20 Ağu 2009

İşe Dönüş Hazırlıkları...

Evdeki son günlerimi geçiriyorum. Bakıcı ablamız her gün geliyor. Keyfimiz yerinde. Ablamız, tecrübeli, bilgi görgü sahibi çok tatlı bir kız. Benden üç yaş küçük. Ela'nın teyzesiyle karışmaması için abla deme kararı aldık. Şimdilik iyi gidiyoruz maşallah. Umarım hep öyle gider. Kanımız kaynadı. Ayrıca okumayı seven, kitap seven bir hanım. Huyumuz suyumuz çok farklı değil. Ela için iyi olur diye umuyorum.

Aralık sonuna kadar süt iznimi günde 1.5 saat olarak kullanacağım. Ya öğlene birleştirip, ya da akşam erken gelmek şeklinde olacak. Böylece kızımı göreceğim biraz daha fazla. Alışacağız. Zaten 8 aylık olmuş oluyor. Bu kadar zamanı beraber geçirdiğimiz doya doya süt içtiğimiz ve koklaştığımız için mutluyum.

İşe dönerken...

Bir kere kıyafet meselesi en önemli gündem maddesi olarak karşımda duruyor. Etek, ceket, kumaş pantolon, topuklu ayakkabı hoşgeldin. Eski kıyafetlerim dolapta hüzünle bana bakıyor. Bir süre daha görüşemeyeceğiz en sevdiğim gri ceketim ve eteğim. Dün kıyafetlerimi çıkardım. Ütü isteyen, yıkanmak isteyen, üzerime olan olmayan. Bir kaç gömlek hala üzerime oluyor, buna sevindim. İki etek de çok şık olmamakla beraber eh işte arada giyilebilir halde. Ayakkabılara baktım. 1.5 yıldır giymedim topuklu, öylece bekliyorlar kenarda. Denedim, bir tuhaf geldi. Bisiklete binmek gibi olsa gerek. Unutulmaz. İkinci gün alışırım.

Bugün birazdan alışverişe gidicem. Bir ön gezmeler yapayım, bakalım tükkanlara neler gelmiş neler. Ama zaten zayıflayacağım için (sağlıklı yiyip hüp diye gidecek ya kilolar, olumlu düşünce, çekim yasasi filan:P) fazla bir şey almayı düşünmüyorum. Bir ay idare etsin. Önümüzdeki ay sonu tekrar bakarım.

Kuaföre gitmem gerek. Saçlarım fön görmeyeli ne çok zaman geçti. Bu hallerine alıştım, hele yazlıkta böyle doğal olarak kururlar, güzel olurlar ah. Saçımı kestireceğim biraz. Daha pratik şekil alsın. Manikür yaptırsam... Belki.

İçimde bir sıkıntı, bir sıkıntı... Yaz tatili sonrası okula döner gibi, hatta yeni bir okula başlar gibi bir sıkıntı. Erken kalkmak desen, zaten 6:30 da kalkıyorum sekiz aydır. İkinci gün daha neşeli şeyler yazacağım eminim ama şu anda varolan zamanımın bile tadını çıkaramıyorum.

Ablamız olduğu için Ela ile başbaşayken yapamadığım bazı işleri yaptım. Dolapları yerleştirdim. Yemekler pişirdim. Ablamızla beraber Ela'nın odasını yerleştirdik. Çamaşırları yıkandı, ütülendi. Bir yandan oryantasyon devam ediyor. Ütü burada, ütü masası burada, toz bezleri burada, mutfakta şu şurda. Çamaşır makinesi böyle çalışır. Nasıl olacak diyordum, yavaş yavaş oluyor.

Ela ablamızın elinden, benim elimden yediğinden daha çok ve sorunsuz yiyor. Maşallah diyelim yine. Doktorumuz izindeymiş, önümüzdeki pazartesi gideceğiz. Bu arada evde tarttım 7800 gibi bir kilo çıktı. Ah gidi sağlık ocağı, bu kadar fark olur mu? Benim tahminim de oydu, sevindim açıkcası. Ela mutlu gözüküyor. Yanaklar, göbüş filan yerinde, kıvamında bence. Anneanne, dede pek yaradı kızıma.

İçimde bir hüzün... Hem mutluyum, hem içim daha rahat, hem dokunsalar ağlayacak haldeyim. Nedendir bilinmez gerginim sürekli, gevşeyemiyorum. İş yüzünden mi, todo listem kabarık ondan mı? Yavaş yavaş yapıyoruz işte adımları. Kilo desen, çok dert etmiyorum, alınacak kıyafetler, verilecek kilolar, hallolur. Bakıcı ablamızı sevdim, içim rahat, Allah bozmasın. (Çok şükür) Ama gerginim. Belki de bu kadar aradan sonra işe dönme hallerinin yarattığı stresi azımsıyorumdur. İçim sıkılıyor içim...

Aslında evde olmak bana bazı açılardan zor geldi. Ela ile olma kısmı değil, yorucu da olsa, çok güzel zamanlar geçirdik beraber. Oyunlar oynadık, kitap okuduk. Şimdi içerdeler sesleri geliyor. Evde çalışıyor olsam, sadece bedenim evde, ilgim işimde olacak. Daha mı iyi, daha mı kötü olur bilmiyorum. Öte yandan sanırım bir miktar sosyalliğe ihtiyacım var. Kendimi (Call of the Wild) Vahşetin Çağrı'sındaki Buck gibi hissetmeye başladım. Vahşi hayat, bir yandan gelll gelll diyor. (Domestik/Evcimen hayata karşılık olarak)

  • Önce işlere güçlere, adapte olacağım.
  • Eskisinden daha insan odaklı, daha sosyal ve sabırlı olacağım.
  • İşi hayat, nemat meselesi haline getirmeyeceğim, çalışacağım ama kendimi tüketmeyeceğim.
  • Anlamlı bulacağım, vatana, millete faydalı işler yapmaya çalışacağım.
  • Biraz daha rahatladıktan sonra STKlarda görev almaya, en azından bir projede rol almaya çalışacağım. Eğitimle ya da okul öncesi eğitimle ilgili olabilir.
  • İyimser, pozitif olacağım.
  • Geçmişe baktığımda, moral veren, güzel olayları düşüneceğim. İnsanlara baktığımda iyi yönlerini abartıp, kötü yönlerini daha az önemsemeye çalışacağım.
  • Stresle baş etmek için etkili bir yöntem bulacağım. Belki her gün sıcak banyo, belki spor... Yoga olabilir?
  • Yürüyeceğim. Akşamları geldiğimde belki kızı da alıp çevrede biraz dolaşacağım. Belki bir yürüme bandı araştıracağım.
Neşeli ol ki genç kalasın.

Sevdiğim işte verimli bir şekilde çalıştığım için, (başarı odaklı bir insan olarak) kendimi daha iyi hissedeceğim. Mutlu anne Ela'ya yansıyacak. Dün sevgilinin de dediği gibi, evde olsam ama gergin olsam sürekli, işe gitse miydim, gitmese miydim diye düşünüp dursam Ela'ya daha zararlı.

Mutlu anne, mutlu Ela.

20 yorum:

Sermin dedi ki...

süper anlatmışsın. ben de işe başlayacak olsam aynı duyguları yaşrdım eminim. ben de sırf bu duyguları yaşayacağım diye hatta artık başlayım diye düşündüğümde aynı şeyleri hissettiğimden bir türlü başlayamıyorum.
ama ben çok bunaldım artık zamanı diyorum.
ayrıca çalışmak demek, pratiklik demektri. çocuktan sonra işe başlayan pek çok arkadaşım hep çok mutlu oldular. ilk başta biraz zor oldu ama sonrasında alışınca hemenceceik geçti bu günler.
daha mutlu, daha aktif, daha sosyal bir anne olarak sürdürdüler yaşamlarını.
kolay gelsin diyorum.

huysuz ve tatlı dedi ki...

kolay gelsin, yeni bir dönem başlıyor hepiniz için. en önemli tavsiyem, evden asla ama asla ağlayarak ya da üzgün bir suratla çıkmamak olacak. ona işe gittiğini ve akşama doğru geri geleceğini söylemek de harika olur. anne iş'te kitabını okudun sanırım, ben çok faydasını gördüğümü söyleyebilirim s.p. keskin'in bu kitaptaki önerilerinin.
tekrar kolay gele :)

yeliz dedi ki...

özgürüm, içini hiç sıkma, herşey yoluna girecek. galiba internet terapilerine başlıyoruz:)) evden olmuyor, bak dün eve iş götürdüm mecburen, içerden sesleri gelirken çalışmak çok zor oluyor, bunu anladım, aklın hep onda. evden uzaklaşmak anne için her zaman daha iyi dolayısı ile bebek için de.. bu arada bunları sana yazıyorum ama aslında kendime de söylüyorum.
kıyafet sorununu hala ben de yaşıyorum, eskilere giremiyorum, hamileliğimin ilk dönemleri aldıklarımı kullanıyorum, kilo vericem diye yeni bişey de alınmıyor, fena yani:) ama ucuzluk var, iyi parçalar düşürebilirsin.
ablaya çok sevindim bu arada, umarım daim olur.
sevgiler

kirazsevdasi dedi ki...

oh ohh cok sevindim ablanın uyum surecine. bu kadar genc oldugunu tahmin etmemistim bu arada ben, super :) hep boyle gitsin.
iş konusunda hep oyledir ya, butun pazar ogleden sonra'öff yarin is var diye diye zehir edersin, ama bi basladin mi pazartesi nasil gecmis bilmezsin, seninki de oyle olacak. guzel olacak.
bu arada coksasirdim ki, ben de biraz rahatlayinca bu sosyal sorumluluk projelerine dahil olmayi planliyordum.
sevgiler.

fazi dedi ki...

en azından yalnız değilsin senin gibi benim gibi çalışan milyon(!) anne var (züğürt tesellisi ama ne yapalım işte :) yoga müthiş fikirmiş ben niye düşünmedim yaw aslında hadi blog anneleri toplanıp yoga yapalım :)) ama bizler bir araya gelsek kızları konuşmaktan yoga ya vakit kalmaz sanırım:)

Ozgur dedi ki...

Sermin, işte bakalım nasıl gidecek. Bir başlayayım. Aslında karar vermek yolun yarısı. Gitsem mi, kalsam mı belirsizliği de yordu beni bir süre. Şimdi kafamda bir plan var. Hem diyelim çok huzursuzlandım. Bir çare bulunur mutlaka.
Çok teşekkürler yorum için, moral oldu:)

Ozgur dedi ki...

Huysuz ve tatlı,
Okumuştum, bugünlerde orta yerde duruyor, ortasından filan açıp okuyorum sürekli. Diğer kitaplarını da aldım, çok faydalı. Dediğin öyle doğru ki... Mutlu bir anne olup, evden mutlu ayrılmaya gayret edeceğim. Kitapta dediği gibi bir ritüel geliştirmeli, belirli sözler, hareketler. Belki giysi bırakmak gibi.

Annemin çalışmasından ve işini çok ama çok sevmesinden hep gurur duydum. Bunu aklımda tutmaya çalışıyorum.

Çok teşekkürler destek için:)

Ozgur dedi ki...

Yeliz, hamileliğimin başlarında bir gömlek almıştım. Sonra ya bu neden bu kadar uzun diye, terziye gidip kestirdim:) Böylece hamileliğimin son dönemlerinde kısa geldi. Ehe ehe bir nedeni varmış öyle uzun olmasının. Fakaaat iyi haber, şimdi pek güzel oldu. Fazla uzun değil, kesimi göbeğe uygun:)
Bakalım 8. ay bitiyor, artık kilolara veda vakti gelmiştir diye düşünüyorum...
Hadi başlasın terapiler:) Seni görmek bana hep moral oldu bu arada. Eye of the tiger çalar arka planda:)

Ozgur dedi ki...

Kiraz'cım, ablamız genç, on yıldır bu işler içinde. Yani umarım böyle gider, içimden bir ses çok iyi olacak her şey diyor o anlamda.

Stklar ilginç di mi. Biraz Ela ile rahatlamak lazım yalnız, o ne zaman olur bilmiyorum da. Anne olduktan sonra, bu toplum için daha fazla şey yapmak ister oldum.

"hiç kimse tek başına bir ada değildir,
kendi başına bir bütün değildir, bir başkasının ölümü beni eksiltir, çünkü ben başkalarıyla ilgiliyim"
aklımdan yazdım, "çanlar kimin için çalıyor" hemingway olmalı...

:) Öpüyorum kocaman

Ozgur dedi ki...

Fazi, yoga filan bilmezdim ben. Hamileyken yaptım biraz işte hamile yogası. Orda hocalar, size iyi davranıyoruz, gerçek yogaya gelin o zaman görürsünüz demişlerdi. :)
Zihni hafifletip boşaltıyor. Bu konuda çok zorlanıyorum hep. Kafam hep kazan gibi vızır vızır. Bi susun yaw diyesim gelir arada bir:)

füsfüs dedi ki...

işe başlamadan önceki o gerginlik çok normal, hepimiz yaşadık zamanında, ama herşeyin yolunda gittiğini gördükçe sen de rahatlayacaksın emin ol. defneyi bakıcıya bırakırken hep neşeli güleryüzlü görünmeye çalıştım, görüşürüz bye bye diyerek el salladım ona, o da bana el salla arkamdan kapıyı kapatmaya çalışırdı, huysuzun da dediği gibi annenin ruh hali çok önemli, direk yansıyor bebeklere
şimdiden kolaylıklar dilerim

yenianne dedi ki...

Bende yarın başlıyorum işe.Ne hissettiğimi tam olarak kendime bile açıklayamadığım için işe başladıktan sonra yazmayı geçirmiştim aklımdan.
Ayrıca bende bugün alışverişe gideceğim,evde kimse olmadığından,babayı bekliyoruz.Yalnız çok ilginç,STK konusunu eşimle konuşmuş,biraz araştırmış ve TEGV'nda eğitmen gönüllü olmak için başvurumuzu yapmıştık..Ama önce iş hayatı ve Aras'ı dengelemek gerek dolayısıyla eğitimi 1 ay sonra alacağız.

Ayşe dedi ki...

aman aman, tahtalara vurdum, dilimi isirdim. Insallah boyle guzel gider hersey.
Kilo/kiyafet konusuna gelince, zaten simdi tempoya girince rahatlarsin. Aslinda boyle korse gibi seyler var. Cok sIkI tayt dusun, gobusu falan geciyor. oyle birseyler giysen birazcik, belki faydasi olur...
bir de tabi hamur isi falan yok. :)))

hadi canim opuyorum. kolay gelsin insallah.

Anne ve Bebisi dedi ki...

Hadi hayirli olsun, 1 haftaya kalmaz duzeniniz oturur :)

Ne guzel kararlar almissin:) gonlunce olur hepsi insallah.

Ben sadece 2 gun calisacagim halde birakip ise donesim gelmemisti basta:) simdi is yerinde kafa dinleyip, kesintisiz 1 bardak cay kayfe icebilmenin luksunu yasiyorum:)

Pozitif dusun, pozitif olsun:)

Tekir dedi ki...

Özgür'cüm;
işe başlamış sonra tatil yapmış sonra yine işe başlamış biri olarak (hala ayrılık durumları çok taze)öncelikle kolay gele diyorum. İşe dönmek, iş yapmak kadar iş yerindeki insan ilişkilerine geri dönmek de biraz tuhaf. En azından benim için öyle oldu, küçük mutlu dünyadan kocaman ve kalabalık dünyaya, insanlara ve insanların davranışlarına alışmak da biraz vakit alıyor. Anne evdeyken iletişim kurduğu kişiler bebeği, eşi, annesi felanken birden hop diye yetişkin dünyaya merhaba diyorsun, sonu gelmez tavsiyeler, kendi annelik hatıraları felan da cabası. Bunu ilk dönüşümde bir işkenceye, şimdi ise bir eğlenceye dönüştürdüm ben, belki de iş yerim çokkk kalabalık olduğundandır. Anne eğer güveneceği kollara bırakabildiyse bebeğini, işe dönmek o kadar zor olmuyor, bakıcının iyi olması süper, sevmek inanmak sihirli kelimeler... Alışmak biraz zaman alıyor ama insanız neye alışmadık ki...

Alışveriş için bol beyaz gömlekleri tavsiye ederim, zayıflayınca da giyilebilir şeyler aldım ben, çokça değil ama birkaç temel parça ile idare edilebiliyor.

Yoga'yı bir ara ben de denemiştim ama sonradan çok zor geldi, bıraktım, merkez biraz uzaktı ve beni motive eden birşey yoktu. Eğer bir yere başlarsan haber ver de beraber gidelim :)

Öptük...

Ozgur dedi ki...

füsfüs, dediğin gibi yapmaya çalışacağım. Bugünlerde kendi duygularımın derinlerine bakıyorum sürekli ki içim temizlensin... Hayırlısı, teşekkürler yorum için.

Ozgur dedi ki...

yenianne, hayırlı olsun işin. Bekleyeceğim yazını.

STK için ne güzel yapmışsınız. Bakalım ben daha yeni başladım araştırmalara. Böyle okul öncesi eğitime dair bir şeyler mi olsa diye düşünüyorum. Biraz daha araştıralım bakalım:)

Sevgiler

Ozgur dedi ki...

Ayşe'cim çok sağol. Aldım bişeyler fena olmadı. Hamur işini kestik. Sebze, ızgara, salata şeklindeyiz. Bakalım ilerledikçe zaman daha fit günler bizi bekler:)

Ozgur dedi ki...

Anne ve Bebişi, haydi bakalım, oturacak düzen bana da öyle geliyor:)

Kızkardeşim ve eşimle aynı binada çalışıyoruz. (aile şirketi yaptık koca firmayı hehe) Kardeş, öğlen kahve içeriz diyince "oleeeyy" diye bağırmışım. Sevgili, "noluyo yahu benle de iç" dedi, İçeriz yahu. Ben de ne varsa o bir fincan kahveye çocuklar gibi sevindim.

Ozgur dedi ki...

Tekir'cim ne güzel böyle şeyler duymak. Evet güvendim ben ablamıza, inandım. Ela ile iletişimlerini beğendim. Biraz uzak tutmaya çalışıyrum kendimi ki kaynaşsınlar.

Zor olacak biraz. Duygular, duygular. Öte yandan iyi de olacak.

Dediğin çok doğru. Aylardır, aynı kişilerle haşır neşirim. Dün alışverişten dönerken tek başıma taksiye bindim çok acayip geldi mesela. İş yerinde daha da tuhaf olacak. Olsun, özlemişim biraz. Başka konularda konuşmak filan ilginç olabilir...

Yoga'ya beraber gitmek ne güzel olur. Bi işe başlayayım bakalım ayarlamak mümkün olacak mı. Yoga Bağdatta, yoga fit varmış. Hem yoga hem form gibi bişey sanırım. Olur belki, haberleşelim...