23 Haz 2009

Anne Olmayı Düşünenler, Korkanlar, Planlayanlar...

Bunu yazmak için doğru zaman mı bilmiyorum. Henüz 6 aylık bir anneyim. Daha emekleme aşamasında bile değiliz. Deneyimli annelerin "sen daha duuurr" deyişleri kulağımda. Dün sevgili, "bi iki yaş, bir de beş yaş krizi var di mi" diyince düşündüm de daha buluğ çağı filan var? Ben sinirli bir ergen olarak esip gürlediğimden, buluğ hikayesini zor geçirdiğimden o dönemden korkuyorum. Benim sevgili farkına bile varmamış. İnsandan insana, çocuktan çocuğa değişiyor. İki yaşında inatlaşmayan da varmış nitekim.

(Laf aramızda "o da bişey mi"cilik kötü bişey yahu... "Sen daha duuur"lar da öyle. Bizim kız sarılık olduğunda üzülmüştük, eş dost, "ohoo buna üzülüyosanız işte daha ciddi bişi olduğunda ne yapacaksınız" demişti. Biliyorum tamamen iyiniyet, ama sözüm size. Pek iyi gelmiyor kulağa. Yani bu bir teselli mi? İlerde çoook kötü şeyler olabilir bari buna üzülmeyelim, ohhh çok rahatladık. Bunlar daha iyi günlerimiz ilerde kimbilir nası zor olacak her şey, sevinelim, göbek atalım. Daha kötü durumda olanları düşünelim, halimize şükredelim. Edelim elbette ama üzgünsek de üzgünüz. Acıdan kaçamayız sürekli.)

Şimdi annelik mevzusuna geri dönelim.

Blogumun başlarında çok yazdım. Aslında baştan sona okuyunca "anneye dönüşen kadın" öyküsü olarak okunabilir. Daha önce de anlattım bol bol. Bebeklerden anlamazdık. Kör cahilliğin büyük faydası olabiliyor bazen. Sıfır bilgi ve bunu kabullenmek inanılmaz bir eğitim öğretim fırsatı demek. Yanlış bilgi olmadığı için de insan duyduklarına açık oluyor, algıları yerinde oluyor. Sağdan soldan duyduklarıyla bilmiş bilmiş dolaşan ve konuşan insanları çekemiyorum çevremde. Ne yazık ki her alanda böyle insanlarla karşılaşılıyor. Oysa bilen insan, öğrenen insan, öğrendikçe ne kadar bilmediğini anlar hep. Algı kabı hep genişler ve dolmaz bir türlü. Annelikte de aynısı geçerli. Ne kadar öğreniyorsan, ne kadar ilerliyorsan anlıyorsun ki deniz çok engin, kıyı uzakta. Ama yolculuk isteği inanılmazzz... Zaten bir kere yola çıktın mı, yoldasın. Bizim bir akrabamız doğuma giderken ben vazgeçtim diye bağırırmış, yıllardır anlatılır. Kaçamazsın, sadece içinden geçerek çıkabilirsin.

Konuyu dağıtmayalım.

Çok kişisel bir şey söylemek istiyorum. Doğumdu, zorluktu, doğduktan sonraki bakımdı, ağlamaydı, emekti, bunlar hiç azımsanacak konular değil. Ama daha önemlisi var. Anne denilen kişi anne olmadan önce hayatla kişisel bir davası varsa onu halletmeli.

Yani öyle anneler var ki zaten bir kavgası yok. Zaten anne olmak istiyor. Gönlü huzurlu, bir telaşı yok, istediği bu zaten. Onlar olsunlar beklemesinler sakın. Ama eğer bir kavga varsa, o bebeksiz halledilmeli. Kocanı sevmiyor musun, boşan. Sevgilinle sorunun mu var, çöz. Kariyer mi yapmak istiyorsun, yap. Entellektüel olarak kendini geliştirmek mi istiyorsun, geliştir. Demek istediğim şu aslında: Bir süre bebekle ilgileneceksin, madden ve ruhen. Kendi kişilik sorunlarını çöz de gel, depresyonunu aş da gel, kapıdan bacadan düş de gel. Üstüne bir de lohusalık depresyonu yersen zorlanırsın. Hamile kalmadan önce pek bir merakım yoktu çoluk çocuğa. Hayata dair kaygılarım, isteklerim başka yerdeydi. Bebişin gelmesini isteyene kadar. O da çok doğal oldu. Aşık olduk, evlendik ve onun gelmesini çok istedik. Artık evrimin bize, sizin genler süper, çoğalın demesi midir, Allah'ın emri midir, hormonların çoşması mıdır, hepsi birden midir, yorum yapamayacağım. İstedik ve çok şükür kızımız hemen kucağımıza düştü. Rasyonel ve mantıksal düşünmedim hiç. İşimi şöyle ayarlayalım demedim. Plan yapmadım ama... ama...

Aslında biz plan yapmadan plan yaptık. Biliçsizce. İşlerimi ayarlamışım mesela, hamileliğim projenin sonlarına denk geldi. Evi tutarken bir fazla odalı tuttuk, aklımızın bir köşesinde yavrumuz olursa, anneler gelmek isterse rahat etsinler düşüncesi. Yeşilli bir yerde oturalım dedik, olur ya gezmek isteriz. Ama bunları hiç açık açık konuşmadık. Ya da konuşurken ciddi değildik. Ya da ciddiydik ama inanmıyorduk. Belli belirsiz. Kendimizden habersiz bebeğe göre kurduk hayatımızı. Daha aile ortamlarına taşındık. Önce oturduğumu apartmanda komşularımızın hepsi birbirinden renkliydi. Şimdi daha pastel tonlardayız. Öyle olması gerekli mi? Hayır değil aslında. Biz öyle tercih ettik.

Hep kendimizden bahsettim. Tekrar konuya döneyim.

Bence, insanın kendini hazır hissettiği bir nokta var. Hem annenin, hem babanın. O nokta geldiğinde, eğer durumlar da müsaitse, korkacak bir konu yok. Allah, inanmıyorsanız doğa, inanın içine o sevgiyi, o içgüdüyü koyuyor. Hormonlar o yönde. Seviyorsun daha doğmadan, okuşuyorsun, konuşuyorsun. Doğunca pervane oluyorsun. En tembelin tembeli ol, koşturup duruyorsun. Çok yorucu. Hayat bir daha eskisi gibi olmuyor ve olmayacak. Eğer renkli hayata doyamadıysan, doy da gel. Biz doymuştuk şahsen. Hani barların eski tadı vermediği bir nokta vardır? Hani her gece dans edersin de sıkılırsın bazen. Hani sıkılmazsın da, sanki hayatta bunlar dışında bir şey vardır. Gezip, tozmaktan, okumaktan, öğrenmekten, eğlenmekten başka bir şey. Sadece deneyimin sana öğretebileceği bir şey. Seni taşıyacak bir şey.

Üstelik... Çocuk sahibi olmamak da dönüşsüz bir yol. Bir deadline var. Bir bitiş noktası var. Biyolojik saat bir noktadan sonra "senin keyfini mi bekliycem ulen" diyor. Kaçış yok. Seçmemek de seçim. Doğur, çocuk büyüt, sonuçlarına katlan. Doğurma, çocuksuz kal, sonuçlarına katlan. Doğurmayı seçene de, seçmeyene de saygım var. Hepsi kişisel kararlar. Biraz kelebek etkisi de var, şartlar müsait olmayabilir. İçinden gelmeyebilir. Herkes her şeyi aynı yapacak ve hissedecek diye bir kural yok.

Yalnız çocuk isteniyorsa ama korkuluyorsa, önce korkunun nedenini bulmak lazım.

Doğum mu?

Epidural diye bir şey var. Normal doğum eskisi gibi değil. Zaten normal doğum yapan şanslılardan olma ihtimaliniz Türkiye'de nedir ki? Sezaryende doğum sırasında acı yok. Sonrası iki hafta zor, sonra geçiyor yavaş yavaş. İyileşiliyor, adapte olunuyor. Ödül düşünüldüğünde sezaryenin çilesinin lafı olmuyor. Ama bir miktar çilesi var. Sezaryen göbeği diye bişey de var. Kötü duruyor. Baştan söyliyim.

Vücudum Bozulacak mı?

Vücudu bozulmasın diye doğurmayan bir arkadaşım var. Eskiden garip gelirdi ama ona saygı duyuyorum. Sorumluluğunu aldığı kimsesiz bir çocuğu var. Onunla ilgileniyor tamamen. Neticede beden hem yenileniyor, hem zarar görüyor. Bünye meselesi, doğum öncesi kilo, genler filan bir sürü faktör var. Doğurup taş olan da var. O konuda yorum yapamayacağım. Ben doğurmadan önce manken değildim. O nedenle çok dert etmemiştim. Ama şu anda biraz üzülüyorum. Kilo vermek, fit olmak istiyorum. Doğurmamayı anlıyorum da, doğurduktan sonra göğüslerim bozulacak diye emzirmemeyi anlamıyorum. Bu bir yol. Çıkmazsın çıkmazsın. Ama çıkmaya karar verdikten sonra bebişin iyiliği için bazı şeyleri yapmak şart bence.

Hayatın Boyu Ona Bağlı Olmak mı?

Bir insanın, bir canın sorumluluğunu almak zor. Kendinden bir parça olsa da. Beni en çok bu korkutuyordu, ya beceremezsem, ya yetiştiremezsem, ya nihilist olursa(:)) gibi şeyler. Hala da korkutuyor. Ama ne yapalım yani. Çocuğu "yaratan" değilsin. Doğuransın. Evet çok etkin var, ama onun da bir kişiliği ve kendi seçimleri var. İyi anne çocuğuna güzel bakan, besleyen ve mutlu olan annedir bence. Bunun kolay bir yolu yok. Çok kişisel bir soru. Sonra bir gün gelip de neden beni doğurdun derse, "git felsefe oku bul çocuğum" diyeceğim. Git varoluş bunalımını başka yerde yaşa hadi bakiiimm:)

Ya kötü anne olursam?

Kötü annelik nedir? İyi annelik nedir? Bu konuda bir yazı yazmıştım. Kriterler belirsiz. Sen elinden gelen her şeyi yaparsın, o gene gider bir psikiyatrist koltuğu bulur seni kötüler. Nankör. (şaka şaka) Olmamaya çalış. Elinden geldiğince. Yani annelik böyle bir şey. Elinden geleni yapıyorsun, sonra da artık gerisi Allah kerim. "Elinden gelen" bilgin, kültürün, eğitimin dahilinde. Biraz da içgüdüne ne kadar açıksın bağlamında. Niyet önemli. Ben iyi bir anne olmaya çalışacağım dersin en fazla.

İş güç kariyer...

Henüz bilmiyorum.

Aklıma ilk anda bunlar geldi. Sonra tekrar yazarım.

İyi ki doğurmuşum. Alternatifini hayal etmesi zor. Her şeye değer bir gülüşü...

25 yorum:

yok ki dedi ki...

Sessiz, bilincli/bilincsiz planlar, korkulacak bir sey olmadigina dair ozguvenin yerlesmesi, kendini hazir hissediverdigin noktanin varligi... Cok guzel anlatmissin Ozgur. Her sey cok tanidik/bildik. Ve de cesaret verici. Dogru yoldayiz, oleyyy :))

yeliz dedi ki...

bizim izmire dönüşümüzün altında bile çocuk özlemi varmış da şimdi farkediyoruz. o 1 oda fazladan ev tutmak var ya, işte biz de öyle yaptık. ne kadar tanıdık yaşananlar...

Adsız dedi ki...

İyi ki doğurmuş anne olmuşsun. Yoksa iyi olmadan kötünün ne anlamı var. Annelik dünyanın en güzel uğraşısıdır. Sen artık yaşadığın süreçte annesin .Olmayan bir ...can vermek,onu yön lendirmek, yönetmek,onunla ağlamak, onunla gülmek , ÇOK GÜZEL OLSA GEREK diye düşünüyorum.

gunebakan dedi ki...

ne güzel yazmışsın özgürcüm.
anneliğin tazesi, olmuşu yok ki.
hepsi bir. anne oldun mu bir kere, hayatın o yöne saptı mı, tamam...

geçen gün iş yerinde yeni tanıdığım birisi, insan neden çocuk yapar ki, hele böyle kötü bir dünyaya bir çocuk getirmek niye, bunun vebali çok büyük dedi...
işte fark burada, ben kötü bir dünya demiyorum. evet zor bir dünya, ama yaşamak güzel şey anasını satayım. işte çocuğun bana kattığı en önemli şeylerden biri bu. hayatı, kendimi, insanları sevme davranışı.
önceden başım sıkıştığında, neden geldim bu dünyaya ağıtları yakardım. anne olduktan sonra hepsi bitti.
dedim ki, anladım, kızımın annesi olmak için gelmişim işte dünyaya. bir güzellik yetiştirmek için...

umarım kızım da hep memnun, mutlu olmayı becerebilen bir kişilik olur.

aman nihilist mihilist olmasın sonra başıma valla. hiç çekemem, çarpıveririm elimin tersiyle:)

hem bu annelik bu kadar güzel birşey olmasa, insan neden ikinciyi de düşünür ki yani? bakınız: benim durumum...

Esra Günüşen Ertuğrul dedi ki...

Özgürcüm, çok güzel anlatmışsın.Ben henüz anne olmasam da annelik gerçekten çok özel bir duygu..Hamile kursumdaki anne adayları ve tüp bebek kliniğinde anne olmaya çalışan anne adaylarını görünce bu duıyguyu daha da çok anlıyorsun..Anne olmayı isteyen herkesin istediği zaman da bebek sahibi olması tememnnisiyle..

ilknur malci dedi ki...

özgürcüm bir çırpıda okunacak çok çok güzel bir yazı yazmışsın tespitlerin çok doğru.insan bir kere evlendi mi çocuk fikri hep aklının bir köşesinde oluyor ve o hep varmış gibi planlar yapıyor.bizde yapardık hamile kalırsam diye evlendikten hemen sonra araba almıştık.eşim seni hamile hamile dolmuşlarda mı hastanaye götüreceğim demişti.bekledik olmadı.sonrasında 3+1 ev aldık.çalışma odasıydı bizim eşyalardı felan bebek odası neresi olucak biz zor sığıyoruz derdim eve bakıp bakıp.hatta sürekli birkaç eşya atar en azından beşiğine yer açmaya çalışırdım kafamda. bekledik yine olmadı.sonra o evimizi satıp 4+1 ev aldık ve onun odasını hep boş bıraktık.bankaya kredi borcumuz vardı yavruşumuz olursa ben çalışmazsam tek maaş ve kredi borcu nasıl olur felan diye düşünürdüm.borç bitti bekledik yine olmadı.ben sonradan bunları düşünüp hep Allah Allah ne kadar da çok düşünmüşüm oysa onun bir vakti varmış o vakitten önce zaten gelmeyecekmiş, hani rahat rahat günü yaşayayım diyememişim.belki de evliyken ve ortada bir sorun varken, yaa o gelmezse derken, yolun sonunu göremezken hep böyle çıkmazlar içinde yaşayıp duruyor çoğu insan.

Parpali dedi ki...

Yazılarını okurken anlattığın onca detay korkutmadı değil beni. :) Yani çocuk büyütmenin kolay bir iş olduğunu düşünmemiştim ama bu kadar teferruatı da tahmin etmemişim demek. Tespitlerin çok güzel yine. Zevkle okudum.

İlknur dedi ki...

Özgür gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. Ellerine sağlık canım. İnsanın kafasında hamilelik öncesi bir sürü soru var, bebek oldktan sonra da kesilmiyor bu sorular. İ yi annemiyim? sorusu ise asla aklımdan çıkaramadığım bir soru. Cevabı yok, kriteri yok biliyorum ama sık sık kendimi sorgulamaktan da alamıyorum.

Sen kibarını yazmışsın ben daha bi çemkireyim. Çok kilo almasın diye yedi-sekiz aylıkken hemen sezeryan olan, gögüslerim sarkmasın diye emzirmeyip dünyanın en büyük nimetinden o el kadar bebeleri mahrum eden, benim kendime ait bir hayatım var deyip kendi keyfi için geceli gündüzlü, haftaiçi-haftasonu evladını dadılara emanet edenlere ne anne diyesim var ne kadın ne de insan. Gerçekten bir yola girdiysen kuralına göre oynayacaksın. Hem o, hem bu olmuyor. Git evlat edin,koruyu anne ol falan, sevaba gir bari.

Tarkanın Annesi dedi ki...

Aslında tabiki senin yazdığın gibi bu bir seçim. Çocuk istemek veya istememek. Ama şuda varki bence anne ve baba kendilerine ve evliliklerine güveniyorlarsa bir çocuk sahibi olmalılar.Bence kimsenin o çocukları böyle iki arada bırakmaya hakkı yok. Çünkü en nihayetinde bir taraftan bir taraf çocuğu bişekilde göremiyor yada çok az görüyor. Birkere biz büyükler bunu çocuklara yaşatma hakkına sahip değiliz diye düşünüyorum.
Ha korkular mevzusuna gelince de herhalde benim kadar korkan olmamıştırdır diye düşünüyorum bir çocuk sahibi olmaktan. Hayatımda hiç bir çocuğum olacağını aklıma getirmezdim. Hep nasıl bakarım çalışabilirmiyim idare edebilirmiyim doğurabilirmiyiz o acıya katlanabilirmiyim diye milyonlarca soru dolaşırdı aklımda.Ama bir oğlum oldu. Tamam ben kolay demiyorum mükemmel baktığımı da iddaa etmiyorum.Ama işte o oğlan şimdi herkesin sevgilisi.herkes bana iyiki doğurmuşun biz napıyomuşuz onsuz şimdiye kadar diyor inanın komşular bile.Düşünüyorum da hakikaten napıyomuşuz biz onsuz. Onun şöyle ellerini uzatıp bütün gücüyle beni kendine çekip bi yandan sarılıp bi yandan yanağımı öpmeye çalışması varya işte hayatımda hiçbir sarılış o anlardaki hazzı yaşatmadı bana.
Seni görünce gülümsemesi varya hiçbir gülüş bu kadar tatlı değil.O yüzdendirki biraz cesur olmak lazım.O gülüşü görebilmek için biraz acabalardan uzaklaşmak lazım.

kirazsevdasi dedi ki...

Özgürüm eline saglık,
sezaryen gobegi cok fena kaldı bende hakkaten ya :( neyse neyse o bisi diil.
ama hayatının artık hicbir zaman eskisi gibi olmayacagini kabullenmek, bu ise ne kadar gonullu, tamamdır hazırım modunda girsende zor daha dogrusu yorucu iste bazen.
yine de bence cocuk sahibi olmak bir yerden sonra 1000 parcalik puzzlein kaybolan tek parcasini elektrik supurgesinin icinden bulup deli gibi sevinmek ve tabloyu tamamlamak.
operim Eloşu.

Ozgur dedi ki...

Sevgili yok ki, her şey yolunda gitsin inşallah:)))))

Yeliz'cim, böyle ince ince planlar, kendinden gizli. Annem de dersaneyi bıraktı mesela bu sene. Daha hamile kalmadan ben. Çok ilginç çok...

Sevgili Adsız, iyi ki doğmuşum, iyi ki doğurmuşum:) Çok güzel gerçekten.

Ozgur dedi ki...

Sevgili günebakan,
"Kötü bir dünyaya" kısmı bana garip geliyor. Ben de öyle hissetmiyorum. Öyle güzel şeyler yaşadım ki, kızım da yaşasın inşallah. Aşkın varlığı "kötü dünya"nın inkarı bence. Gelsin minik gelsin. Bekliyoruz ikinci güzelin yolunu...

Ozgur dedi ki...

Amin diyorum Esra'cım.
Dileyen herkes dilediği zaman olsun umarım...

Ozgur dedi ki...

İlknur malcı, kısmet diye boşuna demiyorlar. Çocuk işi tam kısmet. Onlar ne fena şeyler:) Ne zaman geleceklerini biliyorlar onlar. Ben de olacak mı olmayacak mı diye endişelenip durdum. Keşke daha çok teslim olup güvensek ve daha rahat olsak... Görelim Mevla'm neyler, neylerse hayreyler...

Ozgur dedi ki...

Parpali, sen çok güzel bir anne olursun. Ben de gelip severim yavrunu. Tekrar konuşuruz bu konuları o zaman:)

Ozgur dedi ki...

İlknur'cum ben de aynen sorgula sorgula devam ediyor arkadan. Ben öyle çok düzenli yemek yapan bir insan değilken, şimdi her gün sebze çorbası pişiriyorum ve sürekli endişeleniyorum.

O anneler konusuna ben de çemkirmek istiyorum haklısın. Hani tercihtir diye saygı gösterebileceğim şeyler var. Kimse saçını süpürge etmesin. Ama sütü versin bi zahmet. Azıcık zahmete girilecek kardeşim. Rahatına çook düşkün olan çocuk yapmasın. Aynen.

Ozgur dedi ki...

Tarkanın Annişi, o kadar haklısın ki... Ben de onu anlatmaya çalışmıştım. Bebek bir şeyleri çözmez. Anne babanın çözemediğini yavru nasıl çözsün. O nedenlde çok doğru demişsin, evliliğine güvenen yapsın. Her şeyi yaparsın, sonra olmaz o ayrı. Acele etmemek lazım!

Ozgur dedi ki...

Kiraz'ım benzetmeye bayıldım. Valla itiraf etmek gerekirse ara ara bana böyle (geçen kuzunun annesi de yazmış) bir daha hiçbişii aynı olmayacaaaak afakanları basıyor. Sonra diyoruz ki birbirimize daha çok küçük. Biraz daha büyüyünce yeni bir dönem başlayacak. Beraber gezip tozacağız. Arada teyzesine bırakıp çıkacağız filan. :)

Seyhan dedi ki...

döktürmüşsün yine Özgür, yazdıklarında hem fikirim ve hemen hemen aynı süreçlerden geçerek aldım Defneyi kucağıma çok hoş bir yazı olmuş..

Ozgur dedi ki...

Seyhan'cım çok sevindim beğenmene:)

Hazırlıksız dedi ki...

Sitenizden "Blogcu Anne" sayesine haberdar oldum. Yazınız tam da şu günlereki beni anlatıyor. Düşünüp duruyordum. Şimdi okuduklarımdan sonra biraz daha düşüneceğim. Yol gösterici oldunuz, teşekkürler.

Ozgur dedi ki...

Hazırlıksın, umarım içinden gelen sesi dinlersin:)

Damla dedi ki...

Aman pek güzelmiş ya, iyiki sorulmuş Nurturia'da da gelip okumuşum. "Sonra bir gün gelip de neden beni doğurdun derse, "git felsefe oku bul çocuğum" diyeceğim. Git varoluş bunalımını başka yerde yaşa hadi bakiiimm:)" çok beğendim bunu. Ama bu tür işler için genelde kardeş yapıyorlar. Aynı kültürden geldikleri için seni çekiştirmeleri, felsefi konularda aynı düzleme gelmeleri sana ve aile dışı kişilere oranla daha rahat oluyor. Sevgili acılarını falan da sen dinlemiyorsun genelde.

Adsız dedi ki...

Merhaba çocuk isteyip istemediğinden emin olmayan nadir kadınlardan biriyim.Yaş 35 ve artık sınırlarda dolaşıyorum.Eşim istemiyor.Ben de akıl işi olmadığını biliyorum ama ya pişman olursam korkusu var.Nihayetinde ve doğal olarak ya çocuklu ya da default olarak düşünen insanlarla muhatabız çoğunlukla ve anlaşılamamak da durumu daha bir zorlaştırıyor.Çoğu insan ortada bir şımarıklık varmış gibi bakıyor.Tüm hayat sanki değişmiyormuş veya da garanti risksiz tüm aileler istediği çocuğu yetiştirmiş gibi bir tavırda.Halbuki tüm anne babalar ömrünün sonuna kadar çocuğunu endişe içinde düşünüyor.Yani hiiiç kolay değil.Tatlılıkları ve sizden bir parça olmaları dışında ne düşünmeliyim ki bebek yapayım cidden elle tutulur birşeyler arıyorum. Baştan aşağı risk görüyorum ben. Ama hayat risk dersen onun içindeyiz mecburen yeni risk almak saçma değil mi? Allah,ım hayırlı ve doğru düşünceyi bulmayı nasip etsin...

Ozguranne dedi ki...

Söyleyebileceğim tek şey... Hayatın kendisi risk. Evden çıkmak risk. Maceraya atılmak risk. Aşık olmak risk. Evlenmek risk. O bağlamda çocuk sahibi olmak da risk, hem de en güzel, en yorucu, en tüketici, en mucizevi risk. Bir an... dünyadaki ennn büyük mutluluk. Sonraki an yorgunluk. Gel giti çok.

İki kişi de istemeden zor. 6 yıl oldu kızım olalı. Onu tanıdığım için öyle mutluyum ki. Artık benden ayrı bir birey. Sözleri, düşünceleri, esprileri var. Aşık olmayı başkasına anlatamamak gibi. Ya gözünü yumup atlayacaksın suya ya da kenardan izleyeceksin. ikisi de olur. ikisi de neler kaçırdığını bilemez... Doğru yanıt nedir ben de bilmiyorum.