26 Haz 2009

Kitaplı Anne

Kafam pek dolu bu aralar. Geçen gece Eloş uyuduktan sonra Günter Grass okuyayım dedim. "The Tin Drum"ı okumuş, pek beğenmiştim. Yengeç Yürüyüşü'nü almıştım, okumaya fırsat olmamıştı. Gittim kitaplığa. Bu arada henüz okumadığım kitapları ayrı bir rafa yerleştirmiştim, iyi oldu. Sonra kitabı aldım okumaya başladım. Önsöz okumayı, eleştiri okumayı sevmem ben. Önce kitabı okuyayım, kendi fikrim oluşsun. Sonra okurum diye bir tavrım var. Yalnız kitabın başında önsöze azıcık gözüm takıldı, Amerikan edebiyatının kıvır kıvır bişiler diyor. Allah allah dedim, adam Alman ama demek ki Amerikan edebiyatını da etkilemiş, olabilir. Sonra başladım aman Allah'ım nasıl etkileyici bir öykü, bayıldım. Sonra kapağa baktım. Kurt Vonnegut - The Sirens of Titans okuyorum. Kurt Vonnegut daha önce okumamışım. Yengeç Yürüyüşü nerde, bu nerde. Yengeç yürüyüşü Türkçe bi kere. Yaşar Nuri Öztürk'ü Yaşar Nuri Bilge dememden beter bir durum. Dedim ki olsun, çok esrarengiz bir yazar keşfettim, gururluyum. (Daha önce almışım, unutmuşum teyyy) Sevgili geldi o sırada aa Kurt Vonnegut mu kitapları çevrildi onun, üç tanesini okumuştum dedi. Kaldım ben de öööle:) Gayet bilindik bi yazarmış. Özellikle bilim kurgu deryalarında.

Kitap gerçekten çok güzel bu arada. Elimden düşürmedim. Emzirirken, Eloş uyuklarken filan elimde. Küçükken okunmadık çok kitap vardı, dalar giderdin. Hem başı sonu belli olurdu, sürükleyici olurdu. Büyüdükçe kapıldığın kitaplar azalıyor. Orjinallik arıyorsun, duymadığın bir şey. "Sirens of Titan". Beni çok mutlu etti.

Hiç yorum yok: