24 Eyl 2009

Aktif Dinleme...

Kitubi bir süredir seri yazılar yazıyor. "Çocuklara Öz Disiplini Öğretmek." Ben de ilgiyle okuyorum. Bugün "aktif dinleme" kavramından bahsetmiş.

Aktif dinleme bildiğimiz dinleme gibi değildir. Etkin olarak dinlersiniz. Konuşmaz, laf kesmez, ben zaten biliyorumculuk yapmazsınız. Bildiklerinizi, önyargılarınızı ve kendi düşüncelerinizi unutup karşıdakini konuşturmaya, saklı olanı bulmaya, onun açığa çıkarmasını sağlamaya çalışırsınız.

Yargılamazsınız, neden? Çünkü ilk amacınız karşınızdaki NE söylüyor onu anlamaktır. O konuşurken ne cevap vereceğinizi düşünmezsiniz, kendi hayat hikayenizi anlatmazsınız. Amacınız karşınızdakini rahatlatmak, geçiştirmek, o konuşurken aile bütçesini yapmak değildir. Önce anlamaya çalışmaktır. Önce anlamak. Anlamak için etkin olarak dinlemek. Her şeyinizle kendinizi karşı tarafı anlamaya verdiğiniz bir dinleme şeklidir.

Şurada aktif dinleme için örnek bir diyalog verilmiş.

Bugün Aşkı Memnu'yu izleyenler, Adnan Bey'in dinleme konusunda ne kadar problemli olduğunu ve bunun bedelini ağır bir şekilde ödediğini gördüler. Dolup dolup taşan Beşir'e "ben senin ne yaşadığını biliyorum, ama bi de bana bak" tiradı çekene kadar gerçekten kendisine bir bakmalıydı ednan bey. Konuşmasına izin vermeliydi. Ben senin babanım diyene kadar anlat Beşir, ne istersen diyebilmeli, daha da iyisi susabilmeliydi...

Her şeyi bildiğimizi sanmak. Anladığımızı sanmak... Bariyerler var kafamızda karşımızdakini duymamızı engelleyen. Kendi hayat hikayelerimiz, kendi korkularımız.

Ailede, işletmelerde bu hep böyle. Dinlemeyenler kaybetmeye mahkum. Olumsuza kulaklarını tıkayarak gidilecek yol uçurumun dibi. Sonu görene kadar güle güle gidersiniz de. Kötü haber getiren elçinin kafası kesilirse, gerçekler size hiiiçç uğramaz bile.

Böyle iki farklı konuyu birleştirerek enteresan bir noktaya itinayla değinmiş olduk gece gece:)

7 yorum:

Tekir dedi ki...

galiba ben kimseyi aktif dinlemiyorum. daha doğrusu dinleyemiyorum... üfff :( benim zihnim hiperaktifmiş hep bi düşünceler dolaşır durur, sakin zamanı yok gibi bi şii. iyi oldu bu yazı. kitubi'yi de bi okuyayım hemen...

Yazmak iyidir... dedi ki...

Ben de sitcom tarzı konuşucaz sanırdım :P Şaka yahu. Örnek konuşmada yönlendiriyormuş gibi geldi, tuhafıma gitti. Hiç soru sormuyor da, hep yargı içeren cümleler var sanki...

yeliz dedi ki...

anne işte kitabında da benzer bir diyalog vardı. hani ufaklık odasında yatmayı reddediyordu, meğer korkuyormuş... onu hatırladım. bu minikler konuşmaya başlayınca işler iyice karışacak :)

Tarkanın Annesi dedi ki...

Özgürcüm biz zaten dinleme safhasında kaybediyoruz. Gerçi yer yer bende aynı hatalara düşmüyor değilim. Kendi kafamızdaki önyargılarımızı asla elimizden bırakmadan habire onları bişekilde karşımızdakine dikte etmeye çalışıyoruz onu hiç dinlemeden. Zaten birçok yanlış anlaşılmalarda bundan kaynaklanıyor.Ama şu bir gerçekki ne kadar bilinçlenirse insan dinleyip anlamanın ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyor. Bizler bu anlamda kendimizi ne denli geliştirirsek çocuklarımızla diyaloglarımızda o denli gelişecektir bu bir gerçek. Kendi adıma daha bilinçli dinleyen bir anne olmak için gayret göstermek için elimden geleni yapıyorum bu bir gerçek. Çünkü şuan bile çocuklar kendileriyle yapılan bütün iletişinleri ve diyalogları algılayabiliyorlar.

Efsun dedi ki...

su anda calistigim ise alinirken, sefim aktiv dinleme konusunda bir fikrim olup olmadigini, daha dogrusu bunun ne oldugunu sormustu. ayni konuya deginmissin:) bugün burada calistigima göre, soruyu dogru bildim sanirim:) sevgiler

SerpiL dedi ki...

ya ben zaten beşirin söylemeyeceğini biliyodum uzatıp cılkını çıkarcaklar

Ozgur dedi ki...

Tekir, artık yavrularımız için öğreneces, mecbur:)

Yazmak İyidir: Aslında dinleme tekniklerinden biri söyleneni yansıtmak. Soru sormak iletişimi engellemenin yollarından biri olabiliyomuş zaman zaman... Verdiğim linkteki konuşmanın ilk kısmı kötü örnek zaten. İkincisi etkin dilneme... :) selamlar...

Yeliz: Evet evet... Aynen öyle bişi. Ben bi de Çocuklarla Doğru İletişim'i almıştım yine Dr. Sabiha Paktuna'nın. Orada da vardı. Aynı konu, "Etkin İnsanların Yedi Özelliği" diye bir kitap vardır, orda da vardı.

Tarkan'ın annesi, o kadar haklısın ki... Dinlediğimizi sanıyoruz çoğu zaman ama genelde duymak istediğimizi duyuyoruz. Duymayı beklediğimizi, hazır olduğumuzu. Elimizden geleni yapmalıyız, çok haklısın...
Bence ilk adım "ben bilirim", "ben seni tanırım"ları bırakmak...

efsun, aktif dinleme aslında bir iş terimi, ben ilk proje yönetimi sertifikası alırken duymuştum zamanında. Sadece iş hayatında değil, özel hayatta da önemli. Gerçi henüz iş hayatında uygulandığına şahit olmak nasib olmadı ama:)

Serpil, orası kesin zaten de, bence senaristler güzel bir nokta yakalamışlar. Adnan bey pozsiyonundaki insanların en sık düştükleri yanılgı. Muhatabını farketmeden küçümsemek, bildiğini sanmak...