19 Eki 2009

Bloguna neden bu ismi verdin Mimi..

Sevgili Ayşe mimlemiş beni. Hemen gelsin bakalım...

1-Bloguna neden bu ismi verdin?

Özgüranne bir düşünce, bir umut olarak ortaya çıktı.

Şu kutsal anne miti var ya hani hepimizi hapseden. Anne dediğin eve bağımlıdır, çocuğa bağımlıdır, gidemez, edemez, yapamaz, naz çeker, kahır çeker, saçını süpürge eder, yemez yedirir, içmez içtirir, giymez giydirir, çocuğaaa bakar anneee, evineee tapar anneee, bi çiçek bile istemez karşılığında anneee durumları. Annelik nedir sorusu toplumumuzca "kendinden feragat, süresiz ve koşulsuz vericilik, bitmeyen sorumluluk" vb olarak yanıtlandığından bunun dışında bir hayat isteyen tüm kadınlara bencil dendiğinden bir huzursuzluğum vardı. "Anne benim uçmam gerek. İstemiyorum pilav yapmak. Sana bir de torun gerek. İstemiyorum çocuk bakmak" şarkısıyla dile gelen haller.

Sonra bir gün bunun kadar saçma olduğunu farkettim.

Çocukla uçmanı engelleyen şey aslında seni eve kapatan toplum. Tependen aşağı rolleri, görev ve sorumlulukları boca eden kültür. Senin onlara bu gücü veriyor olman. Cennet benim ayaklarımın altında olmasın anayım diye. Ben dünyada da rahat istiyorum izninizle. Anne olup bi anda hadi kutsal oldun sen hallerine düşmek istemedim. Kutsallığı alın, bana özgürlüğümü verin.

Kendini sınırlayan biri varsa bu sensin.

Düşleyebildiğin kadar özgürsün.

Özgür bir anne olmak için yola çıktım. Bir umut olarak. Yapabiliyor muyum bilmiyorum. Tuzak çok fazla. İnsan standart orta sınıf değerlerini ağına düşüyor zaman zaman. Her ay doktora gidiyoruz işte, bence gitmesek de olur, ama gidiyoruz. Pek çok oyuncağı almasak da olur, ama işte alıyoruz bazen. Ya da nasıl desem, bence gereksiz olan ama fazladan yaptığım şeyler oldu. Ne ütüleyecem çamaşırları çok saçma dedim. Oturdum ütüledim. Yedirdiğimi içirdiğimi obsesyon yapmayacağım dedim, bir ara yeterince protein alıyor mu, vitamin alıyor mu diye endişelendiğim oldu. Fazla karbonhidrat aman şişmanlıyor muyuz diye korktuğum oldu. Planladığım her şeyi yapamadığım, haddinden fazla sorumluluk yüklendiğim oldu. Oldu yani.

Demek istediğim ne demişler:

Teoride: Teori ve pratik aynıdır.
Pratikte: değildir.

Biraz daha anlatayım. Duruun diyeceklerim var.

Özgür anneyi tanımlayayım.

Bi kere özgür anne denilen anne türü, kendini reklamlara, trendlere kaptırmaz. Sakin olur, doğalı arar. Her hıyar diyene elinde tuzla koşmaz. Her aşıyı yaptırmaz. Her söylenene inanmaz. Her yeni mamayı yedirmez. Araştırır, soruşturur.

Özgür anne denen tür, kariyer de yapıcam, çocuk da yapıcam, evi de temizleyecem, arkadaş ortamımı da idare edicem diye günde dört saat uyuyan annelere karşıdır. Bu kariyer yapmayacağı, çocuk yapmayacağı, evinin kirli olacağı ve arkadaşları olmayacağı anlamına gelmez. Gece uyku uyumayıp, kendini süper olucam diye heba etmek de bir seçimdir tabi, sadece özgür annenin seçimi değildir.

Özgür anne yapacağı şeyleri sadece "öyle tercih ettiği için" yapar. Toplum, çevre, kocası, anası, danası, kaynanası, kaynatası, partonu, trendi, anne ve çocuk dergisi öyle söylüyor diye değil.

Özgür annenin mottosu, mutlu ve dinlenmiş anne = mutlu çocuktur. Buradaki anahtar kelime dinlenmiştir. Annelik zor zanaattir. Yorgun anne çocukla ilgilendiğini sanır, oturur yanına, oynuyormuş gibi yapar. Çocuk da bunu çok güzel anlar. Anne yorgun olmayacak ki, yavrusuyla yarım saat bile oynasa hakikaten orada olsun. Gece mesaisi bölüşülmelidir.

Her çeşit kendini feda, heba girişiminde şu soruyu sorar. Attığım taş ürküttüğüm kurbağaya değiyor mu? Kendini paralayacaksın peki o eylemi yapmamanın bedeli nedir. Kıyafetleri ütülemezsen ne olur? Hiç. Gerçekten de evin o kısmını düzenlemen bugün şart mı? Bugün dışarda olucaz, hazır gıda yese ne olur?

Yani özetle, özgür anne, çocuğun fiziksel sağlığı kadar, ruhuna odaklanır. Bilir ki bastırılmış, mutsuz, yorgun anne, çocuğa iyi gelmez. Ela'nın mutluluğu, annenin neşesine bağlıdır. Anne arkadaşlarıyla çıkacak, konuşacak, üretecek, Ela'yı bütün bunlara engel görmeyecektir. Yapamadıklarına bahane etmeyecektir. Ev temiz, pırıl pırıl, oyuncaklar sürekli anne tarafından toplanır gibi tek kişiye kalmış bir düzen oyununa ortak olmayacaktır. Evin tüm bireyleri bu çabada yer almalıdır. Yardıma hayır demez. Annelik çok zor diyip işten kaçar herkese fena halde gıcık olur, laf sokar :)

Özgür anne, kız ve erkek çocukları arasında ayırıma, cinsiyetçiliğe, el kadar bebelere cinsel kimlik yakıştırmaya karşıdır. Kız çocuk bunu yapar, erkek çocuk şunu yaparlara karşıdır.

Anne özgür olmalı ki, yavru özgürlüğü öğrensin. Anne birey olmalı ki yavru birey olsun. Anne kendini sınırlamamalı, kısıtlamamalı ki yavrusuna sanal engeller koymasın. Zihin kuş olsun uçsunnnn.

Ben de uçayımmm, kızım da uçsun.

Yani istiyorum ki anne denen insan fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür olsun. Okumayı, araştırmayı, öğrenmeyi bırakmasın. Kapitalist değerlere teslim olmasın. Anneliği bebeğine en doğru şeyi "satın almak" sanmasın. Bebeğine en doğru şeyi pişirmekten ibaret sanmasın. Anneliği kendini mutsuz etmek pahasına her şeyden vazgeçmek sanmasın. Anneliği bakteriler konusunda obsesyon yapmak sanmasın.

Annelik zor zanaat, bir şeyler alınacak, yemekler pişirilecek, kıyafet/okul/ kitap/ oyuncak seçilecek, bir sürü şey ertelenecek bir süreliğine belki, evet. Ama gerektiği kadarı. DENGE, anahtar kelime. Ayarı tutturmak önemli.

Kendine baksın, kendiyle yüzleşsin, kendine karşı dürüst olsun, önce kendi sınırlarını kaldırsın, önce kendi zihnini yıkasın, temizlesin, arıtsın. İçten olsun.

Ki yavrular bunu örnek alsınlar.

Yola sırtlarında analarından babalarından kalma dert yükleri olmadan çıksınlar...

2-Blog yazarken star tribiyle istediğin,olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?
Yok, her ortamda, her durumda iki satır çiziktiririm. Yeter ki kafam yerinde olsun. Fazlaca yorgun ya da keyifsiz olmayayım.

3-En son satın aldığın garip şey?

Yanlışlıkla Time travelers wife kitabını satın aldım.

4 -Şeker gibi olduğun anlar?

Güzel uyku uyuduğumda, güzel bir kitap okuduğumda, doyurucu bir sohbetten sonra, güzel bir yazı okuduğumda, güzel bir dostla buluştuğumda, akşam dışarı çıktığımda...

5-Arkadaşım artık sormayın şunları dediğin şeyler?

Çok var ama aklıma gelmedi şimdi bir an. Bir ara sütün yetiyor mu baştaydı mesela.

6-Aynaya bakınca gördüğün?

Bakışşşlarını yiyeyim senin yavrumm benim bee. Bi de Ela'ylaysak Ceeeee....

7-Kendini okutan blog dediğin?

İmla kurallarına uyan, otomatik olmayan, bol paragraflı, sorgulayıcı olan, deneyimden gelen, tarzı olan, söyleyecek sözü olan, rol kesmeyen, içten... ve özenli olmalı.

8-Bu blog sahibi/sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?

Kitapçılar, caddedeki bilimum kafe, haftasonu kahvaltı mekanları, taksim'de bostancı dolmuş sırası veee çocuk bahçeleri...

Mimlediklerim:

Birinci Tekir Şahıs
Sarı Çizmeli
Kiraz Sevdası
Can'ın Güncesi

12 yorum:

kirazsevdasi dedi ki...

ozellikle kendini tanımladıgın noktalarda muhtesem bi anlatım var,
iste seni kafandaki şeyleri bu kadar duzgun anlatabildigin icin de cok severek okuyorum,
mim cevaplanacak en kısa zamanda sevgiler...

Anne ve Bebisi dedi ki...

Alkislar "Ozgur" "Anne"yeeee :)))
Cok guzel, cok cok guzel yazmissin. Insan zaman zaman pratikte, teoriden sapmalar gosteriyor ama pusula dogru ayardaysa yine yoluna donuyor :))

Bu konuda yazmayi epeydir ben de istiyorum, senin bu yazina da link verip yakinda bir seyler ciziktireyim :))

Toplumun bu konuda cok etkisi var, Ingiltere'de yasayan Turk anneler bile, cevrelerindeki bilimum rahat, kendi hayatina kaldigi yerden devam eden Ingiliz, Hintli, Zenci annelere bakip bakip "yaa kadinlar ne rahat, ne guzel, keske biz de oyle olabilsek" demelerine ragmen kaldiklari yerden devam ediyorlar.

Gecen gun sitedeki Turk komsum bana, oglun istahsiz diye hic uzulmuyor musun? diye sordu :) Bunu kotu bir niyetle sormadi, kendi kizi da cok zayif, istahsiz, o cok uzuluyor :)) Ben de; yoo, yemiyorsa bogazindan zorla, tuple midesine sokamam ya yiyecekleri, onemli olan saglikli olmasi dedim. Haklisin ama ben cok uzuluyorum, uzulmemem lazim ama yapamiyorum dedi.

Artik kadincagizin beynine, bilicnaltina nasil islediyse; iyi anne, cocugu istahli annedir! falan fikri.

haa bir de o var tabi; surekli bizim hatunlarin; cocugum yemek yemedi, cocugum uyumadi, cocugum oynamadi, cocugum tuvalete cisini yapmadi, cocugum a dedi, b demedi; b dedi, a demedi..... BEN KOTU BIR ANNE MIYIM ACABA? COK VICDAN AZABI CEKIYORUM!

Bir insan surekli olarak nasil kendisine ben kotu bir anne miyim acaba diye sorar? Eger cocugu 24 saat odaya hapsedip iskence yapmiyorsaniz kotu degilsinizdir bana gore :P

Babalara sorumluluk yukleyen yok. Hangi baba soruyordur kendine, cocugum yemek yhemiyor ben kotu bir babamiyim diye?

Boyle "vicdan" yapan anneler en buyuk kotulugu kendi kizlarina yapiyorlar. Kendilerine sinirlar, duvarlar cizen bu anneler toplumda kadinin cevresindeki duvara bir tugla da kendileri ekliyorlar, duvari yukseltiyorlar. SOnra da kizlarini o daha yuksek duvarli hapishaneye kendi elleri ile hapsediyorlar.

Baska milletlerdeki arkadaslarimdan ornekler vererek bir yazi yazayim birazdan :))))

Bravo tekrardan ozgur anne :) Biz birlesip ozgur anneler birligi kuralim :D

Bi manifesto yazmali senin bu yazini temel alarak :D

Tekir dedi ki...

yine çok güzel bir yazı olmuş özgür'cüm. eline, yüreğine sağlık. sanki daha devam edecek gibi? yaz yaz yaz :)

meltem dedi ki...

Tebrikler Ozgur Anne, cok iyi anlatmissin. Okurken ohh be yalniz degilim dedim. Yasasin Ozgur Anneler ve ozgur cocuklari
sevgiler
Meltem

Ozgur dedi ki...

Teşekkür ederim kirazcım, o senin güzel okuyuşun:)
Mimi bekleriz, ne zaman uygun olursanızzz.

Ozgur dedi ki...

Anne ve bebişi, yazana kadar bu kadar dolu olduğumu bilmiyordum. Manifesto gibi olmuş, vallahi azıcık uğraşıp çevirelim.
O bilinçaltı yok mu o bilinçaltı... Mesela babanemler bana bakıp vah vaah zayıf dermiş ben küçükken. Normal olmama rağmen. Şimdi de tombiş diyolar:P

Neden insan kötü anne miyim diye sorar? Çünkü neden bilmem kadını da erkeği de, öteki annesi de herkes anne olanı biraz fazla eleştiriyor. Yargılayıcı bakıyor. Bloglarda azıcık dolaşmak bile bu yargılayan annelerden ne kadar çok insanın şikayet ettiğini gösteriyor. Normdan azıcık bir sapmada hemen üstüne geliyorlar. Sütün yetiyor mu, normal doğum mu sezaryen mi, chicco mu mclarren mi. Bebeğin hiç arabası olmasa nolur ki?

Aşırı bir baskı var Türkiye'de annelerin üzerinde. Analar topluluğuyuz. Kutsal analar. Oğullarını dışarı koşmaya bırakmayan, dizinin dibinden ayırmayan analar. Fedakarlık söylemleri. Karısından analık talep eden erkekler. Bir yanda onlar, bir yanda anlatılarla yükselmiş duvarlara hapsolmuş kızlar.

Konu çok derin. Şaşırıp duruyorum. Bazen kendime bakıyorum, ben de yargılıyorum. Sütü olup da vermeyeni kınıyorum mesela. Ama benim kınamam ilk altı ayı kapsıyor. Başkası da beni kınar ne iki yaşına kadar vermeyecek misin diye... Hoş isteyen istediğini kınasın kime ne.

Belki de bütün amaç anneleri suçlu hissettirip onlara daha çok oyuncak, daha çok hırdavat aldırmaktır. Daha çok hijyen ürünü, daha çok aşı, daha pahalı egzotik ürünler...

Bir de babalar var tabi... Onlar kötü baba mıyım diye düşünmüyorlar, içmiyorum dövmüyorum, fazla karışmıyorum ... daha ne:)

yaz yaz, bekliyorum. konuşacak çok şey var:)

sevgiler, teşekkürler:P

Ozgur dedi ki...

Tekir arkadaşım çok teşekkür ederim. YAziim biraz daha di mi, yüz buldum:)

Ozgur dedi ki...

çok teşekkür ederim meltem, yalnız olmadığını bilmek çok ama çok güzel:) Anlaşılmak da:)

BirBen dedi ki...

Muhteşem anlatmışsın,izninle yazıyı önce eşime sonra birkaç arkadaşıma mail atmak istiyorum.

Özgürlük bence zaten "anne" kelimesinin içinde yer almalı,sıfatlara ihtiyacı yok aslında bu kelimenin:)

Her anne bu yazıyı okumalı,broşür yapıp sokak sokak dağıtmak istedim:))

Tekrar tebrik ediyorum.

Ozgur dedi ki...

Birben,
Çok teşekkür ederim:) Yanaklarım kızardı:P

Elbette istediğin herkese yollayabilirsin, ne demek efendim:)

Çok teşekkürler...

Kremali'nin annesi dedi ki...

Cok mutsuz ve yorgun bir haldeyken rastladim yaziniza. En yalin halimle yazmaktan baska bir secenegim / baskasina takadim yok sizin anlayacaginiz.

Insan, su veya bu sekilde, yorgunluguna careler bulabiliyor, hatta satin alabiliyor da, mutsuzlugundan kurtulmasi o kadar kolay olmuyor maalesef.

Keske dogal seleksiyon sadece mutlu bireylerin anne-baba olmasina musaade etse. Ya da arada kiyak gecip bazi nesillere, mutsuz ebeveyn-mutsuz cocuk kisir dongusunu kiracak guc bahsetse. Su anda o kadar cok ihtiyacim var ki boyle bir kiyaga...

Şule-Bilge'sMum dedi ki...

ya ben adını özgür sanıyordum :) ne düz mantık ama.
dinlenmiş olmanın öneminden bahsetmişsin ya. onların bi gülücüğü bi anne deyişleri dinlendiriveriyor. 6 saat ders anlatmışım , yorgun hissetmiyorum ne hikmetse. onunla uyumak için uazanana kadar :D