9 Ağu 2009

Cinsiyet, Cinsiyetçilik ve Roller....

Aslında diğer resimleri yüklemek için gelmiştim bilgisayar başına ama internet gerçekten yavaş, bir türlü yükleyemedim, ben de pes ediyorum. Artık ya bağlantı daha iyi olduğunda yani geceleyin, ya da işte dönüşte yüklerim bol bol...

Yazmak istediğim pek çok konu var demiştim ya, bir konu da cinsiyetçilik.

İstanbul'da kısıtlı bir çevrede yaşıyoruz. İşte arkadaşlarımız, evimize gelen giden bizim gibi insanlar. Öyle çok fazla aile, büyükler filan yok çevremizde. Dolayısıyla sağdan soldan duyduğun bazı laflara gıcık olsan da üzerinde durmadan geçiyorsun.

Dikili tam öyle değil. Çok tatlı komşularımız var, herkes Ela'yı çok seviyor, gayet iyi. Yalnız giderek bazı şeyler dikkatimizi çekti. Aynısını biz de yapıyoruz farkında olmadan. İşte Ela büyüyünce işte evlenecek mi, sevgilisi olacak mı filan filan. Sevgiloş geçenlerde yine böyle bir geyiğin içindeyken biz ya peki kızımız değil oğlumuz olsa böyle geyik yapacak mıydık dedi. Düşündüm de sanırım hayır. Bunun üzerine bu tarz geyikleri geyik de olsa hayatımızdan çıkarmaya karar verdik. (Muhafazakar olan benim, feminist olan sevgili bu arada dikkatinizi çekerim. )

Gelen giden oluyor, mesela şöyle bir laf ediliyor, "ne yaptın ela hanım, evi sildin, süpürdün mü evin kızı". Hiç bir kötü niyeti olmayan gayet masum bir şaka aslında. Ya da "ay çevrede çok oğlan var dikkat edin." Farkında olmadan el birliğiyle bazı mesajlar veriyoruz. Ben küçükken nefret ederdim. "İşte sen de evleneceksin. İşte sen de kocana yemek yapacaksın vs."

Neticede Ela büyüyecek, evcilik oynarken anne olacak, oğlan çocuk baba olacak, bebekle de oynayacak, hani bunlar tuhaf değil aslında. Cinsiyet diye bir şey var. Kızlar anne, erkekler baba olur evet. Ama onun ötesini kafaya kazımak, yok evi sil süpür, yemek filan bilinçsizce yazdığımız toplumsal ataerkil roller. Ki bizim evde geçerli değiller. Ne koca çalışıp evle ilgilenmeyen adam, ne ben yemek yapan, evi silip süpüren kadın.

Ona baktığımda olabileceği sonsuz potansiyeli görüyorum. Tiyatrocu, piyanist, su balerini, cerrah, araştırmacı, dalgıç, matematikçi, ana okulu öğretmeni... Ne isterse olsun. Kimi isterse sevsin. Kendini başkalarının tanımladığı hayatlara mahkum hissetmesin. Yazılan senaryoları biz bile yazmış olsak yırtıp atsın.

Sevgiliyle dikkatimizi çekti.

Başka türlü bir şey benim istediğim, ne ağaca benzer ne de buluta...

Hiç yorum yok: