2 Eyl 2009

İş Hayatı, Kariyer, Doğum, İzin, Annelik Hakları, Süt İzni ve Gerçekler...


Savrulup duruyoruz bazen.

Çoğu zaman kendimizi çok özel, çok farklı, çok özgün sanıyoruz. "Kuşak" denilen, aynı yöne yürüyen insanlar güruhunun dışındayız sanıyoruz. O anın ruhuna uygun davrandığımızı göremeden çoğu zaman. Fikirlerimizi kendimizin sanıyoruz. Okumadığımızda, incelemediğimizde, derinlere inmediğimizde aslında yaptığımızın bizim için üretilmiş düşüncelerden birini ya da ikisini Mango'da uzun çizme seçer gibi seçmek olduğunu göremiyoruz. Günün modasındaki sınırlı seçenekler arasından. Hele liberal ekonomiye tamamen teslim olalı beri, tek model var. Değişik renklerde tek seçeneğimiz var.

Eskiden beri çocuk istemezdim diyip dururum. Bunu kendime özel sanırdım. Oysa görüyorum ki hiç öyle değil, yaş grubumda çocuk sahibi olan pek yok. Birileri bize “çalış ya kulum” demiş, sürekli koşturmaca halindeyiz. Tepsideki çaylar gibiyiz. Hani çaycı hızlı çevirdikçe düşmez ya çaylar. Bizler azıcık yavaşladığımızda şangır şıngır kırılan o güzel ince bellileriz. Hızlı dönerken çaycının elinde farkına varmadğımız, aklımıza getirmediğimiz, kırılana kadar vay anam demediğimiz...

Hayatın azıcık yavaşladığı anlarda bir anda hızından göremediğimiz resim bulanıklığını kaybediyor ve gözlerimizin önüne seriliveriyor. O "motion blur” halinde, hareketin doğurduğu puslu görüntüde anlıyamıyorsun. Yavaş çekime geçince resim farklılaşıyor. Mesela şunu farkediyorsun, hayatımız çocuksuzluğa göre planlanmış. Sanırsın ki insan türü çoğalmıyor. Sanki bizi analar doğurmadı, babamız olmadı. İş hayatı "seni leylekler getirdi" felsefesine göre işliyor. Evrimcilerle yaratılışçıların kavga etmesine gerek yok. "Öylece oluştuk" teorisi yöneticlerimizin "doğum", "izin", "süt izni" gibi kavramları duyduklarında gözlerine yerleşen o boş bakışlardan, "iznini kullanacak mısın? (hayır, ebe varsa masamda doğururum)" sorularından sorumludur. Aşık olup, sevdiğinin gözlerinin içindeki bebelerini görene kadar senin bakışların da boş belki. ( when you can see her unborn children, in her eyes, you know you really love a woman) Sonra şartlandırılmayı anlıyorsun. "Çocuk da yaparım kariyer de" meğersem, çocuğu öyle bir yaparım ki kariyer hayatım çocuklu hayatımın farkına bile varmaz demekmiş.

Mülakatlarda "çocuk düşünüyor musun?" sorulur. Yanıt vermeyi reddedebilirisiniz ya da ilk günden çıkıntılık yapmayayım dersiniz. Hamile olduğunuzu duyunca çok şaşırırlar. (A a! hem de bu devirde analarımız gibi doğuracaksın ha?) Siz doktor kontrolüne giderken, hırslanırlar. Sanki ödenmeyen fazla mesailerinizle yılda 12 değil 13 ay çalışmıyormuşsunuz gibi. Doğum iznini lütuf gibi verirler. Ben bunu vermezdim ya hani neyse insaniyet bizde kalsın hesabı. Zaten parasını devlet ödüyor, nedir bu afra tafra diyemezsin.

Dönersin, işten çıkmanı ima ederler. Dokundururlar ya da Kirazsevdası'nın durumunda olduğu gibi açıkça söylerler. Zaten hamileyken seni öyle bezdirmişlerdir ki o çocuklu halinle seni paspasa çevireceklerini, moralini bozacaklarını düşünürsün. Gideyim kurtulayım dersin. İşe dönersen, normal saatte çıktığında arkandan bakarlar. Kendileri kalıp spider solitare oynuyor olsa bile. Çocuksuzlar zamanın ne kadar kıymetli olduğunu ve hayatın ne kadar kısa olduğunu bilmezler mi? Orta düzey yöneticlerimiz, genellikle hayatı olmayan insanlar arasından seçilir. Bekar ya da psikolojik bekar (=Karısını sevmeyen, çocuklarını özlemeyen, robottan hallice) işi varoluş kaynağı yapmış, sadık kişilerdir bunlar. Sen çocuğuna giderken ihanet halindesindir. Sevgi, aşk, tatil her duyduklarında çok şaşırırlar. Çok sevgili patronum bunlara yemek veriyor, para veriyo, burda çalışmalarına müsade ediyor, yine de izin istiyolar allamyaaa modundadırlar.

Bazı haklar var evet. Günde 1.5 saat süt izni var. Bunu kullandırmamak yasal değil. Doğum sonrası sana iş garantisi verilmesi gerek. Ama örneğin doğumdan önce çalıştığın pozisyon değiştirildiyse ne yapacaksın? Sana artık fasarya işler veriyorlarsa? Gitmeni istiyorlarsa. Bir çeşit mobbing değil midir bu? Peki dava açan kaç kişi var. Yani o kadar kabullenmişiz ki aslında "ya süt iznimi kullandırdılar sağolsunlar" diyoruz. "Burası bir hayır kurumu değil" ama yine de süt iznini kullanabiliyorsun, ne güzel. Gücü yeten, yetene.

Sendikalaşmak mı, bilinçlenmek mi, kaçıp gitmek mi, kendi işini kurmak mı... Birlik olmadan bireysel çabalarla bir yere varmak mümkün değil bence. Sadece hamilelik durumu değil. Yasalarda bahsedildiği şekliyle huzuruyla tatile giden kaç kişi tanıyorsunuz. Kesintisiz iki hafta tatil. Burnunuzdan gelmeden, işyerinden aranmadan. Neden izin isterken stres oluyoruz bu bizim en doğal hakkımız değil mi? Binayla beraber satılan köleler miyiz biz? Fazla mesai ödeyen kaç şirket tanıyorsunuz? Doğrudan ve açık konuşan kaç insan tanıyorsunuz

Neden yükselme yolundaki daha ilk basamakta, "demek ki bu iş böyle yapılıyor" diyerek faşistleşiliyor. Neden daha dün annemizin kollarında koşarken, bir anda "ama bu akşam kalırsınız değil mi?" "ama işim yok ki" "ama olsun yöneticiler görürse çalışıyormuş gibi yapın!!!!" demek akıl sağlıksızlığının bir işareti sayılmıyor?

Toptan delirdik .

Eğer bu yazdıklarımı okuyan bir avukat blogger kardeşimiz varsa, bizleri pratikte neler yapabiliriz konusunda bilgilendirebilir mi? Diyelim izin dönüşü işten atıldın. Bunun cezası var biliyorum, ne gibi adımlar atmalı, sonuç nasıl olur, emsal davalar nedir. Hukuki neti okuya okuya bir hal oldum. Burada yayınlayacağım gelen bilgileri.

32 yorum:

Adsız dedi ki...

GÜZEL YAZMIŞSIN . BENDE ORTA DÜZEY YÖNETİCİYİM. SEVGİLER. SİZİ ÇOK SEVİYORUM.

Parpali dedi ki...

Bu hayatımızın her yerinde var değil mi? Üzerimizdeki ezikliği atamamış bir toplumuz nedense. Hakkımız olan izni alınca "allah razı olsun" diyoruz nerdeyse. Bir de en çok, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın"

Ozgur dedi ki...

Sevgili adsız, pardon ben biraz ağır konuşmuşum. Özel sektördeki belirli bazı insanları kasttettim yoksa çok iyi yöneticiler var. İyi kurumlar onların omuzlarında yükseliyor... özür...

Adsız dedi ki...

Yöneticiler neden grevli,toplu sözleşmeli sendika hakkına karşı çıkıyor sanıyorsunuz?

Böl ve yönet, ne kolay!

Özel sektörde suçlu sadece yöneticiler mi? Yöneticilere yaranmak için kılıktan kılığa giren, fabrikalarda yağ bırakmayan çalışanların hiç suçu yok mu?

Çubuk öyküsünü bilirsiniz. Tek çubuğu elinize aldığınızda kolayca kırarsınız, ama bir deste çubuğu kırmak hiç de kolay değildir.

Birleşin, diyeceğim, ama olmayacak duaya amin demek gibi olacak bu...

Sustukça nelerin nelerin sırası gelecek her birimize!

Güzel bir yazı olmuş,düşünmeyi tetiklayen. Umarım düzelir...

Takipteyim.

fazi dedi ki...

hukuğun toplumlarda suistimale olanak vermeden , kişinin özlük haklarını koruması ve korunma için uygun koşulları sağlaması gerekir.Ayrıca çalışma hayatında performanslar objektif yapılmalı ve performansları belirleyen rasyonel kurgular olmalı.İnsanlar kafalarına göre mesaiye kalamamalı.mesaiye kalmaları için geçerli nedenleri olmalı ve daha önemlisi sürekli mesai ile çalışan şirketlerin çalışma prensipleri kontrol edilmeli(kim tarafından taabi ki devlet :)) Yaptırım olmadan bu işler çift taraflı suistimale açık sürer gider bence.Kimse de bu kadın doğurdu mu ? bebeği mi var? demez dese de bana mı doğurdun dışarıda milyon insan var buyur kapı kardeşim deyiverir.Memlekette hak aramak ise ayrı bir dert zaten .kapıya konanlar da allaha havale edip tekrar başka bir yerden çarka dahil oluyor işte . Çok mu karamsarım ne ? Ama ne yapayım bu böyle

İlknur dedi ki...

Ozgurcum ellerine saglik yine super bir yazi olmus. Konustugum kadar iyi yazamam onun icin icimdekileri nasil tam anlatirim bilmiyorum ama biraz da bu anlattigin zihniyet beni ta kilometrelerce oteye surukleyen. Burada ise girerken mulakatta bir Allahin kulu bana evlimisin cocugun var mi ya da dusunuyormusun diye sormadi. Ki mulakat yapilirken 38+1 hamileydim. Geldim aaa kucuk cocugun var bizde cocuklular gec gelir erken cikar dediler. Isini yap ta nereden yaparsan yap dediler. Senin anlayacagin isi sevdirdiler bana. Onlar boyle yaklastikca sen de daha huzurlu ve daha rahat calisiyorsun.

Okulu bitirince de bu carkin icine girmemek icin akademik hayata girdim. Bana gore degildi bu sekilde bir is hayati. Birak evli ve cocuklu olmayi bekarken bile is asla hayatimin merkezi olamazdi. Ne oldu bu seferde bu carkin icinde olmayi marifet sayan arkadaslarim tarafindan universitenin guvenli ortamindan cikamadigim is hayatindan korktugum kendi kendimize arastirma yapip kimsenin isine yaramayacak teoriler pesinde kosmakla itham edildim (sahsim adina degil de tum akademisyenler icin). Bunu birbirimize biraz da biz yapiyoruz aslinda. Yoneticiye falan gerek yok ters ve bos bakislar icin. Yan masandakine bak o kraldan daha kralci oluyor kimi zaman.

Sendikalasma dersen de aci aci gulerim ben sana. Bu millet hic bir is icin bir araya getirilemez. Oyle iki saatlik bir mitinge goturursun en cok ona da pazar eglencesi niyetine katilir ve orada biter konu onun icin. bu kadar yazdigimin ustune celiski gibi olacak ama bizde laf yok icraat yok anlayacagin.

Seyhan dedi ki...

benimi anlatmışsın ne eline sağlık vallahi hislere tercüman oldun, bende isten çıkarıldım aslında açıkça olmasada , doğum sonrası kendi bebeğime bakmak isteyip istemediğim soruldu kibarca, tazminat veririz istersen dendi, yani gözden çıkarıldım aslında, tabi eskisi gibi geç saatlere kadar mesaiye kalamayacaktım, cumartesi pazar gelemezdim, 6 deyince çık , süt iznini bir gün kullanacaktım , hoşlarına gitmedi psikolojik baskı yapıp, verdiler tazminatı çıkardılar...

kuzunun annesi dedi ki...

Aramızda bu kadar magdur edilen oldugunu bilmiyordum . Anne olan özel sektörde verimli olamaz gibi bir zihniyet en sonunda bizlerin bile bir sonraki jenerasyona , memur ol kızım , ögretmen ol kızım rahat edersin tavsiyeleri vermemize neden oluyor ki küçükken bu tür tavsiyeler duymaktan pek haz etmezdim. İdealist ve mutlu , yaptıgı işten memnun bireyler olmamıza engel bir sistem var ne yazık ki. Çok sinir bozucu...Gırrrr

kirazsevdasi dedi ki...

evet, bir isyerinde cumartesi mesaiye gelebilmek icin kendisine is yaratan bir arkadas vardi. Sırf evde olmayayim, geleyim burada internetti oyundu takilirim diye. noldu tahmin etmek zor degil dimi :)
Yonetemeyen bir yonetici oldu kendileri.
En on saflarda ben olurum, birleselim.
Bu arada gercekten pozisyonunu degistirmeye hakları olmaması gerekir ya, dupeduz sırttan vurmak degil mi bu?
Sen yine de benim yazdıklarımı cok onemseme, daha iyisi bulunana kadar orada olmaya devam sonucta.
Sevgiler.

Adsız dedi ki...

Anneler, ve anne olmayi dusunenler, acaba sizi organize edecek, bu isgucunden yeni bir is gucu yaratacak bir organizasyon kurmaya ne dersiniz? Collective action sorunu var su durumda, besbelli. Bir database cikarilsa, kimin hangi alanda egitimli/uzman olduguna dair? Tabi diger yandan mevcut isyerlerinde orgutlenmek gerek.

Bengi Gülsüm dedi ki...

ozgurcum, gonulden katiliyoruz yazdiklarina, umariz hersey yoluna en kisa surede girer..

yenianne dedi ki...

Ben olaya bambaşka bir yorumla katılacağım.Eğer işyerinde pozisyonunu değiştirmek isterlerse-tabiki görev tanımını yazılı olarak beyan etmeleri halinde-kabul etmeme hakkın ve etmediğin takdirde de işverenin tazminatını verme zorunluluğu var bildiğim kadarıyla.
tabi neyi çözecekse,nasıl bir haksa bu???

KUZEY TAN dedi ki...

İş yerinde aynı durumlara bende düşüyorum. Bizde bekarlar cok anlayışlı sorunlular başka.
Hergün 1.5 saat olan süt iznimi kullanıyorum?!?!?! Ama hep en erken 30 dk geç çıkıyorum. Bunun dışında beni 1-2 ayda bir cts günleri işe çağıyorlar 5-6 saat. Bende bunu anlamadım?????? İnsanlar sabahları 1 saat geç gelir ama benim erken yasal iznimi kullanışım batar kendilerine. Kavgalardan canım sıkkın. Gitmek istiyorum."Su iznin bitemedi daha" diyorlar. Geçen personel müdüründen kullanamadığım süt izinlerimi toplayın dedim kullanacağım. Birden iyi oldular (15 gün alacağım çıkmış). "çıksana bebek bekliyor".diyorlar.
Yıllık iznimi kaldırmışlar. Söke söke aldım.

Bende orta düzey yöneticiyim ama hak hukuk kural tanırım. Personelimin mutluluğu huzuru benim için çok önemlidir.Onlar yerine gerekirse ben çalışır asla zorda bırakmam.7 aylık hamileyken personellerim izne gitsin ben doğum iznindeyken cıkamazlar diye çalışılmıyacak şekilde çalıştım.

Offf cok sıkıldım gene. gidip istifamı vereceğim. yaık olan 6 yıllık tazminatım olacak.

KUZEY TAN dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ezginin annesi dedi ki...

Devlette çalıştığıma şükredeyim diyorum ama orada da durum pek iç açıcı değil maalesef. Ücretsiz izin var ama adı üstünde ücretsiz işte. Yoksa en fazla beş ay sonra işbaşı. Süt izni öğlen kullansan yolda geçiyor. Erken çıksan sanki kaçıyormuşsun gibi kötü kötü bakışlar falan. Off off..

Ozgur dedi ki...

Sevgili adsiz,

Malesef durum bu. En azindan biraz hareketlenme var, en azindan yazip paylasiyoruz diye dusunuyorum...

Ozgur dedi ki...

Fazi,
Çok haklısın. Sanırım son üç yüz yıldır idare ediyoruz. Dostlar alışverişte görsün mantığıyla işe gidip geliyoruz, mesailere kalıyoruz ve bi bk olmuyor... Projeler yetişmiyor, herkes çoook çalışıyor göründüğüyle kalıyor.

Ozgur dedi ki...

İlknur, ya neden birbirimizi rahat bırakmıyoruz bilmiyorum... Sürekli inceleme ve eleştirme halindeyiz. Ya sen o yoldan git, bırak o da öbüründen gitsin. Bu ne iddacılık, ne hakla.

Bu ülkenin insanı kendini daha da zora sokmak için bahane arıyor...

Ozgur dedi ki...

Seyhan, çok iyi anlıyorum. Bence hep aynı döngü, çoğu insanın başına geliyor bu. Allah'larından bulsunlar da, keşke TC adaletinden de bulsalar...

Ozgur dedi ki...

Kuzunun annesi, mağdur çok. Yalnız her devlet memuruna da git tabi, açılırsın demiyorlar bildiğim kadarıyla. Bence bu bir anlayış sorunu. Yani böyle içlerine işlemiş bir kadın düşmanlığı var insanların. Bir hırs var çözemediğim. Doğum kıskançlığı mı acaba?

Ozgur dedi ki...

Kirazsevdası, çok iyi biliyorum. Ya işte önemli olan ne olduğun değil, nasıl göründüğün hep. "Hayatı olmayan insan" aranan insan.
aman onların olsun, dağlar bizimdir...

Ozgur dedi ki...

Adsız, yani olabilir aslında neden olmasın. Bu çevredeki annelerin hepsi birbirinden cengaver, birbirinden yetenekli. Hiç şüphem yok. Düşünmek lazım, bilemedim bir an. Yeterli değil elbette ama bir farkındalık yaratılabilir.

Ozgur dedi ki...

Bengi'cim çok sağol canım...

Ozgur dedi ki...

Parpali, yani o ezikligi sana yerlestiriyorlar. Hakkin olani verirken yapilan o psikolojik baskinin altinda kaliyoruz biraz da. Cok fenaaa. Cok.

banu dedi ki...

uzun uzun bir yorum yazdım ama Nemrut dağındaki internet bağlantısı müsade etmedi:S yazdıklarım uçtu... bir daha yazmaya çalışayım bakayım :)

hak ve hukuğun bu işe çözüm olmadığını düşünüyorum. sadece bizim toplumumuza yönelik bir sorun bu. yarayı iyileştireceğine yokmuş gibi davranmaya çalışan ise bizim kuşak özellikle de kadınlar...

bir grup arkadaşım "doğurdum geldim işte aynı ben buradayım" diye kullanmadıkları doğum izni - süt izinleri ile hava atarken... diğer grup arkadaşım "çocuğuma adadım kendimi, fedakarım, cefakarım" rolüne o kadar kaptırdılar ki kendini... sayelerinde, içimden iki canavardan biri çıkacak diye korktuğumdan anne olmamaya karar vermiştim. Şimdi iyi ki bu kararımda ısrarcı olmamışım diyorum o ayrı...

neyse diyeceğim şu ki; hiçbirşey değil ama asıl kadınlar değişirse, dünya değişir :)

Ozgur dedi ki...

yenianne, evet oyle bir hak var. Bildigim kadariyla, insan hamileyken ve emzirirken, bu tarz davranislarla karsilasirsa, normal tazminata ek olarak "kotu niyet" nedeniyle de tazminat alabiliyor. Cogu isyeri
"al tazminatini hadi bay bay" diyor zaten. O nedenle, amac isi kaybetmemekse sacma oluyor. Daha esnek yasalara ihtiyacimiz var. Iste is tanmin bu diye yazili vermiyorlar ki eline... Cogu olay sozel ve psikolojik yuruyor, bana belge verin dediginde abes kacabiliyorsun.

Ozgur dedi ki...

KuzeyTan'in annesi, aman istifa etme, son derece islerine gelir. Sakin ha...
Ben orta duzey yonetici derken bunu kastetmemistim biraz amacini asan ifade oldu. Aslinda benim kastettiklerim, patron olmayip da patron yerine kotu isleri yapan personel. Vardir ya hani patron sevgi bocegidir, bu mudur kotu polistir...

4 aylik izin suresi yillik izne sayiliyor diye biliyorum. kullandirmamak ne. Ne gereksiz isler Ya Rabbim! Bu insan senin yoneticin. Ben son aya kadar sehirler arasi gittim geldim, salak gibi. Sirf benimle calisanlari yuz ustu birakmamak icin.

Iyi ki paylasiyoruz, en azindan bu sekilde yalniz olmadigimizi anliyoruz.

Ozgur dedi ki...

Ezginin annesi, ucretsiz izin bizde de var, ama iste:) ucretsiz. Bir yere kadar. Bence kafalarda sorun, anlayista sorun. Garip bir kiskanclik hali. Tam adlandiramiyorum. Neticede erkekler de askere gidiyor, bu kadar hirs yapilmiyor.

Ozgur dedi ki...

Banu,
Az önce sana uzunca bir yorum yazdım ve inanır mısın uçtu!

Özetle, sloganı çok sevdim. Kadınlardan başlamalı değişim. Bu kraldan çok kralcı tavırlar, kendini öne çıkarma çabaları filan komik. Liberal ekonomiye görece yeni geçtik ya bir anda herkes aman acımasız olmalıyız şeklinde bir şeyleri abartmaya ve yanlıs anlamaya başladı. Herşeyde olduğu gibi şekili aldık, içler bi tuhaf oldu. Dışardan gözüksün diye fazla mesai yapan tipler. Hem de bunu müdür rica ediyor... komedi.

Kadınların işbirlikçi, rollerden vazgeçmesi lazım. Ama sadece bu değil, genel olarak sektörlerde bilinçlenme şart. Yan, erkekler de fazla mesailerde helak olmasın. Baba da evde olsun. SSKya göre babaların doğum izni ne kadar?

0
YOk
NULLL

adı bile geçmiyor...

meltem dedi ki...

Eline saglik Ozgur Anne, guzel yazmissin. Benim uzaktan gozlemim soyle:

Turkiye'de insanlar arasinda inanilmaz bir rekabet yasaniyor.Her gelir duzeyinde kendi capinda, is/statu/cocuklar ya da edinilen mal mulk, giyim kusam bir yarismadir gidiyor. Bunun getirdigi surekli karsindakinin acigini arama, buldun mu acimadan kafasina indirme gudusu durumlari. Anne olanlarda is hayatinda bundan nasibini aliyor maalesef, mobbing, isten atilma, isi birakma, cok calisip bebisini ihmal, her turlusu bizi yipratiyor uzuyor. Yoneticiler bir suru universite mezunu hirsli genc varken 30 yas ve ustu dengeli bir hayat (es,cocuk, ask, is, hobi etc) yasamak isteyen kadinlari harcamakta sakinca gormuyor.

Bu bazi AB ulkelerinde annelerin kariyeri yasalarca korunsa da ulkelerin, sirketlerin yaklasimlari farkli oluyor. Italya'da mulakatta anne olmayi dusunuyor musun diye sorular sorulabilirken, daha kuzeyde bu sorulari cisss katagorisinde.

AB Komisyonu uye ulkelere dogum iznini minimum 20 haftaya cikarmayi onerdi. Sonuc cikti mi bilmiyorum ama son durumda is dunyasi temsilcisi dernekler buna karsi lobi yapiyordu. Turkiye'de AB uyeligi yolunda dogum izni suresi 4 ay oldu ama sanirim 2 ay once 2 ay sonra kullandiriliyor. Bu anne adayinin tercih ettigi sekilde kullandirilabilir. (AB'de oldugu gibi buyuk bolumu cocuk dogduktan sonra)

Calisan anneler birleserek, bu konuda yasadiklarini Turkiye ve AB duzeyindeki kadin NGOlarina, AB Komisyonu Turkiye masasina ya da Avrupa Parlamentosi kadin erkek esitligi komitelerine yazabilirler. Ozellikle verilmeyen yasal haklar, kadin erkek ayrimciligi konusunda.
Bunu ulkemizi disariya sikayet olarak bakmayalim lutfen, bu ulkede degisim birileri bizi durtmeden gerceklesmiyor maalesef.

zeynep dedi ki...

mail attım

Adsız dedi ki...

Dogum iznimi yasal sure boyunca kullanıp ise baslayali 5 gun oldu. Korkumdan ucretsiz izin vb. almadim, calistigim sirketin politikasinda hosgoru ve anlayis yoktur cunku. Sirlet ici unvanim olmasa da (kimsenin yok) imza hakkım var ve benim isime ben yokken bakan 2 kisinin birisi aileden bir ise part time bir eleman. Evde fazla sursam aileden elemana bu is kalabilirdi, part time eleman ise akilli bir tip, isi fazlasıyla yurutebilrdi. Zavalli kizim dogru duzgun bir kiloya ulasamadan buraya geldim. Onmeli olan ne is yaptigin degil, verdigin goruntu. Sıkılsan da hoslanman da olan bitenden hislerini kendine saklayacaksın gozlerinden ve durusundan olumsuz hicbirsey okunmamalı. Gittigi yere kadar... ama para tatli. Annelik de esit derecede kutsal. Tum bunlara ragmen ise dondugumun ilk gunu, ertesi gun buyuk bir ameliyat gecirecek olan tepe yonetici sut izni ne kadar suruyor diye muhsebeye soruyor. Bravo... Bunu sorması dusunmesi icin 4 ayi vardi. Istesem ben bunu toplu da kullanabilirdim ama hemen donmeyi, isimin basında olmayi tercih ettim. Dogrudan baglı oldugum yoneticiler sorun cikarmiyor gibi gozukuyorlar. Tabii gercekleri Ocak ayi sonunda hep beraber gorecegiz.