11 May 2009

Hadi Yine İyiyiz...


Eloş gece sütünü de uykuda içip uykusuna devam etti. O eskii halimdeeen eser yok şimdi. Ne demişler, "çocuğun hastalığına yanmam huyu değişti ona yanarım" mı ne öyle bir laf varmış. Normalde yapmadığımız herşeyi yaptık. Memede uyuduk. Sabahın kör karanlıklarında sütler içtik. Kucaklarda sallandık. Gündüz üç saatlik uyku uyuduk. Bunlar hep ilklerimiz. Tracy de bi yere kadar neticede. Bugüne kadar bizi iyi getirdi. Şimdi kriz zamanı, düzen zamanı değil. İyileşilecek, sürekli süt içilecek, memelere süt dolacak, kilo artacak ohoo, çok çalışmamız lazım çokkk.

O kadar yorgun oluyoruz ki akşamları değil kitap okumak, film izleyecek bir halim bile yoktu. Koltuğa yığılmaca. Ama tabi Eloş uyuyunca biraz temizlik, yemek ve çamaşır. Sonra koltuk. Olsun, huzurlu koltuk olsun da. TVde Matrix ve Temel İçgüdü vardı. Bu temel içgüdü biz lisedeyken çıkmıştı, tüm sınıf kaçıp ona gitmişti ben heralde uyuzluktan iki arkadaşımla beraber gitmemiştim. Muhalefet olsun diye mi, ilgimi çekmediğinden mi. Ayrıca neden bütün sınıf gide gide temel içgüdüye gider ki diye sordum. Matrixe gelince. Bütün "amaanın matrix!" curcunasından önce korsanda izlemiştim ben ilk. (Ayıp biliyorum ama öğrenciydik o zaman ayrıca sonradan sinemada da gittim:P) Bayılmıştım. İzleyince yine beğendim. Hayatın anlamını söyleyen bir film değil ama sormayanlara biraz sorduran, tartıştıran, bir de eğlencelik çıtır çerez bir film. Yalnız üzerinden çok az zaman geçmesine rağmen... bi dakka, bi dakika az mı? ühühühü on yıl olmuş! Hımm, üzerinden on yıl geçmiş olmasına rağmen çoook geçmişte kalmış gibi geldi nedense. Biz büyüdük ve kirlendi dünya? Tam öyle de değil. Oh papatya.

Ela'nın iyileşmesiyle nasıl derin nefesler aldım. Üstüne memiş de normale döndü. Yani bütün naz niyaz anneler günü içinmiş. Olsun, öyle olsun.

Özel günlere gelince. Ben anneler gününü çok severim. Belki başlangıcına vesile olan kızın hikayesini sevdiğimden. Annelerimizi hergün seviyoruz da, ayrı bir gün olması güzel bence. İlla tüketim çılgınlığı fular/cüzdan/parfüm diye çıldırmak gerekmiyor. Ben küçükken anneler gününde erken kalkar annem uyanmadan bir hediye hazırlardım. Bazen bir gün önceden. Fotoğrafları kesip yapıştırıp bir şeyler yapmıştık kardeşimle bir kez. Resim yapardım filan. Çok hoşuma giderdi, annemin de hoşuna giderdi. Sonra büyüdükçe kitap almaya başladım ama orda biraz hile vardı. Kendim okumak istediğim kitapları anneme alırdım. Beraber okurduk. Anneye hediye almak istiyorsan, bugünü seçmekte de bir sakınca yok tabi. Farkettim ki ben pek hediye alabilen verebilen bir insan değilim. Sürprizleri hiç sevmediğimde kimse tadıyla bi hediye alamaz bana. Kötü huy. İlerde Eloş resim yapsa, fotoları kesse, albüm hazırlasa filan bayılırım ama sanıyorum.

Sağlık ne güzel şey sağlık. Ela iyileşince benim başağrılarım da hafifledi. Sanırım o uyurken iyileşti ben de o uyurken uyudum gündüz. Bütün mesele o uykudaydı.

Şu anda geçen hafta hissedemediğim huzuru hissediyorum. Yarın güzel bir gün olacak. İnternetten yeni kitaplar sipariş ettim. Onlar gelir belki. Bir tane de çocuk kitabı var aralarında. Bakalım nasıl gidecek...

Ya bu arada tuhaf bir şey var. Şimdi yazıcam delirdin diyeceksiniz ama, bu çocuk "enne" diyor bariz. Ben odadan çıkınca sesleniyor. Aynı şeye sevgili de dikkat etmiş. Ben tesadüfi diyorum, bu aylıkken söylemesi ve anlaması mümkün değil. Yine de böyle bi durum ennnne. Bazen nenene de diyor. Bugünlerde heee heeyy türü heceler var. "Ayakları kaldırrr" oynuyoruz. "Elleri kaldır". Daha konuşmaya başlamadan anlamaya başlıyorlarmış ya. Altını değiştirirken ayakları kaldır yapınca kaldırıyor gerçekten. Ama tabi yine tesadüfi olabilir:) İletişim arttı, o bir gerçek. Gülüşler, ehi ehi ehi diye kıkırdayan bir gülme, harika. Fış fış kayıkçıya bayılıyoruz. Daha pro oturuşlarımız var. Destekle tabi ama destek azalıyor günden güne. Ayaklarımızı basıyoruz bazen. Ellerden tutunca nerdeyse ayakta duruyoruz. Erken mi yürüyeceğiz acaba? Ana kucağını sallaya sallaya bacak kası yaptı minik:)

Az önce geçen sene bu zamanlar ne yazmışım diye baktım.

İşte burada: Anneler
Çok çok ilginç şeyler yazmışım bugünden bakınca.

Alıntı:
"Doğruları söylemeye ihtiyacımız var. Olması gerekeni değil olanı söylene. Gerçekleri görmek zorundayız olanca çıplaklığıyla. Kendimiz ve çevremiz için. Egemen söylem, iktidarda olsun muhalefette olsun farketmez. Egemen söylem baskılar, yasaklar. Egemen söylem küçük düşürür, seni önemsizleştirir. Egemen söylem seni erkeklerle dolu bir toplantıda bıyık altı gülüşlerle aşağılar. Laf sokar. Dara düşünce aybaşı tuttu, menapoza girdi der. Dara düşünce fikir ayrılığına kapilan adamlar bir olur. Tepeden bakar, sansürler, geçersizleştirir. Hükümsüzleştirir, deneyimin sözünü asla dinlemez. İdealarla yaşar, hayallerle beslenir, umut satar. Gelecek vaadleri ve cennet hayalleri satar. Bugüne bakmaz. Doğuran kadının gözyaşına bakmaz. Anne dediğin kutsaldır, cennet ayaklarının altındadır. Bitti. Kadınlıkta hormon vardır, içgüdüsüyle sever. Isınamazsa anormaldir, anne değildir, kadın değildir.

Deneyimi aşağılayan her sistem utanç içinde yıkılmaya mahkumdur. Kendi büyük idealleri ölçüsünde büyük batar."


Sevgiler... Yanımızda olan tüm dostlarımıza selamlar...

7 yorum:

Ayşe dedi ki...

ooooy oy diyesim geldi Matrix'in uzerinden 10 sene gectigini okuyunca... yaslandik falan demiycem bu sefer, ama zaman ne cabuk geciyor, hic anlamiyoruz, icim acidi birden...

aman neyse dur, bugun havadislerin pek guzel, icini karartmayayim senin kendi PhD blues'umla...

duzeldiginize sevindim... dedigin gibi Tracy abla da bi yere kadar, bebisi ve kendini dinlemek cok onemli.

"enne" olayi icin de olabilir diyorum. benim kuzenim kizi (hani su gecen gun 8 yasinda oldugunu farkettigim arkadas) da cok erken boyle seyler diyordu... kuzenim de cok konusurdu bebekle, sen de oylesin... ne guzel... bicir bicir konussun.
cok optum.

kuzunun annesi dedi ki...

Bencede , cocuklarla sürekli iletiştiğimiz için olabilir . Benim Elişimde 1.5 aydır falan söylüyor nneee, annee gibi kelimeler . Sizde ee harfi daha baskın sanki , videosundada görmüştüm . Eliş aa aguuu a, anneeee gibi a baskın konusmaya calısıyor . Hiç yok öyle ee harfleri bizde :))
Ve bizimkide 15 gündür falan elinden tutup kaldırabiliyosun , 30 sn kadar desteksiz oturuyor falan . İzindeyiz büyük Eloşun yakalıcaz sizi , heheheh....
Ya ne güzel masallah kızlarımıza, resmen büyüyorlar işte , sevindirik oldum birden . Yedim onun küçük elleri burdan , ham hammm...

Tuğçe dedi ki...

Oof!Çok şükür!İyileşmenize çook sevindim...Eskisi gibi bir post...Ela'nın fotodaki tişörte de bayıldım, çok güzelmiş,çok yakışmış...
Öptük sizi!
Ennnnne diyor bunlar evt diyorlar bariz :)

Ozgur dedi ki...

Ayşecim sorma ben de yazarken farkettim. 10 koca yıl geçmiş heyttt.

Ya bi süredir var bu enne. Epeydir var hatta annem not almıştı. Şubat filan gibi. Ama bana sanki bana seslenirken diyomuş gibi geliyor. Du bakalım. Olur mu olmaz mı:)

Ozgur dedi ki...

Yakalayın kuzunun annesi:)
Valla geçmişsiniz bile. Biz desteksiz oturamıyoruz henüz.
Konuşmamız Ee ağırlıklı devam ediyor. Hee, hey, vıjjj gibi tiz sesler, ee ler, lalala var bi de. Şarkı söylüyoruz bazen. baba dede yok henüz. Uyuturken ben eee eee ee diyordum, ordan kaptı sanki:)Layylayy gibi bişeyler de çıkıyor. Çekmek lazım valla geçip gitmeden. O eee eee ler tam kalmadı. Bazen çok içlenerek ehhh diyor çok komik:)

Elinden tutup kaldırmayı doktor yaptıydı bize de ben ondan gördüm. Büyüsünler yavrular, büyüsün kuzular. Biraz daha dert anlatsınlar. O gülüşlere kurbaaaaaan.:)

Ozgur dedi ki...

Sağol Tuğçecim, vallahi pek tatlı maşallah. Bi sohbet, bi sohbet. Öpüyoruz biz de çok...

kirazsevdasi dedi ki...

sağlık valla en onemlisi.
ne diledigine dikkat etmek gerek yine de ya, saglik ve huzur :)
Operim Eloşu.