu da yıldırımın yavaş yavaş dönüşmesi gereken şeydir. Yani yıldırımlar yaratan bir ırkın ahvadıyız da üstelik. Yıldırımlar ara ara kafamıza düşse de hayatı sürekli ilk aşık olduğumuz an gibi yaşarsak bir deri bir kemiğe döneriz. Yavruşa hislerimiz hep böyle mi olacak acaba? Sanki zamanla biraz daha durulur gibi geliyor. Yoksa ben de başlayacağım "ayk budur" yazılarına. Yavru sevgisine aşk yerine ayk demiş kitubi kardeşimiz. Aşk demekten daha iyi...

Bizden haberlere gelince... Allah nazarlardan saklasın, düzenimiz pek bir oturmuş idi. Her akşam zamanlı yat, her sabah saat gibi uyan. Saatle sütleri iç, uyu şeklinde idik. İki gündür düzenimiz bozuldu. Korkumdan (annelerin nazarı değer) söyleyemiyordum tam ama gerçekten şu ikinci ay sonundan beri gece uykularımız kesintisiz(istisna geceleri saymazsak), beslenmemiz iyi filan. Hatta o kadar ki Tracy Hoggdaki saatler bile aynı neredeyse. Kitap bebek oldu yavrum derken, dünden önceki gece beşte, dün de dörtte uyandı. Üstelik ben daha önce gece öğünü vermediğim halde sabaha kadar uydurdu. Bir süredir gece öğününe alıştık, buna rağmen. Sabah yedide kalkıyorduk, bir saat yemek, bir saat oyun, bir saat uyku. Onda tekrar... Böyle gidiyordu, sekiz civarı uyuyorduk. 11de tek meme veriyordum. Pek mesuttuk. Önceki gece sabah beşte uyanınca, dün uyku öğününde çift meme verdim. Bu arada uyanma sebebi kaka. Uyuduğum yerden duyabiliyorum, port port sesler geliyor. Sonra uyanıyor kuzu. Önceki gece ben kalktım, altını değiştirdim, konuşmadan, oynamadan. (Annem geceleri çok sıkıcı hissi uyandırmak amacım. ) Pışpışladım, memelerin lafını etmedim. Korkuyorum ben memede uyuma, meme içmeden uyumama gibi alışkanlıklardan. Ama ısrarla istedi, verdim lıkır lıkır içti. Sonra uyudu, biz de daha geç uyandık, yeme içme saatlerimiz 1.5 saat kaydı. Dün gece sevgiliye dedim, sen kalk, memelerin kokusunu almasın. Hani bakalım açlık mı, yoksa altı kakalı rahatsız mı oluyor minik diye. Babası kalktı, altını açtı, pışpışladı uzun uzun. Yok, meme istiyor. Verdim çift memeyi lıkır lıkır dikti boğaza. Yatırınca Tracy ablaya gittim okudum. Üçüncü aydan sonra yani 12 haftalıkken hızlı büyüme dönemi olabilirmiş. Her gece farklı saatte uyanması alışkanlık değil, açlıktanmış gerçekten. Gündüz daha çok emzirmek gerekliymiş dediğine göre. Yani hala çok emin değilim, altına yaptığından mı uyanıyor, açlıktan mı. İçtiğine göre açlık heralde. Ben de dört saatlik düzene geçicez diye bir iki gündür üç saat onbeş dakikaya çıkarmaya çalışıyordum emzirme süresini. Ben de bozmuş olabilirim. Bugün üç saatte bir veriyim diye düşünüyorum yine. Bakalım. Nasılsa memeler de duruma adapte olacaklar.

Bu düzeni nasıl kurduk diye düşündüm, bir şey bulamadım. Keşke şöyyle muhteşem annelik yöntemleri uyguladım filan diyebilsem. Tavsiyelerde bulunabilsem. Sanırım en önemli faktör şans. Bir defterim var şimdilerde tutmayı bıraktım. Düzene girince gerek kalmadı çünkü. O defterde ama 26 marta kadar ne zaman emzirmişim, kaç dakika, ne kadar uyumuş hepsi yazıyor. Olduğu aşılar, doktora gitme zamanlarımız filan da var. O defterin faydasını çok gördük, yani ağladığında aç mı, uykusu mu var fikrim oluyordu. Çünkü insan o kadar yoruluyor ki en son ne zaman emmişti filan unutuyorum ben. Gerçi doktora bu defterle gittim ben doktor yazma dedi. Olsun yazdm ben gene:) Bir ara verileri excele dökeyim grafikler çizeyim diye düşündüm:) Sonra da delirmeee dedim, sakinleştim. Delirmenin alemi yok.

Nelere dikkat ettim diye düşündüm, bir kaç şey var. Bir kere hiç memede uyutmadık. Nadiren derin daldığında kaldırmadık ama genelde meme aldıktan sonra derhal gaz çıkarma işine giriştik o arada uyanıyor zaten. Biraz alt açma, oynama filan oyalandıktan sonra uykusu geldiyse, ki geliyor, uyuttuk. Başta memeyi bırakınca ben doydu sanıyordum bazen, sonra anladım ki gazı olduğunda da memeyi bırakabiliyor. Mideyi hava dolduruyor. Gazı çıkınca kaldığı yerden devam ediyor emmeye. 10 dakikada bir mutlaka gazını çıkarın diyorlar. Bizimkinin uyanma vakti geldi, ben bakayım ona.

Rutin sahibi olmanın iyi yanı, gece dörtte kalksan ve bütün saatler kaysa bile bir düzen devam ediyor. Hala emip, oynayıp, uyuyor. Böylece insan ne bekleyeceğini biliyor. Gerçi bazen uyku atladığımız oluyor, gündüzleri başka bebeklere nazaran daha az uyuyoruz sanırım. (Tracy 1.5 saat uyku demiş. Bizim 1 saat en fazla. 1.5 2 saat ancak sabah seansında olurdu, o da bazen... Artık sabahları da fiks 1 saat uyuyoruz) Doktor gece uyuduğu sürece uyumasın gündüz boşver dedi.

Bu arada emzirirken okumak gerçekten iyi fikirmiş. Elif Şafak/Aşk bitti. Şimdi manevi rehberliğe geçtim, onun da yarısına geldim. Gerçi biraz daha sindirerek okumak lazım. Aşk'a gelince... Ben bunu ABDde Bordersa gitmişim, kafeye oturmuşum da, yabancı bir yazarın romanıymışçasına okudum. Fena değil. Meseller harika, ama meseller zaten sufi meselleri. Olayın Şems temelli anlatılmasını sevdim, genelde Mevlana temellidir ya anlatılar. Ama biraz yabancı buldum. Dedim ki, bu herhal dış pazara yönelik yazılmış olmalı. Mevlana'yı çok az tanıyorsan, sufiliğe çok yabancıysan ilgiyle okursun. (ABDli kadın üzerinden olmasını yadırgadım. Little Buddha saçmalığı gibi. ABDli aile üzerinden anlatılan Buda. ) Belki daha detaylı yazarım beni rahatsız edeni. Yani sanki dış pazara, sufizm size uzak değil, bir aşık olun hoop içindesiniz demek için yazılmış gibi geldi. Sonra dış pazarda satılabilecek şeye biz de bayılırız diye düşündüm. (Son cümle kinayeli yazılmıştır.) Hızla okudum, okurken eğlendim, düşünmediğim şeyler düşündüm. Ama Aşk hele ki büyük harfle AŞK ilahi aşk üzerine yazılacak bir roman daha mı derin olmalıydı diye düşündüm. Elif Şafak'ı severim. Bence yetenekli bir yazar. İşte böyle arkadaşlar... Biraz ortaya karışık oldu düşüncelerim.

4 yorum:

Ayşe dedi ki...

eh AC ve excel, tabi muh. anne... :))))

bu kitabi ben de merak ettim simdi bak. gelince alayim bari...

o defteri biliyorum sanki ben... :))

ya kitaba gore iyi guzel de, cok da sıkma kendini... 1 saatse bi saat uyusun kuzucuk. masallah zaten... ne kadar degisti 3 ayda, resimlerden farkediyorum, ne minik ne saskindi daha o geldigim zaman... ele avuca geldi, fikirleri karakteri olmaya basladi iyice... siz birbirinizi tanidinizz... :)
neyse cenem dustu, cok opuyorum.

kirazsevdasi dedi ki...

aman maşallah maşallah özgürcüm.
hangi tahtaya vursam, nerelerimi kasisam :) ben bu nazar isine Doruktan sonra acayip inanir oldum da.
Dedigin gibi rutin varsa saat kaysa da kolay.(sanirim??)
bizim de koca bir ajanda ve excel formatinda dokumanlarimiz var :)
sevgiler cok optum eloşu.

Ozgur dedi ki...

Sevgili Ayşe, evet evet o defter:)))
Şu müh.lükten de kurtulamadık mesleki deformasyon efendim:)

Yaa çok büyüdü teyzesi görsen. O zaman tatlıydı şimdi yiyesin gelirrr. Gel sen gel:)))

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler kirazcım... Yok, ne desen tersi oluyor o kesin:)

Kısmet.
Biz bugün Eloşla kırıntıya gittik... Teyzesi Eloş Ben... yaa büyüdük de caddelere düştük:)