20 Eki 2009

Dünyayı güzellik kurtaracak.

Dışardan rahat oturuyormuşum gibi gözüküyor ama aslında öyle bir arada derede yazıyorum ki yazıları. Dünkü gecenin bir körünü bekliyormuş çıkıverdi. Daha haftasonunu anlatamadım bile.

Ela anane, dede evinde çok ama çok mutlu oldu. Anneanne ve dedenin halini tasvire kelime yetmez. Pek yakında babaanne evine de gidilecek. Leyleği havada gördük, Ali babanın bir leyleği var...

Mevlüde gittik, kalabalık. Ela'nın uyku saatine yakın. Huzursuz oldu. Yemek yedirdik o hengamede anneanne ve ben, teyzoş mutfakta. Ama mutfak da dolu. Sonrasında herkes kucağa almak ister, özlemişler, haklılar. Amaaa yabancı korkusu bastırır. Kızım basar çığlığı. En son olarak yatak odasına sığındık ve çekirdek aile olarak babaannemin evinden kendi evimize erken döndük. Kızım huzursuz oldu ama gitmemiz iyi oldu.

Sevgiliyle çıktık şehirde tur attık. Bol merdivenli zamanlar, liman, yeşil, mavi deniz. Çocukluğumun sokakları küçülmüş, ilkokullarım. Hala bacaklarım ağrıyor hafif, fazla yürümüşüz. Daha doğrusu, o gün fazla yürümedik, bir süredir az yürüyormuşuz.

Biz yokken anneanne, dede ve Ela kendi turlarını atmışlar. Maç izlemişler. (Bizim kızda bir futbol sevgisi var ki çok korkuyorum. Dedemiz fanatik. Sevgili de ben de izlemeyiz kesinlikle. Ela topa çok güzel vuruyor...) Maçta davullar zurnalar, taraftarlar. Eloş oynar, anneanne oynar.

Pek güzel anneanne yapımı ıspanaklı, sebzeli, kıymalı çorbalar içtik. Biz de yapıyoruz ıspanak ama onunki başka tabi. Çok kısa sürdü ama öyle güzeldi ki... Şehir biraz ıslak, biraz serin, bolca özlem.

Dönüş yolunda iyi geldik aslında. Ela otokoltuğu/ana kucağından sıkılıyor biraz. Küçük gelmeye başladığı için mi? Ali baba filan derken yolda durduk. Bir ara Ela sürücü koltuğuna oturdu. Buna çok şaşırıyorum, derhal direksiyonu çevirmeye başladı. Daha önce yaz tatilinde araba oyuncağına oturttuğumda da aynı şeyi yapmıştı. Akıllı kuzucum. Doğuştan şoför.

Temde kaza vardı, bekledik on-on beş dakike eve 30 km kalmışken. İnsan sabırsızlanıyor bir an önce varmak istiyor. Gelince Ela öyle çok sevindi ki... Alkışlar, el çırpmalar. Dikkatle odasındaki balıklara, denizaltına bakmalar. Normalde yatağında oturmayı sevmez. Bavulu açana kadar oturttum, kitabını verdim, yatağında oturdu sakin sakin...

Bu sabah karşıda toplantım vardı. Dün kuaför filan koşturdum biraz. Sabah deniz otobüsünü yakaladım. İnadına güzeldi İstanbul. Pırıl pırıl bir hava, düz denizde salınan otobüs. Boğaz, temiz hava, martılar. Tamdı. Düşünmem, planlamam gereken binlerce şey varken sanki güzelliği görmem için zorladı beni şehir.

Bırak dedi, boş işler dedi.
Gözünün önündeki güzellikleri görmedikten sonra dedi.
Sabah tazeliğinde derin nefesler almadıktan sonra dedi.

Erken gitmiştim, bir çay içtim, bir tost yedim.
Günüm güzel geçti...

5 yorum:

kirazsevdasi dedi ki...

ohh pek guzel pek sahane,
ne guzel olmustur sabah sabah guzellikleri gorebilmek.
afiyet olsun =)

Ayşe dedi ki...

ya boyle anlatiyorsun, biz burada ozluyoruz...

Tekir dedi ki...

Bir insanı sevmekle başlayacak herşey...

:)

kuzunun annesi dedi ki...

Günaydın , temiz hava- simit -çay , içim açıldı valla . Ben Eloşu özledim . Bir sonraki posta koy bir latest picture da uzaktan bir sevelim kuzuşu:)

BirBen dedi ki...

Kalabalıkta huzursuzlanmalarından dert yanıp,ama sosyalleşsin anneanne ,dede sevgisini de alsın diyip tekrar uzayan tatillerden bizde de var:)
Dengeleyeceğiz artık...