17 Ağu 2009

Ela'nın Diş Hediği / Buğdayı

Bizim kızın dişlerinin yazlıkta çıkacağı içime doğmuştu. Benim 6. ayda, sevgilinin 7. ayda çıkmış. Eloşun babasına çektiği bir kez daha tescillenmiş oldu. Maşallah diyorum, çünkü dişlerin geldiğini hiç anlamadık. İki tane birden kendi kendine çıkmış hop diye. Çok sevindik tabi. Diş buğdayı yapalım diye heves ettik. Bu gelenek görenek tayfasından hiç bişi yapmışlığımız yok şu ana kadar. Hazır anneannede yanımızdayken, kalabalık varken yapalım dedik. İstanbul'da yapamazdım herhalde kendi başıma.

Cumartesi yapalım hem babamız, hem teyzemiz de gelir demiştik ama belli belirsiz. Kuzunun annesini aradım, onlar da belki geliriz cumartesi demişlerdi. Dedim, gelin gelin buğdayı da yapalım. Sağ olsunlar, üşenmediler, kalktılar geldiler.

Annem döktürdü bir gün önceden, bir çeşit tatlı, bir çeşit tuzlu puaça, börek, kek, zeytinyağlı dolma, tatlı. Ayıp olmasın diye ben de zeytinyağlı fasulye yaptım ve Ela ile ilgilendim süreç içinde. Sevgili İstanbul'dan buğday aldı getirdi. Sabah da annem nohutlu buğdayı yaptı. Nohut ve buğday ayrı ayrı haşlanıp karıştırılıyor. İsteyen üstüne şeker, ceviz, fıstık filan katıyor. Annem cevizli fıstıklı bir karışım hazırladı. Ekleyince cidden lezzetli oldu. Pek umutlu değildim nedense ama pek bir lezzizdi. Kızımızın dişleri buğday gibi düzgün olsun içinmiş. Tariflere bloglardan baktım. Elimde cep telefonu ziv ziv okudum bir yandan annem nohutu haşlıyor filan matraktık.

Diş teyzesi olarak, gerçek teyzesini seçtik. Kardeşimin dişleri hem çok sağlıklı, hem de çok düzgündür, maşallah. İyi de bakar. Pek güzel gülüşü vardır. Ayrıca her diş fırçalayışta kızımın karşısına geçerek, hem güldürmekte, hem de örnek olmaktadır. (Diş fırçalayanlar! En az iki dakika fırçalanacak, ona göre!)

Sonra malum seramoniyi yaptık. O arada ben Ela'yı emzirdim filan azıcık panik yaptım ama neticede çok güzel oldu.

Masaya steteskop, fotoğraf makinesi, kalem, kitap, kablo, makas, ruj koyduk. (Çok geleneksel olmadı bu kısım.) Bizim kız steteskop seçti. Babası "nayır nayır doktor olmasın çok zoorr" diye inledi durdu. Diyorum, "ya belki AIDSe çare bulacak, belki kanseri tedavi edecek". "Başkaları yapsın, yazık bizim kıza" diyip duruyor. Ben sevindim halbuki. Genel olarak tıpla ilgili bütün meslekler, ne bileyim genetik uzmanı da olabilir di mi? İkinci olarak fotoğraf makinasını, üçüncü olarak da kalem seçti. Böylece tıpla ilgili bilimsel bir şey yapacak, konferans konferans gezerken, bol fotoğraf çekip gezi dergilerinde yazısıyla beraber yayınlayacak şeklinde hikaye yazdık.

Daha sonra kuzu Ela'yı da oturttuk. O da steteskop seçmez mi:))) (Zaten eğlenceli bi alet, ben olsam ben de onu seçerim.) Bizim kızlar beraber doktor oluyor mu... Olur, olur. Gerçi onun babası da pek haz etmedi bu seçimden. Kızlarına kıyamıyorlar mı nedir...

Annem ve babam kızlarla ilgilendiler. İkisi de çocuk sever, Ela sever. Pek oynadılar, inanılmaz. Bir kreş açın geyikleri oldu, valla çok mantıklı aslında. Ela'lar çok eğlendiler. Kameraya aldım onları. Oyun alanında beraber piyano filan çaldılar. Ciddiyim yani. Çoştular. Annemler kreş açsa çok rağbet olur, çocuklar için çok iyi olur ama batarız sanıyorum:)

Yedik, içtik, seremonimizi yaptık. Sonra kuzu Ela azıcık uyudu, uyandı. Giyindik doğruca denize. Kuzunun annesi yazmış zaten. Fotoğraflar onun cep telefonundan. Şahane çıkmışlar. Kızları soktuk. Ay bir yüzdüler, bir yüzdüler. Çok eğlendik. Sonra fıstık teyze, iki arkadaşıyla çıkageldi. Charlinin melekleri. Kızları aldılar, biz de "yüzmeli quartet" olarak denize girdik, öyle kocalı kocalı. Kızlar kenarda büyük kızlarla beraber. Nasıl yüzesim varmış meğer. Deniz de öyle güzeldi ki. Kalbim Ege'de kaldı...

Akşam sohbetimize devam ettik, kızlar yemeklerini yediler. Aa kuzu Ela, bizim Ela'nın sebze çorbasından içti hem de kıymalı kıymalı. Ona da ayrıca sevindik. Bir çorba paylaştılar beraber. Sonra Kuzu ailesini yolcu ettik.

Hedik ve pasta börekten komşularımıza yolladık, onlar da yavruyu tebrik ettiler. Neşeli, güzel bir gün oldu. Annem çok yoruldu ama, Ela'yı gülerken görünce çok mutlu oluyor ve gençleşiyor adeta. Babam da öyle. Biz de onlara bakıp da biz de torun sevelim inşallah bir gün ve böyle enerjik olalım diye geçiriyoruz ve hayran kalıyoruz. Bu arada bir anımız da bitişik komşumuza annem soruyor, diş buğdayı yaptınız mı nasıl yapılıyor diye. Komşu "valla, yaptık herhalde ama benimkiler biri 54 biri 51 yaşında, unuttum". Ay nası gülesim geldiii... Aklıma geldikçe güldüm. O da yaşına rağmen genç kız gibi dinç bir teyzemiz. Karşımızda Neşe teyzeler var. İsmi gibi neşeli insanlar. Akşamları okey turnuvaları filan. Bir diğer karşımızda karadenizli teyzemiz ve amcamız var. Onların torunlar da geliyor, hatta daha önce koyduğum bi fotoda varlar.

Yazlık şans işi, ev alma komşu al hikayesi çok geçerli. Başka yerde öyle bir komşuluk hadisesi olmuyor. Her sabah bize hormonsuz, ilaçsız kabak, domates filan geldi. Ela'ya çorba yaparsınız diye. Süt zaten köyden geliyor, motosiklet üstünde. Karpuzlar 1 milyon ve leziz. Ağaçta erik. Güzeldi yani, gerçekten pek güzeldi.

Ama her güzel şey gibi sonu var. Hem eve dönmek de güzel.

Ne demiş Odo Mülksüzler'de, "gerçek yolculuk geri dönüştür".

(Fotolar hala gelmedi. Harddisk kardeşte kalmış. Bu yazıyı yolluyorum, fotoları sonra koyarım artık. sevgiler... )

8 yorum:

KUZEY TAN dedi ki...

AA bizimkiler diş buğdayı kardeşi olmuşlar

Tekir dedi ki...

hayırlı uğurlu olsun, ne güselll olmuş, neşeli, aileyle felan. Oh süper :)

yeliz dedi ki...

çok güzel olmuş, hem öğrenmiş oldum biz de yapalım arcaya. iy bir enerji depolama olmuş artık yeni döneme bomba gibi hazırsınız.

Ayşe dedi ki...

masallah kizlara!

bu arada sondaki kabak domates sut durumlarina pek ozendim, ah ah yurdumun sahil kasabalari...

kirazsevdasi dedi ki...

efenim oncelikle hosgeldiniz :)
bu dis bugdayi icin ne denir?
hayırlı olsun, afiyet olsun, diger disler kolayca pıtır pıtır ciksin diyim artik :)
operim Eloşumu cok ozledim

İlknur dedi ki...

hayirli olsun disiniz ve bugdayiniz :) Darisi bizim de basimiza en kisa zamanda. Yazlik ve komsulugu dedigin gibi gercekten cok ayri bir lezzet ama insan ne kadar eglense de evim de evim diye ozluyor evini yaa.

Ozgur dedi ki...

Kuzey Tan'la kardeş olduk evet:) Yaşasınnn...

Tekir'cim çok teşekkürler. Şenlikli oldu öyle.

Yeliz, yapın mutlaka. Eğlendik bi sürü. Yıllarda doktor olacak, olmayacak geyiği yapıcaz sanırım.

Ayşe, o kabaklar filan leziz. Domatesler. Köyden süt. Karpuzlar, Kavunlar. Patlıcanlar. Yani evden çalışalım, buraya taşınalım dedirtti. Kısmet.

Hoşbulduk Kiraz'cım... Teşekkür ederiz çok...

Teşekkürler İlknur. Darısı başınıza bakalım. Sevgiler.

Adsız dedi ki...

ay çooooook güzel olmusss