14 Eyl 2009

Babayı da Biz Keselim. Yıldırım Türker'in Yazısı...

Süreyya Karabulut konusu uzun zamandır kabus gibi üzerimizde. Söylemek istediklerimi yine Yıldırım Türker yazmış...

Babayı da Biz Keselim

Gururun yoksul aşı olduğunu biliriz.
Cumhuriyet ideolojisinin, pamuk ipliğiyle orta sınıfa bağlı kesimler üstünde en büyük güce sahip olan çağrısıdır: Yoksul ama gururlu.
Koskoca Türk sineması tarihinin, popüler edebiyatının baş köşesinde güçlü çenesi, sert hatlarıyla
çizilmiş gururlu bir yoksul olmuştur. Yüreklerimiz hep gururlu olana çarpar; hep yoksulun gururla reddettikleri gözlerimizi yaşartır.
Geçen gün televizyon başında bir ‘şok haber’e yakalandım.
Küçük kızının kafası kesilmiş cesedi bir çöp tenekesinde bulunan Süreyya Karabulut, hepimizi büyük düş kırıklığına uğratarak katilin ailesinden para, evet yanlış okumadınız, para istemişti.
Benim o an izlemekte olduğum kanalın haber sunucusu da aynen böyle duyuruyordu bu tüyler ürpertici haberi.
“Söylemeye dilim varmıyor ama (burada acıyla yutkunur) 3 milyon avro istemiş.” Yıllardır bu memleketin haberlerini sunan sunucu sonunda söylemeye dilinin varmadığı felaketi buldu, anlayacağınız.
O utanç verici onursuzluk nişanesinin adını biliyoruz: Para.
İşte sonunda gerçek suçluyu bulduk. Gurursuz yoksul, kızının ölümü üstüne utanmadan kan parası istemiş. Aman Allahım. Korkunç değil mi?
Çok uzun zamandır dehşetengiz mantık burkulmalarıyla inşa etmiş olduğumuz bir konsensüs hattı var ülkemizde. Çeşitli konularda medya tarafından konsensüse davet ediliyoruz. Davetiyelerin üstünde LCV bile yazmıyor üstelik. Son derece dayatmacı, ahlakçı yorumlarıyla bize yol gösteren medya toplumsal olaylardan tutun bireysel felaketlere kadar her konuda neler hissetmemiz gerektiğini bize bildirmekle yükümlü hissediyor kendini.
Bu yorumların, çakma ahlâki tiksinti çağrılarının lekelemediği herhangi bir haber kırıntısına rastlamak mümkün değil.
Süreyya Karabulut, Garipoğlu ailesinden para istemiş olduğunu inkâr etmiyor. Kendince anlaşılır, kutsala yazılası gerekçeleri de belirterek. Ama olan olmuştur. Büyük gazetenin manşeti şıpınişi çatılıveriyor: “Baba, eski baba değil.”
Değildir ya. Güçsüz, çaresiz, kızının katilini bir türlü yakalatamayan bir babanın neler yaşayabileceğini düşünmek, tartmak bize kalmamış elbet. Medyanın da kışkırtmasıyla kafasının kesilmesi gereken ikinci kurbanı kıstırdık işte. Kızının anısına paraya satan onursuz baba.

yazının devamı...

Hiç yorum yok: