27 Ağu 2009

Uzun Bir Günün Sonunda Yaşanan Kahve Keyfi...



Uyarı: Bu yazı kahve etkisi altında yazılmıştır. Kafeinsizdir.

Dün neler yapacaktım, neler yaptım... Neye niyet, neye kısmet. Caddelere gidip kahve içecektim, bir kaç işim var, onu halledecektim. Yakınlardaki fitness yerlerini teftiş edecektim, kuaföre gidip saçlarımı dümmmdüz edin, bir kırışıklık kalmasın aman diyecektim.

Fakat kader ağlarını çoktan örmüştü. Karanlık ve soğuk bir akşamdı. Hayır sabahtı, aydınlık ve güneşli bir sabahtı ama çok korkutucuydu. Sevgili o sabah erken kalkmıştı ki, bir takım sorunlarla karşılaştık. Bir haftadır pek hali yoktu zaten. Dedik, zamanıdır. Kalk gidelim de saraylı. Doktor doktor baksana. Dolayısyla planlar yeniden yazıldı. Kalktık, Nişantaşı'na taşındık. Taksim üzerinden dolmuşla. Sağolsun dolmuşçu amca, gündüz olduğu için anadolu yakasının tüm güzide semtlerine uğrayarak (Altunizade, Beylerbeyi vs) ferah ferah gitti. Bu arada oruçtan mı, ben uzun zamandır o yöne gitmedim ondan mı, herkes felaket agresif. Sarı dolmuşa bindik, inerken bir yolcunun geçmesini bekledik. Adam ineceksen in, karar ver vır vır vır diye sinir yaptı. Ben de dönüp gülerek, "Sinirliyiz herhalde biraz?" dedim. Ay biri bana böyle bişi dese deli olurum sinirden. Adam da kalakaldı. Gözbebekleri büyümüş bir halde bıraktık öyle. Hehehe. Sosyal olmuşum ben öyle, dolmuş ortamlarında sosyalim ben.

Neyse gittik doktora, dedi ki "kesicez". Peki dedik, ertesi güne randevu aldık. Çıkışta Paule gittik, içtim ben kahvemi, hem sevgili de yanımda oh. Oyalanmadık, geri döndük, çok hali yoktu bizim beyin. Hanım hanım oyalanma bakiim dedi, peki dedik boynumuzu büktük. Eve geldik ama ben kuaföre filan gidemedim. Hatta popomu yere uzunca bir süre koyamadan evde bir takım aktiviteler yapıp durdum. Ablamız gidince Ela ile uzun uzun oynadık. Babası yeni bir kitap aldı Ela'ya "sayılar". Allah'ım bu adam kızımı matematikçi yapacak, istemiyorum ben ya. Fizikçi olsun, biyolog olsun, her şey olsun, matematiği çok severim de sonu yok. İspat, ispat ama temeli yalan kuzucum. İnanmıyorum ben matematiğe. Severim ama her dediğine inanmam, o ayrı. Ne demişler, denkleme inanma, denklemsiz kalma.

Ben banyoyu gece 11de yaptım. Uykum da bir güzel kaçtı. Okulun ilk günü hadisesi. Böyle durumlarda ben uyumaya kasmıyorum, kendi tercihimle uykusuzum modeli oturuyorum keyfimce. Geçenlerde iki kitap almıştım, "Yılgın Türkler" ve "İrrasyonel". Bir onu, bir öbürünü okudum. İrrasyonel çok güzelmiş. Ama daha önce okuduğum benzer en az dört kitap var. Örneklerin çoğunu ezberlemişim zaten. Sosyal psikoloji kaldı orda.

Gece üç gibi yattım. Ela 5:45de uyandı.
Süt filan derken, bizim kız olmuş cin. Oyunlar oynadık, kitap okuduk filan. Ablamız geldi 7de. Ben giyindim hafif makyaj, vınn kuaföre. Böyle de son dakika insanıyım. Saçlarım afroydu yani gitmesem olmaz. Hem artık şık şıkırdım bir insanım ben. Elveda şort, elveda tişört. Elveda saç tokaları, taçlar. Bir gün gene görüşürüz. Gittim geldim, kardeşim hazırlandı filan. Ela uyuduu. Kızıma veda edemeden gittiğim için hem içim buruk, hem "ama ama kitapta böyle yazmıyordu, arayacak beni şimdi" diye içim içimi yedi. Teori pratik farkına takıldık. Düzene gireceğiz. Hoşçakaaal yapmadan, el sallamadan gitmek yok. Offf ne özledim, ne özledim ben onu bugün. Kokla, kokla, kokla. Ela'nın en çok nesini seversin deseler, kokusu başlarda gelir. Neyse, gittik işe. Güzel geçti, sıcak karşılama, özlemişim. Dedim, ben geldim ama, bizim beyin durumu böyle böyle, başında kimse yok. Allah'tan dediler, "tamam sen merak etme, git beyinle ilgilen." Dolayısıyla 8:30 gibi gittiğim işten 10 itibariyle çıkıp eve geri geldim.

Berabercene hastaneye gittik. Oturduk, bizi çağırsınlar diye bekliyoruz. Bizim beyin umru değil, kendisi keyfinde gazete okuyor. Ben heyecanlandım bi nedense. Fakat o kadar uyku bastırdı ki, bir kaç kez gözlerim kapanmış dalmışım. "Kocasının operasyon geçirmesini beklerken gözleri dalan genç kadın." şarkısı çalıyordu arka planda eminim. Ki zaten, "ameliyatlar da sevdaya dahil, çünkü ameliyatlılar hala sevgili." Bu arada ziv ziv bloga yazı yazdım, annemler filan takip ediyorlar diye. Ama biraz ortalığı ayağa kaldırmış gibi olduk. Pardon. Cep telefonundan yazdım da öyle ben orda sıkıntıdan biraz da. Uyumamak için.

Girdi, çıktı. Her şey yolunda çok şükür. Bir hafta sonra kontrolü var. Kalktık eve geldik. Bugün izinliyim. Beye yemek neyin hazırladım. İlgi, alaka, pansuman. Baktım iyi, fena değil. Yarın işe giderim ben. O da evde kalacak.

Bizim kız fekat anladı bir şeyler ki bütün gün huzursuzdu. Gündüz normalde saat gibi uyurken maşallah bugün çok az uyumuş. Huzursuz. Dişler de geliyor bir yandan, o da can sıkıyor. Beni aramış biraz, ablasının dediğine göre. Ben varken zaten memelere bir heves ediyor, normalde içmediği saatlerde de. Şu sabah kalkışı 6:30a alsam benden mutlusu yok. Azıcıcık jel sürdük dişe. Çok ama çok az ama rahatlattı diye düşünüyorum. Akşam yedi yemeğini, iştahta biraz düşüş var.

Klasik, yemek, banyo, uyku triosundan sonra, mutfakta biraz işim vardı. Bu bloglar beni de hamarat yapacak herhalde. Kayınvalide, koli yollamış, sebzeler, meyveler filan. Barbunyaları yıkadım, azıcıcık haşladım, küçük torbalarda buzluğa. Annemlerin yolladıkları kabakları pişirdim. Kalanları yarın artık buzluğa atacağım. Çok güzel fasulye, domates var. Annem gelecek haftasonu beraber konserve mi yapsak halleri. Tamamen özenti yani yoksa anladığımdan değil. O değil de buzluk ağzına kadar dolu, ne yapsam bilemedim. Hepsi Ela'nın.

Plansız bir olay bir anda gündemi alt üst edebiliyormuş. Manşetlerde benim işteki ilk günüm olmadı zaten neye uğradığımı şaşırıp, işe de ceee demiş oldum. Bakalım yarın. Ancak hissedebileceğim duygular içimde kaynıyor. Çok özlüyorum yavrumu, çok.

Bu arada, ablamızla her gün Ela hanım çıkıp dolaşıyorlar en az üç kere, çok hoşuma gidiyor bu durum. Bu vesileyle bir yanlış anlamayı da düzeltmek isterim. Kimi zaman bir şey yazıyorum, aklımda bir şey oluyor ama yazınca anlam bambaşka bir yere gitmiş oluyor. Yanlış anlaşılmış oluyor, biri bir şey diyince anlayamıyorum. Kafam karışıyor, jeton sonradan düşüyor.

Ela ile biz başından beri geziyoruz aslında. Yakın arkadaşlarımız ziyaret işte kırk günlükken gitmiştik ikimiz. Onun dışında genelde dışarlarda çok gezdik. Bir yazımda hayatımın en hareketsiz dönemi,eskiden durmazken şimdi kadıköye gidebilmiş değilim derken şunu kastetmiştim. Mira'nın bahçesi hani ülke ülke geziyor ya, hamile olana kadar bizim iş de öyleydi. Yurt içi yurt dışı sürekli hareket. Haftada bir gün şehir dışı mutlaka, üç ayda bir yurt dışı. Çat burda, çat kapı arkasında. Onun dışında da sevgiliyle çok gezerdik, gerek turist olarak, yakın, uzak demeden, gerek İstanbul dahilinde, ver elini Sarıyer, ver elini Emirgan, Taksim, orası, burası filan. Ona kıyasla çok hareketsisiz dedim, yoksa biz Ela ile hemen her gün bir çıkıp turlamışızdır ortamlarda. Sahile gidip gelmişizdir yani.

Kahve de sert olmuş ama hoşuma gitti. Bu vesileyle saati 11 etmiş olup, bu gece inşallah güzel uykular çekme niyetiyle yatacağım.

Yarın güzel bir gün olacak.

17 yorum:

ezginin annesi dedi ki...

Ne güzel yazıyor ne güzel anlatıyorsun. Canım kahve çekti yaa. Gidip bi mutfağı karıştırayım. Belki vardır.
ben de bakıcıya bırakıp çıkarken illa arkamdan bay bay yapsın diye uğraşıyorum. İçim gidiyo sonra, beni arasa bi dert aramasa başka dert, kıskanır gibi oluyo insan felan. Biz anneler bi tuhafız yahu.
İyi olmanıza sevindim. Allah çaresiz hastalık vermesin.

yenianne dedi ki...

Yazıdan çok fotoda takıldım kaldım..."hadi gidin başımdan başlıcam fotonuza" tribi yapmış...Süper valla...
Bu arada tekrar geçmiş olsun.

banu dedi ki...

çok geçmiş olsun, kötü bir surpriz olmuş bu...
Bende mi bir arıza vardı bilmiyorum ama o dönemlerde bakıcı ablasını çok kıskandığımı hissetmiştim. Mantığımı kaybedip, kulp takıp, kıl olmamak için telkinde bulunup duruyordum kendime... sonra geçti... öyle aklıma geldi söyleyeyim dedim...

Şule-Bilge'sMum dedi ki...

kıskanmak işten değil.
benim devya bakıcıya anne derse diye ödüm kopuyordu.Allah'tan okulda tecrübeli bir meslektasım "çocugun orda rahat olsun da" filan derken geçti.şimdi de yengesinde zaten.

geçmiş olsun.
o hangi kitap?el sallanacak diyen?

dağlar kızı dedi ki...

2-3 gündğr takip edemedim, açınca da bir önceki yazını gördüm, telaşlandım valla. Öncelikle çok geçmiş olsun. Anladığım kadarıyla çok ciddi bir durum yok. Allah dermansız dert vermesin.

Eloş'un foto süper ötesi. Çekmiş restini dünyaya... budur...

Ben malum gecenin köründe hamilelik uykusuzluğu ile yazıyorum. Çalışan özgür anne:) olarak sana bol şans. Umarım çok kolay bir geçiş olur hem sen hem de Ela için bu durum.

sevgiler

Ayşe dedi ki...

o resim nedir oyle "cekmeyin kardesim yeter" demis sanki...

tekrar cok cok gecmis olsun. ihmale gelmez, azicik telase olmus ama olsun... hemencecik keyifler duzelir insallah.

ise baslama durumu icin de, haydi vira diyorum. merak etme bak hersey cok guzel olacak.

ben gelim caddede kahve icicez... (daha temizinden bir 4 ay var ama bosver).

fazi dedi ki...

gemişler olsun.işe başlamak,özlemek... zaman çabuk geçsin (bu anlamda tabi:) )bazen parmakları şıklatıp yapmak istediklerimizi hemen yapabilsek ne iyi olurdu yaw :)

kuzunun annesi dedi ki...

Süper resim , bayıldım valla

Ozgur dedi ki...

Haydi ezginin annesi, karşılıklı bi kahve içelim...
İnsan beraber eğlenmelerini istiyor, bir yandan da içi cızz ediyor. Normal duygular bunlar...

Ozgur dedi ki...

yenianne, bi yandan laf sayıyordu valla tatlı cadı:)

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler Banu. Farkındalık önemli herhalde. Yani duygunu adlandırabiliyorsan, etkisinde kalmamak mümkün. İnsanın içi cız ediyor... ediyor... ama seviniyorsun işte gözün arkada olmasın yeter ki.

Ozgur dedi ki...

Şule Bilge's Mum,
"Anne İş'te" kitabında yazıyor. Dr. SAbiha Paktuna Keskin'in kitabı. Orada ayrıca yazıyor ki bakıcının çocuğu sahiplenmesi en önemli şeymiş. Hatta anne dese iyi bişey. Hatta bakıcı ablanın sahiplenebilmesi için, sen onun ikinci annesisin fatma teyzesi gibi şeyler söylemeliymişiz. yeter ki duygusal bağ kurulsun....

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler dağlar kızı. o uykusuzluklardan ben de çok çektiydim. Bedenin kendini hazırlama taktikleri. Az kaldı:)

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler Ayşe, öyle bir anda gündem değişiverdi. Allah'tan iyiyiz şimdi çok şükür.

İlk günü de atlattık bakalım nasıl gidecek...

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler fazi... ne güzel olurduuuu. ah.

Ozgur dedi ki...

Teşekkür kuzucum:)

meltem dedi ki...

Birkac gundur internete giremiyordum, yazlik yer sendromu internet erisimi kisitli :-((
ne cok sey yasamissiniz. Oncelikle gecmis olsun hepinize, herseyin basi saglik, saglik, saglik

Elos'un resmine bayildim, attirmayin tepemin tasini demis, simdiden ne istedigimizi cok iyi biliyoruz sanki.

Ben sansli azinliktanim, Idil dogdugundan beri annem yanimda, icim rahat birakiyorum, kiskanclik yok ama biraz da sucluluk duygusu var. Idil'i heryere goturmeli miyim yoksa arada evde anneannesi ile kalmasi onun icin daha iyi mi? Bazen Idilsiz cikmak daha pratik ve cabuk oluyor. Onunla hazirlanana kadar isimin yarisini halletmis oluyorum. Dukkanlara bebek arabasiyla girmek zor, Brukselde hava saguk, yagmurlu falan, bilemiyorum.

Tabiki ise baslayinca benden cok zamani annemle gececek, ya anneannesine daha cok alisir beni istemezse gibi korkularim var. tatilden once 3 hafta calistim ama oglenleri eve donuyordum, aksam erken cikiyordum. Simdi tam gun calisicam, hatta iki gunluk bir is seyahati bekliyor, nasil yapicagiz???
tekrar gecmis olsun
sevgiler
Meltem