18 May 2009

O gitti, biz kaldık. Güle güle Türkan Saylan...

Türkan Saylan'a gerçekten çok üzüldüm. Allah rahmet eylesin. Hastaydı, bekleniyordu, belki kurtuldu. Belki biraz dinlenir şimdi...

Kendi halimize üzülüyoruz aslında. Sanki biraz daha kimsesiz kaldık. Bir çalışkan insan, bir girişken, üretken, proaktif bir insan. Çalışkan, durmayan, azimli, olumlu. Genelde yaymış, umutsuz ve tembel olduğumuz için, toplumsal duyarlılıklardan sınıfta kaldığımız için bi fena olduk. Ölmeden önce insanın özel eşyalarının deşildiğini görmesi, ajandalar, notlar, kayıtlar. Ne idüğü belirsiz suçlamalar.

Beceriksiz ve ne dediğini bilmeyen, bu nedenle laf kalabası yaparak öğretmenin dikkatini dağıtmaya çalışan tembel bir öğrencinin kaleminden çıkmışcasına özensiz, kaba saba, incelikten, detaydan yoksun, konudan bol bol saparak, eline değen, gözüne çarpan herşeyi içine çeken bir kara delik, bir hortum mu? Bir bir ne? Bilmiyorum. Hani tembel ev hanımı gibidir, ayrıntıyla boğuşamaz, acelesi vardır. Kirli, temiz ayırmadan, renkli beyaz demeden, suyun sertliğine bakmadan, yumuşatıcı aramadan ne eline geçerse atar ya çamaşır makinesine. Sırf ortadan kalksın diye. Sırf birileri "aman ortalıktan kalsınlar da" dedi diye. Kaba elleriyle bulduğunu atar da atar. Beyaz çoraplar gri olur, kazaklar çeker, tüller parçalanır umursamaz. Ortadan kalksınlar yeter. İşte bazen o güzelim tüller çeker gider sonsuza dek. Aynı kazanda kaynatılmaya çalıştıklarına rağmen asla grileşmeden. Bembeyaz.

Gitti Türkan Hanım. Ben yazamadım, dilim tutuldu. Bizim için üzüldüm ben, kendim için üzüldüm, ülkenin her yerindeki kızları için üzüldüm.

Ucundan tutabileceğimiz o kadar çok iş var ki...

2 yorum:

yeliz dedi ki...

ne çok şey sığdırmış hayatına, imrenerek bakakaldım ve dedğin gibi kendi adımıza üzüldüm, bir daha böyle değerler gelmez!

Ozgur dedi ki...

Çok haklısın:(