17 Eyl 2009

Çalışan Anne Halleri


İşe başlayalı üç hafta olmuş.

Bazı şeyler oturmaya başladı yerine. Gözlemim, her anne kendi yolunun en iyisi olduğuna inanıyor, bu nedenle benimki de en iyisi:) Bence iki ay ücretli izin + altı ay ücretsiz izin iyi oldu. İşe başladığımda Ela'nın ek gıdalarda hayli haşır neşir durumda olması çok iyi oldu. Ben evdeysem memelere yan gözle bakıyor, ama yokken aramıyor. Günde dört kere emziriyorum ama doktorumuza sorarsan üç yeterliymiş. Süt fışkırıyor, bir azalma yok. Seviniyorum ben de.

Bugün eve geldim, bakıcı ablayı erken gönderdik. Hem başbaşa kalalım diye, hem de Ramazan, rahat rahat gitsin evine diye. Oynadık, oynadık. Eve gelince her şeyi unutuyorum. Endişeliydim stres filan diye ama ya henüz stres olmadığımdan, ya da gerçekten artık işin gücün yapay önemi azaldığından eve gelince kapının dışında kalıyor. Kız çok hareketli, ona uymak zor iş. Bir süre sonra ben bittim, o bitmedi. Bu akşam sevgili şehir dışından geç geldi, teyze iftara davetli. Kızımızı kendim yıkadım ama yok, çok zor. Küvette ayağa kalkar, balıkadam olur, zıplamaya çalışır, onu tutar, bunu tutar derken yıprandım resmen. Bitince derin bir oh çektim. Çok güldük, eğlendik orası ayrı.

Düşününce, eve geldiğimde sıfırlanmış oluyorum. Delicesine özlemiş oluyorum, onunla doya doya zaman geçirmek istiyorum. Halıya yatıyorum ben de.

Bugünlerde en favori oyunlarımız:

Çadırcılık: Kesinlikle tavsiye ederim. Bir çarşafı elinizle yukarda turup içine kızla giriyorsunuz. Ela gülmekten çığlıklar atıyor. Çok komiğine gidiyor, benim de.

Top atmaca: Bir klasik

Pet şişe kovalamaca: Sürekli yerde yuvarlandığı için ulaşılmaz bir hedef. Tam Ela'lık.

Kitap okumaca: Ela kitaba bakarak bir şeyler söylüyor. Ben bakarak aklımdan bişeyler uyduruyorum.

Kaç tane yazacaktım unutmayalım diye, unuttum!

Çadırı söylemek istiyordum, en favorim gerçekten.

Başka... Gece uykularında gelişme var. En yorucu zamanı umarım geride kalmıştır. Dün gece uyanmadı ama erken kalktı. Kalkınca da cin maşallah. Sabahları komiğiz.

İşe adaptasyon sürecinde, çok olumlu şeyler var. Çalışmanın (benim için) faydaları.

1- Disipline oluyorsun. Bebek adamı işten daha iyi disiplin ediyor o ayrı. Ama her gün duş, fön, giyin, kolye tak, saçını başını ayarla, dışarı çık... düzenine sokuyor. İnsana benziyorsun. İyi hissediyorsun.

2- Alışveriş merkezlerinden nefret ederim/ederdim. Hamile kalalı beri gitmedim desem yeridir. O nedenle şu an bana çoook enteresan yerlermiş gibi geliyor. Ela ile gitmek istemiyorum. Sonuç: öğle tatilinde gidip geliyoruz. İnternetten alışveriş yapa yapa bir tuhaf olmuşum. Görüp de almak enteresan his.

3-Sosyallik: Bebeksiz insanlarla bebeklerden konuşmak çok zor. En iyisi konuyu genel tutup, derhal değiştirmek. Başka konularda konuşmak insanın kafasını dağıtıyor. Böl, yönet...

4- Yorgunluk: Evdeyken arada Ela uyuduğunda dinleniyordum ama yine de yorucuymuş. Eve erken gelip, uyuyana kadar enerjik bir şekilde ilgileniyorum.

Bu arada Sabiha Paktuna bebeği anne beslesin, altını açsın demiş ama, aklıma takılan bir nokta var. Mesela baba bebeği beslerken, ya da altını açarken anne de yanında olsa olmaz mı? Bence olur. Anneye bağlanmakta bir sorunu yok, aha anne bu, biliyor yani şimdilik.

Bu arada dün arkadaşımız geldi. Yabancı korkusu resmi olarak ilan edildi. Çok sevimli ağlıyor, başı göğüse gömüyor, sokuluyor. Bu arada dün akşam Ela uyurken kızlar gecesi yapıp caddeye gittik, nasıl ihtiyacım varmış meğer...

5- Bağımsızlık: Aylarca kendini minik patrona adamışken, şimdi Ela olmadan da yapabileceğim şeyler olduğunu görüyorum. Beraber olmak çok güzel her zaman ama şart değil...

Aklıma bunlar geldi hızlı hızlı... Tabi herkesin doğrusu kendinedir, aman yanlış anlama olmasın. Ben ne aman kadınlar çalışsın kariyer yapsın, ne de kırsın dizini otursuncuyum. Kendiniz karar verin, beni karıştırmayın. Oportünizme bulaşmış tipik bir orta yolcuyum anlayacağınız bu konuda. Napalım. Yaşasın annelerin kendi gönüllerinden geçeni yapma mücadelesi diyelim. Devletten de isteklerimiz var. Altı ay annenin süt verebilmesi için adam gibi düzenleme istiyoruz. Altı ay anne sütü ama üçüncü ayda marş marş işe tutarsız biraz.

Bakalım zaman ne gösterecek. Yaşasın bayram geldi, başbaşa daha çok zaman.

İnsanın burnunun direği sızlıyor bi yandan, onu söylemeden geçmek olmaz. Kavuşma anındaki heyecan, sevinç...

Şimdilik böyle.

4 yorum:

Defnenin Annesi dedi ki...

yakinda bende calisan bir anne oluyorum. Aslinda sansliyim, cünkü home office yapacagim... Bakalim is benide düzene sokucak mi?

k.i.s.d. dedi ki...

Hey çadırcılık oynamak için sabırsızlanıyorum :) Çok eğlenceli geliyor kulağa. İstanbul'da oturduğumuz yer çok güvenlidir, yazın bahçede kız çocukları çadır kurup akşama kadar evcilik oynuyor, ona da bayılıyor ve özeniyordum.

Çalışma mevzusunda senin yerinde olsam aynı şekilde davranırdım sanırım. Eğer eşim İstanbul'da olsaydı, yani bu hakkımızda hayırlısı uzak mesafe olmasaydı ben de ücretsiz iznin ardından çalışırdım gibime geliyor. Lakin tabi sinir yönetici faktörünü ne yapardım bilemiyorum. Neyse... Bi de kız çocukların annelerinin çalışmalarından olumlu etkilendiklerini, lakin erkek çocukların olumsuz etkilendiklerini okumuştum fi tarihinde. Nedenini hatırlamıyorum.

Ozgur dedi ki...

Defnenin annesi, hadi bakalim hayirlisi. Home office ortamı umarım sizin için iyi olur. Eğer başka insanlar da varsa işin içinde kesinlikle düzene sokar bence:)

sevgiler

Ozgur dedi ki...

k.i.s.d, çoook eğlencelii... Bizimki henüz o kadar sofistike değil tabi:)

Çocuk sahibi olmanın iyi bir yanı var, sinirlerin gevşiyor. Eskisi kadar takmıyor, etkilenmiyorsun. Garip bir güç geliyor insana. Zor gene ama eskisinden kolay bir yanıyla.