23 May 2009

Dışarda Hayat...



Dün gece ve önceki gece annemin bizi evden kışkışlamasıyla sevgiliyle dışarı çıktık. Anneler bilir, söz dinlemek lazım. Dün çıkınca gerçekten çok sıkılmış olduğumu farkettim. Sahile gittik, orada bir bira evi gibi bişey var, adını unuttum. Bostancı iskelesinin tam karşısında. Gittik, oturduk biraz. Yaz akşamı, hafif esintiler, deniz kokusu. Gündüzleri Ela ile çıkmaya benzemiyor akşamları. Ela ile dolaşmak çok keyifli, çok güzel ama bir yandan da yine dikkatinin birazı onda. Arkadaşınla buluşsan yine gözün kızda. Hem hala "çocuklu" bir insansın. Akşam başbaşa çıkınca gerçeklik duygum parça parça oluyor. Ela'dan öncesi gibi. Apartmandan çıkıyoruz, sarmaş dolaş yürüyoruz. Tam eski günler. Arada yavruştan bahsediyoruz tabi elimizde değil. Yine de farklı konulardan konuşmak ve anne olmadan önceki kimliğimi hatırlamak tuhaf.

Farketmeden sıkılmışım içten içe. Özellikle hastalık yordu bizi. Alışkın değiliz, düzenimiz bozuldu, canımız sıkıldı. Antihistaminikler sersem ediyor, kullanan bilir. Kafan hep dumanlı. Dün gece de caddeye attık kendimizi. Kitapçıları gezdik. "Çalışmanın Mutluluğu ve Sıkıntısı" isimli bir kitap ilgimi çekti. Alain de Botton yazarı. Bakalım, okudukça yorumlarımı yazarım. Bir de Aslı Erdoğan'ın bir kitabını aldım, pek severim kendisini. Okuduklarımı yazacaktım, yazamadım bir türlü. "Ben Nesli" kitabını okudum geçenlerde. "Generation Me". Aslında Ayşe'ye sormak lazım görüşlerini. Kitabın tezi, özetle 71den doğan çocuklara ben, ben, ben aşılandı. Anne babalar 71den sonra doğan yavrularına özgüven aşılayacağız diye olayı abarttılar. Okullar yaparsın, edersin diyen hocalarla doldu. ÖZgüven sarsılmasın diye bol keseden not dağıtıldı. Özgüveni süper ama niteliği sorgulanır veletlerle doldu etraf. Dolayısıyla da kuş gibi uçup, tavuk gibi düşme durumları hasıl oldu. (Son cümle tamamen yerli üretim, yazara maledilmesin:P) Bütün reklamlar, (özellikle yeni coca cola reklamlarına gıcık oluyorum şahsen) hayatını yaşa, işte an, aman haz al, orjinal ol(adidas giy, nasıl olacaksa???? yani herkes adidas giyerken sen nasıl orjinal olabilirsin giyip) gibi mesajlar pompalanmakta. Genel olarak siyasi hayata dair, "aman bişey yapsam da değişmiyor ne kasıcam abi"cilik varmış 70sonrasında. Genel olarak çok iddalı ve depresifmişiz. kitabı beğendim gerçekten, çünkü varolan değerlerimizi sorgulattı. Türkiye'de izleri gözüküyor. Tavsiye ederim kesinlikle.

Eloşun yeni huyları var. Banyo kelimesi duyarsa ve banyo derhal gelmezse çok kızıyor. Banyo geldikten sonra, (küvetini salondaki sehbanın üzerine koyup öyle yıkıyoruz, törenle:) şezlonguna uzanıyor. Sular geldikçe balık gibi kolları, bacakları suya vuruyor. Nasıl bir hareket, nasıl bir kuvvet. Artık doğruluyor, beli kaldırıyor, dönme hareketleri yapıyor.Sankim denize koysak, balık olup yüzecek... Babam geldi bugün, çok şaşırdı büyümesine. Öyle hızlı ki, yetişmek zor. Bu arada bugün ilk elma suyunu içti. Bir kaç çay kaşığı ama çok sevdi, o sevince ben de sevindim. Pirinç gevreği için süt sağıp koyuyorum. Annesütlüpirinçgevreği. Pek leziz.

Türkan Saylan konusu ne acayip oldu. Arkasından yazılıp çizilenlere göz ucuyla bakınca insan dehşete düşüyor. Ağzından köpükler saçarak hakaret edenleri, küfredenleri anlamıyorum, dahası ürküyorum. Ölen bir kadının ardından, bu kadar verici, elinden geleni insanlara adamış bir insanın ardından sözüm ona müslüman söylemle küfürler yağdırıp, içlerindeki nefreti döken sözde inananları hayretle izliyorum. Sevmek zorunda değilsin ama o içerikler, o yorumlar. Yunus'ların, Mevlana'ların memleketinde geldiğimiz noktaya bak. Din öncelikle vicdan işi değil mi, gönül işi değil mi? İnsanın inancını sorgulaması gerekmez mi? O ne kin, o ne nefretmiş. Yazık.

Gidip yatayım. Ne anlatacaktım, konu nereye geldi.

Özetle şunu diyecektim. Akşamları sevgiliyi koluma takarım, caddede üç beş tur atarım durumlarında ortada kalıyoruz. Hem eskisi gibi, hem değil. Arada ciddi bir şey konuşurken bir anda Eloşun yaptığı bir hareket aklımıza geliyor, gülüyoruz. İki kişiydik, üç kişi olduk. Çocuklu çocuklu insan olduk haline şaşırıyoruz. Caddede hamileler yürüyorlar, ah ah dedim. Bir an özendim de. Tekrar hamile olasım geldi, güzel dönemmiş gerçekten.

"kah orada kah burada geçti günler mevsimler
nerde akşam orda sabah gezdim durdum derbeder
senden önce hiç birşeyin kıymetini bilmeden
senden önce hiç kimseyi böylesine sevmeden..."

Ondan sonra gel, yerleşik düzene geç. Bebişin başında otur dur. Maymun suratları yap, sesler çıkar, güldür güldürdükçe sen de gül, güldükçe anneanne de gülsün, dünya gülsün kızımla. Ekolojik felaket kapıda bir yandan. Benim yazı yurttan sesler korosuna döndü. Bugün cafe nerroda oturuyorduk sevgiliyle. Bir anne, oğluyla geldi oturdu. Pek güzel sohbet edip, gittiler. Biz de Eloşumla gelecek miyiz böyle diye düşündüm. Klingonca sohbetlerimiz de pek güzel ama Türkçe'ye geçmeyi iple çekiyorum. Kardeşim de ben de erken konuşmuş çocuklarız. Bakalım akıllı bıdık ne zaman bıcır bıcır konuşacak... Anne babalar önce çocuklar konuşsun, sonra da sussun isterlermiş. Hey gidi.

Arada başbaşa çıkmak lazım.

"bir tanem söyle canım ne istersen iste benden
istersen geçsin hayat bayramlarla seyranlarla
istersen gelsin bahar sümbüllerle salkımlarla
istersen dönsün dünya cümbüşlerle çalgılarla

bir tanem söyle canım ne dilersen dile benden
istersen dost olalım göklerdeki turnalarla
istersen evlenelim davullarla zurnalarla
istersen çınlatalım dört bir yanı şarkılarla..."

Erol Evgin'e sevgiler burdan. Ne güzel şarkı. İçim neşe doldu bir an...

10 yorum:

hb dedi ki...

yazi da sahane, kiz da... ya o koltukta otururken anneciginin elos'u getirip kucagima koydugu zaman geldi, ne minnos, ne saskindi... masallah diyeli dur, nazar kusu uzerinizde bugunlerde ne me laziim..

Generation Me'yi okumadim, okuyayim. ama dediklerin konusunda haklisin. cocuklara guven asilamak cok onemli, ama suyunu cikarmamak da...
isin kotusu, tuketmeyi guven olarak asilamak cok yaygin... cocuk kotu mu hissediyor, "su yeni ayakkabilari alalim" oyle mi oldu, boyle yapalim. "aman arkadaslarinin hepsinde o oyuncaktan varmis, biz de alalim da cocuk eksikli kalmasin"...
kimseyi kirmak istemem, ben sosyolog olarak gozlemlerimi soyluyorum...
neyse canim, sevgiler.

Ayşe dedi ki...

hb benim bu arada. esimin hesabi acikmis.. :P

kuzunun annesi dedi ki...

Süper foto ilki..

Anne ve Bebisi dedi ki...

Elos cok ama cok guzel bir kiz olacak masallah :)

Basbasa vakit gecirmenize cok sevindim. Kari koca bir basina cocuk buyutmeye calisan bir insan evladi olarak, bebege bakmaya gonullu anneanne-babaanne faktorlerini cok iyi kullanmanizi tavsiye ederim :) O kadar kymetli ki, benim yerime de kullanin hatta, memnun olurum :D

Tukettikce tukenen jenerasyona gelince, aman iyi ki tasrada memur cocugu olarak dogmusum diyorum :) Bize teget gecti o "ozguven pompalama" cabalari :P

Esra Günüşen Ertuğrul dedi ki...

merhaba,
eloşun ayak parmaklarını yiyeceğim, yanında olsam...
çocuklarda güven meselesi geçen hafta hamile kursumuzda psikolog arkaadaşımmın anlattıklarına göre,bebeklerde ilk 12 ayda oluşuyormuş..bebeklerimizin temelleri ilk 12 ayda oluşuyormuş..gerçekten zor bir olay çocuk büyütmek..

sizin eşinizle arad böyle kaçamaklar yapmanız sizin için çok yararlı olur..o nedenle bu tip kaçamaklar yapmaya devam edin!!

eloşu benim için de öpün.

Ayşe dedi ki...

niredesiniz Ozgur anne ve elos? merak etti ayse teyzeniz sizi.

Ozgur dedi ki...

Ayşecim yazamadım bir türlü. Koşurmacadan gelemedim. İyiyiz. Sağlığımız düzeldi. Annem de burda olunca büyük işlere giriştik. Anne arı maya gibi koşuşturuyor, ben de ayak uydurmaya çalışıyorum.

Tüketimle özgüven yaygın. Şunu iç, bunu giy. Özgüven kazanılan, emek harcanan zor bişey. Asyalı öğrenciler mesela daha düşük özgüvenli ama sınavlarda daha başarılılarmış...

Çok saol yorumlar için tekrardan...

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler kuzucum.

Ozgur dedi ki...

Anne ve Bebişi, çok teşekkür. Biraz dışarı çıkabilmek iyi geldi gerçekten. Anneler, babalar şehir dışındalar. Arada böyle geldiklerinde çıkabiliyoruz. İnanılmaz. İnsan çok tuhaf oluyor.
Çıkarız sizin yerinize de. (mavvv.)

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler Esra, vallahi zormuş yahu. Bazı açılardan daha kolay, bazı açılardan çok zor...