4 Tem 2009

Ben Kimim, Neden Yazıyorum: Soru: Nasıl Bir Blogcusunuz?

Kitubi'nin yazısı üzerine yazıyorum. Aslında neden daha önce yazmadığımı merak ettim.

Nasıl Başladım?


Özgüranne'ye başlamamın nedeni, annelik yolculuğuna çıkarken bir seyir defteri tutma isteğiydi. Şöyle yazmışım:

"Çocukluğundan beri bebek hayalleri kuran, evcilik oynayan bir insan olmadım. Barbi bebeğim vardı ancak bir stilist edasıyla kıyafet dikerdim ona. Ki zaten barbi bir anne tipinden son derece uzaktır.

Bu bloga neden başladım.

Sanırım hamileyim. (Test pozitif ama henüz doktora gitmedim) Bu benim için oldukça tuhaf ve heyecan verici bir durum. Konu hakkında oldukça bilgisizim. Bu süreç zarfında deliler gibi okuyup, garip garip şeyler öğreneceğimi düşünüyorum. Bazı bilgilere ulaşırken zorlandım. (Daha başlamadan zor bi işmiş. ) Belki arada foto koyarım.

İçerden bir bakış olacağını umuyorum.

Bir de korkularım var. Sanki hissiz olacakmışım gibi geliyor. Tam hissedemiyorum bir türlü. Bebeği çok istiyoruz. Öyle genlerimizi aktarmak için filan da değil. Ne bileyim garip bir içgüdü müdür, aşkımızın mevyesi durumu mudur. İstiyoruz. Klasik anlamda aile olalım, türü devam ettirelim de değil. Yapamadıklarımızı yapsın değil, kendi ailelerimizin hatalarını telafi değil. Geleceğe inanmak değil. Sebebi ve sonucu yok. Böyle de sorumsusuz bir yandan. Tek bildiğimiz onun gelişini istiyoruz. Adama ilk kez bakıp aşığım ulen dediğim andan beri istiyorum. Sevgili de öyle. Bir anlamda kutsanma resmen. Bir yandan da garip bir hissizlik.

Dur bakalım yazdıkça açılırız."

Gerçekten de yazdıkça açıldık. Başlama noktasından çok uzakta değiliz aslında.

Neden Yazıyorum?

Yazmaya başlamamın en önemli nedenleri:

  • Deneyimi aktarmak. Kendi özelimde yaşadıklarımı olduğu gibi aktararak benim gibilerle (annelik konusunda yalnızlık/tuhaflık çekenlerle) duygudaş olmak, yalnız olmamak. Büyük yalanı kırmak. (Büyük yalandan kastım, bazı şeyler tabudur ve konuşulmaz. İnsan yaşarken ne yaşadığını başkalarına bakarak anlamaya çalışır. Ben neden öyle hissetmiyorum diye şaşırır. En önemlisi yalınlık ve dürüstlük. Ne düşünüyor ve hissediyorsam aynen öyle yazmaya çalışıyorum ki örtüler olmasın. Estetik kaygılar güdülmesin. Başkalarına benzemeye çalışmayayım. Güzel olmayanı güzelmiş gibi göstermeye çalışmayayım.)
  • Öğrendiklerimi paylaşmak. Tecrübe edindikçe ve okudukça öğrendiklerimi diğer annelere aktarmak. (En çok okunan yazım yeşil kaka örneğin) İnsanın başına neler geliyor. En önemli kaynağım google. Araya araya bulduğum ıvır kıvır bilgileri hele ki yabancı sitelerdeyse elimden geldiğince Türkçe'ye çevirip koymaya çalışıyorum. Pkos, hamilelikte göbek kaşıntısı, pupp gibi daha nadir karşılaşılan dertlerle ilgili yazılarım okunuyor. Birazcık faydam olabiliyorsa ne mutlu.
  • Eloşun gelişimini aktarmak. Yolda öyle çok blogcu arkadaş edindik ki işin rengi biraz değişti. (ilk arkadaşlarım: kuzunun annesi ve k.i.s.d) Bir noktada Ela ve ailemizin haberlerini aktardığımız, bizi sevenlerle paylaştığımız, onların ailelerine, hayatlarına tanık olduğumuz bir ortam yakaladık. Doğuma girdiğimizde bir sürü yorum aldık, merak edildik. Önemsendik, sevdik, sevildik. Sonra onları biz merak ettik, doğumdan haberlerini bekledik. Daha sonra uzaklardaki yakınlarımız, annem, babam, dedem, teyzem bizi burdan izler oldular. Hamileyken annem ve babam sabah yazımı görünce rahatlayıp güne devam ediyorlarmış. Bir kaç gün yazmazsam huzursuzlanırlar. Eloşun fotolarını babamın işyerinde görmeyen kalmadı:) Öncelikle benim sayıklamalarım, duygu ve düşüncelerimden ibaret blogum, Eloştan haberler'e dönüştü. Güzel de oldu hani.

  • Tutamıyorum zamanı. Ben günlük tutardım eskiden. Kaydedilmeyen şeyler unutuluyor. Ama bebiş olunca insan dün ne yaptığını unutuyor. Ehe ehe eehe diye bir gülmesi vardı Eloşun mesela. Artık öyle gülmüyor. Yazdıkça, kaydettikçe sanki zamanı birazcık tutuyorum. Yanılsama tabi. Belki ilerde kızım okur diye düşünüyorum. Bazen dönüp eski yazılarımı okuyup, "nerden nereye bebek?" diyorum. (You have come a long way babyyy)
Önemlileri bunlar.

Yazmaya Zamanım Var Mı?

Kısa ve dürüst yanıt. Yok.

Kızımın uyuduğu zamanlarda iki arada bir derede, kahvaltıyı kısa yaparak, gece geç yatarak, uykum kaçtığında, babası ilgilendiğinde, annem(hakkı ödenmez) burda olduğunda, teyzesi uygun olduğunda, çalışırken uykum kaçtığında... İçimdeki yazma dürtüsü çok güçlü. Aklımda sürekli yazılar gün içinde. Kafamda konular. Yazdığım yazılar hikaye. Siz yazmadıklarımı duysanız. Bıraksalar bütün gün tıkır tıkır yazarım, yorulmam. En azından ne kadar yoğunsam, o kadar yazasım oluyor. Biraz ters orantı durumları.

Teknoloji Sevdası ve Kültürü

Kısace özetliyeyim.

Alıyorsan vermelisin.


Tekniklerin tekniği bir bölümden mezunum. Son 14 yıldır bilgisayar denilen deryanın içindeyim. Yazılımı, projesi, tasarımı, mimarisi, testi, yönetimi, argesi, ürgesi, dağıtığı, toplanığı, gömülüsü, açığı, kapalısı derken önüm arkam sağım solum sobe. İnternet uygulamalarını yabancıyım yalnız. Daha araştırma geliştirme tarafındayım. Bu aleme ilk daldığımda web daha bebekti. Bilgiye ulaşmak zordu. İnsanlar öğrendikleri şeyleri yazardı, bıkmadan üşenmeden. Sen arar tarar ulaşırdın. Minnettar olurdun. Sonra bilgi ve deneyim artar gibi olunca, orda bırakmaman gerektiğini anlıyorsun. Paylaşmalısın. Ne biliyorsan başkalarından öğrendin. Ne biliyorsan başkalarına öğretmelisin.

Annelik de böyle. Çok okudum. Okuduklarıma ekleyebileceğim tecrübe ya da bilgi kırıntısı varsa ne mutlu bana. Dünyaya küçük de olsa bir katkım var. Bu beni çok mutlu ediyor. Blogların güzel yanı, çok da bilmen gerekmiyor. Okuyacak kadar biliyorsan, yazacak kadar da biliyorsundur.

Teknolojiden gelmenin güzel yanı, klavyeyi çok hızlı kullandığımdan çok hızlı yazabiliyorum. (Ünide tez yazmışlığım vardır) Bu ciddi bir avantaj. Ama öğrenilebilir. 6 parmak klavye kullanıyorum. 10 parmak öğreten yazılımlar var.

İddalı mıyım?

Haşa. Annelik konusunda sanki hayat boyu stajer kalacakmışım gibi geliyor. Ne kadar okursam o kadar bilmiyorum. Tecrübe dediğin akıp gidiyor, yeni şeyler geliyor. Tam alışıyorsun değişiyor. Bu blog nereye kadar gider, ne olurum bilmiyorum. Gittiği yere kadar gitsin bakalım. On sekizine gelsin bakarız:) Belki bir gün özgüranneanne diye blog alırız hey hey...

Neden ÖzgürAnne?

Adım Özgür değil. Özgüranne bir özlem. Bir niyet. Evlilik, çocuklar hep insanı kafese tıkan, hayatını engelleyen, tutkularını bastıran, senin kişiliğini silen... kavramlar gibiydi önceden. Nil Karaibrahimgil'in de dediği gibi, "anne benim uçmam gerek, istemiyorum pilav yapmak". Sonra pilav yapmadan da anne olabilirim, sevgiliyle bir hayat kurabilirim diye düşünmeye başladım. Annelik rollerine dalmadan, saçını süpürge etmeden, hayallerinden vazgeçmeden yaşamanın yolunu aramak istedim. Babalarımız (babacım süpersin seni çok seviyorum ama) çocuk sorumlulukları konusunda biraz geri plana kaçıp annelere bırakmışlar. Hem çalışan kadın, hem süper anne olmak zorunda kalan annem ve kuşağı, çalışıp çabalamaktan yorgun düşünce biz o zamanın çocukları biraz "dur bakalım" modunda ürktük biraz. Sevgiliyle benzer işte çalışıyoruz. Zeka, bilgi, eğitim, her anlamda eşitsek, anneyim diye pazar günleri ütü yapmak istemiyorum. "Özgüranne" takma ismi buradan çıktı. Bakalım, göreceğiz. Şu anda kadar fena gitmedi. Emzirmek dışında benim yapabildiğim ve sevgilinin yapamadığı pek bir şey yok. (Bodyleri kafadan geçirirken zorlanıyor.) (Saol kızımın bir tanecik babası, sen bir tanesin. Seni çoook seviyorum.)

Ben Kimim?

Bir bilsem.

Bugünlerde Ela'nın annesiyim. Henüz işe dönmedim. Yapmak istediğim çok şey var. Yokluğunda çok kitap okudum. Blog yazarıyım. Ela dışında bugünlerde en ciddiye aldığım konulardan biri bu. blog arkadaşlarımı seviyorum ve önemsiyorum. Bunun dışında okurlarım olmasını, yorum yazmasalar da takip ettiklerini bilmeyi, analyticsde arattıkları kelimeleri görmeyi Alexa'da yükselmeyi seviyorum.

Yazmak ilk aşkım.


Neden Blog Okuyorum?

Bloglar daha çıkarsız bir yayın aracı. Bir gazete reklam almaya mecburdur, bazı çevreleri hoş tutmak ister. Oysa blogcunun ağzı torba değildir ki büzesin. Ekşi sözlükten daha kapsamlı yazılar vardır. Yazanlar genelde uzman ya da uzmana yakındır, çok nitelikli insanlardır. Farklıdırlar. Arasan yakın çevrende bulamayacağın ruhdaşlarını bulursun.

Anne baba blogları özeline gelince. Annelere ve babalara güveniyorum. Bu bloglarda bir ürüne iyi denirse inanırım. Kötü denirse almam. Çok açık. Tecrübeli anne, babaların deneyimlerinden faydalanıyorum. Benim doktor, şunu yesin bunu yemesin diyor diyelim. Başka annelerin doktorları ne demiş bakıyorum. Farklı kanallardan bilgiler akınca, tutarlı olanı tutuyorum. Güveniyorum.

Okuduğum yazarları kişisel olarak seviyorum ve nasıl olduklarını merak ediyorum.

Gerçek komşularımı tanımıyorum, ama blog komşularıma helva yapıp yollayabilirim sanki.


İşte böyle. Kitubi mim gibi olsun demiş. Bizi izleyenlerden üzerine alıp yazmak isteyenler olursa sevinirim. Şimdi isim isim mimleyip, sorumluluk altında bırakmak istemedim kimseyi.

sevgiler, iyi geceler.
Kitubi'ye teşekkürler...

14 yorum:

havvanur dedi ki...

blogun iyiki var ne için yazarsan yaz samimisin karşılıklı konuşur gibi yazıyorsun içinden geçen bloga dökülüyor daha ne olsun seni seviyorum özgür anne insan yorum yapsammıki die düşünmüyor yakını görüyor bu demek oluyoki kendini ifade edebilmişsin çekinme olmuyo bu blogda ne der gibilerinden iyi pazarlar

kuzunun annesi dedi ki...

Bir anlamda sende beni aktif bir blogger yaptın Özgürcüm . Okudugum bazı bloglar vardı ama asla kimseye yorum atma gibi huylarım yoktu . Blogunu okudukca hem benzer yollardan gectiğimizi gördüm , hemde kızlarımızın isminin Ela olacagını ögrendiğimde sana mutlak ve mutlak yorum atma ihtiyacı hissetmiştim .Eh o gün bugündür bende geveze bloggerlar arasına katıldım :)
İyiki varsın , senin yazılarını okumak büyük keyif benim için .

Ozlem dedi ki...

Senin blogunu ilk kesfettiğim günü hatırlıyorum. Nasıl da heyecanlanmıştım! Sonra kuzucuğu ve yelizi, daha sonra kirazı ve bu liste artıkça arttı. Şimdi vaktim olsa hemen yazıcam:) kendi hikayemi:) 'Komşularımı tanımıyorum ama blog arkadaşlarıma helva yollarım' sözüne katılıyorum:) iyi ki yazmaya başlamışsın!

Damla dedi ki...

Ne iyi ettin de yazdın Özgür Anne, ben de seni daha çok tanıdım. Ben de tanımak istiyorum sevdiğim blogların yazarlarını. Bir sürü ortak yanımız varmış. Ama ben diğer yorumlardan varsayımla senin ismini Özgür sanıyormuşum, bu yanılgıyı beynimde düzeltmem biraz zaman alacak.

Mesleğimle hiçbir ilgisi olmasa da ben de hızlı klavye kullanıyorum. Bazen iş yerinde alay konusu oluyor. Bir de okumaya ya da yazmaya başlayında etrafta olan biteni duymuyorum (Ilgaz hariç).

Özgür'lüğün çıkış noktasına katılıyorum. Ben de Özgür bir anne sayılabilirim sanırım. Yardım etmeye vakti olmasa bile, konsept seviyesinde bile olsa Ilgaz'ın babasının her zaman her işte ortak olması bana bir sürü şeyi yapmak için güç veriyor. Ve hatta bazen yapmamak için de (bırak toplama başka bir şey, hadi toplamayalım başka).

Çok teşekkür ederim çağrımı üzerine alıp yazdığın için.

Ozgur dedi ki...

Havvanur, tamamen karşılıklı. Ben de seni seviyorum çok:) Yorumlara çook seviniyorum hep. Böyle arkadaşlar edinmek ne güzel. Deneyimli anneleri tanımak ne güzel:)
Sevgiler...

Ozgur dedi ki...

Kuzucum sen de beni blogcu yaptın. Senden önce benim pek bir sosyalliğim yoktu, öyle beraber açıldık biraz:) Hem çocukların adının benzemesi, hem genel olarak seninle tarzımızın ve dertlerimizin benzemesi, sonra ne bileyim eşinin merak edip Özgür doğurdu mu demesi filan unutulur şey değil. Beraber büyüdük gibi bişi oldu. Çok da güzel oldu:)Bakalım daha neler görüciiiz...

Ozgur dedi ki...

Özlem'im yaz, kesin yaz. Ben de hatırlıyorum, tam açılma zamanları. Başta tutuktum biraz. Tam yazamıyordum. Sonra bir açıldık, pir açıldık. Bence yaz. İyi ki yazıyoruz. Oh, sefamız olsun:P

Ozgur dedi ki...

Damla,

Aslında düşündüm de (ben de Damla'da zorlanıyorum, Kitubi demek geliyor içimden sürekli) sanırım ilk seni okudum anne bloglarından.

Az önce eski yazılara baktım bir.

11 kasımda da Kitubi'den yorum var doğum için alınacaklar listesi için:)

12 kasımda kuzunun annesi Ela'larımızla ilgili yazmış...

Bunlar benim ilk yorumlarım, nasıl sevinmiştim.

Yazılarını çok seviyorum. En başından itibaren, hamilelikten itibaren çok faydalandım ve faydalanmaya devam ediyorum. Her zaman okuyorum. İleride başımıza gelecekler için de.

Yazı dizin ve yazılar için çağrı yapman çok güzel bence. İnsan bir durup düşünüyor, kendine bakıyor. Bakalım diğer arkadaşlar da yazsın diye heyecanla bekliyorum. Yazdığıma çok memnun oldum.

Bu arada, "yapmama konusunda ortaklık" kısmına katıldık ailecek. O da önemli.

Sevgiler kucak dolusu.

yeliz dedi ki...

vaay inanamıyorum, seni takip etmeye başlayalı en az 6 ay olmuş. bir önceki doktor kontrolünün 6. ay olması şok etti beni. Ama ne diyorum Arca bile 4 ayı bitirdi:) iyi ki yazmaya başlamışsın Özgür, çok şey öğrendim senden ve annelik konusunda pek çok defa motivasyonumu arttırmamı sağladın.

Ozgur dedi ki...

Yelizcim cok tuhaf. Hem cok uzun yillardir tanisiyormusuz gibi geliyor, hem de dun gibi. Zaman kavrami cok degisti cocukla beraber.
Iyi ki seni ve Arca'yi tanimisiz. Ben de senden cok sey ogreniyorum. Ozellikle pozitif enerji ve rahatligindan.

(Ise donus yazilarini dikkatle oluyorum. Umarim bizim de Umit abla gibi bir ablamiz olur. Insallah:)

sevgiler, kocaman.

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

özgür (ya da gerçek adın neyse :))
seviyorum yazılarını çok
hem türkçe'ye hakimiyetini hem de "lan bunu ben yazacaktım" hissi yaratan mevzularını.
sırf sen el attın diye es geçmişimdir çok konuyu. telepatik bir mimlenme durumumuz var sanırım senle.
sanırım..

therru dedi ki...

Merhaba özgür,

Ben de gizli bir takipçin olarak bir çırpıda okuyorum yazılarını. Gerçekten karşındakiyle konuşur gibi, ama aynı zamanda kurallı ve akıcı bir yazı diliyle yazıyorsun. Bir çok insan konuşur gibi yazmak diyince, kelimeleri kısaltıp devrik, hatta kimi zaman yüklemsiz cümleler kurarak yazmayı anlıyor. Bilinç akışı gibi yazıyorsun, ama Virginia Woolf gibi takibi zor değil, sanki biz okuyanları da dahil ediyormuşsun gibi. Normal zamanda pek okumayan bir insan olarak, gerçekten heyecanla takip ediyorum yazılarını ve Ela'nın büyüyüşünü.

Sevgiler.

Ozgur dedi ki...

Hülya'nın Tunası, çok teşekkür ederim:))) Ben de seni okumayı seviyorum. Sen yaz yine de:)
Çok teşekkürler, sevgiler.

Ozgur dedi ki...

Sevgili therru, çok onore oldum anlatamam. Yani tuhaf gelebilir ama, Virginia Wolf ablamızla bir cümleyi paylaşınca bile bir titredim, kendime geldim. Çok teşekkür ederim, elimden geldiğince, fırsatım olduğunca yazmaya devam edeyeceğim. Böyle okuyucuları olduktan sonra insanın ohooo sırtı yere gelmez valla:)))