4 Kas 2009

Antalya'dan Bir Güzel Geçti...

Macera devam ediyor...

Perşembe günü, daha az gündüz uykusu, daha erken yatırmaca deneyimiz başarıyla sonuçlandı, Ela kesintisiz sabaha kadar uyudu. Ondan önceki 2 hafta boyunca sevgili ile sefil olmuştuk. Cuma keyifli başladı. Çantalar hazırlandı. Bir bize, bir Ela'ya. Yola düştük, Sabiha Gökçen üzerinden Pegasus yolcusuyuz. Seviyoruz Pegasus'u.

Bebekle Uçak Yolculuğu

Açıkcası tam nasıl olur bilemiyordum. Yanımızda iki küçük valiz, bir bebek arabası, bir oto koltuğu, Ela'nın yol çantası, benim el çantam, yağmurlu soğuk hava derken vardık havaalanına. Tavsiyem, yola çıkmadan yavrunun karnını doyurmuş olmak. Yol hali, rötar filan ne zaman başa ne geleceği belli değil. Karnımız toktu, iyiki de öyleymiş. Gittik havaalanına. Yarım saat rötar haberi gelene kadar keyfimiz gıcırdı. Ama Ela'nın sabrı o kadarmış. O yarım saatte sıkıldı, biz de arabasıyla bekleme salonunda daireler çizdik. Oto koltuğunu checkine verdik, bebek arabasını uçak altında aldılar. Güzel bir uygulama.

Bekledik filan derken, uçağa bindik. Kalkışta emdi, inişte emdi, kulaklar gıcır. Arada da uyudu. Ela'yı doyurmuştuk ama kendimiz acıkmışız. Tepede bişiyler yedik kımıl kımıl. İndik, dede, babaanne bizi karşıladı. Taktık koltuğumuzu, kuruldu Ela hanım. Eve gittik.


Dönüş uçağında aynı şekilde iniş ve kalkışta emdik, sorun olmadı. Yalnız Antalya havaalanında bebek arabasıyla uçağa gitmek çok saçma, merdiven in çık derken kucakta taşımak en akıllıcası bi de arabayı taşımış olduk.

Dikkat edilebilecek bir nokta (Teşekkürler Ayşen), uçak hareket eder etmez meme vermek iyi bir fikir değil, kalkışa geçene kadar süt bitebilir:) İnişte de pilot alçalmaya başlıyoruz dedikten bir on on beş dakika sonra vermekte fayda olabilir.

Bu arada uçağa biniş sırası (sıra mı ne sırası?) inerken, genelde aa bu da bebekli yardımcı olalım, yol verelim, önüne atlamayalım gibi duyarlılıklar görmedik. Bebekleri sevmekten anladığımız ellemek, anneleri de sevmiyoruz.

Dönüşte Ela'nın altını değiştirmem gerekti. Sabiha Gökçen'deki tuvaletlerde alt değiştirme ünitesi yoktu ama bir bebek bakım odası varmış. Fena değildi, işe yaradı.

Uçakta Ela için emniyet kemeri verdiler, taktık. Pek şirin bir şey.

Antalya Günleri...

Cumartesi beach parka gittik. Bizim gibi bebek gezdiren aileler vardı. Dolaştık, çay içtik. Canım Akdeniz. İstanbul donarken, sıcacık karşıladı bizi. Akşam balıklar yendi, misler gibi. Kızımız balıkları götürdü. Zaten bu yolculuk boyunca Ela ne yedi, ne yemedi kontrolümden çıktı.

Sürekli mandalina, muz, balık beyni, çeşitli balıklar, hurma, nar suyu, havuç-elma karışımı, pilav, köy tavuğu, pırasa, börülce gibi enteresan yiyeceklerden her fırsatta götürdü. Dedesi başta olmak üzere herkes Ela'yı beslemek için seferber oldu. ("aç çocuk") Ela da yedi valla. İtiraz yok. Biraz daha dobiş olduk gibi geldi bana eve gelince.


Pazar sevgilinin amcasındaydık, biraz da Lara taraflarını gezdik, alışverişler ettik. Pek güzel geçti. Pazartesi kızı babane dedeye bırakıp sevgiliyle saat kulesi, yat limanı, bira patates olaylarına girdik. Sahafçıları gezdik, takı filan aldık, turistik haller.

Salı günü olaysızca döndük. Yalnız geceleri biraz serindi, ısındı soğudu derken ben şifayı kaptım. İncecik gezdim, güney ya sıcak olmalı... Rüzgarlıydı biraz.

Aile...


En önemlisi, sevgilinin anneannesini gördük. Hasta olduğu için gelememişti. Eloşla oynadılar. Diğer akrabaları ziyaret ettik, hep çok sıcak karşılandık. Ela gönülleri fethediyor, sıcak çocuk. Bir de enerjik kardeşim. Biz kömür yakıyoruz, kızda nükleer reaktör çalışıyor...

İnternet aleminden uzak kaldık. Sevgili telefonundan vızır vızır okudum ama yorum yazmak filan zor. Post yazmak da, zaten vakit de olmadı.

Bloglar Alemi...

Bir ufak sözüm var. Birinci Tekir Şahısla konuşurken kendisi şöyle bir benzetme yapmıştı bir ara. Bloggerları düşün ki bir apartmanda oturuyorlar. Sandığımız kadar ortak yanımız yok aslında. Her apartmanın dedikoducusu, gözetleyeni, sakini, sessizi, cırlayanı, efendisi, delisi, apartman yöneticisi vs vs olabilir. Sevdiğinle muhabbet edersin, kahveye çağırırsın, sevmediğine selam verir geçersin. Blog aleminde selam vermek zorunda bile değilsin.

Çok fazla alınganlık, kırılganlık oluyor. Bazen bana da oluyor, kim ne demiş, bana mı demiş gibisinden. Çok ciddiye alınacak bir yanı yok. Şurada iki satır paylaşım peşindeyiz, gerçek hayatımız bu değil ki. İşimiz, gücümüz, eşimiz, dostumuz, hayatımız akıyor bir yanda şırıl şırıl... Yazmayı ve okumayı seviyorum, paylaşmayı seviyorum. Arkadaşlarımın çocuklarını takip etmeyi seviyorum. Çok samimi olmadıklarımı şöyle bir okuyorum. Hayata dair yazılan derin yazıları, kitap eleştirilerini değerli buluyorum.

Çoluğumuzu çocuğumuzu da anlatıyoruz, neden anlatmayalım. Ey okur, sadece sen yoksun ki, anamız var, babamız var, eşimiz var, arkadaşlarımız var, ülke dışındaki sevdiklerimiz var. De ki günlüğünü masada unutmuşsun. Kimi bakar geçer, kimi kapağını bile açmaz. Sevmeyen sevmiyorum der, neden demesin.

Sevenee canım fedaaa, sevmeyeeneee elveeda.


27 yorum:

Sadece anne.. dedi ki...

Ela ne kadar güzel olmuş! Ne kadar büyümüş! Tatiller yarıyor yavrulara.. Siz de çok güzel yazmışsınız yine, elinize sağlık.. :)

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler sadece anne:)))
Çok teşekkürrr...

Şule-Bilge'sMum dedi ki...

evet pek bi serpilmiş maşallah :D

saricizmeli dedi ki...

özlemişiz:)

ela hanımcığım, pek bir şekerlemesiniz ama.

yok ki dedi ki...

Seker gibi olmus Ela! Cok guzel canim benim. Operim!

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

hah seyahati derli toplu anlatacak uzun bir yazı hevesiyle oturdum. ekrana yapıştım okudum.deli miyim neyim ayol ben. hem sıkıldım derim hem özlerim..
beachparkın yağmur sonrası ferah kokusu geldi burnuma bi de..

meltem dedi ki...

Resimler harika, Ela bir içim su.
Özgür anne geçmiş olsun, bol bol sıvı tüketilsin, fış fış burunlar geçsinç

Sevgiler
Meltem

pastacirapunsel dedi ki...

Beachde en son yürüyüşüm böyle yağmur ertesiydi:)) Ne zevk:))
Ela'cık iyice bir serpilmiş sanki annesi, iyi gelmiş Antalya havası....

Sımsıcak sevgiler........

Anne ve Bebisi dedi ki...

Antalya'ya yerlesesim geldi :)

Bi de, sakin ben yazinca ustune alinma :P Bazen elli kere dusunuyorum, bloglar disinda gunluk hayatimdan da cok arkadasim, tanidigim okuyor. Acaba bu yazdigimi falanca yanlis anlar da ustune alinir mi? Su dedigimi filanca mi ustune alinir... yazmak istediklerimin %10'ununu ancak yazabiliyorum :) Bu gidisle sifreli bir blog acicam, icimde ne varsa dokucem :P

Tekir dedi ki...

Sevgili apartman komşum :)
Hoşgelişler ola.
Gittiniz geldiniz ne iyi ettiniz. Siz yokken çiçekleri suladık, kedileri besledik :)

Antalya'ya hiç gitmedim, uzak gelir bana. Bu yaza oralara niyet ettik gibi. Bakalım, tavsiye alırız o vakitler gelince. (henüz kış bile gelmedi ühüüü)

öperiz.

Ayşe dedi ki...

cok guzel bir analoji olmus ozgurcum. siddetle katiliyorum. Bu arada, elos cok buyudu valla. kisin gorusuruz insallah ben geldigimde..

k.i.s.d. dedi ki...

Canımsınız, muckkkk.
Kisd the yan komşu

Parpali dedi ki...

Geçmiş olsun. Siz yokken İstanbul'da bir yağmur, bir yağmur, sorma :)
Gülüşünü sevsinler. Öperim çok. :)

kuzunun annesi dedi ki...

Elacığım görmeyeli çok büyümüşsün , maşallah sana.

Polemikler üzerine yaptığın saptamayı sevdim . ( Ya da Tekirinkini)Cogumuzun ortak noktası bebekler olsa da bir cogumuz zevk-renk-yasam tarzıyla birbirinden ayrılıyor . Hayatı güzel yapanda bu zaten . Herkes aynı şekilde yaşayıp düşünseydi , robot bir topluluk olurduk sanırım . Renge , değişik düşüncelere, bakış açılarına her zaman ihtiyaç var . Ve evet , hoşlanmadığın bir blogu okuma gitsin degil mi ama .

yeliz dedi ki...

hah tekir iyi demiş valla... benim karşı komşum tatlı insanlar, aynı yaşlardayız ama merhabamızdan başka şeyimiz yok, alt komuşuma selam bile vermem, o derece:) ama 2 alt kat komşum Nazlı ile kankayız... böyle, herkesi sevemezsin, herkes de seni sevemez:) ama ben seni seviyom, elayı da seviyom:) ela çok bıcır ya, bayıldım:)

Blogcu Anne dedi ki...

Özgür Anne - "Bebekliyiz" diye yer yol vermelerini beklemeyeceksin. Gideceksin kontuara, "Bebekli yolcular için pre-boarding yapıyor musunuz?" diye soracaksın. Yapmıyor olsalar bile seni önden alırlar, o kalabalık başlamadan rahat rahat girer, yerleşirsin. "Yok valla, başınızın çaresine bakın" derlerse de "Allah sizi bildiği gibi yapsın" bakışları fırlatacaksın.

BirBen dedi ki...

Apatman benzetmesini sevdim,kesinlikle doğru.

Kimse küsüp kapatmasın blogunu,geçici süreyle askıya alsılar ama kapatmasınlar.Her kör satıcının kör bir alıcısı vardır.Ben beğenmem başkası beğenir değil mi?

Herkes tarafından sevilme arzusuna da girmemek lazım.Arada hepimize gelir öyle saçma haller zaten...

Sanal Dünyamız dedi ki...

özgüranne yoksa bizden mi bahsediyorsun?.eger bahsettiğin biz isek bizimkisi tamamen ailevi bir sorun.blog alemiyle alakası yok.zaten böyle blog olaylarına girebilseler bu kadar rahatsız edici olmamayı öğrenirlerdi.

Ozge dedi ki...

Ela cok guzel cikmis:) masallah. Derini de Turkiye ziyaretimizde benim babaannem ve dedem gordu, cok sevindiler, iyi ki gitmisim dedim ben de...

Ozgur dedi ki...

Teşekkürler Şule Bilge's Mum!

Sarı çizmelim, biz de özledik çok!

yok ki, yazını okudum canım. Aşı mevzuunu... napsak naapsak...

hülya, sen kocaman bir çılgınsın:)

meltem, geçsin burunlar!

pastacırapunzel, daha çok sevdim Antalya'yı kışın. Daha sakin, daha güzel, duru...

Ozgur dedi ki...

Anne ve Bebişi, vallahi dökiçini.com, çekiştir.com, anlatderdini.com, anonymussadeceanonymus.com gibi anneler için itiraf com gibi, bloggerkazanı.com gibi bir adres alalım da rahat rahat dökelim içimizi gibi bir düşüncem var:))))

Ozgur dedi ki...

Tekir'im tam size göre bi yer biliyorum Antalya'da beraber gideriz belki...:)

Ozgur dedi ki...

Ayşe çok seviniriz, geldiğinde o telaşede bize de zaman ayırırsan:)

Ozgur dedi ki...

k.i.s.d, ah komşu bi kahve içebilsek...

Parpali öyleymiş, biz yokken kötüymüş. Bugün ne güzeldi ama di mi?

Kuzunun annesi, tamamen senin gibi düşünüyorum. Yani normal halimizde nerden bulacaktık ki birbirimizi? Farklıyız ama işte anlaşıyoruz, daha güzeli var mı...

Ozgur dedi ki...

yeliiiiz, geldiğinde bize de uğrasan ya istanbul seferlerinden birinde. biz de sizi çok seviyoz, takip ediyoz hep an be an:)

Ozgur dedi ki...

Blogcu anne! İşte budur hocam. Bak onu yapabildiğimizi bilmiyodum. Bi dahakine artık. Bir de kalabalığa karışmamak için azıcık uzak duruyoruz filan. Gırrr.

sevgiler

Ozgur dedi ki...

Birben, çok haklısın. İşte bazen bazen sonbahar halleri diyelim...

sanaldünyamız, hiç olur mu yahu:) ama sizi gördüğüme çoook sevindim inan... bilmiyodum bu adresi. aile olaylarınızdan haberim var. çok can sıkıcı yaw:(

ozge, kesinlikle. Çocuktan sonra aile olmak ne demek daha bir anlıyor insan.