8 Tem 2009

Senden, Benden, Bizden...



Ne yazacağımı bilmeden oturdum. Ela hanım uyuyor. Sabah pekmezli peyniri yedik, bir güzel sular içtik üzerine. Bu arada pekmezli labneli 8 tahıllı ballı mamayı Ela tam sevmese de ben sevdim yedim biraz. Dün sevgiloşla konuştuk. Yoğurt, peynir güzel de kesin sütlü bişeyler de yemesi lazım bizim kuzunun. Gurme günleri başladı. Her gün değişik bir tadla kaşısında olacağız. Sonra başa döneceğiz. Meyveyle karıştırıp filan. Zaten haftaya yumurtanın sarısı da geliyor. Dün Tuğçe'nin blogunu okuyunca birden ben de heyecanlandım, panik yaptım kendi kendime. Amanın bu çocuk beslenemiyor mu diye. Ne kadar inkar etsem de, ben de de "aç bu çocuk" geni olduğu ortaya çıktı. Yaşlanıp nine olunca sağa sola, hışş doymadı bu çocuuk diyeceğim. (aman demiyim:)

Bu hafta true blood dizisi ara vermiş. Pek üzüldük. Dizisiz ne yapacağımızı şaşırmış durumdayız. Her yerde tekrarlar var zaten. Haftasonu "Annenle nasıl tanıştım" adlı dizi maratonu yaptık. (How I Met Your Mother) Pek eğlenceli. İlk iki sezonu izledik, ama sanırım dizi üçüncü sezonda kendini bulmuş.

Gün boyu kafamda şunu da yaz, bunu da yaz diye konular oluyor. Oturunca kurudum birden. Aslında dirlik, düzen, Tracy hakkında 6 aylık anne yorumları yazasım var. Önce kocaman bir maşallah diyeyim bir süredir biz gene güzel bir düzendeyiz. Gündüz uykularımız ben endişelenmeyi bırakınca sihirli değnek deymiş gibi arttı. Günde 2 ya da 3 kez uyuyoruz. 3. bazen oluyor, bazen atlıyoruz. Yemeklerimiz de aşağı yukarı aynı saatlerde. Yalnız düzeni ben bozdum. Dün gece yattığımda bir buçuğu geçiyordu. Birden geç yatmayı ne kadar özlediğimi farkettim. Ertesi gün uykulu olurum, Ela ile ilgilenemem diye ve aynı zamanda yorulduğum için erken yatıyordum hep. Dün geç yatınca çok ilginç geldi. Benim annem yıllarca gece 3-4 aralığında yatıp, sonra sabah kalkıp işe gidebilmiş bir kadındır. Ancak hepimiz uyuduktan sonra kendine zaman ayırabildiği için. Bir de öğretmen olduğu ve sakin kafayla kağıt okuyabildiği için.

Annem okumak, yazmak gibi eylemler için yalnızlığı, sakinliği ister. Ben tersi olabilmişim. Her ortamda okuyabilir, yazabilirim. Yazmak iddalı biraz. Yani blog yazabilirim de ciddi makale yazamam sanırım. Müzikle ders çalışırdım ünideyken. Aslında gürültü torelansı iyi bir şey. İnsan çoğu zaman yalnızlık, sessiz sakin ortam gibi konforları bulamıyor. Ya da bulsa da bedeli ağır. Esnek olmak iyi.

Aslında bak, yazdıkça açılıyorum. Anne ve Bebişi geçenlerde muhteşem bir yazı yazmış. "Geçmişe mazi derler cicim" Çok ama çok güzel bir yazı. Tavsiye ederim. Okurken kupanın kokusu burnuma geldi. Sonra sigara içilen çalışma salonları geldi. Nasıl ağır bir kokusu olurdu. O dönem işte müzikle çalışmalarım. Sesten etkilenmemek için. Yarıiletken dersine "Batı Yakası Hikayesi"nin film müzikleriyle çalıştığım için, ne zaman bir şarkı geçse formülleri, Fermi'leri dün görmüş gibi oluyorum.

Sevgili bugünlerde pek meşgül. Yeni bir oyun yapma hazırlığında. Levelleri hazırlama işini üzerime aldım. Gidip gelip çiziyorum bir şeyler. Grafik konusunda yeteneksiz bir insanım ama artık azimle, çalışa çalışa bir şeyler ortaya çıkıyor gibi.

Tatlının Huysuz Annesi, bana bir yemek kitabı önermiş. Gittim sipariş ettim, bir yandan da başka neler varmış diye bakarken bakarken yine bir sürü kitap almış oldum. Bugün yarın gözüm kargoda.

Ela, dadaaaaaa, bababaaaa şarkılarına devam ediyor. İki gündür gıı gıııı lar da geldi. Seri bir şekilde konuşuyor. Cümle gibi bir yandan. Bazen meme ağzındayken konuşuyor. Yaşasın aileye bir geveze daha geliyor. Gelsin, anlatsın dertlerini. Bazen annemle telefonla konuşurken lafa karışıyor. Çok komik yavruş çok.

Dün babası yeni bir oyun icad etti. "Öpeeelimmmm" diye bağırıyor, sonra "yanaktaan" diyor öpüyor. "Seveliimmm" diyor "karındaaan". Ela da ben de gülmekten helak olduk dün. Bugün aynısını ben de oynamaya çalıştım. Gülüyoruz ama baba da olsa keşke. O olunca oyunlar daha eğlenceli.

Bak mesela teyzelerle ilgili bir yazı yazacaktım bi de. Kendi teyzelerim ve kızımın teyzesi. Çok severim ben teyzelerimi. Kızım da teyzesine bayılıyor. Sanırım onu rol modeli alıp, beğenecek en çok. Sabahları teyze işe gitmeden cilveleşmelerine bayılıyorum. Onların ayrı bir muhabbeti var. Biliyorum beni çekiştirecekler di mi. Hımm. Napalım.

Bu arada blogumu değiştirdim. İnternette "blogger template" diye aratınca geliyor. Xml templateleri bloggera yüklemek kolay. Ancak eski bilgilerin çoğu gittiği için biraz eziyet teker teker baştan oluşturmak. Yavaş yavaş geliyoruz geri. Bu halini sevdim, sanki daha kolay okunur bir hale geldi, daha derli toplu ve sade oldu. Bakalım iki gün sonra gene sıkılırım belki...

Bu vesileyle photoshopla uzun saatler uğraşıp, basit güzeldir diyip tek resim koydum arkaya. Biraz daha sabırlı ve yetenekli olsaydım keşkem. Seninle çıkabilseydim, ah keşkem, ah keşkem...

4 yorum:

Anne ve Bebisi dedi ki...

Tesekkur ederim :))))

Ozgur dedi ki...

Devamını bekliyoruz yazılarının:)
Sevgiler.

yeliz dedi ki...

hmmm çok yazmışsın be özgür neye yorum yapayım bilemedim, 2 cümle yazmadan da geçemedim. en çok aç bu çocuk olayına güldüm, ben yaşlanmayı beklemiycem, şimdiden bu öyleyim zaten

Ozgur dedi ki...

Ben artık kendi kendime konuşacağıma bloga yazıyorum zaten. Hepten delirdimm nihahhayt:)

Zamanın yüzde doksanı sakinim de bazen krize giriyorum nee aç mı, nesi var, şu mu bu mu. heyttt ulen.:) Bi sakin:)