9 Ağu 2009

Sarı Çizmeli'nin Mimi - Sobeee

"Yeni bir mim konum var. Çocuk ve yürümesi gereken işler (yemeğin hazırlanması, temizlik, gezme tozma, okuma, sabah kahvesi keyfi, alışveriş, iş yaşamı vb.) bir arada nasıl yürütüyorsunuz. Hadi mimliyorum Hülya, Özgür Anne (sen tatil dönüşü anlat), Senem anlatın bakalım püf noktalarınız neler, neleri yetiştirebiliyorsunuz neler eksik ya da olduğu kadarıyla gidiyor." demiş Sarı Çizmeli.

Daha dönmedik tatilden ama yazalım...

Bu kadar işin yetişmesi çocukla zor. Ama dürüst olmak gerekirse ben çocuktan önce de her şeyi dört dörtlük yapan bir süper kadın değildim. Tipik bir öncelikçi olarak, yapılması gereken şeyleri yapılacaklar listesine ekler, önem sırasına dizer, o sırada yapardım. Benim Ela'dan önce de birinci önceliğim hiç bir gün yemek yapmak, evi toplamak ya da temizlik yapmak olmadı. Çamaşırı her zaman yıkarım, işten saymam. Keyfim yerindeyse güzel yemek yapmayı severim, iki tencere zeytinyağlı dolma bile sararım. Ama gündelik koşuşturma içinde işten gelip de sofralar donattığım nadirdir. Genelde sevgiliyle mutfağa girip, birimiz bulaşık mak. yerleştirirken diğerimiz ızgara tavuk kanadı, köfte, salata bazen çorba vs gibi yemeklere dalardık. Çoğu zaman işten geç çıktığımızdan yemiş de gelmiş olurduk. Yorgunsak dışardan söylerdik. Temizliğe haftada bir yardıcımız gelir, biz de idare eder giderdik. Haftasonları bazen zeytinyağlı yapıo, haftaiçi yerdik filan. Alışveriş desen, eskiden beri favori uğraşım olmamıştır. Bir ayakkabı almam gerekiyorsa işte mecburen dolaşıp alma şeklinde. Sevgili de öyle. Kıçımızda paralanmadan kot alamayanlardanız biz. Ancak... gezme tozma dedin mi başka. Gayet de gezerdik. Hop cadde, hop taksim. hop konser. Hatta eskiden pek sevdiğim Dot, tiyatro. (Hamilelikten sonra hiç uğramadım o yana) ne bileyim bazı akşamlar şarap peynir, sakin müzik. Mum ışığı. Bazen arkadaşlar. Bazen tabu geceleri, pizza bira. Mutlaka güzel film. Lostsa lost. Kitaplar, kitaplar. Remzi kitabevine gidip (Ankara'da Dost. Remzi de illa sevdiğimden değil, evimize yakın...) kitap seçmece, eve gelip heyecanla okumaca. (Bazen çok özlüyorum o zamanları. Kızımı dünyalara değişmem ama... O zamanlar da ayrı güzeldi. )

Ela'dan sonra, öncelikler şöyle değişti.

Önce Ela.

Ela ile ilgilenilecek. Ela'nın yemeği hazır olacak, taze pişecek. Ela yedirilecek. Emzirilecek. Uyutulacak. En önemlisi Ela ile birebir oynanacak ve konuşulacak. Yani Ela sandalyede otururken mutfakta bulaşukları yerleştirip bir yandan onunla konuştuğum olmuştur ama o sayılmaz. illa birebir de oynanacak. Ela yıkanacak.

Bunun dışında ikinci önceliğim blog. Ela uyuduğunda ilk yaptığım (eğer çok uykum yoksa) internetin başına geçip blogcu arkadaşlarımı okumak. Tatilde bile cepten takip ettim, kuzu ne yapıyor, duru nasıl, tuğçe nasıl, kiraz ne alemde, sarı çizmeli ne eder... mümkün mertebe takip. Sonrasında illa bir yazı çiziktirmece.

Hala vaktim varsa, kitabımı okuma. Sabah kahvesi çok lüks kaçtı. Bazen ela öğleden sonra uyurken kahve içtiğim oldu ama bir iki kere en fazla.

Alışveriş tamamen internetten.
Temizlik, yardımcıya teslim. Ama Ela rahatsız olmasın diye haftaiçi süpürme, toz alma, silme. (Sadece Ela'nın gezdiği yerleri)

Yemekler Ela için. Bizim yemekler genelde sevgiliye ya da kızkardeşime teslim. Eğer güzel bir gündeysek ela ile zeytinyağlı yaptığımız, yemekler pişirdiğimiz oldu ama ek gıdadan sonra çok azaldı.

Okuma bir ara çok iyiydi. Emzirme uzundu, emzirirken iyi okudum. Akşamları okudum. Her fırsatta okudum. Okuma konusunda duraklayarak okumayı öğrendim yalnız. Benim tarzım günde on sayfa değil, başla bitir şeklindeydi genelde. Şimdi dura dura, fırsatlarda okumayı ve buna rağmen konsantre olmayı öğrendim.

Gezme tozmamız çok azaldı. Biz sevgiliyle genelde toplu taşıma kullanalım, merkeze yakın olalım, yürüyelim türü bir hayata yakındık. Oysa yavru olduktan sonra arabasız bu işler çok zorlaşmaya başladı. Kızı alıp dolmuşla taksime gidemezdik, ya da arkadaşlarla emirgan'da kahvaltıya ta Bostancı'dan. Dolayısıyla life as we know it tamamen değişti. Anadolu yakasında görece yakın yerleri gezer olduk. Ama aslında pek de gezmedik. Emzirme ve benim Ela'yı biberona alıştırmamış olmam bizi biraz engelledi. İnsan çıkalım diyor ama bazen değer mi diye düşünüyorsun. Ev gezmelerine gittik biz Ela ile çok keyif aldık ama sevgiliyle başbaşa gezme, şarap içme filan hayal. Canım kızkardeşim hamileyken de çocuktan sonra da bize Gloria Jeansdan kafeinsiz kahve alıp getirdi. Şarap niyetine onu içtiğimiz oldu evde. Ama sanırım artık bu değişebilir. Ela ile gezmek şu anda daha keyifli hale geldi. Hem memeden bağımsızlaştı, hem de çevreyi incelemeye doymuyor. Sanırım daha bir cadde zamanlarımız geldi.

Tabi burada ciddi bir faktör var. Sevgili de benim kadar Ela ile ilgilendi hep. Altını açması, yedirmesi, içirmesi uyutması. Keza kız kardeşim de öyle. Gündüzleri yalnız olsam da akşamları Ela uyuyana kadar iş bölümü çok işimize yaradı.

Özetle...
Ela'dan sonra...

İyi gidenler:
  • çamaşır, bulaşık.
  • okumak
  • blog
  • temizlik (görece)

kötü gidenler
  • yemek
  • gezmek tozmak
  • alışveriş
  • spor
  • keyif kahvesi, çayı ya da neyse işte...

İşe iki hafta sonra başlıyorum. Nasıl olacak bilemiyorum... Binlerce parçaya bölünmek gerekecek. Tahminim sosyallik, evden çıkmak yarayacak. Gündüz bir kahve içerim en azından. Ama akşamları arı maya modunda vızlayarak dolaşacağız evde. O zaman yazarım neler yetişiyor diye...


Buradan sevgiliye ve güzeller güzeli kardeşime bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Anneme ve babama da. Çocuk büyütmek kolay bir iş değil. Anne olunca insana bir güç, bir motivasyon geliyor o kesin. Ama sevecen ve becerikli eller bazen on dakikalığına aldıklarında yavruyu insan güç topluyor, dinleniyor. Sadece uyumak için de değil. Nasıl desem, hadi sen kitabını okumaya bak gibi. Suçlu hissetmeden keyif alacağın şeye fırsat verilmesi gibi. Annelere destek olun abiler, ablalar. Anneler yorulmasın, keyif de yapabilsinler. Şu anda şu yazıyı yazıyorsam, önce babam eloşla gezdiğinden, şimdi anniş Eloşla komşuya gittiğinden...

Şanslıyım, çok şükürler olsun. Allah bütün annelere destek kuvvet göndersin, güç, sabır ve enerji ve en önemlisi sağlıklı ve geceleri güzel uyuyan yavrular versin.

Ben de becerikli annelerimizden, Yeliz'i, Kuzunun annesini, Kiraz sevdası'nı ve Tuğçe'yi mimlemek istiyorum...

11 yorum:

Bengi Gülsüm dedi ki...

biz de cok uzulduk emirgana gelememenize, ve acemiligimizden hesabedemedik gelememe ihtimalinizi, ama insallah eylulde yine ordayiz, bu sefer bizzat gelecegiz!:)

Ozgur dedi ki...

Bengi'cim, biz de gelemediğimize çok üzüldük. Ama kızımız da büyüdü, bundan böyle daha mobil olacağız kısmetse. Tatilde açıldık biraz. Gezdik tozduk akşamları filan da. Eylülde mutlaka görüşelim, eski günleri analım, bi tabu patlatalım hatta:)

Çok özledik sizi çoook.
Antalya'ya gidelim hatta. Ah.

Secil Akaygun Cuntay dedi ki...

Çok çok güzel bir yazı... elinize sağlık.
Sevgiler
Seçil

fazi dedi ki...

Minik kızlar büyürken hayat her zamankinden daha farklı işliyor.Askıya alınanlar oluyor ama onlar herşeye değer.

Parpali dedi ki...

Geçen sefer de belirtmiştim; seni okurken hep, "bu kadar detayla nasıl başa çıkıyor" diye düşünüyorum. Evliliğin bile, kendine ait zamanları yok ettiğini düşünen biri olarak, merak ediyordum haliyle. Okuyoruz, öğreniyoruz :)

Ozgur dedi ki...

Teşekkür ederim Seçil...

Ozgur dedi ki...

Fazi kesinlikle her şeye değer

Ozgur dedi ki...

Parpali arkadaşım, anahtar saygıda biraz. Sevgi, aşk evet. Bir de karşındakinin alanına saygılı olmayı bilen hatta kendisi de böyle bir alana ihtiyaç duyan sevgili. Evlilikte daha kolay. Çocuktan sonra kopuk kopuk. Önce yalnızlığa doymalı belki. Sevmek önemsemek görmezden gelmemek onun hayatına saygı duymak yer açmak fırsat vermek... Hepsi elimizde . Ask olsun da.

Ozgur dedi ki...

Parpali düşündüm de. Bir de insan kendi alanına sahip çıkacak.yeri geldiginde az öteye kay diyecek. Her şeyi em mükemmel şekilde yapmaya kalkmayacak. Nası desem, hem sahane okur yazarım hem de her gün pasta börek yaparım zor bence. Tercih ve öncelikler. Cok konuştum.:)

Parpali dedi ki...

Konuş, konuş :) Kafamdaki belirsizlikleri bir düzene oturtmaya yardımcı oluyor.

Sermin dedi ki...

çok doğru söylemşsin 10 dk'lığına da olsa birisi sna nefes alacak zaman tanıyınca çok rahatlıyorsun. şöööyle ayağını uzatıp boş boş tavan bakmak bile güzel o zamanlar.
işe başlayınca insan daha bir pratik olup daha kolay hallediyor işleri. dert etme halledersin.
sevgiler.