1 Eki 2009

Başka İnsanların Hayatları...


Ne zamandır yazmak istiyordum yazacak fırsat olmadı, fırsat olduğunda uyku bastırdı, kış geldi aniden, yerimiz de dar filan. Yazamadım. Daha Can Dündar vakasını değerlendiremedik bile. Sevgiloşa Can Dündar bi kızla yatta fotoğraflanmış dedim. Hiç yadırgamadı, sallamadı devam etti. Ertesi gün Uğur Dündar dediğimi idda etti ısrarla. Zaten kendisinin meşhurlar alemiyle ilgisi yoktur.

Can Dündar'ı zerrece sevmem. O süt dökmüş kedi hallerinin gerisinde şaha kalkmayı bekleyen bir aslan olduğundan, su altından yürütülen samanlardan filan şüphelenir idim. Bazı insan huylandırır ya hani. (Mıy mıy insanların hastası değilimdir.) Ahlak dersi verecek değilim kimseye. Bilmiyorum olaydan sonra yazdıklarını okudunuz mu? Bence karısına, çoluğuna çocuğuna ve ona güvenip, inanıp gereksiz mail trafiği yapan okurlarına fena halde ayıp etmiştir. Aldatılmak var, bi de gazetede göre göre, göstere göstere aldatılmak var değil mi efendiler? Usul erkan, yol yordam diyoruz. Neeerden nereye?

Yazdığı yazı içler acısıydı. Ben aslında gerekli kişiye söylemiştim, ama zaten habertürke gitmedimdi ondan şaaptılar vır vır. Yaptılar da seni kızla habertürk mü tanıştırdı. Gözümde yerin yedi kat dibindeki yerini katmerlemekten vazgeçmeyen neydi ya adamın adı, çocuklar duymasın adamını geçti diyebilirim. Kendisi o kadar olay yaşadığı karısıyla dizi setlerinde utanmadan geziniyor. Aldatma mevzusunu, uçkurunu tutmayı beceremeyenleri bir yana koysak, o pişkinlik, herşeyi hakettimcilik, durmadan haklıyımcılık nerden geliyor?

Fena halde şişmiş ego sendromu belki. Bazı insanlara bir haller oluyor. Seçilmiş, ayrıcalıklı, kurallar bana işlemezci oluyorlar. Meşhur olmak, Can Dündar'da olduğu gibi tertemiz çocuğum ailenizin çocuğu, (adamın adı neydi?) Tamer Karadağlı'da olduğu gibi (sevgiloş bildi bunu, 10 puan kendisine:P) evinizin babası halleri tam bir şeytan dürtmesi yaşatıyor. Buraya kadar tamam. Sonrasında kendilerini kurallardan "muaf" hissetme cüreti! İşte o meşhur olmaktan, "bugüne kadar hep doğruydum ama" hallerinden, o eski imajın haleti ruhiyesinden geliyor. Bir ara katolik kilisesi çalkalandıydı, bizde de malesef örnekleri çok, biliyorsunuz işte. Dini konularla gündeme gelmiş bir insan, hoop tacizci çıkıyor. Ve yaptığı yorumlar, söylediği sözlerden şeytan fışkırıyor. Vicdansızlık fışkırıyor. Neymiş şeytan ayartmış. Eh be kardeşim, heralde yani. Şeytanın görevi bu, senin görevin uymamak... Dini konularda adının çıkmış olması seni günahtan "muaf" kılmıyor. Keşke japon olsak da harakiri yapsak. Bir kişi de hakettim cezamı, hayvanlık ettim, özür dilerim dese.

"Haram yememek" öğretisi tedavülden kalkalı çok oluyor.

Sonuca gelecek olursak, diyeceğim şudur. Hiç kimse dışarda gözüktüğü gibi değildir. O ideal resimler, ideal eşler, kusursuz sofralar çoook yalan olabilir. Doğru da olabilir. Çok kavga eden çiftler aşktan sarhoş olabilir. Yani parayla imanın kimde olduğu bilinmediği gibi, mutluluğun aşkın kimde olduğu da belli olmaz. Ben burda derim TV izletmek çok ayıp, sonra ne biliyorsunuz belki 7/24 açık.

O nedenle (şair burda gençlere sesleniyor) çok irdelemeden başkalarının hayatlarına bakarak kendi hayatınızı sakın kurmayın. O güzel resimler, o güzel kokular başka kötü kokuları bastırıyor olabilir. Buralarda yazılanlar, ekranlarda gözükenler, sadece sol üst köşeden çekince güzel çıkan facebook profil fotoğrafları gibi fena halde yalan olabilir...

iyi geceler...

Can Dündar'ın yazısı.

32 yorum:

Adsız dedi ki...

Ben ilk yorumu yazıyorum.Çok güzel yazmışsın, eline sağlık.SEVGİLERİMLE

Parpali dedi ki...

O fotoğrafı bir blogda görmüş, konuyu da o blogdan öğrenmiştim. Sonrasında ne yazıldı, çizildi bihaberim. Merak ettim ama şimdi.
İnsan kendi yaptığı bir şeyi, başkasında gördüğünde daha acımasızca eleştirirmiş. Bir nevi kendini temize çıkarma isteği herhalde. Çok güzel bir yazı olmuş yine.
Bu arada, Ela çok tatlı olmuş yahu. O yüz ifadeleri filan. Çok öperek sevilsin istemiyorsun biliyorum ama :) hatta benim de çocukları mıncıklayarak sevme huyum olmamasına rağmen, öyle sevesim geldi, son fotoğraflarını görünce. Tü tü maşallah diyorum.

Defnenin Annesi dedi ki...

Ne yazik ki onlar medyadik olduklari icin biraz sanssizlar. Ama bir cok adam karisini aldatiyor ve bir cok kadin kocasini aldatiyor. Hatta hic birsey olmamis gibi davraniyor cogu hatta esler bazen biliyor bile (cok garip degil mi, nasil dayaniyorlar neden dayaniyorlar). Medya önündeki insanlar en azindan hesap vermek zorunda kaliyorlar.

Ozgur dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Tuğçe dedi ki...

Ne harika bir yazı!
Ne güzel yazmışsın, oof of!
Çok haklısın, maalesef çok haklı...

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

yani altına komple imzamı atacağım bir yazı döşenmişsin gene.
Ben "romantik forward yazarı" C.D.den hep kıllanırdım. Hele A.l.i Kır.ca olayındaki erkek dayanışmasından acayip tiksinmiştim. "Özel hayatla işi karıştırmayın herkes her şeyi yapabilir ama işini iyi yapması başka bir şeydir" diye bıkbık yazmıştı. Otel odasında pata küte yarı yaşındaki bir kızı döverek şevişen 60 yaşına gelmiş bir adamın yaptığının "normal" olduğunu savunuyor yani.
O göründüğü gibi olma&olmama durumunda söyleyecek çok şey var aslında. Blog dünyasında "cool" takılma derdi var ya, çok tiksindirici. Bebeklerin dana kadar Gap logolu giysilerle poz verdirilmesi(logosuz modelleri de var ama ille logo görünecek) , satır arasına gizlenen beyaz türk'ümsü mesajlar falan.. Belki art niyet yok ama ben kıllanıyorum valla. Hele çocukların bu imaj çalışmasıa kurban edilmesi çok acındırıcı..

Tarkanın Annesi dedi ki...

Gerçi şu bir gerçek biz ne yorum yazsak neler yapsakta malum şahısların çokta umrunda olacağını düşünmüyorum. Çünkü zaten Türk toplumuna cahil görgü fukarası geri kafacı zihniyetli koyun sürüsü sıfatı yapıştırırmışcasına köşelerde tvlerde atıp tutan biz moderniz işte ufkumuz geniş aile yapımız sevgi saygı ve birbiriyle konuşma üzerine kurulu gibi koca koca laflar söyleyen adı geçen vede geçmeyen bu şahsiyetlerin bu yaptıklarına bakınca çokda umurlarında olduğunu zannetmiyorum. Ki zaten kendileri yapılan bu yorumları geyik muhabbeti yapanları da sanki kendileri çok insancı tavırlar içindeymişlercesine hayvanat olarak değerlendirdiklerini söylemiyorlarmı.
Su samuru muhabbetlerini ve tişörtlerini giyen kendileri değilmişcesine bu yaftayı yapıştırabiliyorlar. Çünkü onlara göre kendileri (hiç bir şekilde tavsip etmediğim ve nefretle kınamama rağmen) nebileyim kaç yaşındaki heriflerin uçkurlarına mukayyit olamayıp yaptıkları iğrençlikleri konuşup üzerlerine şekerli ballı bir sürü yorumlar yapabilir ama kendi arsızlıkları gün yüzüne çıkınca ya canım zaten ben evliyim hala ama karıma da açıkladım ooh sıyrıldım bu olaydan hey millet sizde öyle yapın dermişcesine saçma sapan kıvırma açıklamaları yapabileceklerini düşünen insanlar. Eee peki bu adamların diğer anlattığım soysuzlardan ne farkları var. Her iki örnekte bizim gibi acaba çocuklarımızı nasıl yetiştirebiliriz endişesiyle çırpınan milyonlarca anne ve babaya haksızlık değilmi. Ama bizler bazen adamların karizması ses tonları aşıklısı bir millet olup yapılan tüm işleri sanatçılar onlar özgür ruhlular kifvesi altına sokup ellerimiz kızarırcasına yaptıkları herşeylere alkış tutabiliyoruz. Ama bari tüm bu yaşanlardan sonra bir kaç anne dahi olsak bu rezillikleri alkışlamayarak tepkimizi vererek bi dur demeliyiz. Bide yapılan bu haberlere ya zaten bütün köşe yazarları bu yollardan geçmiştir diyen bunun bir marifet olduğunu söyleyen bir kaç kendini bilmez yazara daha. Ve (bence salak çünkü bir insan kendini anca bu kadar aşağılar) bir kadını yanında göstermelik gezdiren iğrenç muhabbetler yapan oyuncu müsvettelerine de prim vermekten vazgeçmeliyiz. Ahmet Hakan'ı sevmem ama Tamer Karadağlı hakkında yazdıklarına belki binlercesi daha eklenebilir bu bir gerçek. Konuşacak aslında çok şey var.

aysema dedi ki...

Sevgili Özgür ANNE,

Yazdıklarının her sözcüğüne aynen katılıyorum. Çok da güzel bir yazı olmuş.

Ancak kaçan, kaçırılan, hatta öldürülen çocuklarıyla ilgili sabah programlarına çıkan kadınların anlattıklarını duysanız dudaklarınız uçuklar. İnanamazsınız insan ilişkilerinin çirkinliğine. Ahlaksızlık yaşam biçimi olmuş. Ama hepsinin başı sımsıkı örtülü...

Ela'yı öpüyorum...

Anne ve Bebisi dedi ki...

Rahmetli dedemin cok sevdigim lafi, belki daha onceden yazmisimdir, hatirlamiyorum; cok mal haramsiz, cok laf yalansiz olmaz :)

O yuzden Ayse Arman'di, Can Dundar'di, yok soyle sevisirim, yok boyle karima-kocama agisim.. hikaye kardesim :)) Birazcik Freud okumus olan, insan psikolojisi kitaplarinin azicik kiyisindan kosesinden gecmis olan bilir bunlari :)

Turk toplumu iki yuzlu bir toplum. Can Dundar'in karisi, genc ve yakisikli bir erkekle goruntulenseydi yatta :)) Sen o zaman seyredecektin, uygulanan linci..

Boyle konular hassas konular, insan ben asla yapmam dememeli. Kimin seytana uyacagi asla belli olmaz. Dedigin gibi, nice tepe noktadaki din adami ne hallere dusuyor.

Asla yapmam dememeli, yapani da cok ayiplamamali belki ama Can Dundar'i hosgorme politikasi, soz konusu karisi oldugunda da uygulanmali.

Ve.. cok ayiplamamali belki ama bundan sonra askti-meskti-sadakatti-karisinin gul kokulu saclariydi vs kulak asmamali. Boyle insanlar oturup kafalarini elleri arasina alip dusunup, sonra da ortaya cikip, yanlis yaptim, yanlis ornek oldum, hataliyim demedikce bence biraz yok sayilmali.

Aman neyse, bosa nefes tuketiyoruz :) Aldatmalar, ahlaksizliklar devam edecek, Turk toplumunun iki yuzlulugu de.. Onune bak kizim, saga sola bakip oynasma.. afferin benim aslan ogluma!!!

yeliz dedi ki...

"Leben Das Anderen" diye bir film vardı, başlığı görünce bu filmden mi bahsedeceksin acep dedim:) nefis bir filmdi...
tabii bu konuyla alakası yok:)
aslında başkalarının hayatlarıyla ne kadar da ilgiliyiz değil mi? ne kadar ara versek de magazin dünyasına gözucuyla illa ki bakıyoruz... mesela ben şimdi konuya epey ilgi duydum hatta can dündarın yazısını biile okudum:)

aa aklıma geldi bu adam karısına aşkını acayip yazılarla cümle aleme ilan etmiyor muydu?

bu arada hülyacım blog dünyasından kimlere kızmakta diye merak ettim? iri gap logoları filan??
hmm biliyorum galiba ;P
sevgiler

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

yeliz yok ya belli biri. ama bazı şeylerin gözümüze gözümüze sokulmasından irrite oluyorum.

Aklımdakiler... dedi ki...

Ben onun o hikayelerini yıllar önce duyduğumdan beri okumuyorum kendisini.. yeni bir olay değil bu yani..

tercih meselesi..yazdıklarına katılıyorum..

ilknur malcı dedi ki...

:)) Hülya bir ara bende kendimden şüphe eder oldum ama Allahtan Gaptan alınmış birşeyimiz yok.

Özgürcüm sende can dündara haksızlık etmişsin.nasıl sıradan insanların orda burda tanıştıkları insanları sevmeye onlar uğruna yuvalarını yıkmaya hakları varsa onunda var :((
maalesef zaman zor çok ve ilişkiler evlilikler her yönden darbe alıyor.Sanmıyorum ki kimsenin aklına eşiyle ilgili şüpheler ya da burdaki örnekteki gibi "sevdim seviyorum" konuşmaları gelmesin.Maddiyat ve şekilcilik içine gömülmüş kalpler ve gözler...ne diyelim ki

Ozgur dedi ki...

Sevgili adsiz,teşekkür ederim. (Baba?)

Ozgur dedi ki...

Parpali, ben de blogda gördüm, sonra detayını okudum. Aslında ben Can Dündar'dan çok o sürekli kendini haklı çıkaran içsesten bahsetmek istemiştim. Hani sevdim ben o kadını, hakkımdı. Karım beni tatmin etmiyordu hakkımdı diyen sen. Ben çok inanıyorum bi kere şeytana kandım bişi olmaz diyen ses. Kendini seçilmiş sayma halleri.

Gel mıncıkla, sana sınırsız izin ayrıca teyzesi:)))) (Saçlar da pek güzel olmuş söyleyemedim bi türlü)

Ozgur dedi ki...

Defnenin annesi, aldatanlar var elbette. Allah şaşırtmasın diyelim. İnsanın türlü türlü hali var. Ama bir de bu olayların yaşanış şekli var. Hadi diyelim bir yanlış yaptınız, olabilir. Ama bu yanlışı doğru yapmaz, normal yapmaz. Medyatik olsun, olmasın. Olay bir yana sonradan söylediklerini daha vahim buldum ben.

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler Tuğçe'cim:)

Ozgur dedi ki...

Hülya'nın Tunası, bıraksan sabaha kadar konuşurum:)

İmaj çalışması yapanlar bir yana, bunu bilinçsizce yapanlar da oluyor. Çıkıyor işte bir yerden gavurluk. Benim diyeceğim, başka hayatlara bakarken dikkat etme noktası. İnsan bazen bakıyor, bunlar böyle yaşıyor diyor, özeniyor. BAzen hayatını o yönde yönetmeye çalışıyor. Bak onlar da hemen çocuk yapmış, biz de yapalım diyor... Filan. Diyeceğim o ki, belli olmaz dışardan. Karşıdaki kendince dürüst olabilir ama kendine karşı dürüst olmayabilir. O yalanı aynaya baktığında kendine anlatıyor da olabilir.

Ozgur dedi ki...

Tarkan'ın annesi, çok haklısın. Kötüden daha kötü olan, kötünün normalleşmesi, ne var canımcılık. Ya da Levent Yüksel'in dediği gibi, "yeter ki onursuz olmasın aşk!"

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler Aysema,
İnsanın içi kaldırmıyor bir noktadan sonra izlemeyi.
:((

anne yazar dedi ki...

Ya aslında ben diyorum ki Can Dündar'ın kabul etmediği o köşeye pekala Özgür Anne Deniz yazar olabilir:)

Ozgur dedi ki...

Anne ve Bebişi,

İşin bir de o yönü var tabi. Pınar Altuğ boşanma gerçekleşmeden gezdi diye (ben 7/24 magazin izliyorum anlamışsınızdır:P) çocuklar duymasın dizisinden atılmıştı. Kendisinin de fani olmamakla beraber, Tamer Karadağlı vakasından sonra, dizinin adı neden "çocuklar duymasın" anlaşıldı demişti birileri, çok gülmüştüm.

Geçenlerde tekrar çekilecek geyiği olunca "Quiz Show" diye bir film vardı onu hatırladım. Filmde hile yapan bir yarışma vardır. Açığa çıktığında yapımcı tüm suçu üzerine alır, der ki "halk unutur, kanal sahipleri unutmaz, biraz unutsunlar döneceğim" ve döner de. Gerçek hayattan alınmış bir öyküdür bu.

Beşer şaşar. Biz de şaşırabiliriz. Evlilikler bitebilir. İnsan olanın başına türlü şeyler gelir, geliyor. Ama arada bir ben ne yapıyorum dedikten sonra, çocuklar gibi ben yapmadım miki yaptım diyemez insan.

Samimiyet, açıklık. Bunlar sanatı sanat yapan şeyler. Bir an Nuri Bilge Ceylan'ı alnından öpesim geldi gaza gelip...

selamlar:)

Ozgur dedi ki...

Yeliz,
İnsan ister istemez başkalarının hayatına bakıyor. Nasıl ki bebeler birbirlerine ve bize bakarak öğreniyolar, biz de aynen. Taklitçi bir türüz.

O nedenle fazla renkli resimlere bir de mercekle bakmalı diyorum. Herkes kendi yolunu kendi çizsin, arasın, kolay çözümlere kaçmasın demek istiyorum.

Kimmiş o bloggerlar ben de merak ettim:) Ne zaman Hülya böyle bişi yazsa merak ediyorum, kim onlar kiiiim. Dikkatsizim ben.

Ozgur dedi ki...

Aklımdakiler,
Ben de okumuyorum. Olayı duyunca gittim okudum. Kendisine bir hayranlığım hiç olmamıştır. Ama ciddi bir hayran kitlesi özellikle kadınlar arasında var diye biliyorum. ah ah.

Ozgur dedi ki...

İlknur malcı,
gerçekten üstenci davranmamaya çalıştım. Ne kadar ayıpp, vay ahlaksız demedim. İnsanlık halidir, insan birini sever ama üslup, adab?
Sen o kadar "yalan" ve göstere göstere yaşarsan, biri de buna tepki gösterir.

Yeter ki onursuz olmasın aşk!

Yeter ki egodan popolar tavana vurup, akıl malum bölgelere kaçmasın:)

Ozgur dedi ki...

Anne yazar, çok teşekkür ederim efendim. Eksik kalalım aman:)

füsfüs dedi ki...

haberim yoktu senden öğrendim, sağolasın, yazısını da okudum ve anladım ki can dündar da olsa sokaktaki ahmet efendi de olsa farketmiyor, savunma hep aynı, sevdim, beni ilgilendirir, size noluyor vs vs. işte kimi can dündar gibi şairane edebi cümleler kurup bazılarına kendisini haklı gösterebiliyor
ben de hülya gibi şu -mış gibi yapanlara fena takığım, hem bloglarda hem facebookta orda burda, heryerde bu tipler
çılgınca eğlenen, hep süslü gezen, kocasıyla delice aşık, zırt vırt.
bazı durumların yapay olduğu o kadar belli ki, ya da benim antenler fazla açık bilmiyorum. neyse senin yazıların gibi gelen yorumlar da uzun oluyor işte, idare et
sevgiler

k.i.s.d. dedi ki...

Bir çok insana geri kafalılık gibi gelecek, yargılanacak düşüncem,idam edilecek belki de. Ben evli birinin başka bir insanı sevse bile bunu fiiliyata geçirme hakkı olmadığını düşünüyorum. Evlenmek sadece oo lala beraber yaşıycaz, aynı ev falan değil bir sorumluluklar silsilesinin altına atmışsın sen imzanı. Eşler birbirinden sorumludur her anlamda. Karın o senin kırmamalı, ihmal etmemelisin. Ya da kocan o senin. O evlilik cüzdanında ikinizin adı ve imzası bulunduğu sürece birini sevsen bile içinde tutup devam etmelisin hayatına. VEya adam gibi boşan. Of kızıyorum. Aşk ayağa düştü meşk oldu.

esra dedi ki...

harika yazmışsın, eline sağlık..

Ozgur dedi ki...

füsfüs, fazla aldanmamak lazım. İnsan bilemiyor ki, kim ne yaşıyor, neyi bastırmaya çalışıyor?

Ozgur dedi ki...

k.i.s.d,
Bence de boşansınlar.

Ozgur dedi ki...

Teşekkür ederim Esra:)