21 Eki 2009

Acaba İyi Bir Baba mıyım?

İçimizde sadece özgür anne yok tabi, yorgunanne var, bezginanne var, baymışanne var, hastaanne var... (Bir de pratik anne var ama bizde pek yok onun kadar:) Bugün yorgun/hasta anneyim. Alerji mi, soğuk algınlığımı belirsiz hallerdeyim. Burun akıntısı, hap hap hapşuuu... Sabah kızımın babası kalktı, beraber oynadılar. Ben uyudum. Daha doğrusu uykuyla uyanıklık arasındaki o belirsiz diyarda bilincim yere yakın dolandım, durdum. İşler giderek ısınıyor. Havalar giderek soğuyor. Ela giderek büyüyor...

Dün yine akşam sevgiliyle otururken kendisine durup durup acaba ben iyi bir baba mıyım diye sorup, sormadığını, sık sık kendini yetersiz hissedip duygusal triplere girip girmediğini sordum.

Soru bir kere bile aklına gelmemiş.

Duygusal tripler zaten yok. Baba olmaktan çok mutlu, keyfini sürüyor. Ağlaması, yememesi, gece uyanması, hareketliliği hep bebek olmasından kaynaklanan doğal nedenler olarak görüyor. Bütün bunlar onun için bir başarı/başarısızlık, sağlık/sağlıksızlık durumu değil. İstediği bir şey varsa kızımıza farklı şekillerin sokulabildiği oyuncaktan almak. Hevesle onu bekliyor, kızımız akıllı olsun istiyor. "Sen sakın benden gizli kendi kendine eziyet ediyor olmayasın hala lohusa kadın" bakışları attı bana bu soruları sorunca. Oysaa bu soruları sormam lazım benim. Sonuç itibariyle biraz düşününce bir babadan beklenen şeyleri çıkardık biz de.

  • Eve para getiriyor mu?
  • Sigortalı bir işi var mı?
  • Dövüyor mu?
  • İçiyor mu?

İlk iki soruya evet, son iki soruya hayır yanıtı verdiyseniz, tamam siz iyi babasınız.

Arada bebişe bakmak için yataktan kalmak, eve de süpürge tutmak gibi faliyetleriniz varsa süper babasınız.

Hemen hemen anneyle eşit sorumluluk alıp, yemede, yedirmede, oynamada, uyutmada, temizlikte, gezdirmekte hani nerdeyse eşitseniz masallardaki prenssiniz...

Ben kendi babamın bu soruyu kendine sorduğunu biliyorum. Ama biz bebekken değil. Büyüdükten, bir baba olarak bizim üzerimizdeki sorumlulukları arttığı zaman. Demek ki, bebek ne kadar küçük, o kadar annenin. Belki de büyüdükçe, baba işin içine daha çok giriyor.

Tuhaf olanın, bu sorgulamaları yapılmaması değil, yapılması olduğuna karar verdik. Çünkü sevgilinin bakış açısına göre, doktor sağlıklı diyor, kız mutlu. Daha nolsun? (Maşallah!) Yani az ıspanak, çok enginar yese ne, yemese ne. Bebek işte, bir yıl bilemedin iki yıl bir süre. Oyun oynuyoruz, uykusunu uyuyor keyfince.

Mesela Tracy Hogg'un kitabı. Çok faydalandım, Allah razı olsun kendisinden. Ama kiminin çocuğu anlatılanlara çok uyarken (misal bizim minik fındık) bazı arkadaşların uymadı. Uymayan arkadaşlar kendilerini kötü, başarısız hissettiler. Bense aslında kendi başarmadığım bir şey için iyi durumda olmaktan utandım biraz. Faydalı olma adına yola çıkıp, anneleri gerdi kitap zaman zaman. Aynı şey hebelüp gübelüp eğitimleri için de geçerli. Yani yapılacaklar, düşünülecekler listesi çok uzun. Siz bir de buna klasik annelik beklentisi içindeki arkaba, kayınvalide, anne sahibi olanları ve başkalarının fikirlerine eyyhhht diyemeyen anneleri düşünün. Yoğurdu kendin yapmadın mı, ütülemedin mi, süt veremedin mi, süt verdin mi, vitamin ver, aman verme, ev pis temizle, meyve yedi mi, su içti mi, pekmez yedi mi, neden zayıf, neden uyumuyor, neden ağlıyor, üşümüş mü, terlemiş mi, susamış mı, ishal mi, kabız mı, pişik mi... (Bu arada çocuk konusu hadi lennn demenin en zor olduğu konu. Dışardan desen bile içerden ya öyleyse diye kuşku bulutu geçiyor, geçmiyor diyemem. Ya haklıysa? Zaman geçtikçe, sen de pişkinleşiyorsun biraz. Ama ilk zamanlar o kadar kolay değil.)

Hedef alınanlar hep anneler. İsterdim ki bir oyun grubu da babalar oluştursun. Pazarları saat üçte çocukları alıp parka gitsinler, işten güçten bahsetsinler arada. Ben babamla maça giderdim küçükken, annem de evde işlerini yapardı. Babam maçı izlerken, ben oralarda kendi kendime oynardım, bazen babamın omuzunda oturur izlerdim. Annemler konuşurken, kendi kendime oyuncaklarımla oynardım.

Sanki bir öz var. Şekil değil de öz. Bütün kitapların, bütün web sitelerinin ötesinde bir şey bu. Sevmek değil. Sevmeden olmaz ama sevmek yeterli değil. Gerçekten niyet etmek diyelim. İyi bir anne olmaya, iyi bir baba olmaya, çocuğun için orada olmaya, onu kendi kötü niyetlerinden ve falsolarından korumaya, geçmişinin izlerinden korumaya, sevgi dolu, oyunun olduğu sağlıklı bir ortam sunmaya, bilinçlendirmeye, kişilik kazanmasına izin vermeye, iyi beslenme alışkanlıkları edinmesi için yardımcı olmaya, araştırmaya ama takıntı yapmamaya...
niyet etmek.

Kendimizi bir yana bırakarak yavruya yeni gözlerle bakmak. Kendini feda edip görmezden gelircesine değil, karşındakine hak tanıyarak, alan açarak...

Belki de iyi anne-baba olmak o niyette gizli. Kendi başarı/başarısızlık hikayenden çok, onun yaşam hikayesi olarak okunacak bir sayfa yaratmak tertemiz.

Belki de D.H Lawrance haklı: Demiş ki anne babaların yapacakları en iyi şey... çocukları rahat bırakmalarıdır.

13 yorum:

Anne ve Bebisi dedi ki...

ha ha :) Bir keyifli yazi daha :) masallaah :P

http://kirazsevdasi.wordpress.com/ dedi ki...

o zaman biz masallardaki prenslerle evliyiz masallah masallah...
benim Doruk dogduktan sonra sık sık sorguladigim sey, kendi cocuklugum.
simdi daha net gorebiliyorum yapilan yanlislari, kısıtlamalari... suclamiyorum, bilseler yapmazlardi, ama oyle olmus iste.
cok farkli yerlerde, cok farkli islerle ugrasan bi insan olabilirdik sonucta. simdi tum bu baskıları ogluma uygulamamak tum dilegim.
yine de bu isler garip isler, cok iddaali degilim, zaman ne gostericek gorucez.
*bayılırım ben bu babaların mooduna. Esim de sık sık, en fazla iki sene daha kalkar geceleri sabret der hep, ne sabretmesi adaaam iki sene diyesim gelir =) neyse bu kadar yuzeysel bir ornek olmadi da, anlayın iste...

Toprak Büyürken dedi ki...

uzunmuş diye başladım nasıl bitti anlamadım :) sizin babadan bizde de var.gayet rahat,herşey yolunda diyor oğluna bakınca.
süper baba bizimki ama prens değil asla :)

BirBen dedi ki...

Bu da süperdi.Ben bunu da maillerim herkese ama canım cicim kocacım o 4 soruya doğru cevapları verip masal prensi olmaktan vazgeçebilir.
Babaların gece kalkmasının,bazen yemek yapmasının,bebeğini alıp anneye nefes alacak zamanlar yaratmasının anne sağlığı ve bebek mutluluğu açısından bir ZORUNLULUK olduğunu zannetmesi işimize geliyor nihayetinde:)))

fazi dedi ki...

baba konusunda aslında genellikle kararı veren kişi yine anne yani kadın.Anne izin verdiği ölçüde baba olaya dahil olabiliyor bence.Babanın ilgisizliğinden şikayet eden her yükün kendisinde olduğundan söylenen vs kadın anne aslında baba kişisine hiç bırakmamıştır.Çevrenize bakınca hemen farkedilir aslında. 'Bana çok düşkün bensiz adım atmıyor bu çocuk ,illa bana sorar herşeyini' diye yakınır çevresine anne.Baba artık her konuda 'annene sor çocuğum' demeye alışmıştır çoktan.Anne sahiplenmesi koruyuculuğu,titizliği zaman zaman enm aileye hem çocuğa zarar vericek duruma gelebiliyor.Bu anne tipine de tavuk anne diyorlar :) İsimde cuk oturmuş sanki:)

Sevgiler özgür :) Yine güzeldi bu yazı baksana benim bile çenemi düşürdü :)

zeynep dedi ki...

"kimse size istemediğiniz şekilde davranmaz". siz izin verdiğiniz sürece kocanız bebek bakımına o derece dahil olur ya da olmaz. itiraf etmek gerekirse benim kocam hiç bir sınıflandırmaya girmiyor. zaten tanıştığımız herkese göre de çok ilginç insanlarız:-) ben işe gidiyorum, kocam evden çalışıyor, kızıma bakıyor. yemeğini yapıyor, oyunlar oynuyor, kitap okuyor, ara öğünleri kestim dedi geçenlerde, ana öğünlerde daha iyi yiyormuş böylece:-P
.
geçenlerde küçük bir oğlan çocuğu görmüş dışarıda bizimkileri. "aaa adama bak.... yapıyor" demiş. düşün, küçük bir oğlan çocuğu bile kodlamış kafasında, bazı şeyleri erkek yapamaz diye. böyle çocukları yetiştiren kadınların oğulları da mümkünse uzak dursun kızlarımızdan.
.
bizim kuşağımız çoook rahat büyütülen çocuklar değil mi? yapılan araştırmalara göre toplumun büyük çocunluğunda basit düzeyde olsa da illaki bir ruhsal bozukluk mevcut. montessori mail grubuna üyeysen bilirsin. doğru kalem tutma şekli tartışılıyor. önemli mi bir baba için. eminin babalara göre komik bir mevzudur. ben halen kalemi yanlış tuttuğum için ve biri bu abuk tutuş şeklini göecek diye kaç buçuk atıyorum.

* YeLiZ * dedi ki...

Cok keyifle okudum :)
Bu arada o bahsettigin babalardan Avrupa ve Amerikada gormek mumkun.Haftaici beraber vakit geciremedikleri icin haftasonu oyun guruplarina ve parklara bebekleri ile giden babalar..
Bizde neden yok acaba ? Acaba sebebi biz evhamli anneler olabilirmiyiz ?? :)

Çiğdemmm dedi ki...

ben daha şimdiden dipsiz sorular içindeyim :( Doğunca naparımm bilemiyorumm :( Sonuçta daha önce hiç anne ve baba rollerini üstlenmedik ki birkaç evcilik ve hayvan dostlarımızı beslemek dışında :/ açıkcası biz de kendimizi keşfedeceğiz bebişh ile ;) veee korkularım, kaygılarım sonsuzzzzzzzzz

Blogun faydasını bir kez daha görmüş oldum bu yazınızla, sadece ben değilmişim ! kabusundan uyandırıyorrr insanı ;) Gerçekten insanın yalnız olmadığını bilmek çokkkkkk rahatlatıcı ;)

Birass karamsar bir merhaba oldu ;/ Ama anlarsınız beni korkularım, kaygılarımm sonsuzzzzzzzzzz gibi ;//

Seda dedi ki...

Tam da bu aralar aynı tespitler, sorular, sorunlar, öneriler beynimde sürekli uçuşurken çok iyi geldi doğrusu yazınız... Sevgiler

kuzunun annesi dedi ki...

Yazın güzeldi, faziyede katılasım gedi ayrıca . Hakkaten biz annelerde bol bol fırsat vermeliyiz ki onlarda vakit geçirebilsinler biraz daha . Oyun grubu meselesine gelince , sanırı bu kavram daha yeni yeni oluştuğu için Türkiyede şimdilik pas yine annelerde . Ataerkil bir toplumumuzda oldugundan bence biraz zaman alır , ama ben yeni babalardan umutluyum . Neden olmasın ?

füsfüs dedi ki...

yazı çok güzeldi, hepimizin zaman zaman yaşadığı çelişkileri sorgulamaları detaylıca sıralamışsın resmen.
benim koca da kızın her işini yapar, şimdikiler hem kendi insiyatifleri hem de bizim yaparsın yürü be şeklindeki desteklerimizle bebek bakımına çok istekliler zaten, olayın dışında kalmak istemiyorlar sanırım
ama kızların da dediği gibi kadın faktörü burda çok önemli bence de, bazı şeyleri beceremese de biraz görmemek önemsememek gerekiyor, çocuk misali heveslerini kırmamak adına.
bir konu daha var ki kesinlikle erkeklerin yarısı kadar da olsa kafamın rahat olmasını isterdim, yeterli miyim, iyi anne miyim vs vs konusunda az düşünmek isterdim, erkekler ne kadar rahatsa benim eşim x3 rahattır, onu çok kıskanıyorum...

Esra Günüşen Ertuğrul dedi ki...

çok güzel ve doğru yazmışsın.benim eşime senin yazını okuduktan sonra sordum.( hoş daha ben hamileyim)böyle bir soru sormayacağını söyledi. sanırım bu erkeklerin yapısı ile ilgili. inanıyorum ki ilgili bir baba olacak fakat hiçbir baba anne kadar çevre baskısı altında kalmayacağından dolayı, yeterli olup-olmayacağını sanırım sormaz...

olmadık işler peşinde dedi ki...

Uzun diye mızmızlandım önce.. bu saatte kafam almaz dedim ama keyifle okudum :)