11 Haz 2009

Depresyona mı girsem ne yapsam?

Dünden önceki gün bir arkadaşımızla buluştuk Ela ile. Hani ben 25 Aralık''ta doğurmayınca kalkıp buluştuğum bir bekar erkek arkadaşım var demiştim. Onunla. Eloş hanım bir kaç kere kucağa gelme dışında uslu durdu, konuşmalarımızı dinledi uzun uzun. Arada lafa karıştı. Kendinden bahsedildiğinde anlıyor ve müdehale ediyor artık.

Acaba ben biraz fazla mı kasıyorum diye düşündüm. Özgür anne filan dedik, neresi özgür ayol. Arada Ela ile dolanmak sayılmaz ki. Bebek konularına uzak bir arkadaşla iki satır sohbet edemiyorum. İş konusu nanay. Haberim yok şirkette ne oluyor, ne bitiyor. Yıllık iznimi haftada bir gün bir gün kullansam, onu da süt izniyle birleştirsem, yok eğer şöyle böyle diye hesap yapıyorum sürekli. Hayat akıp gidiyor. Hassas oldum haberleri şööyle bir izliyorum. Örneğin Türkiye AİHMde mahkum oldu biliyorum. Adam karısının annesini öldürmüş ve salınmış. Mahkum olmaktan ülkem adına çok utansam da haklılar. Öyle derinlerde bir zihniyet hatası var ki çözülmekle bitmez. Emniyet müdüründen, adalet sistemine, kocaların anlayışından, toplumdaki kadın algısına, evin sözüm onu mahremiyetine filan gireceğim de giremiyorum işte. Ya Cem Garipoğlu vakasındaki gariplikler. İçim eziliyor, ona da bakamıyorum. Amanın hassas kalbimmiş. Ben bebekten önce böyle değildim, bir süre sonra daha serinkanlı olurum heralde. Olaylara duyulan duygusal tepkinin hiç bir faydası olmadığına inanırım üstelik. (Bizim toplum bunu yapar. Ah vah der ve unutur.)

Neysem. Konu yok konu. İşten bahsedemedik. Ela'dan fazla bahsetmeyeyim diye ben kendimi tutuyorum. (Bebekten önce çok sıkılırdım şahsen bugün kaka yaptı yapmadı diye gezen anne-babalardan. Kendimden sıkılmak istemiyorum.) Kız arkadaş, benim sevgili konuşuldu, zaten sonuna o da yetişti. Uzun zamandır görüşmedik onun da etkisi var. Zihnim durmuş iş güç proje semalarında düşüncelerim zayıflamış ya da çok incelmiş belki hızlıca anlatamıyorum.

Dün de eski işyerinden başka bir arkadaşımla buluştuk. Onun kızı da 1.5 yaşını geçti. Öyle olunca konuşacak çok konu var tabi, başta kreş mi, bakıcı mı ikilemi, bulsak da nasıl bulsak ikilemi. Ela 9 aylıkken işe döneceğim. "Çok küçük değil mi" dedi. Yine yüreğim bir cız etti. Ama çok küçük değil aslında.

Dün Ela çok huzursuzdu. Gündüz uykularının hepsini atladı. Direndi, uyumadı. Misafirlik dönüşü sızdı. İnanılmaz yoruldum. Gitmeyecektim arkadaşıma ama hadi dedim gidelim. Evde daha huzursuz neticede. Dışarı çıkmak iyidir. Gerçekten de iyi geldi. Arkadaşımın kızı ile oynadılar. Yeni ve ilginç oyuncaklar vardı, Ela onlara bayıldı. Sanırım bir kaç oyuncak almalıyız. Çok sevdiği bir köpeği ve kelebeği var. Bir tane de sponge bob almalı diye düşünüyoruz şimdi. Diş mi çıkaracak acaba? Uyumasını istediğimi anladığı anda direniyor. Sürekli oyun oynamak istiyor. Mama yedirirken kaşığı dişliyor. Sürekli bir şeyleri dişlemeye çalışıyor.

Ben de düşündüm, en iyisi depresyona gireyim dedim. Kardeşim de kocan bakkala gitmişken çabuk gir çık dedi. Ben de öyle yaptım.

Yorgunum dostlarımm nerde benim melek bebeğim? Bu hareketli çocuk nerden geldi?

19 yorum:

Ayşe dedi ki...

girme depresyona falan... cik hemen, ciktin mi?

annesi elosun disi cikacaktir, ondan oyledir, dedim ya mobilize ekip olma yolunda, ee artik toddler olmakla bebek kalmak arasinda gidip geliyor bence. ayrica Allah nazardan korusun, sagligi cognition'i yerinde, varsin hareketli olsun... Allah hastaligini falan gostermesin...

Ben elos'la konusurum gelince annenin sozunu dinle diye, sen merak etme.. :))
cok optum.

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

ohooo
daha kaç türlü huy değiştirecek apışıp kalacaksın. bir gün "benim melek kızım" diyeceksin, ertesi gün "alın bu huysuz sıpayı elimden"...her büyüme sancısı, dünyayı daha çok keşfetme aktivitesi uykusunu kaçırıyor bu haşerelerin.
bir de sanırım annenle birlikte bakıyorsun ela bebeğe. hele bi elini eteğini çekerse(umarım çekmez) ya da sen işe başla. o zaman daralmanın kıralını yaşıyor insan.
hayır benim başıma geldi de o açıdan şeyettim :))

funda dedi ki...

:) bakkal mesafesi öyle mi :)
hahahahaha

Ozgur dedi ki...

Çıktım çıktım:)
Ama sen konuş Ayşe teyzesi...:P

Ozgur dedi ki...

Saol Hülya:P Yok annemle bakmıyorum. Biz hastalandık diye şehir dışından geldi, gitti. Yalnızız kızımla.

meltem dedi ki...

Merhaba Ozgur Anne ve Elos,

ben brukselden Idil'in annesi Meltem. Idilim 3 ay 3 haftalik. Yaklasik 2 aydir sizin blogunuzu takip ediyorum, yazdiklarinizda kendi yasadiklarimi, hissettiklerimi buluyorum. Ozellikle bugunku arkadaslarla konusulan konular, bebek oncesi dunyadan bir miktar kopus. Idil dogdugundan beri internet arastirmalarim hep bebislerle ilgili konularda. Eskiden gunluk ekonomi gazetelerini takip ederken simdi onlara soyle bir goz atiyorum. Economist dergisini esimden ozet dinliyorum falan. haziran sonunda calismaya basliyorum (neyseki sadece 3 hafta calisip sonra yillik iznimi kullanicam) bakalim o zaman ben ve idil nasil olucaz, neler yasiyacagiz. Allahtan anneanmnemiz yanimizda.
sevgiler
Meltem, Idil

Ozgur dedi ki...

fundacım naapalım anca o kadar zaman verdiler:P

Adsız dedi ki...

Selam, gercekten kendinize ayiracak hic vaktiniz olmuyor mu? Kitap okumak filan degil de, ne bileyim, azicik spor, yahut hobileriniz varsa onlarla ilgilenmek gibi? Benim cocugum henuz yok, o yuzden soruyorum. Gercekten kendinize vakit ayirmak hic mi mumkun degil? Sevgiler, umarim depresyona hic girmeden su donemi atlatirsiniz.

Tekir dedi ki...

Özgür'cüm, depresyona girme, hele de şimdi. Bu opsiyonunu sonraya sakla...:) Bak ben işe başladım, bir hafta geçti bile, zor mor geçiyor işte. Alışılıyor, alışılmalı...9 aylık edeceksin bebeğini,çok şanslısın. Çok uzun bir süre düzene sadık kaldı Ela yanılmıyorsam, belki şimdi yeni bir düzen arayışındadır, bulur, rahatlarsınız. Hiç düzeni olmayan anneler de var, bakınız ben :) Bir de işe başladık, buyrun buradan yakınız durumları... Ben işe başladığımda homurdanıyordum erken başladım diye, eski anneler "sen haline şükret biz 40. gün işe döndük" dediler, sustum kaldım. Eskiden daha da kötüymüş yani, neyse sözün özü, sen zaten depresyona girmezsin ama girdiysen de bi arkadaşa bakıp çıkıcam de :)

İlknur dedi ki...

Özgürcüm bir kere daha üzülerek welcome to the club diyesim var. Aman diyim depresyona sakın girmeyesin hemencecik çıkıveresin..

yeliz dedi ki...

hmm ben şimdilerde arca hareketli bebekten kitap bebeğe döndü diye boşuna seviniyorum, daha 40 huy değiştirecek bunlar, şimdiden gardımızı almak lazım, her an herşey olabilir.
bu arada çıktın mı depresyondan çık boşver, benim gibi 3. ayında bırakanları düşün ve gevşe:)

gunebakan dedi ki...

efenim size ayrılan süreyi geçirdiğiniz için depresyona girme hakkınızı kaybettiniz maalesef.
bu hakkınızı 0-3 ay arasında bir yerlerde kullanmanız gerekirdi.
kullanmadıysanız hakkınız yandı. bir dahaki hamileliğe de devrolmuyor bu süre. üzgünüm ama kurallar böyle:)
kardeş ne diyosun depresyon mepresyon...
bak ben ne diyorum sana, kızım gelmiş 6 yaşına, hala annelik odaklı bir hayatım var diye.
yavaş yavaş özellikle işe de başladıkça başka da bir hayatın parçası olmaya başlıyorsun canım. acı ama böyle. ayrı bir sosyal çevrenin parçası olmak, konuştuğun konuları bile bir süre sonra değiştirecek. haaa yine merkez annelik, kaka yaptı mı, dişi çıktı mı, sizinki bezi ne zaman bıraktı, bunlarla yaşam ebedi. büyüdükçe, hangi yuvaya verelim, hangi okul iyidir, sizinki SBS' den kaç aldı?
olacak...
çok güzel şeyler bunlar özgürcüm.
eloşa da şaşırma, o kadar çok değişecek ki. ama bebişin genel konsepti ne ise, bir süre sonunda yine ona dönüyor bence:) bir süre zıvanadan çıkıyor ama. özellikle diş, hastalık, tatiller, bunlar düzen baltalayıcı şeyler. ama hepsi hepsi düzeliyor. sonra sabah, anne yatağımı topladım bak, sana da beline koyman için yastık getirdim, diyen minik burun seni öpmeye geliyor benim kuzumun bu sabah yaptığı gibi. zaman çoook çabuk geçiyor.
çalışma konusunda da kendi doğruların neyse diğerlerinin dediğine kulaklarını tıkayacsın arkadaşım. ben çalışırken bana çocuğa eziyet eden bakıcı efsaneleri anlatan insanlar vardı etrafımda. bebeğimi 3 aylık bırakıp işe dönmüşüm, bana korkunç hikayeler anlatıyorlar...az dudaklarım uçuklamadı. şimdi öğrendim ama kulaklarımı kapatmayı...çalışmayanlar çalışanları kıskanır, çalışanlar çalışmayanları...bu düzen böyle...
öptüm

Ozgur dedi ki...

Sevgili Meltem, çok sevindim paylaşmana. İşin kötüsü, ben bebekten önce bebek konularında kör cahil bir insandım. Hani bebeği olmayanlarla empati yapabiliyorum, gerçekten sıkıcı oluyor. Öte yandan, gündemimizin tepesinde o var. Eskiden takip ettiğim konular hakkında çook genel bir bilgim var. Çok iyi anlıyorum. Ama geçecek heralde bir noktada dönülecek hayataaa...
sevgiler, öpücükler İdil'e.

Ozgur dedi ki...

Sevgili adsız, gülümseyerek okudum. Bebek olmadan yorum yazsam ben de böyle bişey derdim heralde. Kendime ayıracak zaman yok. Spor ve hobi imkansız, bebişi bir saatliğine bile bırakmam söz konusu değil çünkü. Onun karşısında yapabilirim (evde tae bo mesela) ama şu günlerde yoğun ilgi istediği için imkansız. Depresyon derken ben biraz espri olarak yazmıştım aslında.

Kendine zaman ayırmaya gelince. Benim bebiş akşam 8de yatarken çok mutluydum. Şimdi geç yatmaya ve gündüz uyumamaya başladı. uyanık olduğu her anda da bişeyler yapmak sürekli eğlenmek/öğrenmek hareket etmek istiyor. Öyle olunca vakit kalmıyor tabi.

İyi açıdan bakarsak bu da bir dönem ve geçicek. Di mi anneler? Evet evet geçicek!

Ozgur dedi ki...

Tekir'cim saol. Vallahi çok haklısın. Eskiden 40 günmüş. Benim annem öğretmen olduğu için yaz tatili filan derken daha kolay olmuş. Bizim durum fena. İşe döndüğüm gibi işler yığılacak ve akşam 8de mi gelinir, haftasonu ne olur, düşündükçe darlanıyorum biraz. Eve gelicem, görücem ve o yatacak zaten diye sıkılıyorum. İşte siz başladınız şimdiden. Belki daha iyidir, bir an önce dalıp gitmek. yok yok girmem depresyona:) Girdim çıktım dün hızlıca. Bu arada geçen Victor Levi demişsin bir gözümde tütmeye başladı ki anlatamammmmm. Evde biz ne zaman gidecez diye hır çıkarıyorum:P

Ozgur dedi ki...

Saol Ilknuurcum yalniz olmadigini gormek guzel.

Ozgur dedi ki...

Yelizcim, ya bu 3 ay civarı büyülü. En güzel zamanlarımızdı düzen açısından. Huy değiştiriyolar doğru. Bu da geçecek elbet. İyi açıdan bakarsak. Geçen bir yazı okudum. Sizin huylarınıza benzer uyku alışkanlıkları, siz nasıldınız çocukken demiş. Ona ürktüm biraz. Ben uyumak istemeyen, direnen gececi bir çocuktum. Böhüüü.

Ozgur dedi ki...

Günebakancım, heheh demek kontenjanlar doldu. Tüh. Bilsem ilk üç ayda girerdim. Demek bu da hamilelik izni gibi bişi. Kullanamadın, yandı gitti. Naaapalım. Böyle olsun. Allah büyük dert vermesin.
Kızınla muhabbetinize bayılıyorum. Eloşum da 6 olacak mı:) Olsun annelikten konuşalım da, başka konulardan da konuşabilelim umarım:P

Ne güzel yazmışsın. Yalnız sbs filan derken darlandım. Ufff daha sınavlar mınavlar. Yazık yau bu çocuklara.

Annelik konusundaki fikirlerine katılıyorum. Bence bizim toplumda bir acımasızlık var. Çevrede bir anne mi var hemeen huzursuz edelim. Ya süt diyelim ya iş diyelim her açıdan bayalım gibi bişi. Doğurmayanları da doğursun diye bayalım. Ne biçim insanlarız biz ya.... Bak gıcık odum gene!
Ama haklısın. Sallamamalı. Öperim:P

(Ağzııımın tadıyla bi depresyona sokmadınız beni eyy blogcularrrrr:PPPP)

Ece Nur'un Annesi "Mine" dedi ki...

ne iş yapıyorsun ki özgür anne ? ben işimden kızım 4 aylıkken ayrıldım =)
işe dönmem gerekiyordu, bırakamadım, kıyamadım, kimseye güvenemedim ki kızım da kimseyle durmadı. hep ağladı,hep mızmızlık etti. günlerce deneme yaptık,annemde bıraktım, eve geldim,iş güç yaptım.annem 15 dakıka arayla aradı hep - gel durmuyor,ağlıyor- diye ...
neyse ki evdeyim.ben de 2.5 yaşında özel anaokuluna verip bi iş bakmayı planlıyorum ... bakalım kısmet belkı yanına gelirim =)